Biohacker'lar İnsan DNA'sına Zararlı Yazılım Yüklemeyi Başardı

YAZAN Eser Güven

Bu bir Deus Ex hikayesi değil

Başlık sanki bir bilimkurgu filminden fırlamış gibi duruyor değil mi? İşin içinde biyolojik hackerlar var, insan DNA'sı var, zararlı yazılımlar var. Ama işte bu olayın günümüzde yaşandığını düşününce insan kısa süreliğine de olsa inanamıyor.

Biohacker deyince aklınıza kötü adamlar gelmiş olabilir ama aslında öyle değil, söz konusu kişiler Washington Üniversitesinde görev yapan bir grup araştırmacı. Ve bu araştırmacılar DNA'nın akla bile gelmeyecek bir tehdide ev sahipliği yapmak için kullanabileceğini kanıtlamışlar - insanları veya hayvanları değil, doğrudan bilgisayarları etkileyen bir tehdit.

DNA üzerinde araştırma yapan bu grup tarihte ilk kez DNA örneğindeki ipliklere zararlı yazılım aşılamayı başarmış, bu sayede de örneğin bir gen dizilimi analiz yazılımı bu DNA'yı analiz ettiğinde ortaya çıkan program yazılımı bozarak karşı bilgisayarın kontrolünü ele geçirebiliyormuş. Yani bunu kafanızda daha rahat canlandırabilmeniz için şöyle söyleyeyim, adamlar benim DNA örneğime bir kod ekliyor. Herhangi bir bilgisayarda DNA analizim yapıldığında bu kod ortaya çıkıyor ve karşı bilgisayarın kontrolünü alıyor. Şaka gibi.

Özellikle de internette yayılan yazılımlarda bu tür trojanlarla karşılaşmak son derece yaygın, ama bunun kendi vücudunuzdaki DNA kodunda saklı olduğunu düşünsenize? Elbette hiçbirimiz evimizde DNA çözümlemesi yapmıyoruz, dolayısıyla bana dokunmayan yılan bin yaşasın dememiz mümkün ama bu tür hack girişimi bilim dünyası için gerçekten de çok ciddi bir tehdit oluşturuyor. Gen dizilimi ekipmanları inanılmaz pahalı aletler ve genellikle üniversite laboratuarlarında kullanılıyor, sistemlere bu şekilde sızılması demek gizli kalması gereken DNA bilgilerinin el değiştirmesi anlamına da gelebilir.

Zaten Washington Üniversitesinde bilgisayar bilimi profesörü olarak görev yapan ve bu projeyi yöneten Tadayoshi Kohno da buna dikkat çekmiş: "Bu tip bir sızma girişimi güvenliği ciddi biçimde tehdit eder. Burada ağ bağlanabilirliğinden veya USB sürücülerinden ya da klavyeyi ele geçirmekten bahsetmiyoruz, üzerinde çalışılan DNA'larda saklanan bilgilerin ortaya çıkmasından bahsediyoruz. Bu gerçekten de çok farklı bir tehlike türü."

Elbette bu araştırma ekibinin amacı kimsenin DNA'sını hacklemek değil, sadece bunun yapılabilir olduğunu göstermek. Zaten bu yüzden de aslında "hile" diye nitelendirebileceğimiz kestirme yollar kullanmışlar. Örneğin gerçek dünyadaki hacker'ların fqzcmp programındaki açıkları kullanırdı, ama onlar bunun yerine bu açık kaynaklı programın kodu üzerinde ufak bir oynamaya yaparak sızıntıyı doğrudan gerçekleştirip zaman kazanmışlar.

Ekip DNA işlemede kullanılan yazılımlarda bu tür şeyler kimsenin aklına gelmediği için güvenlik unsurlarının çok da güçlü olmadığını söylüyor, ama yine de mevcut güvenlik zayıflıklarını değerlendirmek yerine bu tür bir yol seçmişler. Dolayısıyla DNA-tabanlı gerçek hack hikayeleri görmemize daha yıllar olduğunu söylemek mümkün, ama Pandora'nın kutusu da açıldı artık bir kere.

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.