XCOM 2: War of the Chosen - Hayatta Kalma Rehberi

YAZAN Ömer Akdağ

Sakin ol ve o elindeki bombayı yere bırak.

XCOM 2’yi çok iyi beceremiyordum ama bir şekilde ilerleyebiliyordum. War of the Chosen’la beraberse oyun çok daha zor bir hal almış ve eskiden az çok işe yarayan taktiklerim pek de işe yaramamaya başlamış. Bir görev için 5-6 saat uğraşıp bir de başarısız olunca açtım interneti hem bir sürü şey okudum, hem bir sürü şey izledim, sonuç olarak da çok daha rahat ilerler bir hale geldim. Öğrendiğim şeyleri sizinle de paylaşmak istedim işinize yarayabileceğini düşündüğüm için. Ama tabii bunlara “uzmanından tavsiyeler” gözüyle bakmayınız, “oyunu zor yoldan az buçuk öğrenen birinden yeni başlayacaklara tavsiyeler” havasında okuyunuz.

Tabii sizin de aşağıdakiler dışında önerileriniz varsa yorumlarda paylaşmanızı rica ederim, yazdıklarınızın birilerinin işine yarama ihtimali hayli yüksek.

Savaş Dışı

1) En yapmamanız gereken şey acele etmek. Avatar Project ilerledikçe veya ana görevler açıldıkça “kumandan bak şöyle bir durum var çok önemli” diye diye panik yaptırıyor karakterler insana. Sakin olun. O görevler genelde bayağı zor oluyor. Öncelikle güçlenmeye çalışın. Unutmayın, düşman Dünya’yı ele geçirmiş durumda ve siz gizli, küçük bir örgütsünüz, düşmanınızla başa baş savaşabilecek durumda değilsiniz; önce yayılmalı ve güçlenmelisiniz. Bırakın Avatar Project ilerlesin biraz. Siz birim toplayın, para biriktirin, araştırmalar yapın, yeni silahlar/zırhlar açın mümkün olduğunca. Grinding şart yani kısacası.

2) Training Grounds diye bir oda çeşidi var, acemilerinizi eğitebiliyor, yetenek puanları dağıtabiliyorsunuz vs. Çekici gelse de oyunun başlarında ihtiyacınız olmayacak, diğer şeylere öncelik verin. Guerilla Tactics School’u bir an önce yapın mesela ki ekibinizi 4 kişiden 5’e ve 6’ya çıkarabilin.

3) Workshop bitişiğindeki odalara mühendis yerine geçen drone’lar yollayabilen bir oda. Yani etrafında mühendis isteyen odaların olduğu bir yere konumlamanız önemli. Oda yerleşiminizi ileride kuracağınız bu Workshop’ı da hesap ederek düzenlemeye çalışın.

4) Özellikle oyunun başlarında her şeye hemen ihtiyacınız var, insanın başının dönmemesi, panik yapmaması çok zor. Yine de panik yapmamaya çalışın. Yeterince paranız, bilginiz, mühendisiniz, bilim insanınız vs. asla olmayacak, bunu en baştan kabul edin. O an en çok ihtiyacınız olan şeyi belirleyin ve ertelediklerinize üzülmemeye çalışın.

5) Dünya haritasında taramalarınızı yaparken cart diye çıkıyor ya yan görevler, “üf bunu da atlayayım da bir an önce bitireyim taramaları” demeyiniz. O görevleri yapmamanın bedeli genelde hoş olmuyor.

6) Her silah tipinden 2 tane falan geliştirseniz, en sağlam modifikasyonları onlarda kullansanız yeterli. Her savaşta atıyorum farklı Grenadier kullanabilirsiniz ama silahları bir birimden çıkarıp ötekine verebileceğinizi unutmayın. Yalnız hele Chosen indirdiğinizde elde ettiğiniz silahlar var ya… Üf…

Savaş Başlangıcı

1) Reaper’ınızı sevin. Shadow modundayken tespit edilmesi çok çok zor. Takımınız arkada yavaş yavaş ve tedbirli bir şekilde ilerlerken Reaper’ı etrafta dolaştırın, nerelerde hangi düşmanlar olduğunu görün. Bir de gördüğü düşmanları uzaktayken bile görmeye devam etmesini sağlayan yeteneği aldınız mı müthiş bir savaş alanı hâkimiyetine kavuştunuz demektir.

2) En en en hayati şeylerden biri de çatışmanın nasıl başlayacağı. Burada biraz detaya girmek durumundayım. Görevlerin çoğunluğuna düşmanın sizden haberi yokken başlıyorsunuz. İlk çatışmanızda bunun avantajını sonuna kadar kullanın. Devriye gezen düşmanlar genelde bir arada durur. Savaşı ortalarına bir bomba sallayarak başlatmak çok güzel bir seçenek mesela. Hatta daha da güzeli elinizin altında Reaper varsa Claymore’unu sessizce düşmanların arasına sallamak, sonra da oraya bir bomba atmak sanıyorum en ideal başlangıç yolu. İki patlayıcının hasarını aynı anda alıyorlar. Birileri sağ kalsa bile üfleseniz ölür zaten.

3) Çatışmaların başlangıç mantığını iyi özümsemeniz aşırı önemli. Gerçekçi düşünmeyin, oyunun kendi mantığından bahsediyorum. Görevdeki ilk çatışmanız olmadığını, yani düşmanın sizin orada olduğunuzu bildiğini varsayıyorum. Oyunda siz düşmanı gördüğünüzde düşman da sizi gördü demektir ve sizi görür görmez kendi sıralarının gelmesini beklemeden siperlere dağılırlar, sıraları geldiğinde de saldırırlar. Yani mantık olarak yapmanız gereken şey düşmanı ilk hareket ettireceğiniz birimle görmek. Böylece düşmanlar siperlerine dağıldıktan sonra sıra onlara geçmeden önce bütün birimlerinizle saldırı yapma şansına sahip olursunuz. Öyle yapmadınız, beş biriminizin tüm hareket puanlarını da harcadınız, son biriminizle de düşmanla karşılaştınız diyelim. Düşman siperlere dağılacak ve sıra direkt onlara geçecek demektir. Sonrasında yaşanacaklardan hoşlanacağınızın garantisini veremem.

4) Yani çatışmada değilken en ideal hareket etme yöntemi bir biriminizi hareket puanının yarısını kullanarak ilerideki yüksek siperli bir noktaya yürütmek, düşman görmediyseniz diğer birimlerinizi de onun arkasında, onun görmediği bir düşmanı görme ihtimali olmayan bir yerlere yürütmek, sonrasında da herkesle Overwatch’a girmek. Zaman sınırlı vs. görevlerde daha agresif olmalısınız tabii, o ayrı.

5) Ha tabii sizin düşmanı bulmanızdansa düşmanın sizi bulması çok daha iyi. Böylece savaş başladığında sıra ilk sizde olur ve bütün birimlerinizi istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Eh bunu yapabilmenin en güzel yolu da Reaper’ın gözcülüğünü iyi kullanabilmekten geçiyor.

Savaş İçi

1) Eskiden yaptığım en büyük hatalardan biri sipere geçip karşı tarafta yine sipere geçmiş düşmanlarla çatışmak, hazar aldıkça da iyileşmeye çalışmaktı. Kulağa normal geliyor ama düşmanlarınızın sizden çok daha fazla sayıda olduğunu düşünürseniz değil. Zafere giden yol aslında patlayıcılardan geçiyor. Her savaşta yanınıza en az 6-7 tane patlayıcı almaya çalışın. Patlayıcılarla hem düşmana hasar vermek hem de siperini yıkmak, sonrasındaysa açıkta kalmış düşmanı silahlarla patır patır indirmek asıl yapmanız gereken şey. Öyle %60-70 vurma şansı olan silahlı çatışmalara mümkün olduğunca girmeyin yani. Hiç değilse düşmanın yan tarafına dolaşarak saldırın.

2) Yüksek siperde olmak çok önemli. Daha uygun yerde alçak siper varsa siz yine de daha az uygun yerdeki yüksek siperin arkasına geçmeye çalışın.

3) Sharpshooter birimleriniz normal savaşlarda diğer birimlere göre, tüfeği iki hareket puanını birden istediği için, daha etkisiz. Yani yanınıza Sharpshooter alacağınıza diğer birim tiplerinden daha fazla almayı düşünebilirsiniz. Ancak yeni Lost düşmanlarının bulunduğu görevlerde de en etkili birimler Sharpshooter’lar. Şarjör değiştirmenin gerekmediği tabancalarıyla çılgın şeyler yapabiliyorlar.

4) Biraz daha Reaper övelim. Silahı çok etkili değil, kullandığı zaman da Shadow modundan çıkma olasılığı yüksek. O yüzden silahına çok başvurmayın ama yanında taşıdığı Claymore candır. Düşmanların arasına atabilir ve isterseniz patlatabilirsiniz, bu sırada da Shadow modundan çıkmazsınız. Claymore’un sayısını ve gücünü arttıran bütün güçlendirmeleri alın yani kısacası. Bir de bunun üstüne Remote Start diye bir yeteneği var, etraftaki arabaları, varilleri falan patlatıp çılgın hasarlar verebiliyor arkadaş, üstüne üstlük Shadow modundan da çıkmıyor. O yeteneği de kesin alıp güçlendirin.

5) Yeni özel birimlerden Templar’ı da biraz övmek isterim. Güçlü yakın saldırıları var ve bu saldırıyla birini öldürdüğünde Focus kazanıyor. Kazandığı Focus’larla yapabildikleri güzel ama çok da etkileyici değil, asıl yakın saldırılarının kendisi çok iyi. Ondan da iyisi yakın saldırı yaptıktan sonra hareket edip bir yerlere kaçabilmeniz. Daha bile harikasıysa eğer gerekli yeteneği aldıysanız yakın saldırıdan sonra olduğunuz yerde durup alacağınız ilk saldırıyı komple bloklamanız. Az sayıda güçlü birimle savaşıyorsanız harika tanklık yapıyor yani.

6) Bu arada yeni birimlerden Skirmisher’ı övmedim özellikle ama o da orta mesafeden çok güzel hasarlar verebilen, hareket kabiliyeti yüksek, sağlam bir birim. Diğer ikisi kadar aşmış değil sadece.

7) Savaşlarda Templar’ın veya Ranger’ın yakın mesafe saldırılarını kullanmak istiyor insan, süper hasarlar verebiliyorsunuz ancak dikkatli olun. Yakın mesafeden saldırmak biraz daha ilerideki, sizi henüz görmemiş devriyelerin sizi görmesine neden olabilir. Yakından saldırıp çok vuracağım diye 1 yerine 3 birlikle birden kapışmak zorunda kalabilirsiniz.

8) Bu bug da olabilir, aşırı şanssızlık da olabilir ama yine de yazayım, bir robotu hack’leyip kendiniz için savaşmasını sağlayabiliyorsunuz ancak ben %50 civarı şansla 15 kere falan denedim, bir kere bile başarılı olamadım. Çok bel bağlamayın ona yani.

Son olarak: Oyunu istediğiniz zorlukta oynayın, isterseniz en düşük zorlukta oynayın, önemli değil ama sadece tek bir kayıt dosyanız olduğu, Ironman modunu mutlaka açın. XCOM'un gerçek tadı gerçekten de öyle çıkıyor.

İLGİLİ BÖLÜMLER
Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.