Divinity: The Original Sin 2 İnceleme - Karşınızda Yılın RYO'su

YAZAN Eser Güven

Tanıştırayım, kendisi yılın rol yapma oyunu olur

Beni haritanın o kısmına sürükleyen şeyin ne olduğunu inanın şu an hatırlamıyorum. Ama işte oradaydı. Sahile vurmuş bir köpekbalığı. Çoğu kişi için önemsiz görünebilecek bir detaydı belki, ne var yani daha önce hiç kıyıda yatan bir balık görmediniz mi? Ben çok gördüm. Ama işte hayvanlarla konuşabilme yeteneğine sahip olduğum için bu tür şeyler ekstradan ilgimi çekiyor çünkü emin olun her hayvanın anlatacak bir hikayesi vardır.

Tam da tahmin ettiğim gibi… Kendisiyle konuştuğumda onu öldürmem için yalvardı bana köpekbalığı. Bak yapma etme, atayım seni denize, daha uzun bir ömür seni bekliyor desem bile dinletemedim. Denizden korkuyordu çünkü. Daha doğrusu denizin içindeki şeylerden. İkna edemedim. Yoluma devam ettim.

Devam ettim ama aklım da hayvancağızda kaldı yahu. Ben kimdim ki acı çeken bu zavallı hayvanın son isteğini görmezden geleyim. Tekrar döndüm sahile ve kılıcımı kafasına indirdim. Bir daha. Bir daha. Öldü. Gayri ihtiyarı üzerine tıkladım, sanki köpekbalığının içinde ne bulacaksam, ilahi ben. Sanırsın ki elmaslar, zümrütler yutmuş. Hayır, içinde sadece tek bir şey vardı. Kopuk bir bacak. Gayet normal. Asıl insan yemeyen köpekbalığından korkacaksın.

İntihara meyilli köpekbalıklarını başka nerede göreceksiniz ki?

Aslında hikayenin burada bitmesi gerekirdi değil mi? Ama elflerin şöyle bir yeteneği var, ceset parçalarını yiyebiliyor ve o kişinin son anlarına dair anılarına erişebiliyorlar. Benim de şansıma grubumda bir elf güzeli, yetenekli bir rogue olan Sebille var. Hemen verdim bacağı, afiyetle yiyiverdi. Meğer bu bir çocuk bacağıymış. Joe, sadece 9 yaşında. Suyun altında beliren bir gölge, belden aşağısında hissettiği o korkunç acı, ciğerlerine dolan su ve kanla renk değiştiren deniz. Üzüldüm tabi ama hayat devam ediyor işte.

Bundan saatler sonra Driftwood kasabasında dolaşırken limanda durup denize bakan iki çocuk fark ettim. Hemen yanlarına gidip konuşmaya başladım, bana bir arkadaşlarının Fort Joy’a doğru yüzmeye gittiğini ama geri dönmediğini söylediler. İsmi Joe muydu dedim, şaşırdılar, nereden bildiğimi sordular. Çocukların orada beklemesine veya umutlara kapılmasına gönlüm elvermedi, Joe’nun artık hayatta olmadığını söyledim. Ölüm fikri bu masum çocuklara çok uzaktı, o yüzden acımasız davranmak yerine içlerini rahatlattım, Joe’nun çok güzel bir yerde olduğunu söyledim onlara. İsteseydim “ohooo Joe’yu solucanlar yiyeli ay oluyor, geriye sadece kemikleri kalmıştır” falan da diyebilirdim ama ne gerek var ki. Çocukların mutlu olması güzel bir şey, o köpekbalığıyla konuşmasam hala arkadaşlarını bekliyor olacaklardı. En azından şimdi etrafta koşturup oyun oynuyorlar.

İşte Divinity: Original Sin 2 bunun gibi nereden geleceği belli olmayan irili ufaklı yüzlerce hikayeyle dolu ve inanın size başıma gelen birbirinden tuhaf, birbirinden çılgın şeyleri anlatmamak için kendimi zor tutuyorum. Hani böyle bir film izler ya da bir kitap okur ve inanılmaz beğenirsiniz, etrafınızdakileri de izlemesi veya okuması için gaza getirmeye çalışırsınız ya. Şu an kendimi tam da öyle hissediyorum. İçim içime sığmıyor Oyungezerler. Ya ama ben dayanamayıp size incelememin spoilerını vereceğim, ne olursa olsun: Divinity: Original Sin 2 efsanenin efsanesi olmuş be! Manyak olmuş! Yalnızca yılın rol yapma oyunu değil, tüm zamanların en iyi CRPG’lerinden biri bu. Şu an tek derdim elimden gelenin en iyisini yaparak sizi bu oyunu oynamak için gaza getirmek. Rol yapma oyunlarını seviyorsanız başınıza gelecek en güzel şeylerden biri bu olacak çünkü; her adımda sizi şaşırtacak, ağzınızı açık bırakacak detaylarla dolu ama hepsinden de önemlisi tamamen özgür olduğunuz bir oyun Divinity: Original Sin 2. Özgürlük dediğim de öyle sadece iyi veya kötü olmak değil, mutlak özgürlük. Çünkü bu öyle bir oyun olmuş ki Larian sanki yapabileceğiniz her şeyi sizden önce düşünmüş ve cevabını hazırlamış. Tek kelimeyle inanılmaz.

Karakter yaratmanın dayanılmaz hafifliği

Beni bilenler bilir, karakter yaratırken kafamdaki şablon çoğunlukla hazırdır. Karakterimin ismi Frost olur, yakın saldırı karakteri seçerim. Kimi zaman barbarian, kimi zaman fighter. İlk oyunda da öyle yapmıştım zaten, Frost ve Scarlett ile ortalığı tozunu attırmıştım. Ama Divinity: Original Sin 2’nin karakter yaratma ekranı ilk oyundan oldukça farklı. Bir kere artık iki karakter değil, tek bir karakter seçiyoruz ve kendi karakterimizi yaratabileceğimiz gibi her bir ırkı temsil eden altı Orijin karakteri arasından da seçim yapabiliyoruz. Bu karakterlerin hikayelerini daha o ekranda kendi ağızlarından dinlemek mümkün ve bunu yaptığımda gördüm ki işim tahminimden daha zor olacaktı. Hangisini seçecektim yahu?!

Fane acayip renkli bir karakter ama onu ikinci oyunuma saklıyorum

İlk oyundaki 11 karakter sınıfına Conjurer, Inquisitor, Metamorph sınıflarının da eklenmesi seçenekleri iyice çoğaltmış. Yani gerçekten de olmak istediğiniz gibi bir karakter olmanızın önünde hiçbir engel yok. Tabi insanın aklı aslında Orijin karakterlerine kayıyor çünkü oyunu bu karakterlerle oynamanın keyfi apayrı. Çünkü her bir karakterin kendi hikayesi ve özel görevleri var ve inanın bana bunları kaçırmak istemezsiniz; oyun deneyimini apayrı bir yere götürüyor çünkü.

“E ne anladım bu işten, kendi karakterimi yaratmak istiyorum ama Orijin hikayelerini de kaçırmak istemiyorum” diye serzenişte bulunmadan önce bir soluklanın bakalım. Bir Orijin karakteri seçseniz bile size herhangi bir sınıfı dayatmıyor oyun; Undead Fane’i mi beğendiniz, kendisi isterseniz bir Rogue da olabilir, Wizard da. Sadece başlangıç becerilerinde belki minik bir uyumsuzluk olur ama bu da pek önemli değil. Haliyle ben de Orijin hikayesini kaçırmamak için kendime ana karakter olarak Ifan ben-Mezd’i seçtim ve Frost yalan oldu. Tüm bu seçimleri yapmak, grubun kalanını planlayabilmek için diğer Orijin karakterlerin yeteneklerini, başlangıç becerilerini falan incelemek yaklaşık 1 saatimi aldı. Üstüne bir de enstrüman seçtirmez mi oyun? Flüt, ut, tambur ve çello arasından yaptığımız bu seçim oyunun müziklerinde bu enstrümanın baskın olmasını sağlıyor; ben ut seçtim ve ortaya çıkan sonuç müthiş oldu.

Divinity: Original Sin 2 daha oyunun içine ilk adımımı atamadan ne kadar derin bir oyun olduğunu gösterdi sağ olsun.

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.