YAZAN Eser Güven

2017 yılı Electronic Arts'a hiç mi hiç yaramadı

Electronic Arts'ı nasıl bilirdiniz diye sorsam ne yazık ki şu an alacağım cevapların neredeyse tümünün olumsuz olacağının farkındayım. Bir zamanların en güzide firmalarından biri olan EA, oyunları iyice paraya dönüştürme ekolünün temsilciliğini yürütmeye başladığı andan itibaren oyuncuların eleştiri oklarına hedef oldu. Özellikle de 2017 içerisinde attığı adımlar firmanın oyuncuların gözündeki imajını iyiden iyiye dibe düşürdü.

Aslında Electronic Arts eskiden hiç de böyle değildi desem, yaşı küçük olan okurlarımızın hangisi inanır ki bana? Halbuki 1982 yılında kurulan firma benim gibi Commodore ve Amiga kuşağından gelen yaşlı kurtlar için adeta bir öncüydü. Archon'dan Bard's Tale'e, Boulder Dash efsanesinden Skate or Die'a kadar sayısız oyunun altında gerek geliştirici, gerek yayıncı olarak imzası vardı. Hatta o kadar geriye gitmeye bile gerek yok, "EA Sports, it's in the game" sloganı bile eminim acayip hoş nostaljik duygular canlandırmıştır içinizde. 

Şöyle bir geriye bakıp düşününce Dungeon Keeper olsun, Medal of Honor olsun, ilk FIFA'lar olsun, Command & Conquer ve Need for Speed olsun; kafanızda kaç tane olumsuz düşünce beliriyor ki? İşte sonra ne olduysa oldu; Electronic Arts ismi DLC'lerle, satın alıp kapattığı firmalarla, iptal ettiği serilerle, para makinesine dönüştürdüğü oyunlarla birlikte anılır oldu. Hatta durum öyle bir noktaya geldi ki 2013 yılına geldiğimizde EA ard arda ikinci kez The Consumerist dergisinin sembolik "Amerika'nın En Kötü Firması" ödülünü kazandı. O zamanlar eleştiri okları Dragon Age 2'nin, hayal kırıklığı yaratan sonuyla Mass Effect 3'ün ve oynamak için internete bağlı olmanızı şart koşan SimCity'nin üzerindeydi.

O zamanlar Electronic Arts henüz en kötü yılını geçirmediğinin farkında bile değildi. Sektörün günah keçisi Electronic Arts asıl bombalarını 2017'ye saklamıştı.