YAZAN Utku Çakır

Korkularımızla yüzleşme vakti geldi.

 Ocak aylarından nefret ettiğimi hiç söylemiş miydim? Bir önceki yılın bitişiyle büyük bir heyecan ve yeni umutlarla başlanılan Ocak ayı; ortalarına doğru gelindiğinde "Hm, bu ayın diğerlerinden hiçbir farkı yokmuş ki!" dedirtir ve yeni yıl için tüm planlarınız yavaş yavaş bozulmaya başlar. Bir de tabii Ocak ayında çok fazla oyun çıkmıyor ne yazık ki. Nefret etme sebebim bu olsa gerek, evet.

That Dragon, Cancer
Yapımcı: Numinous Games
Tür: Macera
Platformlar: PC, iOS, Ouya

Bazı oyunlar vardır ya hani, kalbinizi göğsünüzden söküp yere atar ve üzerine basıp paramparça eder. O oyunlar That Dragon, Cancer’ın yanında Disneyland yolculuğu gibi kalmakta.

Bir kere şunda anlaşalım: That Dragon, Cancer klasik bir oyun değil. Oyunun yapımcılığını Ryan ve Amy Green ve onlara yardımcı eden ufak bir ekip üstlenmekte. That Dragon, Cancer, Ryan ve Amy çiftinin 2 aylıkken ileri evre kanser teşhisi konulan ve sadece birkaç aylık ömrü kaldığı söylenen evlatları Joel’un tam 4 yıl boyunca ortaya koyduğu cesur mücadeleyi ekranlarımıza taşıyor. Oyun; Ryan, Amy ve Joel’un hayatlarının en önemli anılarının, sembolizm dolu sahnelerle birbirlerine bağlanılarak aktarılmasından oluşmakta. Beynindeki kanser nedeniyle gelişimi normalden çok daha yavaş ilerleyen Joel, her günün her anını acı çekerek geçirmekte. Ryan ve Amy modern tıbbın tüm çabalarına rağmen çocuklarının bir gün ellerinden kayıp gideceğinin farkında. Ve bu durum, onların omuzlarında benim asla tahmin edemeyeceğim ağırlıkta bir yük oturtmuş durumda

That Dragon, Cancer, oyunların en büyük gücü olan etkileşimi kullanıp, diğer sanat dallarından nasıl farklı şeyler sunabileceğinin en önemli örneklerinden biri. Oyun zaten kısa, spoiler vermek istemiyorum ama Ryan ve Amy’nin doktorun odasında, Joel’ın artık tedaviye cevap vermediğini öğrendikleri sahne kalbimi bıçak gibi yardı. Zamanı geri sararak Ryan ve Amy’nin, doktorun söylediği her cümleye verdikleri farklı cevapları dinlemek hayata karşı bakış açınızı değiştirecek bir deneyim olabilir. "Filmde olsam etrafı tekmeleyip, koltukları camdan aşağı fırlatırdım. Amy duvara yaslanıp ağlardı ve yavaşça yere çökerdi. Bağırmam gerekiyor, neden bağıramıyorum?"

Remothered: Tormented Fathers
Yapımcı: Stormind Games
Tür: Korku
Platformlar: PC

Remothered: Tormented Fathers, ya da diğer adıyla, "Ana karakterin kesinlikle Jodie Foster olmadığı oyun," geçen sene Steam Early Access’e gelmişti. Ben de orada oynamıştım hatta ilk 10-15 dakikası hiç de fena gelmemişti fakat oyunun sonunun daha eklenmediğini öğrenince yarıda bırakmıştım. Remothered’ın tam sürümü geçen ay yayınlandı, oturdum baştan sona tekrar oynadım ve, hmm... Nefret etmedim!

Remothered’ın hikâyesi Jodie Fost-, çok afedersiniz, Rosemary Reed’in, Dr. Felton adındaki çatlak bir arkadaşın malikanesine girmesiyle başlıyor. En başta her şey güzel giderken, Dr. Felton birden “Outlast’de parmaklarınızı kesen doktora,” doğru bir evrim geçiriyor ve akabinde iş kedi-fare kovalamacasına dönüyor. Reed kaçıyor, Felton kovalıyor. Reed masa altlarında saklanıyor, ses çıkarmamaya başlıyor; Reed de küfür ede ede ona bulmaya çalışıyor. Klasik hayatta kalma-korku oyunu işte.

Remothered: Tormented Fathers şu an 25 TL’den satılmakta ve sunduğu 3 saatlik hiç de fena olmayan gerilimi göz önünde bulundurursak bu sizin için kötü bir alışveriş olmayacaktır diyebilirim. Yüksek prodüksiyon kalitesine sahip bir oyun beklemez ve irili ufaklı bug’ları göz ardı edebilirseniz Remothered'dan keyif alabilirsiniz.

Not: Şu görsele bakın ve Reed'in, Kuzuların Sessizliği'ndeki Jodie Foster olmadığını iddia edin lütfen.

Subnautica
Yapımcı: Unknown Worlds Entertainment
Tür: Hayatta kalma/macera
Platformlar: PC

Okyanusta geçen hayatta kalma oyunu Subnautica, 23 Ocak’ta Erken Erişim’den çıkar çıkmaz Steam’in en çok oynanan oyunlarından biri olmayı başardı. Erken Erişim’de bile 6-7 bin günlük oyuncuya sahip olan oyun, şimdilerde günde 25-30 bin oyuncuya ulaşıyor. Fena değil. Hem de hiç fena değil!

Subnautica’yı hakkını verecek kadar oynayamadım ne yazık ki. Fakat serbest, ucu açık hikâyeli hayatta kalma oyunlarını sevmeyen biri olmama rağmen Subnautica’da geçirdiğim 4 saatin her dakikasında eğlendiğimi söyleyebilirim.

Oyun, yaşam podunuzun yabancı bir gezegene çakılmasıyla başlıyor. Daracık podunuzun tüm sistemleri çarpışmada aldıkları hasar nedeniyle bozulmuş durumda. Yiyecek ve içeceğiniz yok. Bu gezegenle ilgili hiçbir şey bilmiyorsunuz. Oyun, türüne sadık kalırcasına elinizden tutmuyor. Ne yapacaksınız peki? Tabii ki de, bu duruma gerçek hayatta düşecek olursanız ne yapacaksanız burada da aynısını yapacaksınız. Önce yiyecek bir şeyler bulacaksınız, sonra radyonuzu tamir etmek için materyal toplayacaksınız ve bu gezegenden kaçmanın yollarını arayacaksınız. Fakat yardım mesajınızın 9999999 gün sonra karşı tarafa ulaşacağını öğrendiğinizde ise… Eh, o zaman kemerleri takıp rahatlama vakti geldi demektir çünkü yeni eviniz artık burası olacak.

Subnautica bir oyunda gördüğüm en detaylı ve göz alıcı su altı görsellerine sahip. Alışık olmadığımız su altı yaratıkları, yüzlerce metre derinliğe kadar indiğinizde karşınıza çıkan, ışık oyunlarıyla gözlerinizi üzerlerinden ayıramadığınız garip organizmalar Subnautica’nın devasa dünyasında sizi bekleyen sürprizlerden sadece bazıları. Bir süre sonra kuracağınız su altı üslerinizle imparatorluğunuzu daha da geliştirebileceksiniz.

Subnautica uzun süre PC’mde kurulu kalacak gibi. Sadece bir-iki günde bir girip, 15 dakika su altının başka bir noktasını keşfetmek bile stres atıcı görevi görecektir.

Bunlara da göz atın:

İLGİLİ BÖLÜMLER