YAZAN Utku Çakır

Oyunun geri kalanını bu ganimet sandığında bulabilir miyim?

 Nadiren de olsa bazen karşıma öyle bir oyun çıkıyor ki, başarısızlıklarını ve kötü yanlarını bir kenara koyup, harcanılan potansiyele üzülüyorum. Sea of Thieves öyle bir oyun. Devasa bir okyanus var karşımda. Yüzme takımlarımı giydim, şnorkelimi taktım ve maceraya hazırım. Ama nereye gitsem su en fazla bileklerime kadar geliyor.

Sea of Thieves’i tek başınıza oynama gibi bir planınız varsa en baştan uyarayım: Kaçarak uzaklaşın. Rare’in bu açık dünya korsanlık oyunu, baştan sona arkadaşlarınızla oynamanız için tasarlanmış. Oyunu tek başınıza oynarken bulacağınız eğlence kırıntıları, sahip olacağınız baş ağrısını aklamıyor. Fakat Sea of Thieves’in en önemli kısmı, yani yapımcı Rare’in iki yıldır her beta ve oyuncu etkinliğinde üstüne basa basa gösterdiği co-op deneyimi de; oyunun başarısız dünya tasarımı ve içerik eksikliği nedeniyle bu batan gemiyi kurtaramıyor.

Sea of Thieves'in sunduğu şeyler, vadettiklerini desteklemiyor. Oyun size devas bir açık dünyada kaybolma, çocukluğunuzdan kurduğunuz korsanlık hayallerinizi gerçekleştirme ve sınırsız eğlence vadediyor. Peki ne sunuyor? Sea of Thieves oldukça basit ama oyun dünyasında bir o kadar da az işlenmiş korsanlık teması üstüne kurulu. Rastgele yaratılan karakterlerden birini seçerek açık denizlerdeki maceranıza başlıyorsunuz. İki farklı gemi seçeneğiniz var: Oyunu tek başını oynayanların ilk tercihi büyük ihtimalle şalopa olacaktır. Bu ufak, güçsüz ama süratli ve çevik gemiyi tek başınıza kontrol etmek çok kolay. Oyuna grup olarak girecekseniz büyük, güçlü ama hantal kalyonu seçmeniz daha uygun.

Geminizi ayarladıktan sonra ilk işiniz görev alacağınız karakterler ve fraksiyonlarla tanışmak. Sea of Thieves’de üç farklı görev kaynağı var: Gold Hoarders, Merchant Alliance ve Order of Souls. Her biri size farklı tarzda görevler vermekte. Merchant Alliance sizden çeşitli hayvanları yakalamanızı isterken; Order of Souls, iskelet kaptanları öldürmenizi ve kafa taslarını getirmenizi istiyor. Gold Hoarders'sa o klasik "haritadaki X'i bularak ganimeti al" korsan görevlerini veriyor. Her yaptığınız görev, ilgili fraksiyonla olan itibarınızı arttırıyor ve cebinizi parayla dolduruyor. İtibarınız arttıkça daha yüksek riskli görevler alıp, bu görevlerin sonunda daha iyi ganimetler kazanabiliyorsunuz.

Her fraksiyondan birer görevi kabul ettiniz ve geminize atladınız. Yelkenler çekildi, çapa kaldırıldı. Rare’in yarattığı muhteşem dünyada pupa yelken gidiyorsunuz. Gemi yoldaşlarınız enstrümanlarını çıkarıp şarkılar çalmaya başlıyor, kovayla dalgaların geminizi getirdiği suları dışarı atıyorsunuz. Her şey mükemmel, emin olun Sea of Thieves’le geçireceğiniz bu ilk birkaç saat oyuna aşık olmanızı sağlayacak. Ama iş sonra değişecek.

Sea of Thieves yarısı bile bitmemiş bir Erken Erişim oyun havasında, 60 dolarlık bir oyun değil. Oyunun neresinden tutarsam elimde kalıyor. Görevlerden bahsetmek, size muhteşem hikâyeler anlatmak istiyorum ama ne yazık ki öyle bir şansım yok. Az önce bahsettiğim fraksiyonlardan aldığınız görevlerin hepsi aynı. Görevlerin hiçbirinde hikâye yok, hiçbirinin besleyici ekstra metni ya da arka plan hikâyeleri yok. Öldürmem gereken "20. rastgele isimli ve kendisinden önce gelen 19 iskeletle aynı şekilde dövüşen iskelet kaptanı" sonrası 21. görevi yapmam için içimde hiçbir istek kalmamıştı. Buraya git kaptanı öldür, buraya git tavuğu getir, buraya git ganimeti bul. Ben böyle bir sistemi basit devasa online oyunlar da bile gördüğümü hatırlamıyorum. En umursanmadan tasarlanan getir-götür görevlerinde bile en azından ufak bir açıklayıcı yazı, görevi canlandıran detay olurdu. Burada hiçbir şey yok. Tek yaptığınız A noktasından B noktasına gitmek ve aynı şeyleri tekrar tekrar tekrar tekrar yapmak.

Sea of Thieves kendi eğlencenizi kendiniz yaratın istiyor. Bu durum oyunu tek başınıza oynarken zaten imkansıza yakınken, bir grup insanla bile oynarken sadece oldukça kısa bir süre canlı kalabiliyor. Çünkü Sea of Thieves böyle bir oyundan beklenilen oldukça basit oynanış dinamiklerini akıl almaz bir şekilde içermeme kararı almış. Yukarıda bahsettiğim görev sistemi bunlardan biri. Görev sistemindeki tek düzelik ve içerik darlığı oyunun her kısmına yayılmış durumda. Hadi bir şekilde görevleri umursamadınız diyelim, bu sefer de buzdağını göremeyen Titanik kaptanı gibi oyunun korkunç dövüş sistemine bodoslama çarpıyorsunuz. İskeletleri öldürmeyi seviyor musunuz? Güzel, çünkü Sea of Thieves’da binlercesini öldüreceksiniz. Oyunda üç dört çeşit iskelet türü var. Bu iskeletlerinin her birinin kendilerine has özellikleri, güçleri ve zayıflıkları var. Bazıları geceleri güçlenirken, diğerleri suyla temas ettiklerinde zayıflıyor. Dövüş sisteminin tüm olayı kılıcınızı sallayıp, iskeletlere vurmak ve arada silahlarınızı kullanmak. Ne bir kaçış tuşu, ne bir ince dövüş mekaniği var. Ufak iskeletleri öldürün, hasar aldıkça muz yeyin ve sonunda birbirinin kopyası iskelet kaptanlarıyla kapışın. İlk 10 dövüşten sonra göreceğiniz her iskelet sıkıntıdan iç çekmenize neden olacak. Oyunun monoton dövüşlerini heyecan katan tek şey, denizde gezerken rastgele olarak çıkma ihtimali olan Kraken. Kendisi geminize sağlam hasar verip, sizi sağa sola atabiliyor. Fakat bu da oyunun geri kalan her özelliğinde olduğu gibi bir süre sonra büyüsünü kaybediyor.

Sea of Thieves’in en büyük sorunu, oyundan çıktıktan sonra elinizi kısayoluna götürecek hiçbir çekici yanının olmaması. Bu gibi açık dünya oyunlarda ilerleme sistemi, ufak rol yapma mekanikleri, karakterinizi ve ekipmanlarınızı geliştirme imkanları bu çekici güç rolünü oynar. Sea of Thieves’in olmayan ilerleme sistemi, size geri dönecek hiçbir şey vermiyor. Geminize ekleyebileceğiniz bir iki geliştirme dışında, fraksiyon görevlerini yaparak zar zor biriktirdiğiniz altınlarla sadece kozmetik eşyalar alabiliyorsunuz. Sakın karıştırmayın, aman: Sea of Thieves kesinlikle bir rol yapma oyunu değil. Paranızla yeni silahlar, geliştirilmiş eşyalar ve karakterinize bonuslar veren kostümler almayacaksınız. Altınlarınızı sadece kozmetik eşyalara ve bir iki silaha yatırabiliyorsunuz. Neden birbirinin aynısı görevleri yapıp, 10 binlerce altın biriktirip elimdeki kılıcın kırmızı renklisini almak isteyeyim ki. Rare neden böyle bir yol izledi, anlamak mümkün değil.

Sea of Thieves’in en eğlenceli yanı arkadaşlarınızla kalyonunuza atlayıp sağı solu dağıtmak. Her ne kadar iskelet kesmekten gına gelse de -aramızda kalsın iskelet kaleler zevki- diğer oyuncuların gemileriyle girdiğiniz kapışmalar heyecanlı olmuş. Siz bir yandan yelkenin açısını ayarlarken, bir arkadaşınız gemiyi tamir edip, suları dışarı atmaya çalışıyor; diğerleri de düşman gemisinin topçu ateşine karşılık veriyor. Barut kokusu denizin tuzuyla karıştığında ve ayakta kalan sizin arkadaşlarınız olduğu ortaya çıktığında, sıra düşmanınızın ganimetine el koymaya geliyor. Bu gemi vs gemi her ne kadar zevkli olsa da buradan çok detaylı oynanış mekanikleri beklemeyin. Bu kısımda da hayal gücünüz ve arkadaşlarınızla döndürdüğünüz geyik en büyük eğlence kaynağınız olacak.

"Yok ben tek oynayacağım" diyorsanız, bu sefer geyik yapma şansınız da olmayacak ve üstünüzden silindir gibi geçen düşmanlarla baş başa kalacaksınız. Spawn-camping, griefing gırla gitmekte. 15 dakikalık yolculuk sonrası ganimet dolu adaya geldiniz, gemiyi kenara çektiniz, bir 15 dakika daha iskeletlerle uğraştınız bir geri geldiniz ki karşınızda sizi silahıyla karşılayan bir oyuncu var. Öldükten bir dakika sonra aynı yerde tekrar doğuyorsunuz ve tahmin edebileceğiniz gibi oyun sizi az önce öldüren ve sizi bir kez daha öldürmek isteyen oyuncularla dolu. Muhteşem...

Oyunun tamamında bir ruh, bir nüans eksikliği var. Oynanış mekanikleri kalite anlamında yerlerde sürünürken, atmosferin en başta yarattığı etki kısa sürede yok oluyor. Bir adadan diğer adaya gittikçe, her adımınızı attığınız toprak parçasının birbirinin aynısı olduğunu fark ediyorsunuz. Üç beş iskelet, içi tahta ve muz dolu variller, domuz, tavuk, yılan üçlüsü ve –eğer varsa- paraya çevirebileceğiniz ganimet sandıkları. Açık denizlerdeki gemi enkazları da aynı şekilde birbirinin kopyası durumunda. Oyunda sizi yeni maceralara itici görevi gören, yaptığınız angarya işleri canlandıran hiçbir destekleyici öğe yok.

Oyunun fiyatı her ne kadar 230 TL olsa da, aylık 29 TL’ye Game Pass’e üye olup oyunu hem Xbox One’ınızda hem de PC’inizde oynayabilirsiniz. Oyuna bu absürt parayı verip almamak isteyenler için Game Pass oldukça iyi bir fırsat. Ben esas olarak PC’de oynadıysam da, oyunu biraz Xbox One X’imde de deneyebildim. Pazartesi gecesi sunucu sorunları gırla gitse de, performans konusunda başım ağırmadı.

Eminim ki Sea of Thieves’in onlarca adasının birinde, köşedeki bir ağacın kenarına gömülmüş halde oyunun geri kalanı bizi bekliyor. Rare her ne kadar ilerleyen aylarda oyuna yeni içerikler eklemeye devam edeceğinin sözünü verse de, Sea of Thieves’i şu hâliyle hiç kimseye öneremem.

Artılar:

  • Deniz atmosferi muhteşem.
  • Arkadaşlarınızla oynarsanız eğlenebilirsiniz.
  • Görseller çok tatlı gözüküyor.
  • Gemi vs gemiler heyecanlı oluyor.
  • İskelet kalelerinden ganimet kaldırmak zevkli.
  • Burada bir oyun var ama şimdilik ortaya çıkamamış.

Eksiler:

  • Oyunun geri kalanı nerede?
  • İçerik namına hiçbir şey yok.
  • Görevler anlamsız ve tek düze.
  • Dövüş mekanikleri korkunç.
  • Tüm oyun ruhsuz.
  • Aynı düşmanlar, aynı görevler, aynı adalar.
NOT: 5.2

Son KARAR: Az içerik, tek düze oynanış mekanikleri ve ruhsuz görev ve ilerleme sistemi Sea of Thieves’i başarısız bir oyun yapıyor. Dört beş saatlik balayı sonrası oyunun gerçek yüzünü görüyorsunuz: Sığ bir deniz.

İLGİLİ BÖLÜMLER