YAZAN Utku Çakır

Kralın dönüşü muhteşem olmuş.

 Büyük bir Far Cry serisi hayranı olarak, 5. oyunun duyuruluşu civarında yayınlanan fragmanlar ilgimi çekmeyi başarmıştı. 3. oyundan sonra gelen ve “aynısının daha fazlası” modundaki 4. oyun her ne kadar mekanik olarak kitabına uygun olsa da gözümde serinin 2. oyunda yakaladığı büyüyü kaybetmesine neden olmuştu. Şimdiyse karşımızda Ubisoft’un bu zamana kadar yaptığı en iyi açık dünya oyunlardan biri var: Hope Kasabası’na hoş geldiniz. 

Hope Kasabası, Eden’s Gate adındaki bir aşırı sağcı tarikat tarafından ele geçirilmiş durumda. Joseph Seed, liderliğini yaptığı bu kasabayı üç kardeşi; Jacob, John ve Faith arasında üçe bölmüş. Her biri kasabanın farklı bölgelerini demir yumruklarıyla yönetmekteler. Her bölgede farklı bir isyancı topluluğu var ama hepsi kardeşlerin yavaş yavaş artan etkisi altında yok olmaya yüz tutmuş durumda. İşte biz tam burada devreye giriyoruz. Oyunun başında yanımızda bir federal polis, şerif ve iki şerif yardımcısıyla birlikte Joseph Seed’in mekanına baskına gidiyoruz. Şerifin yanında çaylak olarak görev yapan karakterimiz eski oyunlardaki gibi konuşmuyor. Hatta cinsiyetini bile seçebiliyoruz. Far Cry 5’in muhteşem ilk 20 dakikası, oyunun tonunu ve temasını başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. Joseph Seed’in takipçileri, Eden’s Gate’in "dünyanın sonu geliyor" hikâyesini tamamı ile kabullenmiş durumdalar ve baskınımız sonrasında ok yaydan çıkıyor, Pandora'nın Kutusu açılıyor.

Her ne kadar Far Cry 4’ü beğenmiş olsam da o oyunu bitirdikten sonra kendi kendime “bu güzeldi ama bunun gibi bir tane daha oynamak istemiyorum” demiştim. Kulelere tırman, tek yaptığı telsizle sana laf atmak olan 2 boyutlu baş düşmanla mücadele et, içi boş yan görevler ve aktiviteler yap bir yere kadar tatmin edecekti beni ve 4. oyun sonrası doyum noktasına ulaşmıştım. Far Cry 5 her ne kadar bu formülü en baştan yazmasa da, yaptığı irili ufaklı değişikler seriye, tıpkı Origins’in Assassin’s Creed’e yaptığı gibi, yeni bir soluk getiriyor.

Oyundaki esas amacımız tabii ki Joseph Seed’in kasabadaki etkisini yok etmek fakat bu devasa tarikatın başındaki yarı-Tanrı yarı-peygamberin sizi ciddiye alması için önce onu acıdığı yerden vurmanız gerekiyor: Yani kardeşlerine ve kasabadaki operasyonlarına zarar vermelisiniz. Jacob, John ve Faith’in kontrol ettiği bölgelere giriş yaptığınızda kendinizi isyancı birlikleri ve Eden’s Gate takipçileri arasında umutsuz mücadelelerin ortasında buluyorsunuz. Siz Eden’s Gate’e zarar verdikçe, o bölgedeki isyancı-metreniz doluyor. En sonundaysa kardeşle kapışıyorsunuz ve bölgeyi kurtarıyorsunuz.

Bu zarar verme mekaniği ilk bakışda "ucuz yan görevler ve aktivitelerle" geçiştiriliyor gibi gözükse de aslında Origins’te gördüğümüz kaliteli yan görevler Far Cry 5’te de kendilerine yer bulmuşlar. Ele geçirdiğiniz her karakol sonrasında, o mekanda size yan görev veren NPC’ler ortaya çıkyor. Bu NPC’ler size o karakol için getir götür işi yapmanızı gerektiren görevler veriyorlar ve arkasında sağlam hikâye dönen yan görev verici NPC’lere yönlendiriyorlar. Oyunda üzerinde çalışıldığı belli olanyan görevlerle dolu. Bu görevlerin NPC Numara 1-2-3'lerden ziyade adı belli olan NPC’ler tarafından verilmeleri ve hepsinin sağlam bir hikâye paketiyle geliyor oluşları, Ubisoft’un yaratmak istediği canlı dünyayı destekleyici en önemli özellik olmuş.

Daha önce Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmedim ama filmlerden ve televizyondan gördüğüm kadarıyla, klasik bir “küçük Amerikan kasabası” tam da Hope Kasabası gibi olsa gerek. Nehirin yanında balık tutan insanlar, ormanın içinde kamp yapan arkadaşlar, küçük yerleşkelerde evlerinin önünde güneşlenirken bira patlatanlar ve boyuna tarım arazileri. Ubisoft yıllarca beceremediği canlı oyun dünyasını hissini Origins’ten sonra Far Cry 5’le de tam olarak yansıtabilmiş.

Bu canlı dünya yalnızca oyunun atmosferi sayesinde yaratılmıyor. Önceki oyundaki ana kötüler genellikle sadece ekrandan direkt olarak size bakarak korkutucu şeyler söyleyen 2 boyutlu karakterlerden oluşuyorlardı. Fakat Ubisoft, Seed’lerle sadece "rahatsız edici olmak için rahatsız edici olan karakterlerden" çok, kendi planları, size anlatmak istedikleri ve sizi inandırmak istedikleri düşünceleri olan kötüler yaratmayı başarmış. Ailenin en genci John, Seed’lerin günah-günah çıkarma ve cezalandırmayla kafayı sıyırmış olanı. Eski bir asker olan Jacob, operasyonun saldırı gücüyle ilgileniyor ve amacı dünyayı güçsüzlerden arındırmak. Faith’se Hope Kasabası’nda bulunan bir çeşit çiçekle “Bliss” adındaki gazın yapımından sorumlu ve Eden’s Gate takipçilerinin beynini yıkamakta.

Kardeşlerin bölgelerinin hepsinin kendine has coğrafi özelikleri var. Jacob’un kontrol ettiği kuzey tarafı daha çok dağlık ve sert arazilerden oluşurken, John ve Faith’in tarafları sırasıyla tarım arazileri ve nehirleri içermekte. Kardeşlerle olan mücadeleniz ve onların etkilerini azaltma yönünde yaptığınız her eylem, bir süre sonra kardeşlerin karşı tepki vermelerine sebep oluyor. Bliss sayesinde kafanız bir milyon gezerken birden gökyüzünden Faith’in indiğini görebilir ya da Jacob’ın avcılar tarafından kaçırılabilirsiniz. İsyancı-metreniz üç seviyeye bölünmüş durumda ve her seviyeye ulaştığınızda kardeşler o bölgelerdeki etkilerini daha da sıklaştırıyor. Siz itiyorsunuz, onlar geri itiyor. Bu, bölgeleri kurtarma mekaniğini başarılı bir şekilde canlı tutan bir tasarım tercihi olmuş.

Tabii ki kardeşlere karşı verdiğiniz mücadelede tek başınıza değilsiniz. Az önce bahsettiğim yan görev veren NPC’lerin yanında bir de sizin yanınızda Hope Kasabası’nı temizleyecek Guns for Hire (GFH) denilen 9 adet NPC var. Oyunun tanıtım videolarında özellikle üstünde durulan GFW o zaman bana klasik “yanına karaktersiz NPC’leri al ve gez” konseptinden farklı gelmemişti fakat oyunu oynayınca işin böyle olmadığını gördüm. Bu NPC’lerin kendi karakterleri, arka plan hikâyeleri ve amaçları var. Onlarla tanışıp, ilk görevlerini yaptıktan sonra istediğiniz zaman yanınıza çağırabiliyorsunuz. Eski asker Grace Armstrong uzaktan keskin nişancı desteği veriyorken, Hurk Drubman (evet o Hurk) Amerikan bayraklı pantolonu ve RPG'siyle sağa sola füze atıyor. Tatlı köpek Boomer etrafındaki düşmanları işaretlerken, ayı Cheeseburger de dövüş esnasında agro çekiyor. Bu 9 GFW karakterini ne zaman ve nasıl kullanacağınıza oyun tarzınızı bulduktan sonra karar vereceksiniz. Örneğin ben gizli gitmek istediğimde yanıma Boomer’ı ve Jess’i aldım; patlama görmek istediğimdeyse helikopterle gelen Adelaide ve uçakla destek veren Nick'i yanıma çağırdım. GFW karakteri aynı zamanda hem birbirleriyle hem de yerleşim birimlerindeki diğer NPC’lerle etkileşime giriyorlar. Diğer insanlar Boomer’ı seviyor, Adelaide nasıl Nick’le yatmak istediğiyle ilgili şaka yapıyor ve Nick’i utandırıyor. Karakterler arasındaki bu organik bağ Far Cry 5'e can veriyor.

Ana ve yan görevlerin dışında; Bliss’in yapımında kullanılan çiçeklerin saklandığı siloları yok etmek, Jacob’ın “Yargıç” dediği, bliss yemiş kurtların ormanda yakalandığı mekanları patlatmak veya ortalığa Bliss saçan kulelerin operasyonlarını kapatmak gibi kardeşlere zarar vereceğiniz birkaç farklı aktivite var. Bunların dışında kırsalı gezen tutuklu isyancıları taşıyan araçları durdurabilir ve içindekileri serbest bırakabilirsiniz. Kardeşlerin üzerinize saldığı saldırı uçaklarını patlatabilir ya da ganimet taşıyan kamyonları soyabilirsiniz. Yaptığınız her şey isyancı-metrenize katkı sağlamakta. Ama esas puanları ana ve yan görevleri yaparak alacaksınız tabii ki.

Oyun bazı ana görevler ve açık dünya aktiviteleri arasında büyük ton değişikleri var. Duyuruluş fragmanlarına bir göz atın, o zamanlar ben dahil birçok kişi oyunun önceki Far Cry oyunlarından çok daha ağır bir havaya ve karanlık bir tona sahip olacağını düşünüyordu. Far Cry 5 her ne kadar istediği zaman oldukça rahatsız edici yerlere gitse de, oyunun geneli eğlenceli yan karakterler ve gösterişli sahnelerle dolu. Eğer benim gibi oyundan günümüz dünyası, tarikatlar, Trump Amerikası gibi konularda ağır fikirler sunmasını bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz fakat bu demek değil ki Ubisoft hiçbir şey koymamış. Bu gibi ince göndermeler daha çok yan görevler ve bulduğunuz dökümanlarda saklı. Örneğin Eden's Gate'in elinden Amerikan Başkanı'nın mahrem pozlarının yer aldığı bir kasedi ele geçirmeye çalıştığımız görev favori yan görevlerimden biriydi.

4. oyundaki seviye sistemi de yerini perk sistemine bırakmış. Artık ana karakterinize seviye atlatma yok. Onun yerine perk puanları kazanıyor ve bu puanları, çeşitli özelliklere sahip olmak için kullanıyorsunuz. Taşıyabileceğiniz mermilerin kapasitesini arttırmak, su altında nefesinizi daha çok tutabilmek, ölen GFW karakterlerinin daha kısa sürede sahaya geri dönmesi gibi onlarca perk açılmayı bekliyor. Perk puanlarını kazanmak için de iki yol var. Ya oyunun liste halinde verdiği, “Pompalıyla 10 kişi öldür”, “Nick 7 kişi öldürsün” gibi meydan okumaları yapacaksınız; ya da yine yan görevler gibi kendi minik hikayelerine ve bulmacalarına sahip ganimet avları görevlerini tamamlayacaksınız. Her ganimet avı sonunda 3 perk puanına sahip oluyorsunuz ve oyun dünyası bu görevlerle dolu. Bu görevleri ve meydan okumaları yaparsanız tüm perk’leri açamamanız için hiçbir sebep yok.

Oyunu Xbox One X’te oynadım ve görseller yer yer aklımın çıkmasına neden oldu. Özellikle tarlalar ve gün doğumunda dağlık kesimler akıl almaz gözüküyor. Oyunu PC’de deneme şansı bulmadım ama duyduğum kadarıyla performans ve optimizasyon oldukça başarılıymış. Yine de bunun için oyunun performans ölçüm videolarının çıkmasını bekleyin derim. Canımı sıkan tek noktaysa oyunun 3 defa çökmesiydi. Oyun ben oynarken iki defa yama yedi ama ikinci yamadan sonra da bir kez çöktü. Oyun resmi olarak piyasaya sürüldüğünde bu sorun devam edecek mi bilmiyorum ama yine de Xbox One kullanıcılarının haberi olsun.

Far Cry 5’i isterseniz bir arkadaşınızla co-op da oynayabilirsiniz. Bu sefer sadece açık dünya değil, ana ve yan görevler de co-op oynanışa açık. Yalnız burada önemli bir husus var, ana görev ilerlemeleri sadece oyunu host eden oyuncu için kaydediliyor. Bir başkasının oyununa girip ana görevleri yaparsanız, kendi oyununuza döndüğünüzde bu ilerlemeleri kaybedeceksiniz.

Far Cry 5’in zaten etkileyici paketinin yanında gelen bir başka mod da Far Cry Arcade. Tekli ve çoklu oyuncu olarak oynayabildiğiniz bu mod, özünde bir harita yaratma eklentisi. Haritaları yaratmak için kullandığınız objeleri hem önceki Far Cry oyunlarından hem de Watch Dogs ve Assassin's Creed gibi Ubisoft oyunlarından çekebiliyorsunuz. Ana karakterinizin hikaye modunda açtığı perk’leri ve kozmetik eşyaları da Arcade modunda kullanabiliyorsunuz.

Şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim ki, Assassin’s Creed Origins gibi bir devasa yapımdan bu kadar kısa süre sonra yeni bir Ubisoft şaheseri oynamayı beklemiyordum. Ama çılgın Fransızlar, tıpkı Origins’te olduğu gibi Far Cry serisini de basitlik ve tek düzeliğin derinlerinden çekip almış. Tüm yan görevleri ve aktiviteleri teker teker yapmak isterseniz karşınızda 40 saati aşan bir oyun bulacaksınız.

Artılar:

  • Taş gibi oynanış.
  • Ubisoft'un en iyi açık dünya oyunlarından biri.
  • Görseller tek kelimeyle 'muhteşem'.
  • "Küçük Amerikan kasabası" atmosferi başarılı bir şekilde aktarılmış
  • Kaliteli yan görevler.
  • En ufak görev için bile yazılan hikâyeler, karakterlerin ve dünyayı inandırıcı kılıyor.
  • Baş düşmanların hepsi Vaas ve Pagan'ı teker teker ceplerinden çıkarırlar.
  • Far Cry Arcade.
  • Co-op.
  • 25-40 saatlik oynanış.

Eksiler:

  • 28 saat boyunca oyun üç defa çöktü.
  • Bazı yapay zeka saçmalamaları.
NOT: 9.2

SON KARAR: Far Cry 5, Ubisoft'un şimdiye kadar geliştirdiği en iyi açık dünya oyunlardan biri: Hope Kasabası’na hoş geldiniz.