YAZAN Mert Köse

Bir kıyamet sonrası hikayesi.

 Gün yavaş yavaş aydınlanıyordu, ‘acaba bugün rüzgar istediğim taraftan eser mi’ diye düşünürken aracımın deposunun dolu olduğunu görmek beni rahatlatmıştı. Derken o rüzgar geldi ve keyifle yukarıya çıkıp yelkenleri açtım. Yağmurun da yağmaması neşeme neşe katmıştı. Aracım yavaş yavaş ilerlerken uzaklardan gözüken yeni bir mekan atalarımı bulduğumu işaret ediyor olabilir miydi acaba?

İşte FAR: Lone Sails tamamen bu düşüncelerden ibaret. Aracımızla beraber birilerini aradığımız türden bir yolculuktan… Çok da fazlasını yapmak istememiş zaten oyunun baş geliştiricisi Don Schmocker. Bize güzel anılar yaşatıp güzel bir şekilde oyundan ayrılmamızı istiyor. Kıyamet sonrası evrende aracımızla özel bir bağ kurup bizi oyunun dünyasına çekmek istiyor. Her şey de güzel gidiyordu sanki. Hafiften hafiften ince dokunuşlarla bezenmiş müzik başlıyor. Atmosfere de girmiştim gibi hani. Ancak yine olamadı. Yine bir şeyler eksikti. FAR: Lone Sails, güneşini suyunu eksik etmediğin, ancak bir türlü meyvesini alamadığın ağaç gibi tam olarak.

Bir adacıktan başlıyor yolculuğumuz. İlk görüşte oyunun renk paletinden ve herhangi bir konuşma içermemesinden beni ”Inside çakması bir yapımla karşılaştık” diye düşündürtürken yolculuk boyunca eşlik edecek olan aracımızla karşılaşıyoruz. Karakterimizin adı olmadığı gibi aracımızın da bir adı yok ve özgün yapısı nedeniyle kendisine ne araba diyebiliyoruz, ne karavan ne de kara yatı. İşte bu araç ilk olarak sadece nesneleri enerjiye çevirerek çalışabiliyor. Çok geçmeden aracımıza yelken de ilave oluyor ve rüzgar gücü sayesinde bir yerlere gidebilmek mümkün olabiliyor. Ancak bu rüzgar gücünü yakalamak yukarıda da belirttiğim gibi her zaman mevcut olmuyor, bu sebeple yerde bulunan kutuları aracınızı durdurup toplamanız gerekiyor.

Aracınızın çalışma mekanizması oldukça ilkel. Tek tuşla gaz vereyim, diğeriyle yelkenleri açayım gibi bir durum söz konusu değil. Her şeyi araçtaki ilgili yere gidip halletmeniz gerekiyor. Bu sistemin güzel yanı bir süre sonra araçla bir bağ kurmaya başlamanız oluyor. İlerde aracınızın minimal düzeyde de olsa geliştiğini gördüğünüzde “Senin altını ben temizlemiştim eheh” triplerine girebilmeniz normal. Bu konuda da ortalama duyguyu verebilmiş durumda Lone Sails.

Her zaman aracınızla beraber takılmanız akıllara The Final Station’ı getiriyor. Ancak FAR: Lone Sails, burada da mekanizmayı direkt olarak kopyalamak yerine ondan esinlenip kendine ait bir dil oluşturmayı başarmış.

Aracımızla yolculuğa devam ederken haliyle çeşitli mekânlarla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Özellikle bu yerlerde senaryoyla ilgili önemli bilgiler dönse de ana senaryo her zaman muğlak ve oyuncuya aktarımda yetersiz kalmış. Çoğu ziyaret ettiğimiz yerde bulmacalar bulunuyor. Oyuncuya farklı şekilde sunulsalar da çözmek için beyninizi kullanmaya hiç gerek kalmıyor, oyun resmen elinizden tutup çözdürüveriyor bulmacaları.

Bu şekilde ağır bir tempoyla ilerlerken arada çalan müzikler oyunun atmosferini güçlendiren en önemli etmen haline geliyor. Gerçekten müzikler oyunun kıyamet sonrası evrenine çok yakışmış. Ancak oyunun gidişatı ve sunumu atmosferi biraz baltalıyor. Özellikle Inside’ın harika detaylarını düşündüğümde FAR bu konuda sönük kalmış. Oyun aynı zamanda oldukça kısa. Yavaş bir şekilde oynamama rağmen 3,5 saatte bitirdim ben. Atmosfere giremeden oyun biterse sakın şaşırmayın.

Teknik açıdan büyük sorunları bulunmuyor FAR: Lone Sails’in. Oyunu oynarken sadece bir iki küçük bug ile karşılaştım, bunlar da oynanışı baltalayan cinsten değillerdi. Ancak bazı noktalarda kameranın karaktere yaklaşması gerekirken bunu manuel olarak yapmak zorunda kalmanız pek de hoş olmamış açıkçası. Unity motoruyla geliştirilen oyun görsel anlamda da fena olmayan bir izlenim sergiliyor. Ancak özgün bir görsel yapısı beklemeyin.

Artılar:

  • Aracınızla duygusal bir bağ kurabiliyorsunuz.
  • Dozunda ve yerinde müzikler.

Eksiler:

  • Çok kısa.
  • Bulmacalar kolay.
  • Hikaye belirsiz ve çok arka planda.
NOT: 7.7

Son Karar: FAR: Lone Sails, oynarken hep “fena gitmiyor” diye oynayacağınız bir oyun olmuş. Baş ağrıtan bir oyun dinamiği bulunmadığı gibi unutulmayacak bir anı da barındırmıyor. Ancak yine de oldukça kısa olan bu yolculuk hikayesini özellikle Inside tipi oyunları sevenler için indirimdeyken kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.

İLGİLİ BÖLÜMLER