YAZAN Billur Dalak

Dinozorlar geri dönüyor.

Başrollerinde Chris Pratt ve Bryce Dallas Howard'ın yer aldığı Jurassic World geçtiğimiz senelerde vizyona girmişti. İlk film çok fazla eleştirilse de gişe rekoru kırarak devam filmini garantiledi. İşte sonunda o devam filmini seyretme şansı elde ediyoruz. Jurassic Park'ın mirasını günümüze taşıyan filmi kusurlarıyla ve güzel yanlarıyla ele almaya çalışacağız.

Hemen baştan belirteyim, yazıda spoiler olmayacak. Filmden genel hatlarıyla bahsedeceğim için incelemeyi gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

İkinci filmin detaylarına girmeden önce kamera arkasında yaşanan yönetmen değişikliğini ele almak istiyorum. Jurassic World'ün ilk filmini Colin Trevorrow yönetmişti. Fakat bu gişe canavarı her şeyden önce Claire karakterinin toprak zeminde topuklu ayakkabılarla koşturmasıyla alay konusu olmuştu. İkinci filmin kamera arkasında ise J. A. Bayona'yı görüyoruz. Colin Trevorrow ise sadece senarist olarak görev yapıyor. Bu değişiklik de filmde net bir şekilde hissediliyor. Senaryonun saçmaladığı veya sıkıntılarıyla can sıktığı anlarda bile J. A. Bayona'nın derli toplu bir film çıkartmaya çabaladığı anlaşılıyor.

Bana sorarsanız filmin en büyük hatası tanıtım amaçlı yayınlanan fragmanlar. Oyungezer'in inceleme videosunu çekmeden önce göz attığımızda fark ettik ki fragmanların açık etmediği hiçbir şaşırtıcı detay yok. Aksine tüm aksiyon dolu sahneleri fragmana koyarak filmi daha ilgi çekici hale getirmeye çalışmışlar gibi görünüyor. Fakat bu hiçbir sürprizi olmayan, yaptığı hamlelerle asla şaşırtmayan bir hikaye seyretmemize neden oluyor. Örneğin en başta kahramanlarımız dinozorları kurtarmak için adaya gönderildiğinde bunun asıl amacını çoktan biliyoruz. Kahramanlarımız kandırıldıklarına üzülürken biz olayların asıl heyecanlı noktaya gelmesini bekliyoruz. Bu sürprizsizlik filmin aleyhine işliyor.

Aslına bakarsanız Jurassic World Yıkılmış Krallık temelde ciddi bir konuyu ele alıyor. İnsanlar tarafından hayata döndürülen dinozorlar yanardağ patlamasından kurtarılmalı mı, kurtarılmamalı mı? Onların da yaşamaya hakkı var mı, yoksa yanardağ patlaması yüzyıllar önce soyu tükenen bu canlıların yeniden ortadan kaldırılması için bir vesile mi? Fakat film hikayenin bu kısmına maksimum beş dakikalık süre ayırıyor. Onun dışında sadece işin aksiyon kısmına odaklanmayı tercih ediyor.

Aksiyon aslında Jurassic World Yıkılmış Krallığın en başarılı yanı diyebilirim. Pek çok film ufak tefek hatalarla ve aksaklıklarla izlenmesi zor aksiyon sahnelerine yer veriyor. Jurassic World 2'de ise akıcı, sıkmayan, gereksiz uzatmayan bir aksiyon görüyoruz. Üstelik yaşanan her şeyin temelde bir amacı olduğundan laf olsun diye çekilmiş sahneler izliyormuşuz gibi gelmiyor.

Senaryonun en büyük eksisi ise karakterlerden kaynaklanıyor. Başrollerimiz olan Owen ve Claire zaten Hollywood klişelerine fazlasıyla uyan tipler. Üstüne eklenen yan karakterler de hep belli amaç uğruna eklenen standart karakterler olmanın ötesine geçemiyor. Daniella Pineda'nın hayat verdiği Zia tam bir erkek fatma karakteri. Kaba ve argo konuşmadan ağzından kelime çıkmıyor gibi. Kadınların ciddiye alınabilmek için erkeksi davranması klişesinin ötesine geçemiyor. Franklin seyircinin hikayedeki yansıması olmak için yaratılan fakat bu misyonu tamamlayamayan bir karakter. Yaptığı esprilerin çoğu boşa gidiyor. Test gösterimlerinde bu karakterin olmadığını nasıl anlamamışlar, hayret ediyorum. Çünkü yaptığı esprilerin yüzde 80'i havaya gidiyor, asla izleyiciye ulaşmıyor.

Hikayemizin iyilerinden sonra bir de kötülerine göz atmak gerek. Bu seferki asıl kötümüz Eli Mills. Dinozorlar üzerinden bir servet elde etmeyi amaçlıyor. Bunun için de onları açık artırmada satmak istiyor. Fakat Eli Mills o kadar karikatür bir kötü olmuş ki, yaptıklarını ve sarf ettiği sözleri ciddiye almak pek mümkün değil. Bir kötü karakterin içine düşebileceği her türlü klişeye sahip. Birilerini kolundan tutup odaya kitlemekten tutun, kahramanlara "biz aslında çok farklı değiliz" diye nutuk çekmeye kadar... Klişeden ölüyor. O derece. Bu yüzden hikayenin gerçekçiliği ciddi anlamda sarsılıyor.

Övülmesi gereken oyunculuk performansı ise Maisie karakterini canlandıran Isabella Sermon'dan geliyor. Bu ufak kızın hikayesi de klişeler içine gömülse de Isabella Sermon ayakları yere basan bir performans sunuyor. Kendisini ileride farklı rollerde göreceğimize eminim. Elindeki kısıtlı senaryoyla böyle bir performans ortaya koyması bunun net bir göstergesi. Başrollerden ise Chris Pratt'ı önceki performanslarına nazaran bir tık daha iyi buldum. Karakteri Owen'ın komedi yükünü tek başına sırtlamamış olması onu bir nebze daha ciddi bir rolle görmemizi sağlıyor. Bunun yanında Pratt aksiyon sahnelerinin altından da başarıyla kalkıyor.

Jurassic World Yıkılmış Krallığı'n başarısından çalan bir diğer detay ise dinozorların varoldukları dünyadaki ağırlığını tam hissettirememesinden kaynaklanıyor. Bunu örneklendirmek gerekirse dinozorların fiziksel gücündeki dengesizliğe değinmek gerekiyor. Örneğin ufak bir dinozorun birkaç kafa darbesiyle tuğladan bir duvarı devirmesine şahit oluyoruz. Bir başka dinozor ise tahta parmaklıkları parçalayarak ilerleyebiliyor. Fakat daha sonra aynı dinozor kafasını tahta duvara çarpıp ilerleyemiyor. Oysa ki daha birkaç dakika önce gördüğümüz sahnelerden sonra o duvarı yıkıp geçmesini bekliyorsunuz. Dinozorların CGI ile yaratılması onun dünyadaki varlıklarını gerçekçi bir şekilde temellendirmelerine mani olmuş gibi görünüyor. Bu yüzden de dinozorların fiziksel gücüyle yapması gerekenler değil de, hikaye içinde yapmaları ve yapmamaları gereken detaylar üzerinden hikaye yazılmış gibi. Dolayısıyla bu dinozorların gerçekliğine inanmanıza engel olabilir.

Öte yandan Jurassic World Yıkılmış Krallık serinin üçüncü filmine başarılı bir şekilde zemin hazırlıyor. Hikaye filmin isminin hakkını veriyor. Aynı zamanda bizleri çok daha büyük bir maceranın beklediğini müjdeliyor. Genel olarak karşımızda patlamış mısırınızı yerken hakkında çok düşünmezseniz rahat keyif alabileceğiniz bir film var. Yapmanız gereken tek şey detaylara çok takılmamak. Fakat siz de benim gibi detaycıysanız rahatsız edici çok fazla detay bulmanız mümkün. Buna rağmen hafta sonu keyifli zaman geçirmek için seyredilebilecek bir iş olmuş. Bu da sadece büyük bir beklentiye girmezseniz mümkün.

NOT: 6
İLGİLİ BÖLÜMLER