YAZAN Can Arabacı

BioWare’in son kurşunu hedefini buldu mu?

Rol yapma oyunlarının parıltılarını yitirmeye başladığı yıllarda Baldur's Gate adındaki şahesere imza atıp tarihe ismini altın harflerle kazımış, bu başarılarının devamını Neverwinter Nights, Knights of the Old Republic, Dragon Age ve Mass Effect gibi oyunlarla sürdürmüş olan BioWare'in tarihi Anthem'de hikayelerini sıklıkla duyacağımız efsanevi kahramanlar Legion of the Dawn'a ne kadar da benziyor aslında.

Tıpkı Legion of Dawn gibi efsanelerle birlikte tarihe karışmaya başladı son yıllarda BioWare de. Bilhassa da Mass Effect Andromeda’yla iyice dibe çakıldıktan sonra dipte mi saplanmış mı kalacaklar yoksa dipten aldıkları ivmeyle tekrar su yüzüne mi çıkacaklar, ona büyük ölçüde karar verecek olan yeni markaları Anthem’a bakıyoruz şu anda. Ve ne yazık ki sonucu Bioware’in su altında nefesini ne kadar tutabildiği belirleyecek gibi duruyor şu an için.

01

İlahi BioWare!

Tehlikeli ve gizemli bir dünyada zar zor hayatta kalma savaşı veren insanlığa şahitlik ediyoruz Anthem’da. Giriş kısmında da bahsettiğim “Legion of Dawn” adındaki efsanevi kahramanların insan ırkını Urgoth ırkının altında kölelikten kurtarmasının ardından yüzlerce yıl geçmiş. Lejyon’un lideri Helena Tarsis’in ölümünün ardından organizasyon bir arada kalamamış ve bu kahramanlar üç farklı gruba ayrılmış: Freelancerlar, Sentineller ve Dominion. Biz bu üç fraksiyonunun Freelancer kısmını temsil ediyoruz. Çeşitli kontratlar peşinde koşan bir nevi paralı asker grubu olan Freelancerlar dışında bir zamanlar Legion of Dawn’da birlikte savaştığımız Dominion insan olmayan dış tehditleri saymazsak baş düşmanlarımızı, Sentineller ise Antium başta olmak üzere başlıca insan şehirlerini koruyan bir nevi polis gücünü oluşturuyor. Üç grubun da ortak paydası dış dünyanın tehditlerine karşı Legion of Dawn zamanında üretilmeye başlanmış “Javelin” adı verilen exo-zırhları kullanıyor olmaları. Dominion söz konusu olunca daha “garip” bazı araç gereçler de giriyor işin içine ama onu anlatması da oyuna kalsın artık.

02 03

Bu üç grup ve her birinin kendi mücadelelerini oyun size irili ufaklı bir sürü hikâyeyle anlatmaya çabalıyor zaten. Ancak oyunun dünyasını anlamak için bilmeniz gereken çok önemli bir şey daha var ki, o da oyuna adını da vermiş olan “Anthem”, ya da tam haliyle “Anthem of Creation”, yani “Yaratılış İlahisi”. Orta Dünya’ya, daha doğrusu Silmarillion’a aşina olanlar orada Tolkien’ın yaratılış mitosunun Ainur’un Müziği’nden geldiğini biliyorsunuzdur. Anthem’ın yaratılış mitolojisi de sırtını benzer bir müziğe dayıyor. Dünyayı şekillendirdiğine inanılan “Shapers” olarak anılan tanrısal varlıklar bu Yaratılış İlahisi’ni kullanarak yaşamlar yaratmış, yeryüzünü oyun hamuruyla oynar gibi biçimlendirmişler. Ancak oyun içindeki efsaneler Shaperların bu biçimlendirme sürecini tamamlayamadan belirsiz bir sebep yüzünden ortadan kaybolduklarını söylüyor.

Dünyayı şekillendirmede kullanılmış ancak sonrasında ortada bırakılmış bu çeşitli kalıntılar ve mekanizmalar Anthem’ın dünyasının dengesiz ve kaotik bir yapıya sahip olmasına sebep olmuş. Sıklıkla Freelancer gruplarının kontrolden çıkan kalıntıları “susturmasıyla” çeşitli felaketler önlenmiş olsa da bazen bu felaketlerin önüne geçmenin bir yolu olmuyor. Bu da bizi Anthem’ın açılış sahnesi olan The Heart of Rage’e getiriyor. Oyunun daha ilk anlarında bizi felaketin kucağına bırakan hikâye, çömez bir Freelancer olarak nasıl da tökezlediğimizi ve boyumuzdan büyük bir işe kalkıştığımızı gözler önüne seriyor. Hemen ardındansa iki senelik bir sıçrama yaparak bizi Freelancerların itibarının yerle bir olduğu, en basit kontratları almakta bile zorlandığı bir döneme fırlatıyor. Oyun boyunca yapacağımız birçok hareket ve seçim de böylece Freelancerları altın günlerine döndürmek gibi bir amaç içeriyor bu sayede.

04

Kâğıt üzerinde bakınca aslında şahane bir tarif yaratmak için bütün malzemeler yerli yerinde duruyor, değil mi? Gizemli ve ilgi çekici bir dünya desen tamam, Javelin konsepti nefis. Kadim ve son üyelerinden biri olma şansına eriştiğimiz şekil organizasyon bile Bioware’in imzası misali yerli yerinde. Ama ana bileşenler güzel kurulmuş olmasına rağmen geri kalanını tecrübe etmeye başladığınız anda durumun Anthem’ın kurgu dünyasıyla benzer durumda olduğunu görüyorsunuz: Şekillendiricileri tarafından yarım ve eksik bırakılmış halde. Eh, bu durumda The Heart of Rage metaforunun da oyunu bitmiş ve tam bir şekilde satın almayı bekleyen oyunculara denk gelmesi çok ironik oluyor.

Andromeda'ya Koymayı Unuttukları Animasyonlar Buradaymış!

Bütün bu yarım kalmışlığına rağmen oynadığım süre içerisinde oyundan keyif almadığımı da söyleyemem doğrusu. Belki Mass Effect: Andromeda’dan sonra Bioware konusundaki standartlarım çok düştüğünden belki de o dibe vuruş şirketin aklını başına getirdiğinden oyunun dünyası, diyalogları ve karakterleri gayet hoş. Özellikle Anthem’ın en yakın rakiplerinden olan Destiny’de son iki senedir ana karakterin ağzından tek bir cümle koparabilmek için serinin en sevilen karakterlerinden birinin harcanmasının gerektiği düşünülürse burada Freelancer’ın fazlasıyla konuşkan ve eğlenceli bir karakter olmasını çok tuttum; karaktere hem derinlik hem de kişilik katmış. Bunlar bir de Andromeda’nın en dalga geçilen eksiklerinden olmasına rağmen burada telafi için bol kepçeden koyulan başarılı karakter animasyonlarıyla birleşince seyretmesi çok keyifli, sinematik anlar doğmasını sağlamış.

05 06

Anthem’ın oynanışı çoğunlukla ikiye ayrılıyor: İlki Fort Tarsis içerisinde milletle diyaloğa girdiğimiz, Codex girdileri topladığımız ve Javelin zırhımızı boyayıp silahlarımızı ayarladığımız kısım. Neyse ki demoda herkesin diline pelesenk olan kağnı hızında yürüme hızımız tam sürümde bir parça daha hızlandığından korktuğum kadar angarya olmaktan çıkmış. Karakterlerin çoğuyla bu kısımda tanışıp kaynaşıyoruz ve dediğim gibi aralarında gerçekten ilginç olanlar var ve sizi bir yerden sonra kendilerine bağlamayı başarıyorlar. Bir yere kadar Fort Tarsis’i canlı hissettirmeyi de başarıyorlar. Ancak önceden belirlenmiş bir avuç karakter dışında kimseyle hiçbir şekilde iletişiminiz olmadığını görünce ve tabii Zoe siz Javelin’inize binmeye çalışırken ellinci defa “Şu marketteki kız çok acayip! Şehre gerçekten korox getirecek olursa tarih kitaplarına geçer!” deyince o illüzyon hızla dağılıp gidiyor. Karakterleri, hikâyeleri güzel yazılmış olsa da çok derin ve katmanlı değil anlayacağınız. Hatta biz Bioware’in diyalog tekerine bile sığ diye laf atarken bu sefer konuşma seçenekleri tam olarak ikiye indirmiş olmaları gerçekten üzücü. Artık konuşurken iki seçenekten birini seçiyorsunuz ve hikâyeyi, ilerleyişi etkileyecek herhangi bir seçenek çıktığını da hatırlamıyorum açıkçası. Sanırım bir tek “Şu zırh parçasını yapmak için X kişisine ya da Y kişisine gidebilirsin” şeklinde bir seçim vardı hikâyede -ki ben maksimum tecrübe puanı kazanmak adına ikisinin de görevlerini yapmış olmama rağmen sonuçta değişen bir şey olmadı.

07

Oynanış ikiye ayrılıyor dedim ama, aslında ikisi arasında gizli bir kısım daha var: Javelin kişiselleştirmece. Karakterinizi yaratırken sadece hazır suratlardan birini seçiyor olmak başta garibime gitmişti ancak Javelin kişiselleştirme kısmını görünce asıl özeni buraya gösterdiklerini gördüm ve tatmin oldum. En azından başta. Zira diyorum ya, Anthem’ın geneli böyle ilk bakışta etkileyen ancak kazımaya başladığınızda beklediğinizden çok daha sığ bulduğunuz alanlarla dolu. Bu da onlardan biri işte. Javelin’inizin bütün ekipmanını, silahlarını, modlarını falan bu “Forge” denilen kısımda ayarlıyorsunuz. En standart parçalar yanınızda iki taneye kadar taşıyabildiğiniz silahlar. Bunun dışında çeşitli özelliklerinizi geliştiren modlar var -ki tam verim almak istiyorsanız Javelin tipinize özel modları tercih etmenizi tavsiye ederim. Her Javelin’in birer destek yeteneği, bir de tuş takımında Q ve E’ye denk gelen, her fırsatta kullanmak isteyeceğiniz ağır topları var. Bu yetenekleri seçerken ekstra özen gösterin zira Primer ve Detonator desteğini kurmanız çok mühim. Oyunu oynamış bile olsanız “Primer nedir, Detonator yenir mi?” diyor olmanız mümkün; nitekim oyun size bu özellikleri açıklama konusunda neredeyse hiç çaba sarf etmiyor. Yine ne varsa oyuncularda var; Reddit’ten FireDragon04 adlı kullanıcı çok yararlı bir çizelge çıkartmış, onu da burada paylaşarak Bioware’in kendiliğinden yapmış olması vazifeyi üstlenelim. (Hatta genel olarak Bioware’in oyunculara verilmesi gereken bilgileri verme konusunda ciddi bir problemi olduğunu da söyleyebiliriz)

AnthemAbilityDamageTypes

Özetle Primerlar komboya hazırlık hareketleri; önce bunları kullanıp düşmanı komboya hazırlıyorsunuz, sonra Detonator yeteneklerini kullanarak çılgınlar gibi hasar veriyorsunuz. Özellikle GM1 ve üzeri zorluklarda bu yeteneklerini çok etkili bir şekilde kullanmak şart, o nedenle oyunun genel gidişatı içerisinde iyice öğrenmeye ve elinizi alıştırmaya bakın derim.