Sam Leaderboard
YAZAN Sabri Erkan Sabancı

Endgame’inizi zor mu, yoksa çok zor mu alırsınız?

Geçen hafta Tom Clancy's The Division 2 incelememizin ilk bölümünü yayınlamış ve oyunun hikaye modunu değerlendirmiştik. Yazımızın ikinci ve son bölümünde ise oyunun endgame içeriğini inceledik ve puanımızı verdik.

Looter shooter oynuyorsanız, büyük ihtimalle de farkındasınızdır: Bu oyunların endgame’ini oyuncuların istediği gibi yapmak neredeyse imkânsıza yakın bir iş. Destiny 2014’ten bu yana hala herkesi memnun edecek hale getirebilmiş değil. Şu anda da sevdiğiniz ya da kullanmak istediğiniz silahları daha yüksek güç puanına sahip silahla birleştirip üst puana çıkarmanızı sağlayan “Infuse” sistemiyle uğraşıyorlar hala. Bir yandan tüm vaktini Destiny’ye ayıramayan oyuncular gerekli malzemeler çok sık düşmüyor diye yakınıyor, diğer yandan… Diğer yandakilerin pek bir şey dediği yok, son dönemlerde Destiny’ye saatlerini gömen insanların çoğu ya halinden memnun, ya da yayıncılar zaten, ister istemez vakitlerini gömüyorlar.

Anthem’in yaşadığı sıkıntılara hiç girmiyorum bile, onun dertleri yakın bir zamanda bitmez gibi görünüyor. Ama The Division 2 daha şimdiden bu sıkıntıların çoğuyla uğraşmayacakmış gibi görünüyor. Hatta Massive’in bu tür için yeni bir standart oluşturduğunu bile söyleyebiliriz. Sıkıntıları var, her oyuncuya hitap etmeyecek şeyleri de var ama looter shooterlarda olması gereken şey ne diye soracak olanlara “Endgame’i The Division 2 gibi olmalı” diye cevap vereceğim kesin. İsterseniz ufak ufak neler varmış anlatayım.

td3

THE DIVISION: DAHA BİTMEDİ DEMİŞ MİYDİM?

Hatırlarsanız incelemenin ilk kısmında “Seviye 1’den Seviye 30’a Kadar Olan Yolculuk”tan ve hikâyenin seviye 30’a geldiğinizde bittiğinden bahsetmiştim… Görünüşe göre The Division 2 aksini düşünüyormuş.

Seviye 30’a ulaşıp son Stronghold görevinizi de yaptıktan sonra her ne kadar yok etmeye çabaladığımız çeteler kaçışmaya başlasa da, bu sefer de başımıza Black Tusk diye apayrı bir çete salıyor oyun ve inanın ne olduklarını anlamış değilim. Eski Division ajanları mı, Spider-Man’deki Sable International gibi paralı askerler mi pek bir fikrim yok. Ancak bu çetenin de oyuna salınmasıyla Washington’ı işgal ediyorlar ve ilk oyundan da bildiğimiz “World Tier” olayı açılıyor.

World Tier’ı bilmeyenler için basitçe özet geçmem gerekirse, şimdilik 1’den 4’e kadar World Tier’lar bulunmakta ve kısaca oyunun açık dünyasındaki düşmanların seviyesini arttırıp, yaptığınız etkinliklerden düşen lootun güç puanını yükseltmekte. İlk oyunda World Tier’ı kendi güç puanınıza göre istediğiniz gibi ayarlayabiliyordunuz ancak The Division 2’de bir şekilde “hikâye”ye yedirmeye çalışmış Massive bunu. Kısaca yapmanız gereken şey o World Tier’daki işgal edilmiş ana görevleri yapıp, bölgenin bağlı olduğu Stronghold’u da gereken güç puanına ulaştıktan sonra yapıp işgalden kurtarmak. Yani bir hile bulup, güç seviyenizi yükseltip bir an önce üst World Tier’lara çıkmak biraz zorlayıcı bir iş, hem böyle yapması da daha zevkli.

td6

Fakat bunun sıkıntıları da yok değil. Mesela en büyük sıkıntısı, yaptığınız tüm görevler ve Strongholdlar hikâyeyi oynarken yaptıklarınızın aynısı, sadece Black Tusk NPC’leri koyulmuş ve çok daha zorlaştırılmış versiyonları. Ben oyunun görevlerinin geçtiği mekânlardan memnun olduğum için bence büyük bir sıkıntı değil ama “Aynı şeyi ısıtıp önümüze koymuşlar be!” diyenleri de anlayabiliyorum tabii.

Başka bir diğer sıkıntıysa solo oyuncuları ilgilendiriyor: Oyunda üst World Tierlara çıkmaya başladıkça oyun gereksiz zorlaşıyor ve solo oynamaya inat ederseniz de bir süre sonra pes etmeniz olası. Seviye 30’a kadar gelirken ya da ilk bir iki World Tier’da oyun gerçekten sizi taktiksel oynamaya ve düşünmeye sevk ediyor fakat üst World Tier’larda oyunun üstünüze yağdırdığı Elite düşman sayısı gerçekten saçma. İşgal edilmiş görevlerden birini rastgele insanlarla beraber yaparken bir şekilde bossu öldürmeyi başardıktan sonra tam bitti diye sevinirken oyunun üstümüze bir grup düşman, yanına da tatlı niyetine 2 tane ağır kalkanlı Heavy düşman atması trollüğünü hala atlatabilmiş değilim.

Ama işin güzel yanı, oyunun endgame’indeki sıkıntılar bunlardan ibaret, eğer bunları sıkıntı olarak görenlerdenseniz.

td1 td4

THE DIVISION: HER YERDE LOOT VAR, KALBİM SENİN BU GECE

Artılarından bahsetmeye ilk olarak “LOOOOOT!” diye giriş yapmak istiyorum, çünkü Destiny 2: Forsaken sonrası ve Anthem bu konuda beni o kadar üzdü ki, o kadar çok vaktimi boşa harcatıyormuş gibi hissettirdi ki sonunda loot sistemini tam yapabilmiş bir looter shooter görmek beni çok mutlu etti. Özetle, The Division 2’ye girdiğiniz ve oynadığınız hiçbir zaman, eğer amacınız güç seviyenizi arttırmaksa, vakit kaybıymış gibi hissettirmiyor. Oyunda yaptığınız her görevden, her etkinlikten güç puanınızı yükseltmenize yarayacak bir silah, bir zırh ya da herhangi başka bir şey çıkabiliyor. Buna Stronghold bossundan, açık dünyada öldürdüğünüz rastgele bir düşmana kadar herkes ve her şey dâhil.

Bunun yanı sıra, incelemenin ilk kısmında hatırlarsanız açık dünyasında yapılacak şeylerin bolluğundan bahsetmiştim. World Tier ve işgal olayının da işin içine girmesiyle açık dünyada yapılabilecek şeyler iyice ilginçleşmeye ve aktifleşmeye başlıyor. Etrafta daha fazla güçlü düşmanlar geziniyor, yolunu kesip topladıkları kaynakları alabileceğiniz düşmanların sayısı artıyor, daha önce kontrol altına aldığınız kontrol noktaları sürekli olarak, en azından bölgeyi özgürleştirmediğiniz sürece diye tahmin ediyorum, sürekli işgal edilebilme riskine sahip. Ve bunlar sadece World Tier 4’e ulaşana kadar yapabileceğiniz şeylerden bazıları.

Ek olarak yine Seviye 30’a ulaşıp son Stronghold’unuzu yaptığınızda Massive’in sürekli bahsedip durduğu Specialization sistemine de erişiminiz oluyor. Specialization’ın olayıysa size sunulan 3 mega-ultra-güçlü silahtan (Bomba atar, arbalet ve nişancı tüfeği) birini seçip, tıpkı Destiny/Anthem’deki “Süper”iniz gibi kullanabiliyorsunuz. Bunları kullanabilmek için de bir silah olduğundan dolayı diğer oyunlardaki gibi “dolmasını” beklemek yerine çeşitli şekillerde düşman öldürüp mermisini düşürmeye çalışıyorsunuz. World Tier’lardaki ana görevleri, Strongholdları ve belirli şeyleri yapmaya devam ettikçe bu silahla gelen yeni özellikleri de o görevlerden gelen özel puanlarla açmaya başlıyorsunuz ve inanın oynanış stilinizi çok fazla değiştiriyor. The Division 2’de nişancı tüfeklerini kullanmak çok zevkli olduğundan Sharpshooter sınıfını seçip yine bir nişancı tüfeği aldım ve seçtiğim sınıfın sağladığı ek özellikler sayesinde bir anda çatışmanın arkasında, siperde duran bir nişancı gibi oynamaya başladığımı fark ettim. Bir yandan destek olarak oynadığımdan takımımdaki biri öldüğünde Hive Reviver’ı atıp tekrar savaşa sokup, diğer yandan birinin kalkanı gittiğinde de Fixer Drone’u ona doğru yollayabilmemin yanı sıra Sharpshooter Specialization’ının açtığım “Düşmanlara benden daha yakın olanlara %10 ekstra headshot hasarı” özelliğinin de faydasını görebiliyorum böylece. Hani Destiny’deki raidlerde “Defender Titan’ım, kalkanımı açıp milleti koruyayım” ya da Anthem’in “Colossus’um, gidip kalkanla milleti kaldırayım” gibi basitliğinden uzak bir taktiksel oynanışa sürüklüyor sizi Specialization. Nasıl oynamayı sevdiğinizi de biliyorsanız ve bu ikisini birleştirebilirseniz oyundan aldığınız zevk katbekat artıyor.

td2

Tabii bu saydıklarımın yanına hala ana hikâye boyunca yaptıklarınızı da yapmaya devam ediyorsunuz. Her gün - her hafta tamamlamak isteyebileceğiniz yeni projeler açılıyor, bu projelerden yapmak isteyeceğiniz ekipmanların proje dosyalarını alabilir ya da başına ödül konulmuş, avlamanız gereken çete elemanlarının yerleri açılabilirsiniz. Yeraltına gidip ilk oyunda başımızdan atamadığımız Hunterları avlamaya çalışabilirsiniz. Conflict gibi The Last of Us’ı oynanış olarak anımsatan ama The Division’ın ek özellikleriyle daha da çılgın hale gelmiş bir PVP modu oynayabilirsiniz. Ya da ilk oyunu tüm looter shooterlardan ayıran Dark Zone’un artık hangi versiyonu sizi memnun ediyorsa ona girip milletin binbir uğraşla aldığı lootu da çalabilirsiniz. Bu arada farkındayım, oyunun PVP modları üzerinde pek durmadım ancak tam olarak bir PVP oyuncusu olmadığımdan ve The Division 2’nin en büyük odak noktası PVE olduğundan pek de üstünde konuşmayı mantıklı bulmadım, ama Dark Zone’un hem seviyenizin/güç puanınızın etkisiz olduğu, hem de olmadığı iki farklı versiyonu olması Massive’in her kitleyi memnun etmek için elinden yaptığının harika bir göstergesi.

THE DIVISION: SON! (ŞİMDİLİK)

Büyük ihtimalle The Division 2’yi en iyi anlatan cümle bir önceki paragrafın son cümlesi olsa gerek. Massive neredeyse harika hale getirdiği ilk oyunu alıp, Washington haritası yerleştirmemiş. Yeni şeyler eklemiş, eskileri korumuş ve bize dünya paylaşımlı bir looter shooterın çıkışta nasıl olması gerektiğini harika bir şekilde göstermiş ve herkesi memnun etmek için gerçekten de harika bir iş çıkarmış. Sıkıntıları yok değil tabii ki. Çoğu oynanışı bozan hatayla üst üste gelen yamalar sağolsun bir süredir karşılaşmadım ama hala bazı komik buglar ve glitchler oyunda, Endgame’de bazı noktalarda oyunun gereksiz zorlaşması can sıkabiliyor, bazılarınız da dediğim gibi Black Tusk içeriğini tekrar olarak görebilir. Ama bu sıkıntıların çoğu ya oyuncu tarafından, ya da Massive tarafından çözülebilecek sıkıntılar ve oyunun geriye kalan her şeyi o kadar iyi ki incelemeyi yazmaya başlamadan önce “Yahu ne sıkıntısı vardı ki?” diye durup düşündüm biraz.

td5 td7

Kısaca The Division 2 gerçekten de harika bir looter shooter. Piyasadaki en iyisi bile diyebilirim rahatlıkla. Yapılacak bolca şey var, toplanacak bolca loot var ve hala önümüzdeki günlerde gelecek yeni bir World Tier ve benim belki de en büyük heyecanla beklediğim içerik olan 8 kişilik raidi var. Fakat günün sonunda The Division 2 piyasadaki diğer looter shooterlara kıyasla daha gerçekçi bir temayla daha taktiksel düşünmeye iten bir oynanışa sahip ve istediği kadar harika olsun, bunlar ilginizi çekmiyorsa gerçekten de önerebileceğim bir oyun değil. Belki oynadıkça sevmeye başlarsınız, oynanışa ısınırsınız diyebilirim ama “belki”ler yüzünden de bir oyuna 300-400₺ vermenizi de istemem.

Geriye kalanlar, yumulabilirsiniz.

Artılar:

  • Washington harika bir tercih olmuş
  • Silahların rolleri daha keskin ve belli
  • Oynanış daha taktiksel ve düşünmeye iten bir şekle girmiş
  • Yeni gelen yeteneklerle oynanış stilindeki çeşitlilik artmış
  • Endgame öncesinde ve sonrasında yapılacak bolca şey var
  • Specialization sistemi her açıdan oynanışı geliştiriyor ve kullanması harika hissettiriyor

Eksiler:

  • World Tier’lardaki ani zorluk yükselişi can sıkabiliyor
  • Black Tusk görevleri oyunu tekrar ediyormuş gibi hissettirebilir
  • Hala var olan bazı bug ve glitchler

 

NOT: 8.5

 

Son Karar: Bu kadarını inanın ben de beklemiyordum. The Division 2 dünya paylaşımlı looter shooterlar için ulaşılması bayağı çaba ve iletişim isteyen, yeni bir çıta koymuş durumda ve önümüzdeki aylarda oyuna hala yeni içerikler eklenecek oluşu benim bile gözümü korkutuyor. Acaba Bungie ve BioWare ne yapıyordur şu an?