Yapımcı ve Oyuncu Arasındaki Karmaşık Sistem
Hüseyin Erkut Söğüt tarafından yazıldı.   
Cuma, 18 Mayıs 2012 17:02

Oyun sektörünündeki yapımcı-ürün-oyuncu sistemini ne kadar iyi işlediğini düşündüm ve yeniden gündeme getirmek için bu yazıyı yazdım.

Yapımcı

Oyun sektörü gelişmeye başladığında çoğunlukla iyi işler başarmış, zamanla büyük bir kısmı sadece ticari amaçlara odaklanmış bizlere oyunları sunan insanlardır. Kimi zaman içlerinden gerçekten başarılı işlere imza atanlar da çıkmaktadır. Bunlar uzun yıllar hatırlanacak kişiler olmayı başarmıştır. Yapımcılar  sistemimizin ilk halkasını oluştururlar. 

Oyun

Yapımcıların genellikle uzun uğraşları sonucu ortaya çıkan ürünlerdir. Eğlence sektörünün en güçlü ögelerinden birisidir. Kimilerinin filmleri çekilmiştir hatta kitapları bile yazılmıştır. Adı hiç duyulmayanları da olmuştur. Oyunculara ulaşmasını engelleyen en büyük faktörlerden birisi de paradır.

Para

Çok söze gerek yok. Para olmadan içecek su, yiyecek ekmek bile alamıyoruz.  İnsanların (en azından büyük bir kısmının) onca zorlukla kazandığı şeydir. Oyuncu olarak adlandırılan kesimle yapımcı arasındaki yolu da uzatmaktadır ve ikiye bölmektedir.

Korsan

Daha ucuz olduğu için tercih edilen bir yöntemdir. Sektörlere darbeler vurmaktadır. Bazen işe yarayıp ürün reklamı da yapılmasını sağlayabilir. Oyun sektöründe orjinalini almadan önce denemek amacıyla korsan tercih eden kişi sayısı da az değildir. Kimi insanlarda pişmanlık duygusu uyandırır ve daha sonra ürünün orjinalinin alınmasını sağlar. Oyun sektörüne büyük bir lanet de sokmayı  başarmıştır.

Orjinal

Bir oyunun yapımcı tarafından doğrudan piyasa sürülen genellikle 80TL ve üzeri fiyat etiketiyle çıkan modelidir. Korsanıyla arasında çoklu oyuncu modu dışında pek farka rastlanmaz (Bazı istisnalar olabilir). Fiyat etiketleri yüzünden oyuncu kesimi maddi sıkıntıya sokabilir. Korsan ürünün sektöre soktuğu lanetten en fazla etkilenenlerden birisidir.

DRM

Kopya koruma sistemi. Çoğu DRM oyunu orjinal alanlara işkence çektirmekten başka bir işe yaramaz. Saçma sapan güvenlik bahanesiyle oyuna para ödeyenlerin canına okur (bkz. Ubisoft, Origin, Steam, Battlenet, GFWL...vb.). Korsan oyunlara engel olarak üretilseler de kırılmaktan başka bir işe yaramamışlardır. En azından çoklu oyuncu modunu koruyup korsan ve orjinal arasında fark olmasını sağlayabildikleri olmuştur. Oyuncuları korsana ittiği de olmuştur.

Oyuncu

Kazancına göre korsanı, orjinali veya ikisini birden seçenler vardır. 

Korsancılar: Yakalanmadıkları sürece mutlu mutlu keyiflerine bakarlar. Şu oyun şu fiyattan çıkıyormuş, buymuş onlar için önemli değildir.

Orjinalciler: DRM'ydi, fiyattı, şuydu buydu en çok mağdur olan gruptur. Oyunlara para yetiştiremedikleri de olur. Sektörü ayakta tutan kesimdir.

Orjinal-Korsancılar: İstedikleri oyunu orjinal alırlar istediklerini korsan. Daha çok ucuz oyun bularan orjinal aldıkları için sektörde bazı oyunların gereken saygıyı görmesini sağlayabilirler.

 

Her halkanın birbirinden sıkıntılı olduğu bir dönemde sektörün ayakta kalması güzel bir durum olsa gerek. Aslına bakılırsa diğer sektörlerde de durum pek farklı değil. Tek büyük fark DRM diğer sektörlerde daha az işkence çektiriyor.

 
Diablo 3 ilk izlenimler
Seçkin Önen tarafından yazıldı.   
Perşembe, 17 Mayıs 2012 23:34

Foruma yazdığım yazıyı Diablo 3 blogu etkinliği vesilesiyle, birkaç ekleme yaparak, buraya kopyalıyorum. Bu vesileyle yazı belki birkaç kişiye daha ulaşır. Son bölümde spoiler var, hikayeyi öğrenmek istemeyenlerin o bölümü kesinlikle okumaması gerekiyor.

Evet, normali bitirdim. Sindire sindire oynadım ama her yola gidip, her şeyi göreyim diye kasmadım. 13 saatte level 31 demon hunter'la bitirmiş oldum. Oyunu oynamamış ve alıp almamak konusunda kararsız olanlar için izlenimlerimi yazayım:
- Önce en önemlisinden başlayayım. Oyun, Diablo oynanışın bağımlılık yapıcı her öğesini barındırıyor. Hızlı tempo, bol ganimet ve 20 yaratığı aynı anda öldürdüğünüzde duyduğunuz haz, her şey yerli yerinde.

- Grafikler tek kelimeyle harika. İnternette grafiklerin kötü olduğuna dair yorumlar görebilirsiniz, hiç takılmayın. İyi grafik için, yüksek grafik teknolojisi kullanmak gerekmediğinin kanıtı olmuş oyun. Bilmem kaç piksel kullanan oyunların yakalayamadığı görsel başarıyı yakalamış. Yaratık ölümleri, yetenek animasyonları gibi oyunun en önemli unsurları harika bir şekilde kotarılmış. İlk kez Caldeum'a gelip yukarıdan manzaraya baktığınızda ağzınız açık kalacak.

- Mekan tasarımları harika. Belli aralıklarla mekan değişerek monotonluktan kurtuluyor, 1 saat boyunca sürekli çölde koşturmuyorsunuz. Renk paleti mükemmel bir şekilde kullanılmış, oyunun atmosferi tavan yapmış. Sakın Dark D3 modu gibi saçmalıklara girip her yeri aynı ton göstererek bu atmosferi kaçırmayın.

- Yetenek sistemi piyasadaki bütün ARPG'lerden çok daha iyi. Sizi bir iki skill'i fullemeye ya da 100 tane yeteneği aynı anda kullanmaya iten yetenek sistemlerinin asla sunamayacağı kadar çeşitlilik ve kişiselleştirme imkanı sunuyor. Her sınıf için yaklaşık 25 yetenek x 5'er rune'la oyun tarzınıza ve zevklerinize uygun bir kombinasyon bulamamanız imkansız.

- Yetenek sisteminin bir yan ürünü olarak dövüş sistemi de oldukça gelişmiş. ARPG'lerde genelde gördüğümüz sol ve sağ tıklamaktan ibaret olan sistem kalkmış, yerine yeteneklerinizi dengeli ve yerinde kullanmanız gereken bir sistem gelmiş. Normal zorlukta bile 6 yeteneğimi de duruma göre sürekli olarak kullanmam gerekti.

- Önceki sayfalarda yazdığım gibi hikaye anlatımında çok ilerlemiş oyun. Blizzard'ın sinematik kalitesine alışkınız zaten, o konuda yine yapmışlar yapacaklarını. Bunun yanısıra seçtiğiniz sınıf ve cinsiyete göre seslendirmesi değişen arabölümler, follower ve diğer NPC'lerle olan diyaloglarla, bulduğunuz günlüklerle dünyanın bir parçası olarak hissedeceksiniz kendinizi.

-D2'ye kıyasla co-op'ta herkese ayrı ganimet düşmesi, ölümüne potion spam yapılamaması, gold toplamak için üzerine tıklama gereği olmaması, town portal'ın zor durumdan kaçma aracı olarak kullanılamaması, dungeon'lardan çıkmak için ilk girdiğimiz yere dönmek zorunda olmamak, eğer town portal açmadıysanız öldüğünüzde bütün yolu baştan yürümek zorunda kalmamak gibi küçük görünen ama oyun zevkinizi önemli ölçüde arttıran değişiklikler de var.

- Gördüğüm tek eksik yan, yetenek arayüzünün baya uğraştırıcı olması. Yeni bir yetenek açıp açmadığınızı zaman zaman anlayamayabiliyorsunuz. 2 yeteneği yer değiştirmek isteyince oradan oraya, oradan oraya gidiyorsunuz. Bunun yanı sıra elective mode'un otomatikman açık olmaması yeni oyunculara yetenek seçimlerinin kısıtlı olduğu izlenimini verecektir. En büyük derdimin bu kadar görece önemsiz bir konuda olması oyunun kalitesi hakkında bir fikir verecektir.
Bundan sonrası hikayeyle ilgili, o yüzden bitirmemiş olanlar okumasın:


SPOILER

Hikayeyi çok iyi bağlamışlar bence. Benim beklediğimden iyiydi açıkçası :) Leah'nın Diablo olduğu söylentilerini ilk duyduğumda buna ihtimal vermemiştim; çünkü "Babası Dark Wanderer'dı, o yüzden Diablo'nun özü ona kaçtı, o da büyüyünce Diablo oldu" gibi bir hikaye anlatımı baya zayıf kaçacaktı. Leah'nın Diablo'ya dönüştüğü spoilerını yedikten sonra biraz hayal kırıklığına uğramıştım bu yüzden ama neyse ki Leah sadece "host" olarak kaldı ve Diablo'nun dönüşü başka bir şekilde açıklandı. Tyrael'in sürgüne gönderilmesi, ölümlü olması, onla savaşmamız da oldukça etkileyiciydi bence. Ek paketler için de açıklık bırakmışlar. 2 ek paket olduğu söyleniyordu Onlardan ilkinin kahramanının Imperius olacağı bariz gibi, ikincisi de Zoltun Kulle olurdu diyordum ama öldürdük onu da :D Gerçi öldürülemediği için kafası kanı farklı yerlere saklanmış bir adam, yine hortlayabilir :D Adria'yı da son görüşümüz olmadığı kesin.

SPOILER

 
Bu Blog Yazısının Kimseye Bir Faydası Yok
Burak Türe tarafından yazıldı.   
Perşembe, 17 Mayıs 2012 18:13

Yazanın Kendisine Bile

Bazen gün içinde sızdığımda, ayılmaya geçen o kısa anda kendimi İstanbul'daki evimde sanıyorum. Sonra farkındalıkla birlikte karın ağrısı geliyor. Sekiz yılımı üç şehirde avare gibi dolaşarak geçirmişim. Güya evim İstanbul'da ama senenin  dokuz ayını Silverhouse'da geçiriyorum. Bir kaç yıl önceye kadar memleketim Trabzon'u ziyaret ederdim. Artık onu da yapmıyorum. Çünkü artık beni evden çıkaracak her şey karnıma ağrılar sokuyor.
Bu yazıda üniversiteye yeni başlamış arkadaşlara, halen okuyup bunalmış olanlara tavsiyeler vermeyeceğim. Sadece mızmızlanacağım. Uzun zamandır sadece bunu yapabiliyorum arkadaşlarım için. Civarımdakiler beni oyun tavsiye eden ve dersler mevzu bahis olduğunda somurtarak susan biri olarak biliyorlar. Yıllardır da bunun elimde olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
Çalışmak, derslerde başarılı olmak, sonra defolup evim dediğim yere dönmek benim elimde değil mi? Öyle gözüküyor. Çok kısa aralıklarda öyle olduğuna da inandırıyorum kendimi. Ama bu gazımı çabuk kaybediyorum. Çalışmaya başladığımın 30. dakikasında bir ses "Asla başarılı olamayacaksın, başaramayacaksın" diyor. Gerçekten çok korkuyorum. Üniversitenin 3. yılına kadar "Ben çalışırsam kimse beni engelleyemez, ne sinir bozucu hocalar ne sistem beni bağlayabilir" diyen ben yıllar geçtikçe ufak ufak kendimi kaybettim. Artık okul konusunda kimseye tavsiye veremiyorum çünkü bu tavsiyeleri ben yapamıyorsam adeta bir hödük gibi insanlara akıl vermeye hakkım yoktur diye düşünüyorum.
Şu anki halim takdir edersiniz ki içler acısı. Ya da muhtemelen etmezsiniz çünkü okulu bu kadar uzatanlara anlayışla bakıldığını hiç bir zaman görmedim. Çalışmadığım doğru, derslere katılmadığım da. Ama niyetlendiğimde aklıma üşüşen düşünceler, okula gittiğimde yokuşta bacaklarımın titrediği,  bahçedeki, sınıftaki, dolmuştaki ödev-sınav-hoca muhabbetlerini duyduğumdaki saf iğrenme duygusu da doğru. 
Açıkçası ben artık öğrencilik vasıflarını kaybetmiş bir insanım ve ne aileme ne arkadaşlarıma ne de kendime bir faydam kalmadı. Hala hayattan bıkmadan yapabildiğimce muhabbet ve geyikle varlığımı idame ettirmeye çalışıyorum. Bu sırada bunalımdan çıkıp,  insanlarla tanışıyor, arkadaşlığı sıkılaştırıyor sonra mezun olup gitmelerini görüp tekrar bunalıma giriyorum. 6 yıldır içinden çıkamadığım bir döngü yaşıyorum.
Bir de hiç yol alamadığım sırat psikolojisi var, odada bir otakudan bile az yaşam belirtisi göstererek oturmama sebebiyet veren. Öğrencilikle ilgili hiç bir eylemi yerine getirmiyorum, bunun yanında vicdan yüzünden içim rahat oyun oynayıp film de seyredemiyorum.  Evime dönmek istiyorum, orada yaşayacağım okul sorgusu ve aileme olan sorumluluğumu yerine  getiremenin utancından huzur bulamıyorum. Tabii bir de insanın genç haliyle 5 yılını bekar evinde geçirip, ananın babanın yanına dönme ezikliği var. Böylece onlarla uyumumu da kaybetmiş oluyorum.
Bütün bu sorunların çözümü çok basit geliyor olabilir. Aklıselim olduğunu düşündüğünüz fırçalarınız vardır bana. Boşuna yorulmayın, kendime söve söve bu bilinci buralara ben düşürdüm zaten. Kim ne derse toparlayamıyorum çünkü çok uzaklaştım olmak istediğim yerden. Evim, oyunlar, arkadaşlar falan hepsi bir kaçışa dönüştü benim için. Yaşıtlarım arasında bir tek benim saçlarımın beyazlamamasının sebebi de budur muhtemelen.
Neyse, bu yazı kompozisyon sıfatını kaybedeli çok paragraf oldu. Benim de artık söyleyecek sözüm kalmadı zaten. "Ben" örneğine bakarak alabileceğiniz tek ders de olayların önüne çok geç olmadan geçmeniz gerektiğidir. Bir kere battıktan sonra geri nasıl çıkılabileceğine dair hiç bir fikrim yok artık. 4 yıldır son sınıfı okuyan bir zavallıdan bu kadar. Siz siz olun...siz siz olun, mutlu olun. Ne diyeyim?
 
ELDER SCROLLS: Geçen Zaman ve Bıraktığı İzler
Umut Yanık tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 16 Mayıs 2012 12:15


Bugünlerde Oyungezer için hazırladığım bir dosya konusu eski anıları canlandırdı bende. Elder Scrolls serisine tam olarak nerede, ne zaman tutulduğumu hatırlamaya çalıştım. Uzun yıllar öncesinden o kadar çok hatıra hücum etti ki bir anda (ve o kadar canlı, o denli renkliydi ki her biri), bazen sihirli bir oyun anının eski bir sevgili kadar kalbe dokunabileceğini fark ettim. Genelde oyunları gerekenden fazla ciddiye aldığımızı düşünürüm, fakat galiba zaman zaman onları aşırı hafife aldığımız da oluyor. Çünkü bazı oyunlar fark ettirmeden içimize işliyor, adeta bir parçamız haline gelip silinmez izler bırakıyorlar.


Benim anı bahçemdeki TES filizleri serinin ikinci oyunu Daggerfall dönemlerinde yeşermeye başladı. Sanırım büyük aşklar gerçekten kavgayla başlıyor; kolay vazgeçen biri olsaydım çoktan kaldırıp atacağım o oyun, belki de beni öfkeden delirttiği noktada sızdı kalbime.  İzin verirseniz kısa hikâyesini paylaşayım sizinle, oradan yola çıkarak Skyrim’e kadar yavaşça yürüyelim birlikte…

 

Daggerfall Zindan Haritası

Daggerfall'un rastgele yarattığı zindanlardan birinin haritası...


Savaşçı-büyücü karışımı karakterimle Daggerfall’un rastgele yarattığı zindanlardan birinde lanet olası bir Ork Lordu’nun peşindeyim. Zindanın en ücra köşesine pusmuş, önüne de seksensekiz çeşit yaratıkla adeta duvar örmüş namussuz. Ne yapsam olmuyor, o hattı yaramıyorum. Son denemem bir vampirin dişlerinde son buluyor ve çıldırmanın eşiğine geliyorum. Bir daha yükleyip 3 ayrı saldırı büyüsünü birleştiriyorum, o kadar yıkıcı bir karışım ortaya çıkıyor ki bu büyüyü bir kez kullanmam bütün mana gücüme mal olacak. Delilik. Allah belanızı versin ulan deyip büyüyü sallıyorum. Korkunç bir parlama eşliğinde ekranda ne varsa elektrik ve kıvılcıma boğuluyor. Ön saflardaki Ancient Lich patlamanın etkisiyle öyle geriye tepiyor ki Ork Lordu’nun bile üzerinden uçup… oradaki boşluktan aşağıya düşüyor! Tabii yaratıkların hepsi telef olmuyor, ayakta kalanlar yarım dakikada hesabımı kesiyor. Fakat ben göreceğimi gördüm. Kalp atışlarım hızlanıyor. Bir daha yüklüyorum, haritayı açıyorum ve bir kat aşağıya, çıkmaz sokak sandığım koridorun ucundaki yosunlu duvara varıp başımı kaldırıyorum. Evet! Yukarıya uzanan bir baca var! Ensemdeki tüyler diken diken oluyor. Levitation büyümü yapıyor ve bacadan yukarı süzülüyorum. Ork Lordu ve ahalisi oradalar, tam ters tarafa bakıyor, bekliyorlar. Büyülerim, çift elimle kavradığım Dai-Katana’m ve ben, Lord’a yapacağımız tatsız sürpriz için hazırız. Usulca yürüyerek iyice yaklaşıyorum. Ruhları duymuyor. Saldırı hamlesi için sağ üstten sol alta hışımla çektiğim farenin kablosu yuvasından çıkıyor fakat kılıcım Ork’un zırhlı sırtına çapraz bir yarık açtı bile. O kritik vuruş dağ gibi Lord’u indirmeye yetiyor! Korumaları beni lime lime doğrarken fareyi yuvasına takmaya bile tenezzül etmiyorum. Onun yerine taş zeminde yatan Ork’un cansız bedenine bakıp özel patentli deli büyücü kahkahamı atıyorum. Ve o an anlıyorum, Elder Scrolls’a âşık olmaya başlıyorum…

 

Doğrusu Elder Scrolls da bana boş değil, biliyorum. Ne zaman daralıp kendimi o dünyanın eşiğine atsam, kapıyı ardına kadar açık buluyorum. Beni heyecanlandırmak -hatta bazen düşündürmek- için canını dişine takıyor. Ve belki hepsinden ilginci, sık sık şaşırtıyor beni. Bütün bu hislerin ortak çarpanı ise eğlence oluyor. Daggerfall’un bir adım ötesine, serinin 3. oyunu Morrowind’e yol alalım, oradan bir örnek vereyim size... Ormana dalıp ne kadar agresif yaratık varsa hepsine sataşmak, fareli köyün kavalcısı gibi hepsini peşinize takıp kasabaya kadar koşturmak, sonra da kurguladığınız canavar baskınını savuşturmak için akla karayı seçen kasaba muhafızlarını izleyip pis pis sırıtmak... Nasıl eğlenceli biliyor musunuz?


En az eğlence kadar özgürlüğün de kokusu sinmiş zihnimdeki Morrowind sandığına... Aslında sadece bu oyuna değil tüm TES serisine ait bir özellik bu. İddia ediyorum, başka hiçbir oyun dünyası size bu derinlikte bir özgürlük duygusu yaşatamaz. Alternatifler arasında seçim yapabilme boyutunda kalan bir özgürlükten değil, özgürlük hissinin bizzat kendisinden söz ediyorum. Bunun belki en iyi anlatımı, Morrowind'de geminin güvertesine çıktığınız o ilk andır. Ya da bir sonraki oyun Oblivion'ın başındaki o küflü ve karanlık yer altı hapishanesinde geçen ilk yarım saatin ardından Cyrodiil ormanlarının kalbine attığınız o ilk adım... Daha da güzeli, Skyrim'de Helgen Keep'ten kurtulduğunuzda sizi karlı dağlarla baş başa bırakan o ilk sahne... Kapalı alan ve doğrusal oynanışın yerini bir anda açık dünya ve tam serbestliğe bırakması karşısında adeta oksijen zehirlenmesi yaşayan biri gibi sersemlersiniz. Karşınızdaki dünyanın bütünlüğü bir an nefesinizi keser. O dünya dizginlerinizi salarken size herhangi bir gözdağı vermemiştir fakat siz yine de biraz tedirgin, biraz tereddütlü atarsınız o ilk adımı. Ve bilirsiniz, yapacağınız yolculuk yalnızca size ait olacaktır (Birkaç ay önceki Skyrim incelemesinde kullandığım 9,9'un temel dayanaklarından biri de budur).


Özgürlük Budur!

Bu resim, özgürlük kadar esareti de temsil ediyor olabilir. Nereden baktığınıza bağlı.

 


Sevgili arkadaşlar, tam da bu noktada iyice gaza gelip “Bethesda beni evlatlık alsın!” desem, ya da Aşık Veysel’e bağlayıp bir Bard manisiyle yazıyı sonlandırsam şaşırmazdınız değil mi?

 

Az evvel ejder dövdüm, ağrıyor her bir yanım;

Varam gidem sılaya, benim güzel Whiterun’ım…

Muhafız der giriş yok. Nasıl giriş yok canım?

Nasıl almazsın beni, ben bir Ejderdoğan’ım!

 

Kalakaldım kapıda, yahu bu nasıl iştir?

Bilmez misin ey densiz, Whiterun’lılar kardeştir?

Ice Bolt çakardım amma, gayrı manam bitmiştir;  

Dizindeki ok var ya, çıkar kıçına yerleştir!

 

Bakın işte, hiç şaşırmadınız J

Ama işin aslı öyle değil.

Ozan etse de (!) gözü kör eden bir aşk değil bu.

(Yazının havası değişiyor, derin nefes alın)

 

Evet, TES oyunlarındaki kalite, özgünlük ve özgürlük hissi senelerdir bir nebze olsun azalmadı, fakat aynı durum ömrümüzün takvim yaprakları için geçerli değil maalesef. Orta yaşa yaklaşan ve hayatın hatırı sayılır bir kısmını oyunlarla tüketen iki “Elder” olarak sevgili Sinan Akkol’la son zamanlarda aklımızı meşgul eden bir konudur bu… Neredeyiz? Nerede olmalıydık? Zamanı doğru mu değerlendirdik? Doğru mu örnek oluyoruz?

 

TES örneğinden hareketle mantıklı bir değerlendirme yaptığımda bu seriye ayırdığım zamanın karşılığında değerli kazanımlarım olduğunu görüyorum. Bu oyunlar yer yer iyi yazılmış birer kitaptan farksız olduğundan okuma hobimi tatmin etti ve İngilizce dil becerimi ilerletti. Hayal gücümü besleyerek yaratıcılık ufkumu genişletti, zor geçen günlerin stresini atmama yardımcı oldu.

 

Geçen Zaman ve Bıraktığı İzler...

Zaman her şeyin ilacı değil ama çoğu şeyin anahtarı.


Sonuçta, kabul edelim veya etmeyelim, hepimizin zaman zaman bu dünyadan kaçmaya ihtiyacı var. Diğer yandan, bu dünyada yapmamız gereken çok iş, arayıp bulmamız gereken çok cevap var. İtiraf etmeliyim, Elder Scrolls’a harcadığım vaktin bazı dönemler aşırıya kaçtığı da oldu ve bu aşırılık, sözünü ettiğim cevapların arayışından beni alıkoydu. Eğer siz de kendinizle yalnız kaldığınızda “Neredeyim? Nerede olmalıyım?” sorularıyla yüzleşiyorsanız pişmanlığın çok ağır bir yük olduğunu en az benim kadar iyi biliyor olmalısınız. Load / Save mekanizması fena halde bug'lı bir oyun Hayat. Bazen "telafi edebilme" ayrıcalığını tanımıyor insanlara. Bu yüzden, birçoğunuza abi sıfatıyla hitap eden biri olarak, size şu naçizane tavsiyede bulunmak istiyorum: Eğer uyku saatlerinizden fazlasını feda edecekseniz, oynayacağınız oyuna karar vermeden önce esaslı bir yatırım analizi yapın. Çünkü siz ve üretken vaktiniz, dijital kum torbalarından daha iyisini hak ediyorsunuz.

 
Asura vs Akuma...
Murat Özgen Özkan tarafından yazıldı.   
Salı, 15 Mayıs 2012 22:15

En güçlüye karşı, en kızgın... 

İyi seyirler...

http://www.youtube.com/watch?v=vGigqCBraGc

 
Hell, it's about time!
Can Arabacı tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 14 Mayıs 2012 14:18

Onlu yaşlarımın başındayım. Ekrana kilitlenmiş "Diablo" diye bir oyun oynuyorum... StarCraft'tan sonraki yeni deliliğim! Yaşım ufak, ama bilgisayar oyunlarıyla iç içe büyüdüğüm için yaşımın çok ötesinde bir kavrayış ve hevesim var oyunlara. İngilizce'm o zamanlar yarım yamalak olduğundan çok bir şey anlamadan oynuyorum, ama katedralin kat kat altına inerken yaşadığım heyecana mani olmuyor bu. Sonra bir gün oyunun başındayken babam geliyor, oyunu durduruyorum. Oyunun menüsünde fıldır fıldır dönen pentagramlara takılıyor gözü. "Neymiş bu?" diyor, "Diablo" diyorum. "Oynamanı istemiyorum böyle oyunları" diyor. Ama ben inatçıyım ya, sallamıyorum. Oynamaya devam ediyorum, bir süreliğine gizliden gizliye olsa da...

 

 

**

 

 

Bu sefer 13 yaşındayım. Diablo II yeni çıkmış. Koşa koşa babamın bürosuna gidiyorum. "Oyun alıcam ben" diye. "Ne alıcaksın yine?" diye soruyor, "Diablo II" diyorum. "E hani oynamayacaktın onu? İstemiyorum öyle pentagramlı oyunları oynamanı" diyor. Karşısındaki çetin ceviz ama, o kadar kolay pes etmeye niyeti yok. Ben yine de bir şekilde o parayı koparıyorum, oyunu alıp koştura koştura evin yolunu tutuyorum. 3 CD çıkıyor içinden. Yüklüyorum oyunları, giriyorum oyuna... Sanki dünmüş gibi hafızama işlemiş bak, düşün. Karakter seçme ekranında ateşin başına üşüşmüş 5 karakterle bakışıp duruyorum bir süre. Elim ortadaki kel Barbar'a gidiyor önce... "Houuuu!" diye bağırdıktan sonra baltasını bilemeye başlıyor. Sonra tek tek bütün karakterlerin üzerine birer kere tıklıyorum. Son kararım karizmatik, beyaz saçlı Necromancer oluyor. Karakteri isimlendirip Enter'a basıyorum. Ve giriş o giriş. 12 yıl oldu, hala pençesinden kurtulamadım bak...

 

 

Babam her ne kadar sözde karşı çıksa da içten içe beni kısıtlamak istemediğini, bana güvendiğini biliyorum. Beni arada oynarken görse de çok sesini çıkartmıyor. Yine de bu sefer başka bir çatışma çıkıyor aramızda: Ben arkadaşlarımla internetten oynamak istiyorum oyunu, ama o zamanlar 56K Modem'le Çevirmeli Bağlantıya mahkum olduğumuz için faturanın çok geldiğinden yakınıyor bu sefer. Ama inatçıyım demiştim değil mi? Gizli gizli internete bağlanıp oynamaya devam ediyorum. Arada kızsa da, göz yumuyor o da oynamama...

 

 

Sonra sürekli okuduğum dergilerdeki Diablo II incelemelerine baka baka hırs yapıyorum. "Ben de yazarım ki!" diyorum. Millet derste tahtadakileri not alırken ben kendi çapımda incelemeler, tam çözümler yazıyorum Diablo II'ye. Sonra bir gün oturup bu incelemelerden birini bilgisayara geçirip internetteki sitelerden birine yolluyorum. Haberim yok ama, daha o sırada kaderimi çiziyorum aslında bu hareketle...

 

 

**

 

 

25 yaşındayım. Diablo II'nin üzerinden 12, İstanbul'a taşınmamın ve kendi başıma yaşamaya başlamamın üzerinden tam 7 sene geçmiş! O 13 yaşındaki çocuktan neredeyse eser kalmamış: Tek bir şey dışında. Hala içimde bir yerlerde bir kıpırdanma oluyor "Diablo" dendiğinde. 12 yıl önceki o çocuksu heyecanın, kıpırtının birebir aynısı. Kendi çapımda akşama geri sayım yapıp, heyecanımı yatıştırmaya çalışıyorum bir yandan. Babam arıyor, "Napıyorsun?" diye soruyor. Laflıyoruz biraz telefonda. "Önümüzdeki birkaç gün yokum ben." diyorum en sonunda. "N'oldu, ne peşindesin yine?" diye soruyor. O görmese de sırıtıyorum cevabını verirken "Eee, Diablo III çıkıyor sonunda...". Bu sefer itiraz etmiyor hiç, gülüyor telefonun öteki ucundan heyecanımı anlayarak. "İyi hadi, gözünaydın!" diyerek kapatıyor telefonu.

 

 

Hani sorup duruyorsunuz ya, "Neden bu kadar çok heyecan yapıyorsun Diablo III için?" diye. Çünkü çocukluğumdan bana kalan yegane heyecan o benim için. Tam 11 saat sonra sunucular açıldığında, sırtımdaki bütün yükten sıyrılıp yine o 13 yaşındaki çocuk olacağım ben. Ve muhtemelen yıllar yıllar sonra Diablo IV çıktığında dönüp geriye baktığımda, Diablo III'ün hayatımda neleri değiştirdiğini, bana nasıl eşlik ettiğini anlatıyor olacağım.

 

 

 

 
Çağrı "Findor" Paçin Bildiriyor ; BUOK Oyun Festivali - Bugün ve Yarın
Çağrı tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Mayıs 2012 13:30

Boğaziçi Üniversitesi Gerçek macera oyunları grubunun düzenlediği oyun festivaline gitmek ve katılmak isteyen herkes gidebilir.

Pazar gün ki programda oyungezer ailesinden Faruk Furkan Akıncınında Türkiye'de ki oyun sektörü ile ilgili konuşması var.

 

Etkinlik ücretsizdir. Detaylı bilgi için : https://www.facebook.com/events/388866487799572/

 
Spec Ops : The Line Demo
Murat Özgen Özkan tarafından yazıldı.   
Perşembe, 10 Mayıs 2012 12:19

Spec Ops : The Line'ın demosunu merak edipte oynama imkanı olmayanlar için baştan sona oynadım... İyi seyirler :)

http://www.youtube.com/watch?v=gEJwPWE127A&list=UUoAb9kRPrOZzD9BHq1drbJg&index=1&feature=plcp

 
Cemil Çiçek ve LoL Night Bu gece 20.00'da
Çağrı tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 09 Mayıs 2012 17:43

İzlemek için http://www.own3d.tv/CemilCicek adresine saat 20.00'da göz atabilirsiniz.

 
Hakları mı Yeniyor Yoksa Başarısızlar mı ? -1
Hüseyin Erkut Söğüt tarafından yazıldı.   
Salı, 08 Mayıs 2012 17:38

 

Özellikle son zamanlarda fazla yaygın olan bir düşünce olan isim yapmışsa iyidir düşüncesi pek çok oyuna yansıdı. Zaman zaman içimizden bazıları bunları çok sevdi bazıları ise adını bile duymadı.Bende satışlarda pek bir başarı yakalayamamış bu oyunlara değinmek istedim.

Bulletstorm

 

Bu oyunla başlamak istedim. Metacritic'ten 82(PC),84(X360),83(PS3) gibi yüksek puanlar aldı. Bir oyunun devam oyunu değildi. Yeni bir seri başlatabilecek kalitedeydi ve çok güzel yorumlar almıştı.

 

Sonuç satışlar beklentilerin altında kaldı. 2. oyunun çıkmayacağı açıklandı.

S.T.A.L.K.E.R. Serisi

 

Yine kendine has hayran grubuna sahip efsaneler arasına girmiş bir oyun. Metacritic'ten 82(SoC),80(CoP) ve 75(CS) gibi puanlar aldı. Oyunlar birbirlerinin hikayelerini tamamlıyordu. Bir seri olarak başlamıştı. Çok iyi yorumlar toplamıştı. Sadece bug sorunları vardı.

 

Sonuç takipçi sayısı azdı (Facebook gibi bir sosyal ağda yaklaşık 30000 kişi) . Yapımcı firma maddi sıkıntıdaydı. Seriye çıkarılması planlanan 2 isimli oyun iptal edildi.

Disciples Serisi

Heroes of Might & Magic'e rakip olarak piyasaya çıkmıştı. Güzel yorumlar da almıştı ve kendisine bir hayran kitlesi oluşturmuştu. Sıra tabanlı strateji türünde bağımlılık yapabilen bir oyun olmuştu.

Sonuç yapımcı stüdyosu değişti. Yeni stüdyo oyuna bir kaç yenilik katmak adına birimlerin hareket ettiği bir savaş sistemi getirdi. Biraz fazla bug içeriyordu. Yeni oyun bazı kişiler tarafından sevildi bazıları tarafından sevilmedi. Metacritic'te yerden yere vuruldu şimdi serinin geleceği belirsiz.

Kohan Serisi

Timegate Studios'un tanınmasını sağlamış olsa da, kendini hiç bir zaman yeteri kadar tanıtamadı. Gerçek zamanlı strateji türüne farklı bir bakış açısı getirmişti. Grup tabanlı oyun olmasına rağmen birbirinin aynısı grupları bulmak çok zordu. Farklı farklı kombinasyonların oluşturulabilmesi bunun en büyük sebebiydi.

Sonuç ilk oyuna bir kaç yeni birim ve senaryo ekleyen Ahriman's Gift çıktı. Sonra 2'yi çıkardılar. Metacritic'ten fena puanlar almamış olsa da tanınmadı. Serinin adı sonradan unutulup gitti. Ama hala sağda solda belki 3 çıkar düşüncesiyle bekleyenler duruyor.

 

Bu seferlik dört isimden bahsettim devamını getirmeyi planlıyorum.

 

 
Call Of Duty Black Ops 2'ye Bakış
Uğur Sırvermez tarafından yazıldı.   
Cuma, 04 Mayıs 2012 22:53

Merhaba Arkadaşlar

Geçen günlerde Reveal Trailer'ı çıkan Black Ops 2 bizi epey şaşırttı.

İlk oyun 60'lı yıllarda geçtiği için hepimiz sadece 70'li ve 80'li yıllarda geçeceğini zannediyorduk.Ama işin sürprizi 2025 oldu.

 

 

Şimdi herkes gibi bende oyununsaçmaladığını ve sadece adının Black Ops 2 olduğunu zanettim.Yani kafamda ki düşünce artık Activision iyice serinin suyunu çıkardı dedim.Kendi kendime şöyle dedim MW3'ü almışlar yılını 2025 yapmışlar silahları araçları geliştirmişler karakterterleri değiştirip Black Ops 2 diye bize yedirecekler zannettim.Taki Tuğbek Abi Mark Lamia ile ropörtaj yapana kadar...

 

 

Kafamdaki bir çok soru aydınlandı.Oyunu aynı hikayede tutup değişime koymuşlar.Kısa bir özet geçeyim isterseniz.Yıl 2025 üst düzey bir teknolojiye sahip bir dünya'dayız.Ve kötü bir adam iki ülkeyi birbirine düşürmüş.(buda Amerika ve Çin oluyor.)Gizli bir teşkilat bu savaşı durdurmaya çalışıyor yani Alex Mason'ın oğlu David Mason,onun yakın arkadaşı Harper ve diğerleri...Kötü adamımız Menendez tabii kötü adam bize altın tabakta sunulmayacakmış,birçok yönüyle bakılacakmış bu karaktere.Tabii bu karakterin geçmişini öğrenmek için bir ihtiyarla görüşeceğiz oda...Woods.Evet bildiğimiz Woods yaşlanmış ve onun eski anılarına geri döneceğiz.80'li yıllarda Huson Woods ve Mason üçgenine de ineceğiz.Gelelim oyun hakkında ki düşüncelere.Artık Call Of Duty serisini kala almayan insanlar var.Tamam bende bir oyuncuyum hemde Call Of Duty hastasyım.Son zamanlarda Call Of Duty haberlerinin altında ki yorumları okuyorum ve Call Of Duty'i eleştiri yağmuruna tutup bazı FPS oyunlarını yere göğe kondurmuyorlar.Aslında herkes kimin ne olduğunu biliyor.Ama oyunun iyi yönüne bakmıyorlar.Herkesin görüşüne saygım sonsuz fikirler açık olmalı ki bir konunun üstünde uzlaşalım.20 milyon'dan fazla satan bir oyun,Dünya'nın en iyilerinde gösterilen ve Black Ops'un herkesi derinden etkileyen bir efsanevi yön bırakan bir oyundan bahsediyoruz.Yani drone'lar bunlar U.S.'un üzerinde çalıştığı yapımları belirtiyorlar.Savaşın farklı bir boyutuna bakacak gibiyiz bu seferi.Aslında değişik yöntemleri ve oyunu değiştiren işlere imza atan stüdyoyu yani Treyarch'ı tebrik ediyorum.Seriye can getiriyor.Bu seferi bir çok mod bulunacak ve benim en sevdiğim mod Zombies modu.Vede bu mod ikiye ayrılacakmış.Campaign ve round sisteme ayrılacakmış ve Co-op desteği 8 kişiye kadar çıkarılmış diye duydum,ayrıca campaign bildiğimz Tank Dempsey,Richtofen gibi karakterler olacak ve Round sistemde ise başka karakterler olacakmış.Ve Campaign modunun en önemli rolünü Samantha oynayacakmış.Vede 2 çeşit Co-op olacakmış.Bunlar tabii ki daha kanıtlanmadı.Kısacası merak ediyorum.Ya siz ?

 

 

 
MMOnLineTR | Knight Online
Orhan Ergül tarafından yazıldı.   
Perşembe, 03 Mayıs 2012 14:17

Arkadaşlar bu oyun çok seski bir oyun bir çoğumuz biliyoruz zaten. Bu oyunu inceleme nedenim içinde de belirttiğim gibi TAM OLARAK hayatımda bıraktığı izler. Bu yazıyı oyuna başlayayım mı diye okumayın çünkü bu devirde okunmaz sadece biraz nostalji yapmak ya da oynamayan arkadaşlar biraz bilgi edinsin diye yazdım. 

 

 

 

 

 

 

 

KNIGHT ONLINE

Hayatımda Derin İzler Bırakan MMORPG’ye Derin Giriş…

 

BEN BU PREMIUM’U DÖVERİM KANKA

Rol yapma oyunlarının hayatımda her zaman çok büyük bir yeri vardır. Bunu MMO ile

birleştirdiğim zaman ise o an kendimi bile tanımam.

 

Beni bu duruma sokan oyundan bahsediyorum. En çok oynadığım oyundan. Oyun şu za-

manın şartlarında kötü olabilir ama benim için o kadar değerli ki…

 

Hatırlamıyorum kaç yaşında olduğumu. Sekizi geçmez galiba. Kuzenlerim hep bir oyun-

dan bahsediyordu. Ben de meraklanıyordum ama işte küçükler bu oyunu oynayamaz, çok zor

deyip duruyorlardı. Ama ben peşini bırakmadım. Büyük kuzenimden zorla öğrendim hangi oyun

olduğunu. İnternet kafede, kafenin sahibinin de yardımıyla kaydoldum oyuna.

 

En sonunda oyuna girmeye geldi sıra. O heyecanla üye adımı yazdım, şifreyi girdim. Ön-

üme çıkan bir dolu sunucudan nedense Edana’yı seçmiştim. Ama o anda bir şeyler oldu. Ne ol-

duğunu anlayamamıştım. Ne kadar bassam oyuna girmiyordu. Oradaki bir abi imdadıma yetişti.

Sunucunun çok dolu olduğunu, girebilmek için Premium hesabımın olması gerektiğini söyledi.

Premium hesapta parayla alınıyor bildiğiniz gibi. Sekiz yaşlarındaki bir çocukda premium hesap

alcak parayı nereden bulsun? Anca sabır ve azimle oyuna girebilirdim. Ama kararlıyım kanka,

ben bu oyunu oynayacağım…

 

BEN BU OYUNU OYNARIM KANKA

Uzun uğraşlarım sonucu oyuna girebilmeyi başarmıştım ama nasıl oynanır, ne yapılır bile-

medim. Yine oradaki abinin yardımıyla oyunu öğrenmiştim. Kısa sürede kuzenlerimi geçtim. Ha-

yatıma yön veren bu oyuna girişim böyle gerçekleşti.

 

BU OYUNU ÖĞRENİRİM KANKA

Oyunumuza şöyle bir baktığımızda, son derece “klişe” bir MMORPG olduğunu görüyor

insan. Bütün MMORPG’ler gibi bu oyunda görev yapmaya, mob kesmeye ve level atlamaya dayalı.Oyunda MMORPG’lerin göz nuru ne tek bir zindan, ne tek bir küçük oyun (bkz. Allods, Rappelz vs.) bulunuyor. Git NPC’den al görevi, yap görevi, teslim et görevi, level atla, item düşsün, itemi tak.

 

Ama sırf klişe diye bu oyunu oynamayalım diye bir şey yok. Tabi bu devirde oynanacak

oyun “değil”. Bunu da belirteyim. Bu oyunu sadece bende çok büyük izleri olduğu için anlatıyor-

um onu da söyleyeyim. Onun dışında oyun, MMORPG alemine bir şeyler kazandırmamış da değil.

Çünkü bu oyun ilk çıktığında, MMORPG alemi tam yerine oturmamıştı daha. Bu sebepten dolayı

bu oyun MMORPG alemine bende dahil birçok oyuncu ve birçok fikir kazandırmıştır.

 

BEN BU OYUNU ÖĞRETİRİM “ARKADAŞIM”

Oyunumuza kuş bakışı şöööyle bir baktığımızda neler göreceğimizi az da olsa anlattığı-

mıza göre biraz “zoom” yapalım isterseniz.

 

Oyunumuzda önce level sistemine bakalım. Oyunumuz gayet eğlenceli ve sıkmayan bir le-

vel sistemine sahip. Öyle ki oyunda ister görev yaarak, ister kendi kendine mob keserek level

atlayabiliyoruz. Bu bir artı bana göre ama bu sistemin getirdiği artısından büyük kötü sonuç da

kişiyi senaryodan uzaklaştırıyor. Sadece level atlamaya ve item biriktirmeye dayalı bir “bağım-

lılık yapan” MMORPG kategorisine sokuyor Knight Online’ı.

 

Oyunumuzun item sistemi de bir hayli kolay. Mob keserek veya görev sonucu elde etti-

ğimiz itemlerimiz, +1′den itemin kabul ettiği seviyeye kadar artırılabiliyor. Seviye artırmak için ise Scroll’lara ihtiyacımız var. Bu Scroll’lar da itemimizin özelliğine ve seviyesine göre sı-

nıflara ve seviyelere ayrılıyor. Oyunun hırs yapan bir diğer özelliği ise bir itemin seviyesini

yükseltirken bu itemin “yanma” riski. Tabi bu ihtimal para vererek satın aldığımız Trina’s Star

gibi eşyalarla azaltılabiliyor.

 

Oyunumuzun pet sistemi ise bana göre “yine yetersiz” bir sistem. Tek çeşit olan pet-

lerimize sahip olabilmek için Premium hesap gerekiyor (bkz. Ben Bu Premium’u Döverim Kanka)

Premium hesabımız var ise bu petlere oldukça kolay bir grup görevden sonra ulaşabiliyoruz.

Ama sadece pet için Premium hesap satın alacaksanız “kesinlikle” almayın. Bana göre bu petler

oldukça “gereksiz” (Ekmeğime mani olma Orhan! -Gamersfirst)

 

Oyunumuzun son değineceğim sistemi ise PVP sistemi. PVP sistemi yine çok eksik bir

sistem olmuş bana göre. El Morad ve Karus adlı iki ırkımızdan birini seçiyorduk oyun başında.

Bu iki ırk ölesiye düşman (Bu konu hakkında yeterli bilgi için Senaryo bölümüne bakın). PVP

sistemi Colony Zone gibi Map’lerde işliyor. Karus ve El Morad arasında gerçekleşen PVP sis-

temi level artırmak yerine Nationality Point adlı puanımızın gelişmesini sağlıyor. Bu puan ise

sıralamaya girmemizi ve çok yüksekse “KRAL” olmamızı sağlıyor. Aynı zamanda ismimizin yanına

gelen semboller de “np” sayesinde geliyor.

 

UZUN LAFIN KISASI…

Uzun lafın kısası, bu devirde pek oynanacak oyun değil Knight Online. Ama geçmişte MMORPG alemine kazandırdıklarından dolayı bir göz atabilirsiniz. Oyunda yer alan buglar ne-

deniyle de bir anda oyundan soğuyup “tövbe” edebilirsiniz. (Bak yine aynı şeyi yapıyor -Gamersfirst)

 

SENARYO

Eveeet şimdi de senaryoya gelelim. Klişe olmasına rağmen çok beğenirim ben bu oyunun

senaryosunu. Bir de siz göz atın. :)

 

Dünyanın Yaratılısı Ve Savaşın Kökleri

Cesaretle savaşırsınız, onurla savaşırsınız… Peki aslında
ne için savaşırsınız?

Savaşımızı, şövalyelerimizin neden savaştığını anlayabilmek için
çoğunluğun unuttuğu bazı gerçekleri yeniden gün
ışığına çıkarmalıyız. İçinde bulunduğumuz savaşın kökleri
evrenin başlangıcına dek uzanıyor. Ne de olsa dünya hep
bugünkü gibi bir yer değildi.

Bizim zaman diye adlandırdığımız dönemden önce yalnızca mistik bir boşluk vardı ve bu boşlukta çok eski, hiçbir özel şekli olmayan enerjiler dolanıyordu. Bilinmeyen bir sebeple bu eski enerjiler yavaş yavaş biçim kazanmaya başladı. Bu cisimleşme/maddeleşme sırasında çok özel bir güç bilinç kazandı.

Logos adındaki bu gücün tek amacı kendi yansımasını yaratmaktı. Yüksek dağları, derin vadileri ve masmavi gökyüzü ile Carnac dünyasına ilk şekil veren o oldu. Sonra, kayaları yontması, vadileri ve okyanusları doldurması için suyu getirdi. En sonunda dünya mistik boşlukta turkuaz renkli bir mücevher gibi salınan muhteşem bir yere dönüştü. Ancak, Logos tatmin olmamıştı. Yarattığı nehirlerin, okyanusların ve göllerin ihtişamına tanıklık edecek birilerinin olması gerektiğini hissediyordu. Kayalar ve dağlar tek başlarına görkemliydi fakat hiçbirinde hayat yoktu.

Logos, dağları yapmak için kullandığı enerjiden artanlar ile hayatı yarattı. Artık suda yüzen balıklar ve toprakta yetişen ağaçlar vardı. Ardından yeryüzünde hayvanlar belirdi ve gökyüzünde kuşlar süzülmeye başladı. Logos, son olarak, kendisine benzeyen insanları yarattı. İnsanlar, Logos gibi, dünyayı kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirme gücüne sahipti.

Bir süre herşey yolunda gitti. Logos, insanlar onu Tanrı diye adlandırıyordu, durumdan memnundu; yarattıkları ise kendilerine bahşedilen dünyanın tadını çıkarıyordu.

Oysa yakında hepsinin huzuru bozulacaktı.

Yansıması olan insanları yaratma telaşı içinde Logos, bir enerji parçasına biçim vermeyi atlamıştı. Unutulan bu parça, yüzyıllar boyunca, karanlık bir vadide güzel bir cisme dönüştürüleceği anı bekledi durdu.

Başlarda oldukça sabırlıydı.

“Logos’un benim için özel bir planı vardır.” diye düşünüyordu. “Belki de beni neye dönüştüreceğine henüz karar vermedi.”

Uzun bekleyişin sonunda, biraz ilgi gördükten sonra terkedilen her bilinçli varlığın yaptığı gibi, sabrı tükendi ve öfkesi kabarmaya başladı. Logos’unkine benzeyen bilinci sayesinde, unutulan bu enerji parçası yavaş yavaş kendine biçim vermeyi başardı. Üstelik insanlar gibi sınırlı bir şekli yoktu, aksine her değişimde insanların sınırlarının ötesine geçiyordu. Değiştikçe daha da güçleniyor, unutulduğu için duyduğu öfke gitgide büyüyordu.

Logos, Unutulan’ı nihayet hatırladığında çok geç olmuştu. Unutulan, kendine Pathos adını veren bir varlığa dönüşmüştü. Logos’un gücüne kafa tutacak kadar kuvvetliydi, fakat içinde ondaki merhametin zerresini taşımıyordu. Aksine, Logos’un özenle yarattığı herşeyi mahvetmek için yanıp tutuşuyordu. İntikam almak uğruna yaptığı ilk hamle dünyaya Değişim getirmek oldu.

Pathos’un getirdiği Değişim yüzünden dört mevsim, gece ile gündüz, hayat ve ölüm ortaya çıktı. Pathos için bu yeterli değildi, kendisinin duyduğu acıyı ve terkedilmişlik hissini Logos’un da tatmasını istiyordu. Pathos, bir avuç kumu aldı; her bir kum tanesine, ileride insanlığın günahları olarak anılacak, en karanlık duygu ve dürtüleri doldurdu. Ardından her bir zerreyi alıp insan doğasına ekti. İnsanlar Logos’tan uzaklaşmaya ona yüz çevirmeye başladı. Hükmetmeye ve yok etmeye yarayan hırsı, şehveti ve arzuyu tatmışlardı.

 

Tanrıçan’nın Tebessümü

Pathos’un ölümü getirmesiyle Logos’un dünyanın
görkemli varlığının sonsuza dek süreceği yönündeki hayali yıkıldı.
Çünkü, Logos’un sadece yaratma gücü vardı, yenileme
gücü yoktu. Böylece, Pathos’un öyle bir niyeti olmadığı halde,
hayat ve ölüm arasındaki ayrım yeni bir varlığın ortaya
çıkmasına neden oldu. Ölenlerin geride bıraktığı enerjilerden
yeni hayatlar yaratma görevi yeni tanrıya, Hayat Tanrıçası
Akara’ya verildi.

Akara her canlı ile devamlı bir ilişki içindeydi. Yaşlanıp ölenleri gözetir, onların yerini gençlerin almalarını sağlardı. Dünya üzerindeki canlıları Logos’un anlayamadığı bir şekilde anlamayı başarıyordu. Kendisine hiç saygı göstermedikleri halde canlıları ona aitlermiş gibi seviyordu. Zaman geçtikçe, üzüntü içindeki Logos’un onlardan uzaklaştığını fark etti; yarattıklarının değiştirilmesine özellikle ölmesine katlanamayan Logos onları ihmal etmeye başlamıştı. Akara, yaratıcı rehberlik etmediği sürece hayatın verimli yaşanamayacağını biliyor, üzülüyordu.

Bazen insanlar şöyle dua ediyordu:

Biz senin çocuklarınız,
Unutmuş olsan da
Terketme bizi asla.

“Belki,” diye düşündü Akara. “Belki bu çocuklara kendi çocuklarım gibi sahip çıkmalıyım.”

Logos, Akara’nın niyetini anladı; yarattıklarını tamamen kaybetmekten korktuğundan sorumluluklarını yerine getireceğine dair Akara’ya söz verdi. Tanrıça bir süreliğine rahatlamıştı.

Tam Logos sözünü tutmak üzere işe koyulduğunda Pathos yeniden ortaya çıktı. Bu defa, Logos’un en başta yarattıklarından birini, Logos’un üzerinde ilk kez rüzgarı hissettiği, bulutlara ilk kez dokunduğu dağları yok etmeye karar vermişti. Pathos, Carnac’ın çekirdeğinin derinliklerinden ateşi çağırdı; çok sevdiği dağlarının yıkılması karşısında dehşete kapılan Logos Pathos’u durduramadı. Yok edici alevler ormanları tutuşturmuş, nehirleri kurutmuştu. İnsanlar tanık oldukları felaket karşısında çaresizdi, pek çoğu hayatını kaybetmişti.

Logos derin bir kederle yeniden kabuğuna çekildi, artık ona ait olmayan dünya ile ilgilenmiyordu.

Bu defa Akara, Logos’un sorumluluğunu üstlenmekte kararlıydı. Ancak Logos’un kolay vazgeçmeyeceğini biliyordu. Hayatın sürdürülebilmesi için, dünyayı zayıf yürekli Logos ve acımasız Pathos’tan kurtarmak üzere bir komplo düzenledi.

Akara’nın bu arzusu yeni bir Tanrı’nın yaratılmasına neden oldu: Cypher. Yeni Tanrı, yıkım ve aldatmacadan başka bir şey bilmiyordu.

Akara, Logos’un yanına gidip ona yeni Tanrı’dan bahsetti. “Yok etme gücü var, ne daha fazlası ne daha azı. Onun gücünü kullanarak Pathos’tan kurtulabilirsin.”

Akara’nın anlattıklarını dinleyen Logos sevinç içinde Cypher’ı aramaya koyuldu. Dünyayı yeniden eski haline getirme hayalleri ile oradan uzaklaşırken Tanrıça’nın yüzünde beliren tebessümü göremedi.

 

Hayatın Düzenbaz Meyvelerı

Cypher, Logos’un beklediği gibi bir Tanrı çıkmadı. Yine de
Logos, Hayat Tanrıçası’na güvenip Cypher’dan
yardım istedi.

Elbette Logos, Akara’nın çoktan Cypher’a gidip ona diğer
iki Tanrı’yı nasıl yok edeceğini anlattığından haberdar
değildi. “Önce Pathos’un öldürmelisin.” diye Cypher’a tavsiyede
bulundu. “Logos idealist ve zayıf olandır; onu daha sonra
da öldürebilirsin.”

Pathos ile yapılacak karşılaşma için hazırlanmaya başlayan Logos etrafındaki bulutları toplayarak bir kılıç yaptı. Buluttan kılıcı o kadar güzel biçimlendirmişti ki keskin aletin öldürücü özelliği adeta maskelenmişti. Yaptığı kılıcı Cypher’a verdi ve birlikte Pathos’un yaşadığı Carnac’ın en karanlık vadisine doğru yola koyuldular.

Onlar yaklaşırken Pathos gölgelerin arasından sıyrıldı ve ağaçtan yapılmış sihirli mızrağını üstlerine fırlattı. Mızrak adeta çevresine hayat enerjisi yayıyor, beraberinde sükunet taşıyordu. Böyle bir silahı ancak bir tek kişi yapabilirdi, silahı yapan Tanrıça onları uzaktan seyrediyordu.

Dövüş çok hızlı ve şiddetli sürüyordu. Dövüşçüler tek kelime etmeden mücadele ediyordu. Cypher parlak kılıcını havaya kaldırdı, Pathos ardı ardına gelen hamleleri savuşturmayı başardı. Dövüşü izleyen Logos, Pathos’un hak ettiği sona kavuşması için sabırsızlıkla bekliyordu. Silahları ile yenişemeyen iki Tanrı, zafer kazanmak için özel güçlerini kullanmaya başladı. Önce Pathos, güneşi ve yıldızları ortadan kaldırarak dünyayı karanlığa boğdu. Cypher bir an için kör oldu. Pathos mızrağını ileri fırlattı, rakibinin omzunu sıyırıp geçen mızrak yeşil bir ışık saçtı. Mızraktan yayılan yeşil ışık Cypher’ın görmesine ve Pathos’un sol kolunu kesmesine yetti.

Pathos acıyla bağırarak dizlerinin üzerine çöktü; yaşam gücünü kaybediyordu. Cypher ve Logos zafer sevinciyle birbirlerine bakarken Pathos ve Cypher arasında belli belirsiz bir değişim gerçekleşti. Dış görünüşleri değişmemiş olsa da yaşam güçleri ikisinin bedeni arasında yer değiştiriyordu. Pathos, -sihirli değiştirme yeteneği- sayesinde artık Cypher’ın bedenindeyken Cypher’ın ruhu az evvel yaraladığı mağlup bedene hapsolmuş yatıyordu.

Çok acı çekmesine rağmen Cypher’ın ruhu ölüme direniyordu. Mızrağı hızla fırlattı ve daha önce kendisine ait olan bedene sapladı. O sırada Pathos beden değiştirmeyi akıl edişini kutlamakla meşgul olduğundan mızrağı fark etmedi. Sihirli mızrak Tanrı’nın kalbine saplanıp onu yok etti.

Pathos ölmüştü, Cypher ise ölmek üzereydi. Cypher, artık güçlerinin yok etmekle sınırlı olmadığını hissediyordu. Ruhların değişimi nedeniyle, biraz çaba gösterirse o da bir zamanlar Pathos’un yapabildiği gibi değişime yol açabilirdi. Yeni yeteneğiyle önce kesik koluna odaklanarak akan kanı durdurdu. Daha sonra tendon ve kemiklere yoğunlaşarak onların büyümesini ve yeniden kesilen uzvun şeklini almasını sağladı.

Tamamen iyileşince ayağa fırladı, yeni gücünü herkesin duyması için bağırdı: “Yeniden doğdum! Artık eşsizim, korkun benden!”

Güç gösterisinde bulunmak için vadiyi paramparça ederek bir tapınak inşa etti. Ancak bu tapınak taştan değil camdan yapılmıştı. Keskin kenarları dört bir yana ışık saçıyordu.

Zamanla insanlar tapınağa hayranlıklarını sergilemek, yaratıcısı yeni ve güçlü Pathos-Cypher’a saygılarını göstermek amacıyla buraya akın ettiler.

 

İnsanlıgn Kaçışı Ve El Morad

Pathos ve Cypher arasındaki dövüş ve Pathos- Cypher
varlığının ortaya çıkışı Carnac’ta birtakım değişimlere yol
açtı. Çiçekler kokularını kaybetti, ani mevsim değişiklikleri
baş gösterdi ve yeraltı suları kahverengi adeta paslı
akmaya başladı. Üstelik yakında başka değişiklikler
de görülecekti.

Bu değişikliklere yol açan Pathos-Cypher’ın yaptıkları değildi. O, insanların kendisine gösterdiği ilginin tadını çıkarmakla meşguldü.

Böylece aradan yıllar geçti ve insanlık 6 büyük krallığa bölündü: Çölde kurulu savaşçı Hellsgarem, çelik gemileri ve limanları ile Bluegrant, beyaz şehir Anrdeam, muhteşem mahsulleri ile ünlü Planisad, ticaret merkezi Brisbia ve tüm krallıkların en uzak ucunda bulunan El Morad.

Krallıklar oluşurken, dünyada meydana gelen değişimler yalnızca mevcut yaratıkları değil başka şeyleri de etkiledi. Kurda ve ayıya benzeyen ama onlardan çok daha korkunç ve vahşi olan devasa yaratıklar görülmeye başlandı, üstelik sayıları her geçen yıl artıyordu. Daha şaşırtıcı olanı da taş ve sihirden yaratılmış varlıklardı. En kötüleri ise tüm hayatı kendi anladıkları düzeye (ölmemeye) getirmeye çalışan zombilerdi.

Cehennemden gelen yaratıkların sayısı o kadar artmıştı ki yüksek duvarlar ile çevrili, sadık muhafızlarla korunan şehirler bile onlara karşı koyamıyordu. İlk düşen krallık Planisad oldu, böylece yiyecek sıkıntısı baş gösterdi. Kısa süre sonra, Brisbia ve Arrdeam kaybedildi. Ulu barbar krallığı Hellsgarem bile hayatta kalamadı, krallığın düşüşünü görmektense şehri kendileri yakmayı tercih ettiler. Buradan kurtulanlar, şehirlerinden kaçıp El Morad’a gitmekte olan Bluegrant gemilerine sığındılar.

El Morad kralı Manes sığınmacıları koşulsuz kabul etti. Gücü yerinde olanlar, henüz saldırıya uğramayan tek şehrin savunmasını kuvvetlendirmek üzere orduya alındılar. Yeni savaş alanları inşa edildi, gerekli malzemeler temin edildi ve yeni silahlar yapıldı. El Morad halkı şehirlerini kaybetmemeye kararlıydı, kendi şehirlerini bırakıp kaçanlarsa yeni evlerini bağlılıkla savunmaya hazırdı. El Morad insanlığın son kalesiydi. Kaybedilirse insanlığın sonu olurdu.

 

Şovalyelerın Yükselısı

Yedi uzun yıl boyunca ölmeyen yaratıklar ve canavarlarla
savaştılar. Kral Manes, yıllarca dualarına kulak vermeyen,
olanlara seyirci kalan tanrılara yakarıp durdu. İnsanlar hala
direniyor hatta güçlenmeye başlıyordu.

Savaşın ilk iki yılı geçtiğinde El Morad sakinleri saldırılara
alışmıştı. Direnişleri sağlamdı, savaş tekniklerini
geliştirmişlerdi. Sonunda, güvenli duvarların arkasından
çıkmaya bile cesaret ettiler. Onlara metal ve ağaç sağlayan şehrin ardındaki dağların arasından geçitler açıp silahlı birliklerini ormanlara gönderdiler ve toprağı ekmeye başladılar. Başlangıçta ürün yetiştirmek zor oldu, ancak zamanla insanları dağlara veya yeraltına yerleştirerek mahsul ekimi için şehrin güvenli duvarları arasında boş alanlar yaratmayı başardılar.

Üçüncü yılda, artık tecrübe kazanmış olan askerler sadece saldırıları geri püskürtmeyi beklemekten vazgeçip canavarları avlamaya başladılar. Savaşçılar evlerine kahramanlık ve zafer hikayeleri ile dönüyordu. Bu savaşçılar daha sonra biraraya gelerek Şövalyeler olarak bilinen birliği oluşturdular. Şövalyeler, El Morad dışında yaşar ve hayatlarını görevlerine adardı, bazıları sihir yapmayı ve şifa ilmini bile öğrenmişti. Böylelikle yıllar geçti ve şövalyeler güçlenerek varlıklarını sürdürdü.

Savaşın yedinci yılının son gecesinde, olağanüstü bir şey yaşandı. El Morad üzerine kızıl yağmur yağmaya başladı. Uzaklarda beliren yeşil bir sis tabakası şehre doğru sürükleniyordu. Ürkütücü bir ses duyuldu, insanlar ilk kez kapılara doğru kaçmaya başladılar. Hiçbiri korktuğunu inkar edemezdi.

Kral Manes son bir umutla tanrılara yalvardı.

Tanrılardan biri sesine kulak verdi. “Benden dileğin nedir?”

“Halkım her gün ölüyor. Lütfen bize yardım edin.”

“Yardıma ihtiyacınız yok.”

“Fakat halkım her gün ölüyor. Şimdiyse bu korkunç yağmur ve sis baş gösterdi. Halkım sonumuzun geldiğini düşünüyor. Nasıl yardıma ihtiyacımız olmaz?”

“Yardıma ihtiyacınız yok.”

Halkının kurtuluşunu sağlamakta kararlı olan Kral yalvardı. “Fakat siz güçlüsünüz! Siz dilerseniz herşey yoluna girebilir. Biz sizin aciz kullarınız.”

“Kullar da felaketlerden nasibini alır, siz benim kullarım olacaksınız. Bugün dualarınızı kabul etmek için değil sonunuzun yaklaştığını haber vermek için ortaya çıktım.”

Kral öfkelenmeye başladı. Tanrı’ya bağırma cüretini göstererek “Eğer bize yardım etmeyecekseniz biz o sonu hep birlikte karşılayacağız.” dedi.

Tanrı çoktan gitmişti. Kral hangi Tanrı ile konuştuğunu bile bilmiyordu. Ona cevap veren Logos muydu? Yoksa Akara ya da Pathos- Cypher mı?
Yedi uzun yıl boyunca ölmeyen yaratıklar ve canavarlarla savaştılar. Kral Manes, yıllarca dualarına kulak vermeyen, olanlara seyirci kalan tanrılara yakarıp durdu. İnsanlar hala direniyor hatta güçlenmeye başlıyordu.

Savaşın ilk iki yılı geçtiğinde El Morad sakinleri saldırılara alışmıştı. Direnişleri sağlamdı, savaş tekniklerini geliştirmişlerdi. Sonunda, güvenli duvarların arkasından çıkmaya bile cesaret ettiler. Onlara metal ve ağaç sağlayan şehrin ardındaki dağların arasından geçitler açıp silahlı birliklerini ormanlara gönderdiler ve toprağı ekmeye başladılar. Başlangıçta ürün yetiştirmek zor oldu, ancak zamanla insanları dağlara veya yeraltına yerleştirerek mahsul ekimi için şehrin güvenli duvarları arasında boş alanlar yaratmayı başardılar.

Üçüncü yılda, artık tecrübe kazanmış olan askerler sadece saldırıları geri püskürtmeyi beklemekten vazgeçip canavarları avlamaya başladılar. Savaşçılar evlerine kahramanlık ve zafer hikayeleri ile dönüyordu. Bu savaşçılar daha sonra biraraya gelerek Şövalyeler olarak bilinen birliği oluşturdular. Şövalyeler, El Morad dışında yaşar ve hayatlarını görevlerine adardı, bazıları sihir yapmayı ve şifa ilmini bile öğrenmişti. Böylelikle yıllar geçti ve şövalyeler güçlenerek varlıklarını sürdürdü.

Savaşın yedinci yılının son gecesinde, olağanüstü bir şey yaşandı. El Morad üzerine kızıl yağmur yağmaya başladı. Uzaklarda beliren yeşil bir sis tabakası şehre doğru sürükleniyordu. Ürkütücü bir ses duyuldu, insanlar ilk kez kapılara doğru kaçmaya başladılar. Hiçbiri korktuğunu inkar edemezdi.

Kral Manes son bir umutla tanrılara yalvardı.

Tanrılardan biri sesine kulak verdi. “Benden dileğin nedir?”

“Halkım her gün ölüyor. Lütfen bize yardım edin.”

“Yardıma ihtiyacınız yok.”

“Fakat halkım her gün ölüyor. Şimdiyse bu korkunç yağmur ve sis baş gösterdi. Halkım sonumuzun geldiğini düşünüyor. Nasıl yardıma ihtiyacımız olmaz?”

“Yardıma ihtiyacınız yok.”

Halkının kurtuluşunu sağlamakta kararlı olan Kral yalvardı. “Fakat siz güçlüsünüz! Siz dilerseniz herşey yoluna girebilir. Biz sizin aciz kullarınız.”

“Kullar da felaketlerden nasibini alır, siz benim kullarım olacaksınız. Bugün dualarınızı kabul etmek için değil sonunuzun yaklaştığını haber vermek için ortaya çıktım.”

Kral öfkelenmeye başladı. Tanrı’ya bağırma cüretini göstererek “Eğer bize yardım etmeyecekseniz biz o sonu hep birlikte karşılayacağız.” dedi.

Tanrı çoktan gitmişti. Kral hangi Tanrı ile konuştuğunu bile bilmiyordu. Ona cevap veren Logos muydu? Yoksa Akara ya da Pathos- Cypher mı?

 

 

SONUÇ:

Eksiler

  • Son derece KLİŞE!!!
  • Senaryodan kopma riski.
  • Kötü Pet ve PVP sistemi
  • Küçük oyunlar yok
  • Grafiler batık.

Artılar

  • İlk çıktığı yıllarda elde ettiği başarılar.
  • MMORPG alemine kazandırdıkları
  • Klişe ama eğlenceli senaryosu
  • Eğlenceli oynanış.

PUAN: 6,0

Oynanabilirlik:Düşük

 

 
MMOnLineTR | League of Legends
Orhan Ergül tarafından yazıldı.   
Perşembe, 03 Mayıs 2012 14:15

 

Selaaam :) .. İlk incelememi Knight Online düşünüyordum ama son anda fikir değiştirdim. İlk incelemem League of Legends. Bayağı detaylı bir inceleme oldu. İlk incelemem olduğu için yanlışlarımı mazur görürsünüz inşallah. Önerileriniz benim için altın değerindedir. Söylemeye çekinmeyin lütfen. İnşallah beğenirsiniz 



LEAGUE OF LEGENDS
Bende derin bir etki yaratan oyuna giriş… (Sıkılırsanız ilk iki bölüm atlanabilir birşey kaybettirmez size :)
ACQUAINTENCE…
Yaz tatili… Mersin… Palmiyeler… İnsanlar sıcaktan bunalmış durumda.Sahilde deli gibi belden yukarısı açık insanlar (pardon ablalarım, sizi kastetmedim). Kimisi su döker vücuduna, kimisi kendini denizin sıcak (evet, serin değil) sularına bırakır. Gerçi pek bir işe yaramaz bunlar. Benim seçimim dondurmadan yana :)
Neyse herkesin sıcaktan kavrulduğu bir gün, kuzenim ve ben kuzenimin odasının pencerelerini açmış, üst tarafımız çırıl-çıplak bir şekilde oturmuş multiplayer modunda kuzenimin hastalığı Mount and Blade: Warband oynuyoruz. En sonunda (saatleeeerr sonra) kuzenim sıkılmış. Dedi ki : ‘Orhan bu MB:W baydı artık. Bak arkadaşlar bir oyun önerdi League of Legends diye, yaklaşık işte 2-3 haftadır oynuyorum. Çok süper oyun. Gel bir oynayalım.’
Bende yeni bir MMO arıyorum, hemen kabul ettim. Allods’un esaretinde yeni yeni çıkmıştım o günlerde. Çocuk oyunu açtı, bir yandan anlatıyor, bir yandan da oynuyor. Bende aklım karışık hangisi Nexus hangisi Turret hangisi Inhibitor bakıp duruyorum öyle. Anlayın yani mobları bile player sanmışım. Yanımızdan bir sürü halinde Minion geçiyor, bende öyle bakıyorum peşlerinden. Onları da aslında ilk bakışta player sanmadım değil :D
Neyse ben izliyorum ha Wukong Ryze’yi kesti, ha aha Inhibitor devrildi Super Minion doğuyor. Arka planda konuşan bir kadın… Sevmedim oyunu, sıkıldım ne yalan söyleyeyim… Kim bilirdi bu oyunun pek kıymetli gecelerimi bile benden çalacağını ?
AGREEMENT…
Aradan geçen zamanlar, MMO arayışıma hiç bir şey kazandırmadı. Daha da kötüye gidiyordum. Hiç bir şey bulamıyordum oynayacak. Bir gün yine MMO arayışım sürerken içimden gelen sese kulak verdim. Oyuna bir şans daha vermem gerekiyordu. Bunu hissediyordum. LoL deyince kulağıma gelen o ‘Laughing out Loud’ seslerini bastıramıyordum. O arada bir kitabevine gittiğimde gözüme bir dergini üstünde League of Legends yazısı ilişti. Altındada kocaman harflerle TAM SÜRÜM yazıyordu. İçimdeki sese teşekkür edip kaptım dergiyi getirdim eve ( O arada kasadan filan da okuttum yani hırsızlık gibi hiç bir şey olmadı yanlış anlaşılmasın o bölüm :) . Koydum DVD’yi DVD Player’ıma, başlattım Setup’u… Siteye girdim kaydoldum derken, baktım nasıl da süzülüyor masaüstünde ikon :) Tıklanmaz mı bu ikona şimdi sevgili takipçim ? Hemde nasıl tıklanır biliyormusun ? Çift tıklanır çiiifftt! :)Neyse bir double click ardında bir logiiinnn… :)
İlk karakterim o gün bedava olan Ryze. Oynamayı bilmiyorum tabii 3 kill 30-hatta 40 dead 2-3 assist skorla bitirdim oyuna. Bu arada herkes noob diye bağırıyor tabii. Yani talihsiz bir başlangıç oldu diyebiliriz. Yoo dur sevgili okur, hiç de talihsiz değil. O ‘NOOB’ oldu beni oyuna bağlayan…
Hırs yaptı birden. Dedim ben bu oyunda kral olucam hacıı. Evet oldum da, oyunda ilk günden 14 kill yaptım. Oyunun geneli düşünüldüğünde başlangıç olarak çok iyi bir skor bu.
YA ABİ NE ACQUAINTENCE’i NE AGREEMENT’i DAL OYUNA İŞTE
Dediğini duyar gibiyim sevgili okur. Bende dalıyorum işte HAH!
Arkadaşlar şimdi size oyunun yapısından bahsedicem ama bahsedemiyorum ki… Bizzat oynamanız lazım budur ne kadar desem az kalır. Bir çoğunuz bilirsiniz DotA vardır. Bilmediniz mi?
Tamam abi Warcraft III’ü bilirsiniz galiba. Onu da bilmediyseniz oyuncu değilsiniz iki adım geriye lütfen. :) Şaka bir yana bilmeyenler Warcraft III’ü bir araştırsın, bir iki gameplay’e baksın. Oyunun görüntüleri öyle arkadaşlar işte. Üçüncü şahıs diyecem diyemiyorum. Kuşbakışı gibi bir şey ama biraz yatay. Neyse oyunun grafikler harbiden şeker gibi sevgili okur. Sanki bir çizgi filmden fırlamış gibi. Yoo durun hemen aldanmayın! Çizgi film demişken anime grafiği kastetmiyorum. Grafikler gerçekten çok güzel. Yani o renk uyumu, o ahengi, muhteşem ya…
Arkadaşlar neyse bu grafik mevzusu uzaaar gider biz en iyisi oyuna geçelim dimi? Nedir bu LoL nasıl oynanır? Şimdi iyi oku okurum. Oyun rpg değil. Aslında tam olarak değil. Oyunda bolca rpg unsuru var. Oyun adı üstünde LİG! Yanlış okumadın LİG! Oyunda maçlar var. Bu maçlardan elde ettiğimiz ana levellerimiz (Ana level ve maç levelini birazdan açıklayacağım) 30 olduğunda Ranked atabiliyoruz. Ranked isminden belli ediyor kendini ama bilmeyenler için Ranked demek rütbe maçları demek oyunda. Lige adınızı kazımak ve sıralamaya girmek demek. Oyunda bi dolu championumuz var. Bu da oyunu öğrenmeyi biraz zorlaştırıyor çünkü bu 100′ü aşkın championun her birinin farklı skilleri var. Karakterimizin 4 aktif 1 pasif ve 2 tanede her karakterde ortak olan skilleri var. Aktif skiller Q,W,E,R skilleri ile kontrol ediliyor ve her seviyede her skillimizi bir kademe güçlendirebiliyoruz. R skilline biz oyun içinde ulti diyoruz ve ulti en iyi skill. 6.seviyede aktif oluyor ulti. Pasif skill championdan championa değişiyor. Orada öylece durduğunu sanmayın sakın pasif diye. Çok fazla iş yapıyor. Bir championun pasifi arkadaşlarının canını artırırken bir diğer championun pasifi de ölmeye 1 hp kala bir kaç saniye boyunca seni ölümsüz yapıp düşmandan kaçmana yarayabiliyor. Ortak skillerimizde aktif skill. Ana levellerimiz yükseldikçe ortak skill alabiliyoruz. Her oyunda istediğimiz 2 ortak skilli seçebiliyoruz.Onlar da kaçmak yada turretlerimizi korumak gibi bir çok işe yarayabiliyor.
Şimdi maçlarımızın amacına geçelim. Maçlar 2 takımla oynanıyor ve her takımda 5 kişi var. Korkma okur düşman takımındaki herkes oyuna seninle aynı seviyeyle başlıyor bu yüzden oyunda büyük adam küçük adamı döver diye bir şey yok. Oyunun bu yönünü çok takdir ettim. Oyundaki amaç mob olan minionlarımızın yardımıyla karşı takımın turret denilen kulelerini, ardından inhibitor denilen havuza benzeye cisimlerini ve en son nexus’u yıkmak. Nexus yıkılınca oyunumuz son buluyor ve yıkan takım kazanıyor. Tabii bu arada da olabildiğince düşman ve düşmanın minionlarını da öldürmemiz gerekiyor ki, skor yapabilelim. Ha bide kaçırmadan, inhibitorlardan birini bile yıkınca (oyunda her takımın 3 inhibitoru var) super minionlar doğuyor ve bu minionlar o kadar güçlü ki son oyun içi level(maç leveli)ine ulaşmış biri bile onları keserken zorlanabiliyor. Önerim başlarda iyice jungle (mob kesmek) yapıp adamınızı kasmanız, ardındanda düşman ve minionları öldürmeniz. Tabii bu sıralama championdan championa değişir ama, neyse ya uzatmayalım her championun bir oynanış biçimi var. Arkadaşlar bir de oyunun en takdir ettiğim noktalarından birisi itemler. Oyunda itemlerimiz maç içinde alınıyor ve herkesin maç başında eşit seviyesi, eşit sayıda skilli (her karaktere göre skiller değişiyor ama kademeleri eşit) ve eşit parası oluyor. Paralarımızla itemler alabiliyoruz. Oyunda baya karmaşık olan bir diğer dikkat etmemiz gereken husus ise hangi championa hangi itemi alacağımız. Her championun kendisi güçlü yapan itemleri var. Bunları kullandığım ve herkese de şiddetle tavsiye ettiğim Mobafire adındaki siteden bulabilirsinin. Aynı zamanda sitede hangi seviyede hangi skilli kademe atlatacağımız ve hangi championa hangi runeleri takacağımız da yazıyor. İtem sistemini de geçince biraz Ana level ve Maç levelinden de bahsetmek istiyorum. Anlaşılmayacak bir taraf yok. Maç leveli her maçta sıfırlanan ve maç bitince tekrar sıfıra düşen leveller, ana levellerde tecrübelerimiz sonucu maç dışı kazandığımız leveller. Ortak skiller de ana levellere göre dağtılıyor. Ama korkmayın her maçta oyun sizi sizin seviyeniz olan playerlarla eşleştiriyor. Ama siz maç kurarsanız farklı.
Bir de unutmadan şunu da geçmek istiyorum ki oyunda statüler bir hayli fazla… Aslında bunlara statü diyemiyorum çünkü hani World of Warcraft vb.oyunlarda skill ağaçları varya, işte tam da böyle statü dizilişleri. Her ana levelde 2 statü puanı veriliyor. Tabi o kadar çok statü puanı var ki karater özelliklerini istediğimiz gibi ayarlayabiliyoruz. Tabi burada da dikkat etmemiz gereken hususlar mevcut. Yani tutup Tryndamere gibi sert bir warriora magic statüleri verilmez dimi ? :)
Bu konuda da League of Legends’deki ana yardımcımız sevgili sitemiz MobaFire yardımımıza koşuyor… Teşekküler MobaFire :)
Oyunun tek beğenmediğim tarafı oyun türü azlığı ve map çeşidinin azlığı. Oyunda 2 tür oyun çeşidi var. Biri anlattığım classic mod diğeri de anlatmaya gerek olmayan klasik capture the flag. Oyunda classic modda 2 tane capture the flag da ise bir tane map var. Capture the flag modumuz oyun içerisinde Dominion diye geçiyor.
Bir diğer konumuzda runeler. Runeler değerli taşlar ve bu taşlar karakterimize farklı güçler kazandırıyor. Her championun itemleri gibi runeleri de farklı ama bu itemleri yada runeleri hep karakterinin current itemleri veya runeleri olarak dizmek gibi bir sorumluluğun yok. Örnek olarak karakterini DPS mi yoksa Tank mı yapacağın senin elinde. Rune konusunda bir tavsiyem oyunun başında rune dizmeyin. Paranızı biriktirin ve en az 20 ( tavsiyem 30 ) levele kadar rune dizmeyin. O levelde de bütün runelerinizi Tier 3 olarak dizin. Runelerimiz güçlerine göre Tier 1-2-3 olarak ayrılıyor ve en güçlüsü 3. Son olarak da kaç düşman keserseniz ne tür kill çeşidi yapacağınızı söyleyeceğim. 1 düşman keserseniz hiçbir isim almıyor bu. 2 düşmanı aynı anda keserseniz double kill, 3 triple, 4 quadro ve 5 penta kill. Bolca penta kill yapmaya çalışın.
Birde oyun konusunda şunları belirtmek istiyorum:
Oyun başlarda inanılmaz derecede dandik ve sıkıcı gelebilir ama pes etmeyin kendinizi geliştirin oyuna aşık olacaksınız.
Aşık olmayı boşuna kullanmadım bu oyuna çok da bağlanmayın, kendiniz için :)
SONUÇ:
Eksiler
  • Oyunda map sayısı ve oyun türü çok çok az.
  • İlk defa MMO oynuyorsanız KESİNLİKLE tavsiye etmiyorum.
  • Bazılarını sıkabilen oyun yapısı.
  • BAĞIMLILIK!! (Her MMO’nun ortak eksisi değil mi arkadaşlar?)
Artılar
  • Oyun çok fena hırs yapıyor.
  • Grafikler çok cici :)
  • Eğlenceli oyun yapısı.
  • Championların çok olması nedeniyle “işte kendi karakterimi buldum” diyebilmemiz.
  • Skiller
  • Oyun içi ve Oyun dışı leveller
  • Runeler ve tek oyunluk itemler
    PUAN: 9,0
Oynanabilirlik: Yüksek

 

 
MMOnLineTR Açılış :)
Orhan Ergül tarafından yazıldı.   
Perşembe, 03 Mayıs 2012 14:05

İlk olarak Blogger üzerinden açtığım ve sonradan Wordpress'e taşıdığım bloğum MMOnLineTR'yi daha samimi bir ortam oluşması amacıyla buraya taşıyorum. İnşallah beğenir ve takip edersiniz. :)

Selam Arkadaşlar;

 

       Burada bundan sonra hep birlikte MMO oyunları oynayıp bunları inceleyeceğiz ve puanlandıracağız. Bir blog açma nedenim ise üniversiteye giderken Oyungezer dergisine girmek istemem. 14 yaşındayım (bu sebeple bloğumuzu takip etmekten vazgeçmeyin, şahsen ben 1998′den bu yana çıkan bir çok ünlü oyunu bitirdim :) . Oyungezer dergisinde yazan pek çok sevdiğim değerli yazarımız Can Arabacı’ya dileklerimi bildirdiğimde beni anlayışla ve tatlı dille karşıladı ve yaşımın çok küçük olmadığını, kendisinin 13 yaşındayken bir sitede yazdığını söyledi. Ben de bu vesileyle üniversiteye kadar sizinle birlikte gidebildiğim yere kadar gitmeye karar verdim :) Yaklaşık 8 yaşından beri MMO oynuyorum. İlk oyunum Knight OnLine ve hala sıkıldığım zamanlarda oynarım bu pek değerli oyunu :) En sevdiğim oyun türü MMO (Biraz daha zoom yaparsak MMORPG) ki bu vesileyle bloğumun adı MMOnLine. Şuan dersler (evet sömestr tatili olduğunun farkındayım :) ve bir sürü yan etkenler nedeniyle belir(siz) bir süre (1 hafta ile 1 ay arası olabilir, belki yarın bile olabilir.) size yazdığım veya yazacağım son yazı bu olabilir. Ama şuan bu yazıyı okuyamasanız bile ileride o kadar çok şey yazacağım ki size eninde sonunda okuyacaksınız bu yazıyı…

Bir sonraki yazımda görüşürüz :)

 
Resident Evil 5 ile 4 BÜTÜN BUNLAR RASTLANTI MI?
Fırat Alkan tarafından yazıldı.   
Salı, 01 Mayıs 2012 17:12

Resident Evil 4 diğer oyunlarının aksine zombi yerine ganado adındaki yaratıkları çıkarmıştı.5. oyunda ise majinilerle ama 2 si arasında bi fark yok bence 5 te zombilerle devam edilebilirdi.

Testereli Majini ve Ganado

Farkları= 5 te saadece zenci olması

4. oyunun başında bir sürü köylü bize saldırıyodu

5. oyundada aynı :(

Irving Deniz yaratığına dönüşüyordu

4 tede gölde yaratık yokmuydu?

Taramalı silahı olan adamlar hem 4 tede var hemde 5 tede

4 te sineğin büyük haline benzer bi yaratık vardı

5 tede aynısı yok mu ?

Farkları: 5 teki siyah ve daha güçlü

4. oyundaki DEVLER 5. oyundada var 

BÜTÜN BUNLAR RASTLANTI MI ?

Bence Duke den sonra bir Kral daha çökücek onuda 6. oyundan sonra görücez...

 
Crysis 3 (Benim Bakışım)
Uğur Sırvermez tarafından yazıldı.   
Cuma, 27 Nisan 2012 16:02

Merhaba Arkadaşlar

Nedense içimden şuan Crysis 3 hakkında fikirlerimi paylaşmak geldi ve bende hemen blog yazmaya karar verdim.

Öncelikle belirtmeliyim ki yaklaşık 1,5 senedir herkes benim gibi Crysis 3'ün duyurusunu bekliyordu.Geçen haftalarda bu duyuru yapıldı.Kısa bir teaser biraz screenshots ve de 2 dakikalık bir trailer geldi.İlk izlenimlerimde içimden şunu dedim."New York'a ne olmuş ?" vede hikayede New York ormanlık alana dönüşmüş,C.E.L.L. burayı karantinaya almış ve karanlık hedeflerinin olduğunu söylemişlerdi.New York'un C.E.L.L.'in himayesinde olması bize Crysis 2'yi,ormanlık alanların olması bize Crysis'ın ilk oyununu akla getiriyor.Yani 2 oyunu birleştirip 3.oyunun oluşturmuşlar.Gelelim karakterimize...Prophet ve Alcatraz hepimiz oyunun sonunda afalladık ne oluyor diye.Ama Nanosuit'in içinde gerçekten büyük bir savaşçı yatıyor.Yapımcıların dediğine göre bu savaşçı bir anlamına göre avcıymış.Yani düşünün Alcatraz'ın çevikliği güçlü yapısı bedensel yanları vede Prophet'in zekası tek bir yerde birleşmiş.Ve ortaya büyük bir savaş makinası ortaya çıkmış.Tabi ormana dönmüş New York'ta hem uzaylılarla hemde C.E.L.L. ile mücadele eden biri.Bana sanki şunu anımsatıyor.Ormanda güçlü bir avcıymış gibi geliyor.Yani elinde bir ok hem uzaylı hemde C.E.L.L. üyelerini avlıyor.Tabii C.E.L.L.în kötü fikirleri dünya'yı bir noktadan kontrol etmeye çalışmak olacakmış.Bana göre Prophet bunu engelleyen önemli bir unsur yani uzaylılar ve C.E.L.L. neden işbirliğine girmesinler ki ? Yada daha fazla şey olabilir.Ama şunu diyebilirim ki bu seferi Crytek bizi epey zorlayacak hem PC sistemlerimizi hemde oyundaki zorluk seviyesi bizi baya zorlayacak.

 
Duke Nukem Artılar Eksiler
Fırat Alkan tarafından yazıldı.   
Cuma, 27 Nisan 2012 15:39

Artılar:

+Espiriler

+Görüntü kalitasi(Çok iyi değil ama)

+Senaryo

+Nesnelerle etkileşimler harika ya...

Eksiler:

+Senaryo kısalığı

+Duke'nin robot gibi hareket etmesi

+2 silah taşıyabilmemiz

+Tüp fırlatmalarda çok sorun var

+Bekleme ekranındaki uzunluk

 
İllustrator - İş İlanı
Çağrı tarafından yazıldı.   
Perşembe, 26 Nisan 2012 09:10

Merhabalar ;

 

Random Encounter bünyesinde freelance olarak görev alabilecek İllustrasyoncular alınacaktır. Fantastik temelli çizimlere hakim olması tercih sebebidir.

 

Ayrıntılı bilgi için ; Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

www.rencounter.net

https://www.facebook.com/RandomGameHouse

 
Flash Geliştiricisi - İş İlanı
Çağrı tarafından yazıldı.   
Perşembe, 26 Nisan 2012 09:08

Merhabalar ;

 

Random Encounter bünyesinde freelance olarak görev alabilecek oyun bazlı yapımlara hakim flash geliştiriciler alınacaktır.

 

Ayrıntılı bilgi için : Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

www.rencounter.net

https://www.facebook.com/RandomGameHouse

 
Android Yazılım Geliştirme Uzmanı - İş İlanı
Çağrı tarafından yazıldı.   
Perşembe, 26 Nisan 2012 09:04

Merhabalar ;

 

Random Encounter bünyesinde freelance olarak çalışabilecek Anroid yazılımcıları alınacaktır. 

Ayrıntılı bilgi için ; Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine bilgi atabilirsiniz.

 

 

www.rencounter.net

https://www.facebook.com/RandomGameHouse

 
3rd Birthday ve Bit Pazarına Yağasıca Nurlar
Burak Türe tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Nisan 2012 14:54

PSP

PARASITE EVE 3RD BIRTHDAY

 Kurban Olduğum, Kağıt Kalem

 

           Bazen çok özen gösterirsiniz. Yazarsınız, kopyalarsınız, ayrı bir word dökümanına yapıştırırsınız. Bunu sürekli yaparsınız, böylece talihsiz log out'lar, browser donmaları ve çökmelerinden korkmanız gerekmez. Ama ne kadar uğraşırsanız uğraşın, bazen kontrol edemeyeceğiniz birşeyler oluverir. Tıpkı lanet bilgisayarın höt diye kapanması, yazının dökümana kaydedilmemiş olması gibi! Meh, o halde baştan başlarım, önceki yazı o kadar da güzel değildi diye kendimi ikna ederek, pfff....

 

CGI videolar göz ve gönül doldururken

 

 

Duş Fetişisti Aya Brea


        Kafamın üstünden geçerken tüylerimi diken diken eden kara sinek eşliğinde   3rd Birthday'den bahsedeyim size (NEDEN!? NEDEN EVİN KALAN 4 ODASINDA DEĞİL DE BENİMKİNDE UÇUYORSUN!?) 3rd Birthday, Square'in geçen yıllar boyu talim tahtası olarak kullandığı bir seridir. Topu topu 3 oyundan ibaret olsa da, her birinde farklı yollar izleyerek ne yapmaya çalıştıkları hakkında hiç bir fikir edinememiş olsam da, fena oyunlar değildirler. İlk oyun rastlantısal savaşları ve RNA ile ilişkilendirilmiş büyüleri günümüz dünyasına koymuş ilginç bir aksiyon RPG idi. 2. oyun büyüleri yeniden kullanıyor fakat bu sefer oynanışı doğrudan o zamanın popüler serilerinden Resident Evil'dan alıyordu. Biraz önce bir fikrim olmadığını söylemiş olsam da, 3. oyunun doğrudan bir aksiyon oyunu olması aslında PE serisinin belirli bir piyasa araştırması üzerine sürekli büküldüğünü gösterdi bana.

        Evet bu son oyun safkan bir aksiyon oyunu. Bu sefer büyüler yerine, özel yetenekler; her sınıftan belirgin ayrımları olan az ve öz silah yerine, çok daha fazla silah ve survival horror oynanışın mirası bulmacalar yerine, oda oda yaratık patlattığımız bir oynanışa geçilmiş. Bütün bunların bir kısmı çok iyi iş çıkarmış, bir kısmı ise tabiri caizse oyunun dawnfall'una sebep olmuş ve muhtemel daha uzun yıllar yeni bir PE göremeyeceğiz bu yüzden.

 

Oyun içinde aynı bu resimdeki gibi Aya savaştıkça kıyafetleri yırtılıyor. Evet, nerede önceki oyunlardaki kevlar yelekler ve zırhlar, nerede bu 13 yaş erkeğinin don sevdası...

 

 

Teknik Özellik Silsilesi


         Hevesim kaçmadan beğendiklerimi sayayım çünkü peşine en sevdiğim kısım, yani haşlama kısmı gelecek :) Öncelikle oyunun aksiyonu çok zevkli. Bu konuda neredeyse herşey on ikiden vurmuş. Kontrolleri çok rahat, silahına göre otomatik veya manuel nişan alma sistemi iyi, ataklardan kaçınmak, öteki askerlerle baskı ateşi açmak, ateşi üzerinde yeterince yoğun tuttuğumuz bir yaratığı içten patlatmak ve "süper" barımızı doldurduğumuzda (tabii ki adı bu değil) liberty moduna geçip deli danalar gibi hasar vermemizi sağlayan yeteneklerimizi kullanmak falan hepsi çok zevkli. 

        Oynanışın güzelliği yanında, grafikleri ve ara videolarının kalitesi de Square-Enix'den beklenebilecek kalitede. Teknik yandan aksayan tek şey belki sesleridir. Ama onlar da kötü değil, görevlerini yapıp yuvalarına çekiliyorlar. Bazı seslendirmeler çok iyi iken, bazıları da keşke hep yuvanda kalsaydın dedirtmiyor değil ama.

 

Twisted isimli yaratıkların başarılı dizaynları isimlerinin hakkını fazlasıyla veriyor. 

 

 

Ben Daha İyisini Yazardım Be (Yürü!)

 

       Sanırım şimdi en sevdiğim kısma geldim. Teknikten geçer not alan oyun, bütün bunların sunumundan sınıfta kalıyor. Ben böyle kötü powerpoint sunum görmedim (Aslında Deprem Mühendisliğine Giriş'te bizzat daha kötüsünü ben yapmıştım ya) Aksiyondan zevk alıyorum tam, bölüm odayı temizle ve sıradaki odaya geç oynanışıyla bayıyor. Bölüm dizaynları da bir oyun klişesi olan "hepsi ölene kadar burası açılmayacak" kapılarıyla dolu. Aslında oynanışın rahatlığı bunu görmezden gelmemize çok yardımcı olurken, daha önemli bir şey ben bu dandik bölümlerde neden geziyorum diye sormanızı sağlıyor. Bu önemli şey oyunun hikayesi, yani bize anlatmak istediği asıl şey. Oyun bu "asıl şeyi" o kadar kötü bir şekilde aktardı ki bana, bir türlü mantığını oturtamadım. Hayır bana malumdur, bitirdikten sonra açtım Wikipedia'yı okudum. Net bir şekilde anlatımı bile zerre mantıklı gelmedi. Senaryoyu ve diyalogları çok feci şekilde salladıklarına ikna ettiler beni. Yani tamam, oyunun sonunda tatlı bir twist var. Ama o kadar, tatlı. Yedik bitti, belki çay içeriz üstüne. Tıpkı oyunun hikayesini, kurulu olduğu klasördeki Manual'ında sunup oyunun içine yediremeyen yapımcılar gibi, bunlar da sadece bir plot twist'e bağlamak için beni maymun ettiler. Kırıldım, gücendim. Hayır bir de spin off yapmışsınız ana seriden. Bari bağlayacak eski bir iki unsur koyun. Ha pardon koymuşlar. Koymuşlar ama sadece isimlerini. İzleyip gördüğünüz o "eski" mevzulardan hiç biri aslında önceki oyunlarda yer etmiş değil. Sadece isimleri, cisimleri aynı. Ee spin off'da biraz böyle birşey değil mi derseniz, o zaman size bu oyunun neden aynı evrende, aynı şehirde ve 2. oyundan 10 küsür yıl sonra geçtiğini sorarım. 

             Bütün bunların üstüne, hala bunu yapan süper insanlar kaldı mı bilmiyorum ama, oyunun yeniden oynanabilirliği düşük. İçinde o kadar çok silah var ama istatistikleri dışında birbirlerinden neredeyse hiç farklı değiller. İlk iki oyunun sahip olduğu gunblade gibi karizmatik silahlar ancak oyunu 2. oynayışınızda ulaşılabilir hale geliyor. Onları almaya sabredebilseniz bile o aşamada çoktan oyundan tam doyum almış olacaksınız. Olsun ben doyumsuzum demeyin, internetzlerde çok feci anlamlara geliyor olduğunuz şey :S

 

Bu zebellah silah oyunu bilmem kaçıncı kez oynarsanız alınabilecek. Savaştıkça kazanılan krediyle silah almak, önceden de vardı ama bu sefer ilk oynayışımızda para yetiştiremiyoruz. Enflasyonla oyun mu yapılır be!

 

 

Batık Kurgunun Malları Bunlar


           Tamam sakin. Şimdi Dinamik'ten kalmamın şerefine düzgün yavaşlayan hareket yapayım ve bitireyim, daha şu sinekle ilgileneceğim...

             Şimdi normalde sevdiğim bir seriyi batırdılar diye mızmızlanmam gerekiyor. Ama sanırım pek umrumda değil. Yıllar önce güzel bir şeyler yaptınız ve ben bundan keyif aldım. Sonra işleri batırdınız ve yüzünüze bakmadım. Ta ki bir dahaki toparlayacağınız zamana dek. Sonuçta insan değilsin, şirketsin. İnsan olan benim, yüz çeviren benim (Allah'ım nasıl geldi bu muhabbet buraya!?) Ve bu oyundan somurtmadan yüzümü çeviriyorum. Maalesef ne PSP'de aksiyon oyunu isteyenlere ne  de serinin hayranlarına tavsiye edebiliyorum. Şimdi de iki tütsü yakıp, oyun tanrılarına Resident Evil 7 ağır survival-horror olsun diye dua etmeye gidiyorum. Muhtemelen şu sineği de onlara kurban edeceğim.

 

 
Call Of Duty Black Ops 2 Yeni Teorim
Uğur Sırvermez tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 14 Nisan 2012 23:19

Merhaba Arkadaşlar

Hatırlarsanız 1 ay önce Black Ops 2'nin çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledim.Şimdi kesin bir bilgi ile size oyununu ana hikayesi ile ilgili büyük bir teorim var.(Spoiler içerir)

2-3 gün önce Black Ops'ta Revelatıons bölümünü oynuyordum.Ve Hudson'ın attığı yumruktan sonra aralarında geçen konuşmada beyin yıkama programının adı Mk-Ultra...ve bende bu konuyu araştırdım 1970'li yıllarda CIA'inde kullandığı bir programmış birçok kişi bu testi yaşamış.Gelelim oyunla arasındaki bağlantıya...farkındaysanız oyun gerçek olaylar ve oyundaki olaylar birbirine paralel işleniyor yani oyunda bazı yaşanmış olayları da içeriyor.Vede ben eski yazdığım eski blog'ta Woods'un yaşadığını da yazmıştım ve Operation Charybdis'ten de bahsetmiştik.

Belgeler :  HTTP://CALLOFDUTY.WIKIA.COM/WIKI/FILE:REDEMPTION_INTEL.JPG

Bu belge 1970'li yıllara dayanıyor yani Mk-Ultra projesinin bulunduğu yıllar.Vede Woods'un yaşadığını aldığımız haberde 1978'den geldi. Linki:HTTP://WWW.GOOGLE.COM.TR/IMGRES?Q=CALL+OF+DUTY+BLACK+OPS+WOODS+ALIVE&UM=1&HL=TR&BIW=1366&BIH=667&TBM=ISCH&TBNID=R3_HNMMLTSP-QM:&IMGREFURL=HTTP://THECODDAILY.TK/2012/BLACK-OPS-2-THE-RESCUING-OF-FRANK-WOODS/&DOCID=WON36LHEGEZ8QM&IMGURL=HTTP://THECODDAILY.TK/WP-CONTENT/UPLOADS/2012/02/NOTEX2.PNG&W=501&H=302&EI=Y-DKT6-WI-AW0QX0UDSSCA&ZOOM=1

Vede computer'da bulunan mesajlardan biri de Hudson'dan Mason'a uyarıydı Johannesberg'ten uzak dur demiş.Şimdi CIA'in MK-Ultra projesini araştırırken bazı dosyaların eksik olduğunu görmeleri veya bulmaları Mason'ı riske atar vede bu projeyi bilenlerden bu olayı bilenleri temizlemek bütün kanıtları siler.Yani bu sefer CIA ile başımız belada olacak ve SAS ajanlarından Jonathan adlı asker ve ekibi bizi yakalamak için elinden geleni yapacak.Ve CIA'i karıştıran adamları bulmak ve Johannesberg'ü konuşturmak bütün problemi açığa kavuşturur.Önce Weaver,Hudson ve Mason Afrika'ya da kaçacaklar,Weaver'ın kız kardeşinde saklanacaklar.Sonra Woods'u kurtaracaklar.Kısacası bu seferi daha iddalı daha sıkı bir hikaye ile gelecek Black Ops 2.En son duyduğum bir kaynaktan da 24 Nisan'da ilk trailer yayınlanacakmış.Unutmadan söylemeliyim bunları hiçbiri uydurma değil.Hepsini oyunun içinden buldum.Hatta Afrika'ya kaçtıkları Johannesber olayları Hudson,Weaver'ın e-mail'lerinden buldum. Ama son bulduğum bir şeyde Mason ve ekibinin öldüğü yazıyor.Ya gerçekten öldü yada Ölü olarak gözüküyorlar.

Teşekkürler

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 12

Önceki
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sonraki

Leap, Kinect'in Pabucunu Dama Atıyor!

Leap, Kinect'in Pabucunu Dama Atıyor!

Leap herkesi şaşırttı!

'Valve, Düşündüğünüz Kadar Rahat Değil'

'Valve, Düşündüğünüz Kadar Rahat Değil'

Portal'ın yaratıcısı Kim Swift, Valve'a "Çalışanın[...]

Max Payne 3 Zirvede!

Max Payne 3 Zirvede!

Diablo bile Max'in dönüşünü engelleyemedi.

METUTECH-ATOM Genç Girişimcileri Bekliyor

METUTECH-ATOM Genç Girişimcileri Bekliyor

Son başvuru tarihi 1 Temmuz

'Yeni Nesil Konsollar İlgimi Çekmiyor'

'Yeni Nesil Konsollar İlgimi Çekmiyor'

Quantic Dream'in patronu David Cage, yeni nesil ha[...]

Yeni CoD: Black Ops 2 Trailer'ı

Yeni CoD: Black Ops 2 Trailer'ı

Final sonrası Black Ops 2 keyfi!

Medal of Honor: Warfighter TV Reklamı

Medal of Honor: Warfighter TV Reklamı

Devre arasında Warfighter keyfi!

Deep Silver, Dead Island 2'yi Yalanladı

Deep Silver, Dead Island 2'yi Yalanladı

Dead Island 2 geliyor mu, gelmiyor mu?

Crysis ve STALKER Birleşti: Cryzone - Sector 23

Crysis ve STALKER Birleşti: Cryzone - Sector 23

S.T.A.L.K.E.R.'dan esinlenen Crysis modu, bağımsız[...]

Allods Online'a Dolgun Bir İçerik Takviyesi!

Allods Online'a Dolgun Bir İçerik Takviyesi!

Beklenen güncelleme ile pek çok yeni özellik, sava[...]

pc

Video Oyunları Lisesi Açıldı!

Video Oyunları Lisesi Açıldı!

Online dizi yayında.

Far Cary 3 Multiplayer'ı Bu Yaz Geliyor

Far Cary 3 Multiplayer'ı Bu Yaz Geliyor

Sadece davetliler girebilecek!

ps3
xbox360

Unreal Engine 4 Görücüye Çıktı

Unreal Engine 4 Görücüye Çıktı

Epic Games, Unreal Engine 4'ü tanıttı, bir tutam e[...]

pc

Street Fighter X Tekken'e Gelen Yamaya Dikkat!

Street Fighter X Tekken'e Gelen Yamaya Dikkat!

Capcom'un elinin ayarı bozulunca...

pc

Blizzard Diablo 3 için Özür Diledi

Blizzard Diablo 3 için Özür Diledi

Auction House'un açılışı ertelendi.

pc

Respawn, E3'e Eli Boş Gidecek

Respawn, E3'e Eli Boş Gidecek

Respawn, yeni oyunu hakkında en ufak bir bilgi bil[...]

Darksiders 2 'Death Strikes' Videosunun İkinci Bölümü Çıktı

Darksiders 2 'Death Strikes' Videosunun İkinci Bölümü Çıktı

Death orağını kullanmaktan çekinmiyor.

pc
ps3
xbox360
wiiu

Eidos, Yeni Nesil İçin Adam Arıyor

Eidos, Yeni Nesil İçin Adam Arıyor

Deus Ex 4 mü, yoksa Thief 4 mü?

Halo 4'ün Limited Edition İçeriği Belli Oldu

Halo 4'ün Limited Edition İçeriği Belli Oldu

Bakalım özel sürümde neler varmış?

En Güzel Diablo 3 Blogunu Kim Yazacak?

En Güzel Diablo 3 Blogunu Kim Yazacak?

Diablo 3'e ara verdiğinizde yapılacak işler #1

Ünlü Konsollardan Esinlenmiş Çakma Konsollar

Ünlü Konsollardan Esinlenmiş Çakma Konsollar

Taklidi aslını yaşatır derlermiş.

Mass Effect 3 İçin Yeni DLC Geliyor: Rebellion

Mass Effect 3 İçin Yeni DLC Geliyor: Rebellion

Yoksa senaryo bölümü için yeni bir son mu?

Bad Company 3 ve Mirror's Edge 2, CV'lerde Ortaya Çıktı

Bad Company 3 ve Mirror's Edge 2, CV'lerde Ortaya Çıktı

Görünüşe göre DICE sıkı çalışıyor.

Diablo III Konsollara Geliyor Mu?

Diablo III Konsollara Geliyor Mu?

Blizzard: Henüz denemelere başlamadık.

'Sony Pek De Zekice Olmayan Şeyler Yaptı'

'Sony Pek De Zekice Olmayan Şeyler Yaptı'

Xbox'ın eski patronundan açıklamalar

Black Ops 2'de Yeni Motor Yok. Ama Neden?

Black Ops 2'de Yeni Motor Yok. Ama Neden?

Treyarch, mevcut motoru güncellemeyi tercih etti. [...]

ps3
pc
xbox360

Günlük İş Stresinden Kurtulmanın En Güzel Yolu!

Günlük İş Stresinden Kurtulmanın En Güzel Yolu!

Creative en yeni oyun ve  eğlence ürünlerini [...]

Diablo 3'ün Hata Mesajları ve Çözümleri

Diablo 3'ün Hata Mesajları ve Çözümleri

Siz de oyuna giremeyenlerden misiniz?

Batman: Arkham City'de Ses Efektleri Nasıl Yapıldı?

Batman: Arkham City'de Ses Efektleri Nasıl Yapıldı?

O kemik kırma sesi nasıl kaydedildi sanıyorsunuz? [...]

Warren Spector Epic Mickey 2 Hakkında Konuşuyor

Warren Spector Epic Mickey 2 Hakkında Konuşuyor

Yeni video, oyunun sahne arkasındakileri anlatıyor[...]

pc
mac
ps3
xbox360

THQ Devil's Third'ten Vazgeçiyor

THQ Devil's Third'ten Vazgeçiyor

Evdeki hesap çarşıya uymadı

The Last of Us'tan Harika Yeni Video!

The Last of Us'tan Harika Yeni Video!

"Keşke yarın çıksa" diyeceksiniz!

ps3

CD Projekt, 2 Yeni Proje Üzerinde Çalışıyor

CD Projekt, 2 Yeni Proje Üzerinde Çalışıyor

"Tutkulu ve yetenekli insanlara ihtiyacımız var!" [...]

Oyungezer Online Donanım Sayfaları Güncellendi

Oyungezer Online Donanım Sayfaları Güncellendi

Usta ellerden çıkan donanım incelemelerine mutlaka[...]

Diablo 3 Etkinliğinden Kameramıza Yansıyanlar

Diablo 3 Etkinliğinden Kameramıza Yansıyanlar

Keyifli geceden keyifli röportajlar...

Warface, Rusya'da Dur Durak Bilmiyor

Warface, Rusya'da Dur Durak Bilmiyor

Yerli Kardeşler iş başında.

Diablo 3 Oynayanlar! Bu Hata Koduna Dikkat: 3006

Diablo 3 Oynayanlar! Bu Hata Koduna Dikkat: 3006

Özellikle Demon Hunter'ların başı dertte!

Dünyanın Çeşitli Yerinden Diablo 3 Manzaraları

Dünyanın Çeşitli Yerinden Diablo 3 Manzaraları

Diablo hayranları gecenin bir yarısı uzun kuyrukla[...]

Minecraft Xbox 360'ta 1 Milyonu Geçti!

Minecraft Xbox 360'ta 1 Milyonu Geçti!

Minecraft çılgınlığı giderek artıyor...

xbox360

Uncharted 3'e Multiplayer İçin Yama Geliyor

Uncharted 3'e Multiplayer İçin Yama Geliyor

Mayıs sonunda, 1.11 yamasıyla bir sürü yenilik gel[...]

ps3

Valve ve Blizzard DOTA Konusunda Anlaştı

Valve ve Blizzard DOTA Konusunda Anlaştı

Blizzard isim değişikliğine gidiyor

pc

Diablo 3 Anneleri!

Diablo 3 Anneleri!

'Bizden' bir reklam

Instant Kill Daha İyi Anlatılamazdı!

Instant Kill Daha İyi Anlatılamazdı!

Hangi oyun kahramanı arenadan sağ çıkacak?

The Secret World'un Uzun Yeni Videosu

The Secret World'un Uzun Yeni Videosu

DVO'lara yeni bir soluk getirebilecek mi?

pc

Internet Explorer Xbox'a mı Geliyor?

Internet Explorer Xbox'a mı Geliyor?

İnternete "dokunmak" isteyenlere...

xbox360

Ubisoft Avengers'ı Kinect ve Wii U İçin Getiriyor.

Ubisoft Avengers'ı Kinect ve Wii U İçin Getiriyor.

Vizyondan sonra sıra oyun dünyasını vurmakta

xbox360
wiiu

Tomb Raider 2013'e Ertelendi!

Tomb Raider 2013'e Ertelendi!

Lara hanım altı ay kadar gecikecek

pc
ps3
xbox360

Hitman: Absolution Kasımda Bizlerle

Hitman: Absolution Kasımda Bizlerle

Ama ondan önce sniper ile adam avlamaya ne dersini[...]

pc
ps3
xbox360

Game of Thrones Oyununda Nelerden Esinlenildi?

Game of Thrones Oyununda Nelerden Esinlenildi?

Brace yourselves, summer is coming!

Playstore'da Haftanın İndirimleri

Playstore'da Haftanın İndirimleri

Tomb Raider Guardian of Light, Kane & Lynch 2 [...]

Yeni Modern Warfare 3 Modu 'Face Off'

Yeni Modern Warfare 3 Modu 'Face Off'

Rakibinizle yüzleşmeye hazır olsun.

pc
ps3
xbox360

Rovio'dan Yeni Oyun Geliyor!

Rovio'dan Yeni Oyun Geliyor!

Angry Birds'e kardeş geliyor.

Dead Space 3'e Co-op Geliyor?

Dead Space 3'e Co-op Geliyor?

Isaac, bu duyduklarımız doğru mu?

Ghost Recon: Alpha Kısa Filmini İzlemeyen Kalmasın

Ghost Recon: Alpha Kısa Filmini İzlemeyen Kalmasın

25 dakikalık gerçekçi bir Ghost Recon tecrübesi

Rockstar'dan Bedava Midnight Club 2

Rockstar'dan Bedava Midnight Club 2

Rockstar'ın Steam grubuna katılın ücretsiz Midnigh[...]

pc

Remedy, Yeni Nesil İçin Hazırlanıyor

Remedy, Yeni Nesil İçin Hazırlanıyor

"Bize dünya çapında bir yetenek lazım!"

Beyond Good & Evil 2'den Teknolojik Demo Videosu

Beyond Good & Evil 2'den Teknolojik Demo Videosu

Balık kokulu "çevre" tanıtımı

Resistance: Burning Skies'tan Yeni Trailer

Resistance: Burning Skies'tan Yeni Trailer

Chimera istilası yeniden el konsollarında!

psv

Dark İçin Yeni Detaylar Açıklandı

Dark İçin Yeni Detaylar Açıklandı

2013'ü bekleme sebeplerimizden bir diğeri!

Resident Evil 6 Yedi Milyon Satar!

Resident Evil 6 Yedi Milyon Satar!

Capcom'dan öngörüler...

Oyungezer Ofisinde Bir Partiye Var Mısın?

Oyungezer Ofisinde Bir Partiye Var Mısın?

MSI, NVIDIA ve OYUNGEZER oyuncuları benz[...]

Sleeping Dogs: Dayağın Tadına Varın

Sleeping Dogs: Dayağın Tadına Varın

Dersimiz: Oyunlarda Şiddet!

Ghost Recon: Future Soldier'dan Belgesel Videosu

Ghost Recon: Future Soldier'dan Belgesel Videosu

Ubisoft bu sefer yeni trailer'ında değişik bir tar[...]

pc
ps3
xbox360

Dishonored Ekimde Gelecek

Dishonored Ekimde Gelecek

Bethesda, merakla beklediğimiz oyun için tam çıkış[...]

pc
ps3
xbox360

Assassin's Creed 3 Oyun İçi Videosu Çıktı

Assassin's Creed 3 Oyun İçi Videosu Çıktı

Koş, zıpla, atla, saldır Connor!

pc
ps3
xbox360

Wolfenstein 3D 20. Yılı Nedeniyle Ücretsiz

Wolfenstein 3D 20. Yılı Nedeniyle Ücretsiz

id Software'ın klasik oyunu şimdi iOS'da ücretsiz.[...]

Angry Birds 1 Milyar Kez İndirildi

Angry Birds 1 Milyar Kez İndirildi

Rovio: "Bu daha sadece başlangıç!"

Ubisoft'un Avengers Oyunu Hakkında Planları Var

Ubisoft'un Avengers Oyunu Hakkında Planları Var

Sessizlik yakında bozulacak gibi

Star Wars: TOR 400.000 Oyuncu Kaybetti!

Star Wars: TOR 400.000 Oyuncu Kaybetti!

Şubat ayından beri oyuncu sayısında ciddi düşüş va[...]

pc

İlk Soul Sacrifice Videosu ve Harika Çizimleri

İlk Soul Sacrifice Videosu ve Harika Çizimleri

Japan Studio ve Keiji Inafune el ele

psv

Asura Mı Döver Ryu Mu?

Asura Mı Döver Ryu Mu?

Asura's Wrath DLC'sinde Asura Vs. Ryu kapışması

Aral'da 'Diablo 3 Collector's Edition' Problemi

Aral'da 'Diablo 3 Collector's Edition' Problemi

Problem hakkındaki gelişmeler burada...

BioShock Infinite Ertelendi!

BioShock Infinite Ertelendi!

2K Games yeni çıkış tarihini açıkladı. 2012'yi unu[...]

pc
ps3
xbox360

American Nightmare PC'ye geliyor.

American Nightmare PC'ye geliyor.

Alan Wake PC oyuncularını yine unutmadı

pc

Portal 2 Satışları 4 Milyonu Geçti

Portal 2 Satışları 4 Milyonu Geçti

Yeni DLC ile Valve Portal 2'nin satış rakamlarını [...]

ps3
pc
xbox360

Bedava Serious Sam İsteyen?

Bedava Serious Sam İsteyen?

Serious Sam HD: TSE multiplayer için ücretsiz oluy[...]

pc

Max Payne 3'ün Arcade Modu Da Belli Oldu

Max Payne 3'ün Arcade Modu Da Belli Oldu

"Bir senaryo moduna bakıp çıkacaktım" yok!

pc
ps3
xbox360

Sony E3 için Geri Sayıma Başladı

Sony E3 için Geri Sayıma Başladı

Sony E3 için sitesine bir sayaç ekledi

Diablo 3'e Animasyon Filmi: Wrath

Diablo 3'e Animasyon Filmi: Wrath

Blizzard ve Aeon Flux'un yaratıcısı Peter Chung'ın[...]

pc

Yeni Carmageddon Oyunu 'Kickstarter' Diyor!

Yeni Carmageddon Oyunu 'Kickstarter' Diyor!

Lazım olan miktar 400.000 dolar

Bedük, PlayStation Oyuncularına Meydan Okuyor!

Bedük, PlayStation Oyuncularına Meydan Okuyor!

FIFA12'de kendine güveniyorsan TRT Okul kanalı baş[...]

Dead Space 3, E3'te Duyurulabilir, 2013'te Çıkabilir!

Dead Space 3, E3'te Duyurulabilir, 2013'te Çıkabilir!

EA Dead Space 3 çıkışını kabul ediyor.

Batman: Arkham City'de Harley Quinn Zamanı

Batman: Arkham City'de Harley Quinn Zamanı

Harley Quinn intikam almaya geliyor.

ps3
xbox360

FIFA13'ten İlk Görüntüler ve İlk Detaylar

FIFA13'ten İlk Görüntüler ve İlk Detaylar

FIFA13  yenilikleriyle geliyor...

Tarayıcılara Yüksek Bütçeli Oyunlar Gelecek Mi?

Tarayıcılara Yüksek Bütçeli Oyunlar Gelecek Mi?

Epic Games'in CEO'sundan oyun dünyasına dair öngör[...]

Nerede Bu Final Fantasy Versus XIII?!?

Nerede Bu Final Fantasy Versus XIII?!?

İkinci bir Duke Nukem Forever vakası mı?

Capcom Mali Açıdan Zor Durumda!

Capcom Mali Açıdan Zor Durumda!

Capcom önceki döneme göre ağır kayıp yaşıyor.

Assassin's Creed 3'ün Yeni Videosu İçin El Ele!

Assassin's Creed 3'ün Yeni Videosu İçin El Ele!

Ubisoft teaser trailer ile ağzmıza bal çalıyor

pc
ps3
xbox360

Beyond Good & Evil 2 Yeni-Nesil İçin Yapım Aşamasında

Beyond Good & Evil 2 Yeni-Nesil İçin Yapım Aşamasında

Ancel: "Beyond Good & Evil 2 parkur ağırlıklı [...]

Get Adobe Flash player

Son Kullanıcı İÇERİKLERİ

-0.932