YAZAN Sinan Akkol

Çünkü Türk oyun yayıncılığı tarihinin en büyük mirası bu site

sadece-bir-muze-roportajOyungezer, Level, Nintendocu, EGM ve Gameworld... Basılı yayıncılığın tüm dünyada inişte olduğu son 5 yılda Türkiye'de yayın yapmış oyun dergileri bunlar... Hepsinin hitap ettiği kitle, yayın stratejisi, verdiği tad farklı. Sevenleri, takipçileri belli ölçüde farklı. Ama hepsinin özüne baktığınızda aynı DNA var: 1980 ve 90'larda yayın yapmış olan oyun dergileri, özellikle de 64'ler ve Gameshow.

Geçenlerde internette dolaşırken Sadece Bir Müze ( www.sadecebirmuze.com) ile yeniden karşılaştım. Taa Level'da çalışırken keşfetmiştim bu siteyi, ama nedense daha sonra unutmuşum: Şimdiye dek çıkmış Commodore 64 ve Amiga dergilerini arşivleyen (sadece kapakları) ve onları her şeyin mobil, dijital ve dokunmatik olduğu bir çağda hala bize hatırlatan, çok önemli bir site bu. Benim için anlamı çok büyük olan Abdurrahman Pala röportajını okuduktan sonra, sitenin kurucusu Deniz Can Çelik'le röportaj yapmayı çok istedim. Türkiye'de oyun dergiciliğinin içinde olduğum uzun süre boyunca, bu ufacık alana gönül vermiş, daha önce tanışmadığım birisiyle ilk kez konuşmanın heyecanıyla başladım röportaja.

 

sadece-bir-muze-2-big

Gameshow'un efsanevi siyah kapağı ve Deniz Can Çelik... "Bu güzel derginin kapanmasında hepimizin az da olsa suçu var" demek istemiş sanki bu fotoğrafında

  

Sinan: Merhabalar Deniz Bey... Size Deniz mi, Can mı diyelim?

Deniz Can Çelik: Merhaba. Bey'e gerek yok, Deniz yeterli.

Okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız? Ne işle uğraşırsınız, Türkiye'deki oyun dergiciliğine olan merakınız nereden geliyor?

1982 doğumluyum. Uzay mühendisiyim. Elimi sürdüğüm ilk bilgisayar dayımın ZX Spectrum'uydu. Oynadığım ilk oyunsa Space Invaders'tı. Üç yaşındaydım ve tarif edilemez derecede gerildiğimi hatırlıyorum! Kendime ait ilk bilgisayarım ise 1988 veya 89 sonbaharında (tam hatırlamıyorum) satın aldığım Commodore 64'üm oldu. Bu iki bilgisayarı da hâlâ saklıyorum. Dergilere gelirsek, kendimi bildim bileli okumaya karşı meraklıyım ama doğrusu bilgisayar dergilerinden başlangıçta o kadar da haberdar olmadım. Commodore'u biliyordum. Arkadaşım aboneydi ve ara sıra ondan otlanıyordum. 64'ler'iyse ilk kez kapandıktan sonra Bakırköy'de Sky Bilgisayar'da gördüm. Amiga Dergisi ve Megamiga ise görüp de almadığım dergilerdi. Sebebi basit: Amigam yoktu.

Benim için film 1995 haziranında Akmerkez Remzi Kitabevi'nde GameShow'un dördüncü sayısına rastlamamla koptu. O fanzin görünüşü, o ticari derdi olmayan içten ve samimi hali beni büyülemişti. GameShow okurken sanki hiç görmediğim arkadaşlarımla sohbet ediyormuşum gibi hissediyordum. Her ay almadan, her yazıyı tekrar tekrar okumadan duramıyordum (ki itiraf ediyorum hâlâ okuyorum).

Bu noktada söylemek gerekir ki Türkiye'deki eski oyun dergileri yurtdışındakilerden farklıydı. Oyun endüstrisinin ve orijinal oyun kavramının olmaması Türkiye'de tamamen kendine özgü bir dergi formatı ortaya çıkarmıştı. Artık amatörlük mü, bir çeşit zıpçıktılık mı yoksa başka bir şey mi bilmiyorum. Ama bu her ne ise, bugün de etkisini sürdürüyor. Eğer bugün piyasada satılan dergiler hâlâ 20 yıl önceki dergilerin yarattığı bazı şeyleri devam ettirmeye çalışıyorlarsa ortada konuşmaya değer bir konu vardır diye düşünüyorum.

 

sadece-bir-muze-7

   64'ler bugün, bu satırları yazıyor olmamın sebebi olan dergidir. Hayatımda aldığım ilk oyun dergisi sayısı, Temmuz 1988, en tepede dördüncü olan, hala elimde var.

 

Sadece Bir Müze'yi bundan 5-6 sene önce farkettim. Ne zaman, nasıl kuruldu?

1998 şubatında bir gün hiç beklemediğim halde okuldan bir arkadaşım bana bir Programcının El Kitabı hediye etti. Dayısınınmış. Artık kullanmıyormuş. Biliyorsunuz 90'ların sonları daha retro kavramının ortaya çıkmadığı, 70'lerin 80'lerin nostalji değil de sadece "demode" olduğu zamanlardı. PC teknolojisi, C64 ve Amiga'yı kesin olarak öldürmüştü ve hâlâ bunlarla ilgilenenlere (örnek, ben) toplum pek iyi gözle bakmıyordu. Her neyse, daha önce böyle bir kitaptan haberim olmadığı için çok heyecanlandım. Ama beni asıl heyecanlandıran ilk defa bu kadar ayrıntılı bir Türkçe kaynak görüyor olmamdı (benim kullanım kılavuzumun Almanca olmasının da bunda etkisi var). Acaba diğer Türkçe kaynaklara da ulaşabilir miyim diye düşündüm. Gameshow okuru olduğum için zaten malum Türk oyun dergiciliği aile ağacından haberdardım. Bir dergi kütüphanesi kurmak ve o dönemin oyun dergiciliği kültürünü daha iyi anlamak istedim (dergicilik virüstür, bunu da belirtmeden geçemeyeceğim bu arada). Böylece başladım Türkçe dergileri toplamaya... Kısa süre sonra da yaptığım şeyi insanlarla paylaşmak fikri doğdu. Bunun üzerine HTML öğrenip 2000 yılında sitemi açtım. O günden beri de devam ettiriyorum.

 

Yani siz de ZX Spectrum'cuydunuz. Gerçi bende Amstrad CPC 464 vardı, ama kardeş bilgisayarlar sayılır :)  Spectrum'dan özlemle hatırladığın hangi oyunlar var?

Ben Spectrum'u kendimi Spectrumcu sayacak kadar yoğun bir şekilde kullanmadım. Her şeyden önce yaşım müsait değildi zaten. Daha çok bir Commodore 64'çü oldum. Hatta Amiga 3000'le çok kısa süren bir flörtüm haricinde sevgili C64'üm hep tek aşkım olmuştur (bilmiyor, söylemeyin). Oyun konusunda favori platformum ise ZX ya da C64 değil, PC. Özellikle 1990'ların LucasArts adventure'larına bayılırım. Civilization dedin mi bizim oralarda akan sular durur. Tie Fighter ise hayatımın oyunu. Hâlâ oynuyorum. Alpha 1, mission critical craft under attack!

  

Sadece Bir Müze 2000 yılındı kuruldu ha?! Bu sizi Türkiye'nin en eski oyun temalı sitelerinden biri yapar!

Sanırım öyle. Gerçi ben sitemi oyunlardan ziyade dergilere adanmış bir site olarak görüyorum. Ama sitem açıldığından beri kesintisiz olarak yayında oldu.

 

sadece-bir-muze-4-big

   Deniz'in dergi arşivi inanılmaz... Oyungezer ofisinde bile bu kadar büyük bir eski sayı arşivi yok. 

 

Sitenizde sadece dergilerin kapakları var yanılmıyorsam... Bu dergilerin hepsi çoktan kapandı, peki eski sahipleriyle görüşüp dergilerin iç sayfalarını da siteye taşımayı düşündünüz mü?

Bu bana (özellikle son yıllarda) çok sık soruluyor. Hemen herkes elimdeki dergileri PDF yapıp yapmayacağımı merak ediyor. Açıkçası ben eski dergileri PDF'ye çevirme işine pek taraftar değilim. Çünkü her şeyden önce PDF (ya da başka bir elektronik formatta) dergi okumaya inanmıyorum. Dürüst olmak gerekirse ben bugüne kadar internetten indirdiğim hiçbir e-dergiyi okumadım. En fazla şöyle bir üstünkörü bakmışımdır. Ama okumadım. Okuyana da rastlamadım. Çünkü bilgisayar bence kâğıdın yerini alabilecek bir okuma aracı değil. Umberto Eco'nun da dediği gibi kitaplar/dergiler daha fazla iyileştirilemeyecek kadar ideal formlar zaten. Bunun dışında, bu işle uğraşan bazı arkadaşlarım eski dergileri dijital ortama aktararak onları korumaya aldıklarını söylüyorlar. Ama öyle olsa bile yine aynı noktaya geliyoruz: Bunca emek verilerek oluşturulmuş e-dergileri gerçekten okuyan var mı, yoksa bu sadece kişilerin sahip olma ve biriktirme duygularına hitap eden bir furyadan mı ibaret?

  

Ben mesela, iPad için aldığım e-dergileri okuyorum :)... Ve şöyle de bir şey var, burada söz konusu içerik okutmaktan ziyade, kağıt formunda bulmamız artık mümkün olmayan bir külliyatı dijital ortama aktarıp muhafaza etmek. Ne dersiniz?

Bu aslında benim dergilere bakış açımla da alakalı biraz. Benim için buradaki anahtar kelime koleksiyonerlik değil, etkileşim. Ben bu dergilerin sembolize ettiği alt kültürle etkileşim içinde olmaktan ve bu alt kültürü daha iyi anlamaktan hoşlanıyorum (ben de bir süre bunun parçasıydım çünkü). Ama elektronik ortamda bu bahsettiğim şeyi yapamıyorum. Dolayısıyla elektronik ortama dökülmesi beni heyecanlandıran bir şey olmaktan uzak. Eğer vaktimi bir şeye ayıracaksam röportajlara ve inceleme yazılarına ayırırım (ki öyle yapıyorum zaten).

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.