Tarih bu sefer tekerrür edecek mi?
Ortaokuldaydım. Tam olarak 8. sınıf. O zamanlar Fırat adında pek sevdiğim bir arkadaşım vardı. Kendisiyle bilgisayar oyunları hakkında konuşmaktan büyük zevk alırdık. Yaşınız 14 ise çocukluktan çıkışın son evresindesiniz demektir. Biz de öyle bir dönemdeydik ve bu durum oynadığımız oyunlara da yansımıştı. İki sene evveline kadar beraber "Bugs Bunny Lost in Time" oynayan iki arkadaş, farklı zevklere sahip olduğumuzu anladık. Ben strateji oyunlarına sarmıştım. Fıratın da bu tür oyunlardan zevk almasını istiyordum. Böylece konuşacak daha fazla konumuz olurdu. Bir gün kararımı verdim. Fırat'a GZS sevgisi aşılayacaktım. Bir doz "Red Alert 2" bağımlılık yapmaya yeterdi. Yetti de... Fırat'la her gün RA2 hakkında konuşmaya, bölümleri geçmek için taktikler düşünmeye ve kimin daha iyi bir oyuncu olduğu hakkında dostça atışmalara başlamıştık. Yine bir gün Red Alert 2 hakkında konuşurken (aslında özellikle Tanya'dan bahsediyorduk. 14 yaşındaydık canım, anlayın artık) Fırat, okul çıkışı internet kafeye gitmeyi önerdi. Bu fikre başta pek sıcak bakmadım. Türkiye'de internet kafelerin yeni çıktığı ve hızla yaygınlaştığı bir dönemdi ve bu kafeler bence çok gereksizlerdi. Okulu asan,işi gücü olmayan gençlerin gittikleri loş mekanlar gibi gelirlerdi bana. Hiç sevmezdim. Hem bizim evde de Fırat'ların evlerinde de internet vardı; evinde internet erişimine sahip biri neden internet kafeye giderdi ki? Nihayetinde o kafeye gittik. İçeri ilk girdiğimde biraz tedirgindim. İki katlı, loş bir yerde, hepsinde hemen hemen aynı görüntünün olduğu sıra sıra bilgisayarlar vardı. Monitörlerde kirli sarı arka fon üzerinde sağ alt köşeden çıkan bir silah namlusu kendini belli ediyordu (de_dust'ın ne olduğunu o gün öğrendim). Kafe görevlisinin gösterdiği koltuğa oturdum ve o amaçsız eğlenceye kendimi bıraktım. Artık ben de internet kafe alışkanlığından nasibimi almıştım. Artık Fırat'la konuşacak daha fazla şeyimiz vardı: Counter Strike!
İlk kez 1999'da piyasaya çıkan ünlü Half-Life modu Counter Strike, ülkemizde o kadar çok sevildi ki popülaritesi neredeyse StarCraft'ın Kore'deki popülaritesine denk gelecekti. Artık milli sporumuz sayabilirdik. Ne yazık ki 2004'de çıkan makyajlanmış CS versiyonu CS: Source, öncülünün yakaladığı başarının yanına dahi yaklaşamadı. O kadar ki, ilk Counter Strike'ın tutkunları sanki yeni oyun hiç çıkmamış gibi davranmışlardı. CS, ciddi anlamda kan kaybetmişti. Newell, seriyi ayakta tutmanın yolunun sadece yeni bir grafik motoru ve fizik motoruyla cilalayıp tekrar piyasaya sürmekten ibaret olmadığını anlamış olacak ki 2012'de çıkaracağı CS: Global Offensive için çok daha fazla yenilik düşünmüş.

Grafiklerin eski oyunla alakası yok ama şu resme bakınca bile bir Counter Strike havası hissediyor insan.
Ben 1.5'ten sonrasını oynamam arkadaş!
Öncelikle şunu söyleyelim: CS yine aynı CS. İki rakip takımın üyeleri olarak terörist iseniz bomba kurup patlatmaya veya rehineleri elinizde tutmaya , Counter- Terrorist iseniz de rehineleri kurtarmaya, bomba kurulmasına engel olmaya veya kurulan bombayı patlamadan önce imha etmeye çalışıyorsunuz. Ama hangi grupta olursanız olun, birincil amacınız ölmeden önce mümkün olduğunca rakip oyuncuyu öldürmek.
Gösterilen demodan da anladığım kadarıyla eğlencesinden hiçbir şey kaybetmemiş. Bu demo Xbox 360 üzerinden oynatılmış olsa bile. Evet, yeni CS bilgisayarın yanı sıra konsollara da geliyor. Üstelik oldukça akıcı oynanabiliyor. Hatta Valve yaptığı oyunun kontrollerinin rahatlığına o kadar güveniyor ki çevrimiçi karşılaşmalarda platformlararası karşılaşmalara destek vereceğini de açıkladı. PC kullanıcılarının aklından geçeni duyar gibiyim: " O zaman biz klavye/fare ikilisiyle konsol oyuncularını ezeriz. Oyun bizim için çok kolay olur." Böyle bir yoruma karşı vereceğim iki kelimelik bir cevabım var: "Hiç sanmıyorum". Böyle dediğime bakmayın, benim için de asıl platform her zaman bilgisayar olmuştur ve CS:Global Offensive çıktığında ben de oyunu bilgisayarımdan başka bir yerde oynamayacağım, ama oyunun Xbox üzerinden ne kadar rahat oynandığını bilmem, konsollara karşı bariz bir avantajımız olmadığını idrak etmemi sağlıyor. Zannediyorum, Valve'in demoyu Xbox üzerinden oynatmasının sebebi de konsolların rahat oynatmayacağı önyargısını erkenden yıkmak istemesinden kaynaklanıyor.
14 Kasım 2011
Oh Oh Oh ne güzel ne güzel BF MW derken GO de geliyor oh oh ne güzel
22 Kasım 2011
Bugs Bunny Lost in Time'ı ben de oynadım aynı dönemlerde. Güzel oyundu. (Şimdi oynasam yavan gelebilir tabii)
23 Kasım 2011
Silahlarda upgrede sistemi BF3 veya MW3 teki gibi silahlara ek parçalar takma yoksa o oyun batar Bencede oyun olmus diriltmeye calısıyorlar.
22 Kasım 2011
Bugs Bunny Lost in Time'ı ben de oynadım aynı dönemlerde. Güzel oyundu. (Şimdi oynasam yavan gelebilir tabii)








































































