Merhaba Oyungezginleri

YAZAN Tugbek Ölek
 

Apar topar ve muhtemelen okurlarımızın büyük kısmını şoka uğratarak başladık bu yolculuğa. Level forumlarında ayrılacağımızı açıkladığımız zaman okurların verdiği tepkileri hala unutamıyorum. Oldukça sürpriz oldu elbette, bizim için de sürpriz oldu. Sadece bir hafta içinde, bitip tükenmez tartışmalarla karar verdik bu yolculuğa çıkmaya.

 

  Aman benim içimde hep vardı bu istek. Tam bağımsızlığımızı ilan edip tamamen bize ait bir ofiste tamamen bize ve okurlarına ait bir dergi yapmak. Daha az bürokrasi, daha fazla özgürlük... kim istemez ki bunu? Ne zamandan beridir derseniz heralde bir üç senedir, "kendi dergimizi yapmak" hayali gidip geldi zihnimde hep.

 

 1_3.jpg
   Ama yapmadık, hatta bunu ciddi ciddi tartışmadık bile. Çünkü Vogel özel bir yerdi. başkalarının yaptığınız işe nadiren karıştığı, kendi eviniz, kendi aileniz olarak görebildiğiniz bir yerdi.  Her şirketin tatsız yanları vardır elbette ama çok az şirket bu tatsız yanları Vogel kadar minimize edebilmiştir. Açıkçası keyfimiz gerçekten yerindeydi. Vogel'i kendi şirketimiz, Level'ı kendi dergimiz olarak görüyorduk. Şirketin kapısından her girdiğimizde ikinci evimize gelmiş gibi hissediyorduk. Ofiste üçgün sabahlamak dokunmuyordu bizlere. Ya da evimiz için çıktığımız her alışverişte ofis için de üç beş parça birşey almak. Kendi ellerimizle boyamıştık odamızı, kendimiz dekore etmiştik. Kısacası kendi dergimizi çıkarıyor olmaktan pek bir farkı yoktu. Haliyle bu yüzden böyle bir maceraya atılmak arasıra aklımıza gelen bir fantazinin ötesine geçmiyordu.  1_4.jpg
 

  Vogel'de tam yedi sene dokuz ay çalıştım. Belki pek çok kişi için sıradan gelebilir bu. Ama bugüne kadar çalıştığı diğer iş yerlerinde ortalama üç ay içinde ceketini alıp giden biri için inanması gerçekten zor.  Vogel'e gelene kadar en büyük tutkuyla çalıştığım iş PC Gamer'dı elbette. İlk ayından büyük emek vermiş, üçüncü ayından itibaren yönetmiştim dergiyi. Level için üç gün sabahlamaktan bahsediyorum ama PC Gamer'ın ilk sayısı için 15 gün sabahlamıştım. Hayatta en çok sevdiğim ikinci şeydi o dergi. Ama bir gün patron gelip benim dışımdaki bütün yazarları kovmaya karar verince tereddüt etmeden çıkmıştım o kapıdan, sadece ceketimi alarak.

 

 1_1.jpg
   Asla böyle çirkin olaylar yaşanmadı Vogel'de. Hatta bir ara bunalıma girip beş ay boyunca  ofise sadece ayda iki üç gün gitmiştim. Eve kapanıp bütün işi evden olduğum yerden yapmıştım. Hangi şirket hoş görü gösterir ki böyle bir şeye? Vogel'de sadece rica etmişlerdi daha sık gelmem için o kadar. Böyle bir şirkete "ev" kelimesinden "aile" kelimesinden daha iyi ne yakışabilir?

 

  Eğer Level'ın yuvası Vogel olmasa emin olun 2-3 sene önce karşınıza çıkmıştı Oyungezer. Bundan üç sene önce de kendi başımıza dergi çıkaracak bilgimiz ve kaynaklarımız vardı. Ama mutluyduk biz Vogel'de ve hiç bir yere gitmeye niyetimiz yoktu. Ancak Vogel kapandığı gün, bizim için de bu yeni maceranın yolu görünmüş oldu.

 1_8.jpg

 


 



 



 

Apar topar ve muhtemelen okurlarımızın büyük kısmını şoka uğratarak başladık bu yolculuğa. Level forumlarında ayrılacağımızı açıkladığımız zaman okurların verdiği tepkileri hala unutamıyorum. Oldukça sürpriz oldu elbette, bizim için de sürpriz oldu. Sadece bir hafta içinde, bitip tükenmez tartışmalarla karar verdik bu yolculuğa çıkmaya.

 

  Aman benim içimde hep vardı bu istek. Tam bağımsızlığımızı ilan edip tamamen bize ait bir ofiste tamamen bize ve okurlarına ait bir dergi yapmak. Daha az bürokrasi, daha fazla özgürlük... kim istemez ki bunu? Ne zamandan beridir derseniz heralde bir üç senedir, "kendi dergimizi yapmak" hayali gidip geldi zihnimde hep.

 

 1_3.jpg
   Ama yapmadık, hatta bunu ciddi ciddi tartışmadık bile. Çünkü Vogel özel bir yerdi. başkalarının yaptığınız işe nadiren karıştığı, kendi eviniz, kendi aileniz olarak görebildiğiniz bir yerdi.  Her şirketin tatsız yanları vardır elbette ama çok az şirket bu tatsız yanları Vogel kadar minimize edebilmiştir. Açıkçası keyfimiz gerçekten yerindeydi. Vogel'i kendi şirketimiz, Level'ı kendi dergimiz olarak görüyorduk. Şirketin kapısından her girdiğimizde ikinci evimize gelmiş gibi hissediyorduk. Ofiste üçgün sabahlamak dokunmuyordu bizlere. Ya da evimiz için çıktığımız her alışverişte ofis için de üç beş parça birşey almak. Kendi ellerimizle boyamıştık odamızı, kendimiz dekore etmiştik. Kısacası kendi dergimizi çıkarıyor olmaktan pek bir farkı yoktu. Haliyle bu yüzden böyle bir maceraya atılmak arasıra aklımıza gelen bir fantazinin ötesine geçmiyordu.  1_4.jpg
 

  Vogel'de tam yedi sene dokuz ay çalıştım. Belki pek çok kişi için sıradan gelebilir bu. Ama bugüne kadar çalıştığı diğer iş yerlerinde ortalama üç ay içinde ceketini alıp giden biri için inanması gerçekten zor.  Vogel'e gelene kadar en büyük tutkuyla çalıştığım iş PC Gamer'dı elbette. İlk ayından büyük emek vermiş, üçüncü ayından itibaren yönetmiştim dergiyi. Level için üç gün sabahlamaktan bahsediyorum ama PC Gamer'ın ilk sayısı için 15 gün sabahlamıştım. Hayatta en çok sevdiğim ikinci şeydi o dergi. Ama bir gün patron gelip benim dışımdaki bütün yazarları kovmaya karar verince tereddüt etmeden çıkmıştım o kapıdan, sadece ceketimi alarak.

 

 1_1.jpg
   Asla böyle çirkin olaylar yaşanmadı Vogel'de. Hatta bir ara bunalıma girip beş ay boyunca  ofise sadece ayda iki üç gün gitmiştim. Eve kapanıp bütün işi evden olduğum yerden yapmıştım. Hangi şirket hoş görü gösterir ki böyle bir şeye? Vogel'de sadece rica etmişlerdi daha sık gelmem için o kadar. Böyle bir şirkete "ev" kelimesinden "aile" kelimesinden daha iyi ne yakışabilir?

 

  Eğer Level'ın yuvası Vogel olmasa emin olun 2-3 sene önce karşınıza çıkmıştı Oyungezer. Bundan üç sene önce de kendi başımıza dergi çıkaracak bilgimiz ve kaynaklarımız vardı. Ama mutluyduk biz Vogel'de ve hiç bir yere gitmeye niyetimiz yoktu. Ancak Vogel kapandığı gün, bizim için de bu yeni maceranın yolu görünmüş oldu.

 1_8.jpg