YAZAN Doruk Erden
Assassin's Creed: Davet Bölüm 2

Doğan Şafak, hızla salondaki merdivenlerden indi. Ceketini çıkarmıştı ve terden sırılsıklam olmuş gömleğinin bedenine yapıştığı görülebiliyordu. 

REKLAM
Oyungezer Satış

İnerken salondaki birçok göz ona çevrilmişti, ancak hala bazı insanlar durumun farkında olmadan konuşmaya devam ediyordu. Saatlerin ilerlemesi ve içilen şarapların artması ile milletin çenesi iyicedüşmüştü.

Şafak müzisyenlere doğru ilerlerken, arkasından gelen adamı hala konuşuyordu: "Ankara'daki en elit insanların bulunduğu bir partiyi dağıtamazsınız efendim. Yarın basında..."

"Evimde bir ya da birden fazla suikastçı serbestçe dolaşıyor ve ben hiçbir şekilde itibarımı düşünecek durumda değilim." Odanın karşısına, ön kapının olduğu tarafa baktı. Çoktan emri almış olan iki görevli etraftaki kalabalığı dağıtarak kapıları kapamaktaydı. Normalde asla yapılmayan böyle bir hareket, gören bazı misafirleri tedirgin etmişti.

Üst kattaki balkondaki depoda iki görevlinin cesedi bulunduğunda, tüm konak güvenliği alarma geçmişti. En önemli soru, bunu yapanın yakaladıkları suikastçımı yoksa başkası mı olduğuydu. Peki ya o adam partiden nasıl kaçabilmişti, bu kadar insanın arasında hem de? Yoksa ihanet adamları arasında mıydı?

Şafak müzisyenlere durmalarını emretti, ancak sesini duyuramayınca elleriyle kesme işareti yaptı. Müziğin durmasıyla kalabalığın dikkati başka bir şeye odaklandı: Merdivenlerden inerek tüm salona yayılan, çok sayıda güvenlik görevlisine.

Şimdi salonda sadece hazırlanan tabancalardan gelen mekanik sesler duyuluyordu. En yüksek balkondaki bir adam, saldırı tüfeğinin son kontrollerini yapıyordu. Dış kapı dahil olmak üzere odadaki tüm çıkışlar en az iki kişiyle korunuyordu. Bu manzara panik ortamı yaratmak için yeterliydi.

Şafak bir süre tüm korumaların hazır olmasını bekledi, sonra emin bir sesle konuştu:

"Bayanlar ve baylar, aramızda benim için gelmiş bir suikastçı olduğu hakkında bilgilendirildik.” Odada endişeli fısıldaşmalar başladı- “Bu durumu kontrol altına alabilmek ve siz değerli misafirlerimi bu tehlikeli vaziyetten kurtarabilmek için, her birinizin tek tek arandıktan sonra dışarıdaki avluya çıkarılmanız emrini verdim. Suikastçılardan kendini teslim etmek isteyen varsa hemen davransın."

Kimse bir şey demedi.

"Pekala öyleyse..."

Şafak ve yanındaki korumaları merdivenden çıkmak üzere arkalarını dönerken, önünde ondan fazla güvenlik görevlisi olan avlu kapısı aralandı. Görevliler, bir yandan düzeni sağlamaya çalışırken bir yandan da en yakındakilerden başlayarak insanları donuna kadar arıyorlardı. Diğer kapılar hala kapalıydı.

Bu kısa ve öz konuşmadan sonra salonu yoğun bir panik dalgası sarmıştı. Şafak'ı öldürmeye gönderilmiş herhangi bir suikastçının aynı zamanda onunla işbirliği yapan misafirlerinden birini öldürme amacı olması da çok yüksek bir ihtimaldi ve bunu kalabalıkta hiç fark edilmeden kolayca yapabilirdi. Herkes diken üstündeydi, kapıya yaklaşmak için yarışırlarken aynı zamanda etraflarından gelebilecek saldırılara karşı tetikteydiler.