Bağlı Kalın!
|
|
Random Encounter bünyesinde görev alabilecek kalemine ve yaratıcılığına güvenen kurgu yazarları aranmaktadır.
Oyun sektörünün içinde olacağınız projelerde çalışabileceksiniz.
Başvuru İçin ;
Mail : info@rencounter.net
Web : www.rencounter.net
15 Mayıs'ta satışa çıkan Diablo 3, sahip olduğu server ve internet problemlerine rağmen deliler gibi oynanmaya devam ediyor. Oyuna sahip olan oyun severler, uzun yılların getirdiği bekleyiş ile birlikte eve kapanmış durumda. İşte bu oyun Diablo 3 maratonundan ilk üzücü haber ise bugün geldi.
Henüz 32 yaşında olan Russell Shirley, hafta sonu evinde ölü olarak bulunmuş. Ev sahibi ve iş arkadaşları tarafından ölü olarak bulunan Russell'ın üç gündür Diablo 3 oynadığı da belirtiliyor. Kendisini Diablo 3 maratonu için eve kapatan Russell, kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuş. Russell Shirley'in kalbi bu maratona malesef dayanamamış. Kendisi hayatını kaybetti ama malesef oyunlarda olduğu gibi checkpoint noktasına geri dönemeyecek. Oyunların hayatımıza büyük bir keyif kattığı gerçek, ama bu keyfi aşırıya kaçırmamalı ve vücudumuza gerekli özeni göstermeliyiz.
Yapmayın ya bi oyun için adam 3 gün kalkmamış ne var bu oyunda arkadaş yuh diyorum artık!
KAYNAK:BSC
15 Mayıs'ta satışa çıkan Diablo 3, sahip olduğu server ve internet problemlerine rağmen deliler gibi oynanmaya devam ediyor. Oyuna sahip olan oyun severler, uzun yılların getirdiği bekleyiş ile birlikte eve kapanmış durumda. İşte bu oyun Diablo 3 maratonundan ilk üzücü haber ise bugün geldi.
Henüz 32 yaşında olan Russell Shirley, hafta sonu evinde ölü olarak bulunmuş. Ev sahibi ve iş arkadaşları tarafından ölü olarak bulunan Russell'ın üç gündür Diablo 3 oynadığı da belirtiliyor. Kendisini Diablo 3 maratonu için eve kapatan Russell, kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuş.
Russell Shirley'in kalbi bu maratona malesef dayanamamış. Kendisi hayatını kaybetti ama malesef oyunlarda olduğu gibi checkpoint noktasına geri dönemeyecek. Oyunların hayatımıza büyük bir keyif kattığı gerçek, ama bu keyfi aşırıya kaçırmamalı ve vücudumuza gerekli özeni göstermeliyiz.
Yapmayın ya bi oyun için adam 3 gün kalkmamış ne var bu oyunda arkadaş yuh diyorum artık!
Yıl 1999, ablam ile birlikte oynadığım Sanitarium'un etkisi üzerimden geçmeye başladığı bir anda ablam arkadaşından almış olduğu Diablo ile çıka geldi. O zaman adım attım sanctuary dünyasına, yaşım daha 12. Bir karakterim olmuş, utanmasa büyücü olacak olan bir savaşçı. Kendimden geçercesine oynuyorum, biraz da korkuyorum o kasvetli havasından. Daha dünyayı yeni keşfetmeye başlamışken düşüyorum Diablo'nun o karanlık zindanlarına. Sonra Diablo 2'nin çıkacağını öğreniyorum, zaten iki kuruş arttırıp aldığım çizgiromanıma o ay biraz sabretmesini tembihliyorum. Bir oyun dergisinde tanıtımını görüyorum Diablo 2'nin. Necromancer'ın o karizması yetiyor zaten. Bu sefer o kasvetli hava, yerini açık alanlara bırakıyor. Diablo 1 de o hissettiğimiz duyguları, Diablo 2'de yaşayamıyorum, ama yine de başından kalkamıyorum, herşey son bölüme geçip Diablo'yu kesmek adına tabi. Sonra duyumunu akabinde alıyoruz genişleme paketinin. 2001'de geliyor Lord of Destruction, Diablo 2'nin sonunda bu Tyrael değil ya diye şaşırdığımız Baal'dan eşya toplamaya başlıyoruz. Onun sonunda ise Worldstone da patlayınca kalıyoruz ortada yetim gibi. Diablo 3 ne zaman gelecek diye beklerken arada Blizzard North'un dağıldığını duyunca ben de dağılıyorum. Diablo 3 ne olacaktı peki? O sıralarda Battle.Net üzerinden oyunun asıl zevkine varmaya başlıyorum, gemler için yaratılan alt karakterlerden, set eşyası tamamlama telaşı, unique eşya da düşürdük mü sevinçten havalara uçmalar...
Yıl 2008, 9 yıl geçmiş ilk oyunu oynadığım ilk zamandan bu yana. Üniversite yıllarımın sonuna doğru yaklaşırken, stajer olarak çalıştığım yerde internette gezerken alıyorum Diablo 3'ün haberini. Youtube'da Blizzard Worldwide Invitational etkinliğine ait videoyu açıyor ve Diablo 1'den bu yana Tristrama girdiğimizde duymaya alıştığım o müziği duyduğumda tüylerim diken diken oluyor. Çıkış tarihini beklemeye koyuluyorum, hergün ilgili haber takiplerini yapmaya çalışarak.
Şanslı azınlıktan biriydim, Diabloyu beta olarak test edebildim. O sırada oynamaya başladığım başka bir oyunun etkisinde olduğumdan, biraz da eskiye nazaran oldukça değişik gelmesi ile beraber oyundan soğudum. Hatta çıkışını da beklememeye başlayacaktım. Ne olacaktı, sadece düz bir oyundu artık Diablo benim için. Tabi bu düşüncemi, söylediklerimi yutmam bir ayı bulmadı. Diablo 3'ün çıkışından bir hafta önce iş yerinde müzik yerine Diablo videolarını dinliyordum. Büyük bir heyecan sarmaya başlamıştı ve şansıma o haftasonu İstanbula gidecektim. İşten izin aldım ve her ne kadar etkinliği tartışılır olsa da Taksimde Diabloyu yüzlerce kişi ile beraber bekledim, sabah 8'den gece 12'ye kadar.
Şu anda işten fırsat buldukça oynuyorum. Diablo 1'deki o hava olmasa da, Diablo 1'e göndermelerini her gördüğümde ayrı bir seviyorum oyunu, her ne kadar sonunu fazla Hollywood filmi tadında görsem de. Bir diğer hoşuma giden de gizli bölüm. 2008'deki tartışmaları hatırlarsınız, renkliliği ile ne kadar çok laf edildi oyuna. Blizzard'ın sevdiğim eğlenceli yanı yine burada gözüktü, o rengarek gizli bölümü yapmaları ile.
11 sene sonra, iş güç sahibi olmuş saçları ağıran biri olarak şu anda şu iş saatti bir bitse de eve gidip iki bölüm daha geçeyim, üst baş yapayım diye dakika sayıyorum. Başımın belası Diablo yine girdin hayatıma.
|
|
Kurgu, Oyun Senaryo Yazarı
Yazan: Çağrı |
|
|
Diablo 3 Oynarken Öldü
Yazan: Burak |
|
|
Project Glass Fail
Yazan: Utku |
|
|
Kitlesel Yalanlar
Yazan: Burak |
|
|
Marius - Bir Diablo hikayesi
Yazan: Batuhan |
|
|
|
|
|