KuZuCu

KuZuCu

140 karakter kaldı
Profil gösterimi 412 görüntüleme
Member since Salı, 23 Aralık 2008 22:13
Son çevrimiçi 74 gün önce

Hakkımda

Temel Bilgiler

Cinsiyet
Erkek

İletişim Bilgileri

Eğitim

Oyuncu Profilleri

Platformlar
PC
PS2
PS3
Xbox 360
NDS
PSP

Sosyal Medya

İlgi Alanları

3 hafta önce
uranüsten bildiriyorum roger reis, efsanesin.
May 01
1 ay önce
uranüsten bildiriyorum Gazegenin ne suçu var? Git, Sony'yi yak.
Mar 29
2 ay önce
uranüsten bildiriyorum yeni bir avatar yükledi
Mar 14
uranüsten bildiriyorum ve geminilaser şimdi arkadaşlar
Mar 12
uranüsten bildiriyorum Yeter! Düş artık yakamızdan Kış, Düş!
Mar 10
uranüsten bildiriyorum Az önce Metro 2033'ü bitirdim... O nasıl bir atmosferdi öyle!
Mar 08
uranüsten bildiriyorum ve pr0mania şimdi arkadaşlar
Mar 07
uranüsten bildiriyorum bir blog yazısını güncelledi L.A Noire: Sen Bana ...

Başlık, Ülkü Tamer'in bir şiirinden alıntıdır.  

Kimi zaman gönlü yüce bir  insan, kimi zaman estetik değerinin ayrımına varabildiğimiz bir sanat eseri bizde bu güzel sözü söyleme isteği uyandırır.

Onların güzelliği karşısında  kendi çirkinliklerimizi görürüz zira.   Onlar bizim için "fazla" güzeldir; onları hakketmediğimizin bilincindeyizdir.  Mahçup oluruz çoğu zaman onların karşısında.

L.A Noir'de bende benzer duygular uyandıran bir yapım.

Sizi bilmem; ama bazı oyunlar benim için "eleştirilmez"  kategorisinde yer alır.   Oyunda ki hikaye ve yaratıcı öğeler o kadar yüksektir ki grafikmiş, oynanabilirlikmiş bakmam  bile; bu eksiklikleri görmezden gelirim.

Kanımca, bu yapımlar  şimdiye kadar denenmeyen bir şeyi deneyerek türevlerinde ayrılmış ve  bunu hakketmişlerdirler.

Hangi oyunları örnek verebiliriz bu sıradışı durum için? Uzaklara gitmeye gerek yok. Bu topraklardan çıkmış bir yapım var zaten: İstanbul Efsaneleri: Lale Savaşçıları... Sonra Avrupa'ya doğru açılırsak; Another World.  Amerika'dan çıkan güzellik Last Express...

L.A  Noir'de işte   bunların arasına eklenecek bir yapım.  Daha açılıştan itibaren güzelliğiyle mest etti beni. 

Dumanlar arasında çevreyi inceleyen dedektifin bir alçalıp, bir yükselen gölgesi, fonda çalan ve bu yazıyı yazarken de  dinlediğim o blues esintili  müzik, fontlara vuran ışık... 

 Biliyordum işte. Biliyordum, daha ana menüsünde bu kadar güzellik barındıran bir oyunun unutulmazlar listeme gireceğini.

L.A Noire' yi güzel yapan tek şey estetik yanı değil; aynı zamanda öylesine bir hikaye barındırıyor ki oyun kilişe bir tabirle değme filmlere taş çıkarıyor. 

Öncelikle korkusuz. Oyundur, bu kadar ayrıntıya gerek yoktur denilmemiş. 

Ek olarak Amerikan tarihinde ki bazı kirli çamaşırları da göstermesi/gösterebilmesi de her bir yanımızın Modern Warfare fps'ler le dolduğu bu günlerde ayrıca takdir edilesi.

Dahası, hikayede ki her bir karakter  piksellerden oluşmuş olsalar da çoğu polis temalı aksyon filminden çok daha sahiciler, çok daha "insanlar".

Karakterlerin tutkuları, zayıflıkları, kendileriyle hesaplaşmaları o kadar iyi anlatılmış ki oynarken küçük dilimi yutttum adeta.

Oyunda ki her karakter hiç abartısız ayrı bir hissiyat bırakıyor üzerinizde. Bu kadar farklı karakteri bu kadar güzel sunan başka da oyun oynamadım ömrümde.

Bu başarıda, bence oyun tarihinde bir devrim olan  yüz hareketleri için kullanılan grafik motorunun payı da yatsınamaz elbette.

Bu öylesine muhteşem bir teknoloji ki, L.A Noire oynadıktan sonra başka oyunlarda ki bön bakan NPC'ler le konuşmak bile istemiyor insan.

Dönem Atmosferinin gerçekçi bir şekilde yansıtılması için o kadar titiz çalışılmış ki  bundan daha iyisi olsa, olsa Mad Men olur.  O kadar da açık konuşuyorum.

Seslendirmeler için ise ne yazık ki muazzam diyebiliyorum. Ne yazık ki diyorum, çünkü muazzamdan çok daha fazlasını hak ediyorlar; gel gör ki, o kelime de benim kelime haznemde mevcut değil.

Bir dönemin popüler tartışmasıydı oyunların sanat eseri olup, olmadığı.  Doğrusu bu ya, ben de değil diyenlerdendim; nereden  bilebilirdim  yıllar sonra L.A Noire'in bu mevzuda kafamı alllak, bullak edeceğini... 

Yazının başında da dediğim gibi bazı oyunlar, üzerimde  derin izler bırakarak gönlümde  yer ediyorlar.

Onları diğerlerinden ayrı tutuyorum her zaman.  Kıstasları farklı onların.  Deadline ile değil tutkuyla yapılmış, meydana getirilmişler onlar.

Ölürsem, ancak o zaman unutulacaklar.

L.A Noire'de  onlardan bir tanesi oluverdi işte.     

Güzelliğiyle mest etti, mahçup etti bizi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Mar 04
Editor reviews
  • L.A. Noire
  • Başlık, Ülkü Tamer'in bir şiirinden alıntıdır. Kimi zaman gönlü yüce bir insan, kimi zaman estetik değerinin ayrımına varabildiğimiz bir sanat eseri bizde bu...
Mar 03
uranüsten bildiriyorum bir blog yazısını güncelledi L.A Noire: Sen Bana ...

Başlık, Ülkü Tamer'in bir şiirinden alıntıdır.  

Kimi zaman gönlü yüce bir  insan, kimi zaman estetik değerinin ayrımına varabildiğimiz bir sanat eseri bizde bu güzel sözü söyleme isteği uyandırır.

Onların güzelliği karşısında  kendi çirkinliklerimizi görürüz zira.   Onlar bizim için "fazla" güzeldir; onları hakketmediğimizin bilincindeyizdir.  Mahçup oluruz çoğu zaman onların karşısında.

L.A Noir'de bende benzer duygular uyandıran bir yapım.

Sizi bilmem; ama bazı oyunlar benim için "eleştirilmez"  kategorisinde yer alır.   Oyunda ki hikaye ve yaratıcı öğeler o kadar yüksektir ki grafikmiş, oynanabilirlikmiş bakmam  bile; bu eksiklikleri görmezden gelirim.

Kanımca, bu yapımlar  şimdiye kadar denenmeyen bir şeyi deneyerek türevlerinde ayrılmış ve  bunu hakketmişlerdirler.

Hangi oyunu örnek verebiliriz bu sıradışı durum için? Uzaklara gitmeye gerek yok. Bu topraklardan çıkmış bir yapım var zaten: İstanbul Efsaneleri: Lale Savaşçıları... Sonra Avrupa'ya doğru açılırsak; Another World.  Amerika'dan çıkan güzellik Last Express...

L.A  Noir'de işte   bunların arasına eklenecek bir yapım.  Daha açılıştan itibaren güzelliğiyle mest etti beni. 

Dumanlar arasında çevreyi inceleyen dedektifin bir alçalıp, bir yükselen gölgesi, fonda çalan ve bu yazıyı yazarken de  dinlediğim o blues esintili  müzik, fontlara vuran ışık... 

 Biliyordum işte. Biliyordum, daha ana menüsünde bu kadar güzellik barındıran bir oyunun unutulmazlar listeme gireceğini.

L.A Noire' yi güzel yapan tek şey estetik yanı değil; aynı zamanda öylesine bir hikaye barındırıyor ki oyun kilişe bir tabirle değme filmlere taş çıkarıyor. 

Öncelikle korkusuz. Oyundur, bu kadar ayrıntıya gerek yoktur denilmemiş. 

Ek olarak Amerikan tarihinde ki bazı kirli çamaşırları da göstermesi/gösterebilmesi de her bir yanımızın Modern Warfare fps'ler le dolduğu bu günlerde ayrıca takdir edilesi.

Dahası, hikayede ki her bir karakter  piksellerden oluşmuş olsalar da çoğu polis temalı aksyon filminden çok daha sahiciler, çok daha "insanlar".

Karakterlerin tutkuları, zayıflıkları, kendileriyle hesaplaşmaları o kadar iyi anlatılmış ki oynarken küçük dilimi yutttum adeta.

Oyunda ki her karakter hiç abartısız ayrı bir hissiyat bırakıyor üzerinizde. Bu kadar farklı karakteri bu kadar güzel sunan başka da oyun oynamadım ömrümde.

Bu başarıda, bence oyun tarihinde bir devrim olan  yüz hareketleri için kullanılan grafik motorunun payı da yatsınamaz elbette.

Bu öylesine muhteşem bir teknoloji ki, L.A Noire oynadıktan sonra başka oyunlarda ki bön bakan NPC'ler le konuşmak bile istemiyor insan.

Dönem Atmosferinin gerçekçi bir şekilde yansıtılması için o kadar titiz çalışılmış ki  bundan daha iyisi olsa, olsa Mad Men olur.  O kadar da açık konuşuyorum.

Seslendirmeler için ise ne yazık ki muazzam diyebiliyorum. Ne yazık ki diyorum, çünkü muazzamdan çok daha fazlasını hak ediyorlar; gel gör ki, o kelime de benim kelime haznemde mevcut değil.

Bir dönemin popüler tartışmasıydı oyunların sanat eseri olup, olmadığı.  Doğrusu bu ya, ben de değil diyenlerdendim; nereden  bilebilirdim  yıllar sonra L.A Noire'in bu mevzuda kafamı alllak, bullak edeceğini... 

Yazının başında da dediğim gibi bazı oyunlar, üzerimde  derin izler bırakarak gönlümde  yer ediyorlar.

Onları diğerlerinden ayrı tutuyorum her zaman.  Kıstasları farklı onların.  Deadline ile değil tutkuyla yapılmış, meydana getirilmişler onlar.

Ölürsem, ancak o zaman unutulacaklar.

L.A Noire'de  onlardan bir tanesi oluverdi işte.     

Güzelliğiyle mest etti, mahçup etti bizi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Mar 02

Başlık, Ülkü Tamer'in bir şiirinden alıntıdır.  

Kimi zaman gönlü yüce bir  insan, kimi zaman estetik değerinin ayrımına varabildiğimiz bir sanat eseri bizde bu güzel sözü söyleme isteği uyandırır.

Onların güzelliği karşısında  kendi çirkinliklerimizi görürüz zira.   Onlar bizim için "fazla" güzeldir; onları hakketmediğimizin bilincindeyizdir.  Mahçup oluruz çoğu zaman onların karşısında.

L.A Noir'de bende benzer duygular uyandıran bir yapım.

Sizi bilmem; ama bazı oyunlar benim için "eleştirilmez"  kategorisinde yer alır.   Oyunda ki hikaye ve yaratıcı öğeler o kadar yüksektir ki grafikmiş, oynanabilirlikmiş bakmam  bile; bu eksiklikleri görmezden gelirim.

Kanımca, bu yapımlar  şimdiye kadar denenmeyen bir şeyi deneyerek türevlerinde ayrılmış ve  bunu hakketmişlerdirler.

Hangi oyunu örnek verebiliriz bu sıradışı durum için? Uzaklara gitmeye gerek yok. Bu topraklardan çıkmış bir yapım var zaten: İstanbul Efsaneleri: Lale Savaşçıları... Sonra Avrupa'ya doğru açılırsak; Another World.  Amerika'dan çıkan güzellik Last Express...

L.A  Noir'de işte   bunların arasına eklenecek bir yapım.  Daha açılıştan itibaren güzelliğiyle mest etti beni. 

Dumanlar arasında çevreyi inceleyen dedektifin bir alçalıp, bir yükselen gölgesi, fonda çalan ve bu yazıyı yazarken de  dinlediğim o blues esintili  müzik, fontlara vuran ışık... 

 Biliyordum işte. Biliyordum, daha ana menüsünde bu kadar güzellik barındıran bir oyunun unutulmazlar listeme gireceğini.

L.A Noire' yi güzel yapan tek şey estetik yanı değil; aynı zamanda öylesine bir hikaye barındırıyor ki oyun kilişe bir tabirle değme filmlere taş çıkarıyor. 

Öncelikle korkusuz. Oyundur, bu kadar ayrıntıya gerek yoktur denilmemiş. 

Ek olarak Amerikan tarihinde ki bazı kirli çamaşırları da göstermesi/gösterebilmesi de her bir yanımızın Modern Warfare fps'ler le dolduğu bu günlerde ayrıca takdir edilesi.

Dahası, hikayede ki her bir karakter  piksellerden oluşmuş olsalar da çoğu polis temalı aksyon filminden çok daha sahiciler, çok daha "insanlar".

Karakterlerin tutkuları, zayıflıkları, kendileriyle hesaplaşmaları o kadar iyi anlatılmış ki oynarken küçük dilimi yutttum adeta.

Oyunda ki her karakter hiç abartısız ayrı bir hissiyat bırakıyor üzerinizde. Bu kadar farklı karakteri bu kadar güzel sunan başka da oyun oynamadım ömrümde.

Bu başarıda, bence oyun tarihinde bir devrim olan  yüz hareketleri için kullanılan grafik motorunun payı da yatsınamaz elbette.

Bu öylesine muhteşem bir teknolojiki, L.A Noire oynadıktan sonra başka oyunlarda ki bön bakan NPC'ler le konuşmak bile istemiyor insan.

Dönem Atmosferinin gerçekçi bir şekilde yansıtılması için o kadar titiz çalışılmış ki  bundan daha iyisi olsa, olsa Mad Men olur.  O kadar da açık konuşuyorum.

Seslendirmeler için ise ne yazık ki muazzam diyebiliyorum. Ne yazık ki diyorum, çünkü muazzamdan çok daha fazlasını hak ediyorlar; gel gör ki, o kelime de benim kelime haznemde mevcut değil.

Bir dönemin popüler tartışmasıydı oyunların sanat eseri olup, olmadığı.  Doğrusu bu ya, ben de değil diyenlerdendim; nereden  bilebilirdim  yıllar sonra L.A Noire'in bu mevzuda kafamı alllak, bullak edeceğini... 

Yazının başında da dediğim gibi bazı oyunlar, üzerimde  derin izler bırakarak gönlümde  yer ediyorlar.

Onları diğerlerinden ayrı tutuyorum her zaman.  Kıstasları farklı onların.  Deadline ile değil tutkuyla yapılmış, meydana getirilmişler onlar.

Ölürsem, ancak o zaman unutulacaklar.

L.A Noire'de  onlardan bir tanesi oluverdi işte.     

Güzelliğiyle mest etti, mahçup etti bizi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Mar 02
3 ay önce
uranüsten bildiriyorum ve zampara217 şimdi arkadaşlar
Şub 19
uranüsten bildiriyorum yeni bir avatar yükledi
Şub 17
uranüsten bildiriyorum bir blog yazısını güncelledi -Bir Battlefield 3 B...


Normal şartlar altında, böylesi kısa yazılar için blog kullanmıyorum; ancak öylesine bir bug'a rastladım ki paylaşmadan duramadım.

Söz konusu bug,  oyunun Ps3 sürümündendir.  Cep telefonundan çektiğim için görüntü kötü de olsa, mevzunun abesliğini göreceksinizdir.


Neyse, lafı fazla uzatmadan;

http://www.youtube.com/watch?v=JOhMJUEps3Y&context=C3057d7aADOEgsToPDskLn4lPM7-t13t7vivn7Unnb

Şub 14


Normal şartlar altında, böylesi kısa yazılar için blog kullanmıyorum; ancak öylesine bir bug'a rastladım ki paylaşmadan duramadım.

Söz konusu bug,  oyunun Ps3 sürümündendir.  Cep telefonundan çektiğim için görüntü kötü de olsa, meyzunun abesliğini göreceksinizdir.


Neyse, lafı fazla uzatmadan;

http://www.youtube.com/watch?v=JOhMJUEps3Y&context=C3057d7aADOEgsToPDskLn4lPM7-t13t7vivn7Unnb

Şub 14
uranüsten bildiriyorum ve ripperkamil93 şimdi arkadaşlar
Şub 12
uranüsten bildiriyorum yeni bir avatar yükledi
Şub 12

Son Yorumlar

2011-10-05 00:48:26
Full Throttle bir ara 3 boyutlu olarak yapılıyordu .....
2011-08-03 16:15:10
İyice şaşırdı bunlar.

Son Forum Mesajları

KuZuCu hasn't join any discussion yet.

Gruplar

No group joined by the user yet.
Get Adobe Flash player

Son Kullanıcı İÇERİKLERİ

  • Bloglar
  • Yorum
  • İnceleme
0.002