VR101 Bölüm 2: VR Cihazları İnsanları Hasta Eder Mi?

İnsan içinde VR denemekten korkmalı mısınız?
YAZAN Onur Kaya

İnsan içinde VR denemekten korkmalı mısınız?

 Sanan Gerçeklik yatırımcıların da desteğiyle enginlere sığmıyor, taşıyor taşmasına ama kullanıcı tabanın artmasını engelleyen kimi engeller yok değil; bunlardan biri de, tabiri caizse “simülasyon tutması.”

Evet, sanal gerçeklik cihazları ve simülasyonlar kimi insanları hasta ediyor ve bu yeni ortaya çıkmış bir problem değil. Test sürücüleri, pilotları ve astronot adayları sahaya çıkmadan deneme sürüşü yapmaya başladı başlayalı bilinen bir şey bu. İlk paragrafta isimlendirmeye çalışırken “tutma” kelimesinde karar kılmamızın da bir sebebi var; simülasyonun oluşturduğu rahatsızlık, temelde araba yada deniz tutmasından çok da farklı bir şey değil. Farkı, fazla hareket yerine hareketsizlikten kaynaklı olması. Sanal Gerçeklik cihazlarında yaşanan rahatsızlıklara en yakın şey, yine pilotların kullandığı simülatörlerde yaşanan sıkıntılar. Bunlar yüzünden ilk zamanlarda simülasyon makineleri bir dereceye kadar hareketli hale getirilmiş ama yine de bu tam bir çare olamamış.

VR cihazlarının yol açtığı rahatsızlık, kökünü görsel, vestibüler(denge) ve proprioseptif(gövde konumu) sistemler tarafından algılanan bilgiler arasındaki uyumsuzluktan alıyor; vücudunuz olduğu yerde dururken gözleriniz hareket algılıyor, bu da mide bulantısı, kusma, baş dönmesi gibi sıkıntılar yaratabiliyor. İşte, sanal gerçeklik cihazındaki görüntüler ile uyguladığınız komutların olabilecek en düşük gecikme ile aktarılması ve kare oranı yüksekliği bu yüzden önem taşıyor. Kafanızı çevirdiğinizde görüntünün geriden gelmesi bir uyumsuzluk olarak beyin tarafından algılanıyor ve bu da bir çeşit “tutma”ya sebep oluyor. Bu uyumsuzluklar ne kadar büyükse, ortaya çıkan rahatsızlık o kadar büyük oluyor. Tabii illa hasta olacaksınız diye bir şey yok, hiç yaşamayabilirsiniz bile.

Neden buna dair semptomların, en önemlisi mide bulantısının ortaya çıktığının kesin sebebi ise bulunabilmiş değil. 1977’de ortaya atılan bir teori bu durumu, beynin, algıdaki karışıklık ve uyumsuzlukları olası toksik madde tüketimi olarak görüp, kusarak midedekileri hızlıca dışarı atmayı tercih edişi olarak açıklıyor ama bu doğrulanabilmiş değil.

Bilindiği üzere farklı insanların bu duruma duyarlılık seviyeleri, oldukça değişken, tıpkı alkol toleransı gibi. Bilinen bir diğer şey ise, beynin bir yerden sonra bu duruma uyum sağlayabildiği. Söylenene göre, zamanla beyin ipuçlarını toplayıp simülatöre uyum sağlayabiliyor. Bir yerden sonra bireye simülasyon sinyali veren durumlar, örneğin bir VR gözlüğü takmak, beynin kendini, tabiri caizse bir sanal gerçeklik moduna geçirmesini sağlayabiliyor. Yani, hassasiyetinize göre başta az yada çok çektiğiniz sıkıntıların bir kısmı, zamanla muhtemelen yok olacak.

Yine de bu demek değil ki, geliştirici tarafında bunun tam neden yada nedenlerinin tespit edilip bir çare bulunması gerekmiyor. Kullanıcıya konforlu bir sanal gerçeklik tecrübesi sunabilmek için önlem alınması zaruri. Esasında kesin çareye ihtiyaç duymamızı gerektiren bir diğer durum da, geliştirilen sanal gerçeklik tecrübelerinin test aşamaları. Şöyle ki; bahsettiğimiz, beynin zamanla kendini eğitmesi durumu, VR cihazlarıyla çalışan ve buna göre tasarım yapan bir geliştirici için tabii ki doğal. Bu VR ile çalışmayı kolaylaştırırken diğer yandan geliştiricinin kendini tüketici kitlenin yerine koymasını zorlaştırıyor. Çünkü tasarlanan farklı VR tecrübeleri, içerdikleri hareket hızına ve oranına da bağlı olarak kişiyi diğerlerine göre fazla veya az etkiliyor. Lakin alışmış bir bünye, bunun seviyesini(doğal olarak) ölçemiyor. O yüzden içeriği üreten ile tüketen kişi arasında bir duvar meydana gelmiş oluyor. Fuarlarda insanlara oyun denetmek ise riskli. Oyun deneme hevesiyle gidip, kustuğunuzu düşünsenize? Bunu ortadan kaldırmak için de, simülasyon rahatsızlığına bir çare bulmak gerekliden öte. Bir sonraki yazımızda, simülasyon tutmasına olumlu ve olumsuz etki eden faktörlere de değineceğiz. 

İLGİLİ BÖLÜMLER