Oyungezer
İnceleme

Mortal Kombat 11 - İnceleme

Get over here

OGZ
02 May 2019 14:07

Hepimizin hayatında oyunlara karşı duruşunu değiştiren birkaç oyun vardır. Benim için bu oyunlardan biri Ultimate Mortal Kombat 3. Haliyle bir oyuna bağlandığınızda devamının gelmesini de merakla bekliyorsunuz.

Mortal Kombat serisinin yıllar içinde yaşadığı ritim kaybını hissetmemek mümkün değil. Midway Games’in yaptığı işi zamanında çok beğeniyor olsam da Armageddon ve Mortal Kombat vs DC Universe gibi oyunlar tadımı kaçırmıştı. Sanıyorum Ed Boon için de bardağı taşıran damla bu son ikili oldu.

Bu sebeple Mortal Kombat tarihini iki başlıkta incelemek gerekiyor. Klasik “Midway” serisi ve kabuk değiştiren “NetherRealm” serisi. Bugün, yeniliklerle dolu olsa da köklerine sadık kalan “NetherRealm” çıkışlı Mortal Kombat 11’e bakıyoruz.

Aparkat at, Fatality yap” kadar basit görülebilen Mortal Kombat evreninin aslında oldukça önemli bir hikayesi var. Bu hikaye çok karışık olduğu için genellikle arka plana atılıyor. Öte yandan Ed Boon ve NetherRealm ekibi, 2011 yılında ektiği tohumların meyvesini Mortal Kombat 11 ile almayı başarmış.

Hikayeyi anlayabilmek adına bahsettiğim 2011 yılına giderek NetherRealm ekibinin ellerinden çıkan ilk Mortal Kombat’ı incelememiz gerekiyor. Bu oyun ile birlikte seriyi sıfırlayan ekip; Liu Kang, Kung Lao ve Jax gibi önemli karakterleri öldürerek tüm topluluğu şok etmeyi başarmıştı. 9. oyunun sonunda Shao Kahn’ı “Kadim Tanrı’ların” yardımı ile yenmeyi başaran Raiden, dünyayı kurtarmış olsa da dostlarının çoğunu kaybetmişti.

Neye mal oldu? Her şeye.

Serinin en beyaz ve en kötü adamı Quan Chi tarafından “Revenant” olarak geri getirilen karakterlerimiz, Mortal Kombat X’te dünyanın eski bir kadim tanrı olan Shinnok’un eline geçmesine yardımcı olacaktı. Seriye yeni bir tat katmak isteyen NetherRealm ekibi bu oyunda Johnny Cage ve Sonya Blade’in kızı Cassie Cage ve Jax’ın kızı Jacqui Briggs’i bizlerle tanıştırmıştı. Bildiğiniz üzere bu ikili Mortal Kombat 11’e de direkt geçiş yaptı.

 

Shinnok’un yenilmesinin ardından karanlık gücü Jinsei’den temizleyen Raiden, Mortal Kombat 11’deki olayları tetikleyen kişinin ta kendisi. Önce Liu Kang’ı öldüren Raiden, Shinnok’un madalyonu ve Jinsei’den çektiği kötü güç sayesinde “Dark Raiden’a” evrilmişti. Revenant Liu Kang ve Kitana tarafından sürekli saldırıya uğrayan dünyayı korumaktan yorulan şimşekler tanrısı, “en iyi savunma saldırıdır” taktiği ile NetherRealm’de bulunan ana katedrale bir saldırı düzenler. Bu saldırının ardından yıkılan katedral, Ed Boon’un “patronların patronu” adını verdiği Kronika’yı rahatsız eder.

Revenant olarak hayatına devam eden Liu Kang ve Kitana, Kronika’nın saflarına geçen ilk isimler olur. “Zamanın kumlarını” (bu terimi daha önce duymuştuk sanki?) kullanarak zamanı geriye saran Kronika, çok sevdiğimiz karakterlerin de geri dönüşüne sebep olur.

Hikayenin geri kalanının sürprizini bozmamak adına anlatmıyorum. Öte yandan geniş açıdan baktığımızda Mortal Kombat 11’in son üç hikayeyi tamamlayıcı bir rol üstlendiğini söylemek gerek. Hikayenin bazı bölümlerinde tutarsızlıklar olsa da genel olarak başarılı ve eğlenceli buldum.  Oyunun iki farklı sona sahip olduğunu da belirteyim. Tabii bu sonların hiçbiri oyun içerisinde verdiğiniz kararlar ile alakalı değil, Kronika ile olan savaşınıza göre şekillenen sonlar.

Kolu ver de geçeyim

Hikaye moduyla yavaş yavaş ısındığınız dövüş mekanikleri de bir hayli değişmiş. Sadece fragmanları görerek yorum yaptığımda oyunun yavaşladığını düşünerek üzülmüştüm. Fakat bu yavaşlama yerini oturaklı bir vuruş hissine ve doyurucu mekaniklere bırakmış. Evet, artık attığınız tekmenin ya da yumruğun vurduğunu iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz.

Yeni mekaniklerden ilki olan Fatal Blow özelliğinden bahsedeyim biraz. 2011 çıkışlı Mortal Kombat ile “X-Ray” adı altında çıkış yapan bu sistem artık mükemmelleştirilmiş ve savaşın gidişatını değiştirebilecek iki parçaya bölünmüş. Bunlardan ilki olan Fatal Blow’u, karakterinizin canı yüzde 30’un altına indiği anda kullanabiliyorsunuz. Rakibinizi epey hırpalayan bu yeni dinamiğin en önemli özelliği ise tüm dövüş boyunca bir kere kullanabiliyor olmanız.

Bu sebeple bu önemli saldırıyı doğru anlarda ya da iyi kombolar ile kullanmak daha mühim hale geliyor. Rakibinize savunma anında vurursanız ya da saldırıyı kaçırırsanız Fatal Blow özelliğinizin boşa gitmediğini de belirteyim. Yaklaşık 10 saniye kadar sonra ufak bir ses efekti, özelliğin tekrar açıldığını bildiriyor size.

Yüzde 30’un altında kalan canları tek bir Fatal Blow ile alabilmeniz de mümkün. Yani karşınızdaki rakibe “Mercy” yapmadan önce birkaç kez daha düşünmek gerekiyor artık.

Gelelim X-Ray’in ikinci parçası olan Krushing Blow mekaniğine. Mortal Kombat 9 ve 10’da bulunan “yavaş çekimde kemik kırılması” olarak tanımlayabileceğimiz bu mekanik oyunun en önemli özelliklerinden biri haline gelmiş. Doğru anlarda veya doğru kombolarla yapabileceğiniz bu vuruşlar rakibinize standart hasarın iki katını verebilmenizi sağlıyor. Örneğin iyi bir kounter ile rakibinize vurduğunuz aparkat; hem rakibin çenesini dağıtıyor, hem de kendisini daha yukarıya fırlatıyor.

Kavga mı edelim uzaylıların içinde?

NetherRealm ve Ed Boon, bu kadar saldırı için harika bir savunma sistemi düşünmüş. Hatırlayacağınız üzere son iki oyunda da kendine yer bulan bir güç barı sistemi vardı. Bu sistem de evrimleşerek iki parçaya bölünmüş. Bunlardan ilki ve dikey olanı savunmaya, ikincisi ve yatay olanı ise saldırıya yarıyor.

Örneğin rakibiniz sizi yakaladı ve havada hırpalamaya devam ediyor. Artık sinirden oyun kumandasını ısırmak zorunda değilsiniz. Havada bulunduğunuz anlarda bu savunma barınızdan ikisini birden kullanarak havada dönebiliyor ve rakibinizin tam karşısına bakacak şekilde yere inebiliyorsunuz. Breakaway denilen bu sistem bir nevi combo breaker olarak tanımlanabilir. Aynı şekilde bulunduğunuz bölgeden yuvarlanarak kaçmanızı sağlayacak “Wake up Roll” adı verilen bir mekaniğimiz de var artık. Özellikle çevrimiçi oyunlarda sizi havada sektiren rakiplerinize karşı artık biraz daha şansınız var.

Alttaki saldırı çubuğu ise oyunun yukarıda bahsettiğim “yavaşlıktan” kurtulmasının önünü açmış. Bu çubuklar sayesinde kullanacağınız özel güçlerinizi “Amplify” ederek daha uzun kombolar üretebiliyor, haliye açık veren rakibinizi pişman edebiliyorsunuz. Özellikle Sonya Blade, Cassie Cage ve Kollector gibi uzun kombolara sahip olan karakterler saldırılarını güçlendirerek “Allahım neden ben?” diye sordurtabiliyor.

Kısacası yeni güç çubuğu mekanikleri oldukça iyi şekilde dengelenmiş. Eskiden sık sık X-Ray için bekletilen bu çubuklar artık çok daha önemli hale gelmiş. Bu sebeple kaynaklarınızı oldukça önemli şekilde idare etmeniz gerekiyor.

Finish Him

Fatality’siz Mortal Kombat hayal edilebilecek bir şey değil. Bu sebeple Ed Boon ve ekibi eskisinden de vahşi Fatality’ler yaratmış. Hele ki bunları yüksek çözünülürlükte görebilmek zaman zaman gözlerinizi yaşartabiliyor (Kronika’nın bir Fatality’si var ki aman aman). Her karakterin yine farklı farklı Fatality’leri olduğunu hatırlatayım. Tabii bunları açabilmeniz için Krypt’e gitmeniz gerekiyor.

Yine 2011 Mortal Kombat ile hayatımıza giren özelliklerden biri olan Krypt, öncelerde karakterler için yeni içerikler açabileceğiniz ufak bir alandan ibaretti. Mortal Kombat X’te büyüyen bu alan şu an başlı başına bir oyuna dönüşmüş durumda.

Krypt’in içerisi o kadar iyi tasarlanmış ki bir süre ne yaptığınızı anlamadan geziniyorsunuz ortalıkta. Bir süre sonra gözünüz ufak tefek Easter Egg’lere takılıyor -ki Mortal Kombat serisinin bu işi oldukça iyi yaptığını hepimiz biliyoruz. Fakat bu toz pembe dünyanın içerisinde kalp kırıcı bir gerçek var.

Hatırlarsanız Ed Boon, oyun içerisinde Loot Box bulunmayacağını açıklamıştı aylar önce. Aslında bu iddiasında da hatalı değil. Fakat oyun içerisinden Krypt’teki kutuları açmak için kullanacağınız farklı para birimleri mevcut ve bu paralar kolay kolay kazanılmıyor. Örneğin Shao Kahn’ın kutuları için kalp, Soul Vaults için Soul, normal kutular için ise oyun içi paranızı harcamanız gerekiyor.

 

Johnny Cage Giydirme Oyunu

Injustice serisini oynayanlar, Mortal Kombat 11’deki kişiselleştirme seçeneğinde yabancılık çekmeyecektir. Kimilerinin beğendiği, kimilerinin nefret ettiği bu sistemde ben ilk grubun içerisinde görüyorum kendimi. Bahsettiğim kişiselleştirme “mor ceketli Johnny Cage’den” ibaret değil tabi ki. Her karakterin hazır varyasyonlarını değiştirebiliyor ya da kendinize has bir varyasyon yaratabiliyorsunuz artık. Bu da oyunun eğlencesini iki üç kat artırmış.

Örneğin ben sık sık Scorpion ile oynadığım için kendi zevkime göre değiştirdim karakterin özelliklerini. Aşağı+Geri+B tuşu ile Kunai’mi sallıyor, Yukarı+Aşağı+Y ile Kunai kombomu tamamlayabiliyorum. Ki bu komboyu da kendi tarzıma göre değiştirebiliyorum.

Karakter ekranına girdiğinizde karakterinize verilen güç puanı kadar özelliği ekle/çıkar yapabiliyorsunuz. Farklı kombolar, farklı kozmetikler ile birleştiğinde ortaya inanılmaz eğlenceli bir oyun çıkıyor.

Hatasız Mortal Kombat Olmaz

Peki oyunun hiç mi hatası yok? Yukarıda da yazdığım gibi, hatasız Mortal Kombat olmuyor maalesef. Kulağa saçma gelse de ben koşma mekaniğini “dash” mekaniğinden çok daha fazla seviyorum. Mortal Kombat X'te epey alıştığım koşmanın eksikliğini oynarken çok hissettim maalesef.

Bir diğer problem, NetherRealm’in PC kullanıcılarını pek sevmemesinden kaynaklanıyor. Dostlar; eğer konsolunuz varsa ve Mortal Kombat’ı seviyorsanız, paranıza kıyın ve konsol versiyonunu satın alın demek istiyorum. Benim böyle bir imkanım olmadığı için PC üzerinden Xbox One kolu ile oynuyorum ve 30 FPS kilidi yüzünden imanım gevremiş durumda. Bunu çözmek için kullanabileceğiniz bir mod çıktı, hatta habere de şuradan ulaşabilirsiniz ama keşke NetherRealm bu işi kendisi çözseydi demekten de alamıyorum kendimi.

Nihayetinde ortada bir Mortal Kombat gerçeği var. Her oyunuyla bizi heyecanlandırmayı başaran bu seri, bu sefer oldukça iyi bir yola girmiş ve oyunculara görmeyi umdukları 'içeriği' vermiş gibi görünüyor.