Oyungezer
İnceleme

REANIMAL: The Prisoner – İnceleme

Atlar sokakları basmış…
Zeynep Vural
03 September 2026 15:40

Şubat ayında çıkan REANIMAL, tam da beklediğim gibi bir oyundu. Ama biraz kısa bulmuştum. İncelemede de “Tarsier, bıraktığı yerden devam ediyor. Atmosfer oluşturma ve hikâye anlatımı konusunda yine çok iyi bir işe imza atmışlar. Tek sıkıntı, bu sefer cimri davranıp oyunu oldukça kısa tutmaları. Keşke içeriğin önemli bir kısmını ek paketlere saklamak yerine ana oyunu biraz daha uzun tutsalardı” demiştim zaten.

Bu eksikliği giderecek 3 ek paketten ilki The Prisoner geldi. Ben de hemen geri döndüm REANIMAL dünyasına. 

Mahkûm ve Asker…

The Prisoner’da, ek pakete ismini veren “Mahkûm (The Prisoner)” ve ona arkadaşlık eden “Asker (The Soldier)” ile yolumuza devam ediyor ve hikayemize bambaşka bir taraftan yaklaşıyoruz. 

İkilinin macerası Asker’in Mahkûm’u soğuk bir hücreden kurtarmasıyla başlıyor ve ardından kendimizi askeri bir uçağın içerisinde buluyoruz. 

Askerler artık birer savaş makinesi haline gelmeye başlamışlar, iradeleri ve insanlıkları yavaş yavaş bedenlerini terk eder hale gelmiş. Önlerine gelen herhangi bir canlının onlardan olup olmaması yahut onlara zararı dokunup dokunmaması umursadıkları bir şey değil, tek yaptıkları yok etmek ya da bunun için uğraşırken yok olmak.

Etraftaki hayvanların da durumu iç açıcı değil. Hayatta kalmak için neler yapabildiklerini görünce daha iyi anlıyoruz bunu. 

Uçaktan atlayıp böyle bir savaş ortamının içine dalıyoruz. Minik ikilimiz, bu harp ortamı içinde hayatta kalmanın yollarını arıyorlar. Tabii, bu dünya onların işine çomak sokmaktan başka bir şey yapmıyor. Karşılarına sürekli yeni engeller, yeni düşmanlar çıkarıyor.

Çatışmanın ortasında kalmamak için sokaklardan binaların içlerine yol aldığımızda ilk büyük sorunumuzla karşılaşıyoruz: Alev Atıcı (The Flame Thrower). Bu iri cüsseli adam, adından da anlaşıldığı üzere önüne geleni yakıyor. Belki de her şeyi yakarsa savaştan kurtulacağını sanıyor. 

Onun elinden kaçmak için koşturup durduktan ve sonunda onunla hesabımızı gördükten sonra bu sefer de ana oyundaki düşmanlarımızdan “Örümcek Çocuklar (Spider Kids)” ile tekrar karşılaşıyoruz. Örümcek Çocuklar’dan kurtulduk derken bu sefer de “Anne (The Mother)” bizi kovalamaya başlıyor. Bu koşuşturmacadan sonra da ek paketin sonuna geliyoruz.

Bu yolculuk boyunca arka planda görüp durduğumuz bir başka çocuk var. Mahkûm ile konuşmalarında Asker’in öğrenmesi gereken hem Asker’i hem de Mahkûm’u öldürecek bir şeyden söz ediyorlar. Bu konuşmaya Asker’in şahit olmaması, çocuğun bazı sahnelerde görünüp bir anda yok olması, gerçekten böyle bir çocuk olup olmadığından da şüphelenmemize neden oluyor.

Bu çocuk, Mahkûm’un hayalinden mi ibaret yoksa gerçekten var mı? Mahkûm ve Asker, asıl ekiple nasıl bir bağlantı içinde olacak ve döngünün hangi kısmında yer alacaklar? Bağlantılar yavaş yavaş kurulduğu için şu an kafamızda pek çok soru mevcut. Diğer iki ek paket ile hikayemizin boşluklarını dolduracağımızı düşünüyorum. 

Fotoğraf makinesinin ardından görülenler

Oynanış kısmında ana oyuna ufak bir ekleme söz konusu. Oyunun hemen başlarında bir fotoğraf makinesi buluyoruz. Bu fotoğraf makinesinin flaşı sayesinde hem çevrede işaretler buluyor hem de bazı düşmanlardan kurtulabiliyoruz. Örneğin, Örümcek Çocuklar saldırırken flaşla onları sersemletebiliyor, oldukları yerde donmalarını sağlayabiliyor, Asker ile de onlardan kurtuluyoruz.

Bulmacalar çok da engel çıkarmıyor. Bazılarını kolayca geçebiliyoruz, bazıları ise mantığını çözmek açısından kolay olsa da ilerleyişi biraz daha zor. Bulmacaların sayısı biraz daha fazla olsaydı fena olmazdı.

Ana oyunda olduğu gibi ek paket için de ilk eleştirim kısa sürmesi. Daha tadına varamadan bitiyor. Daha çok bulmaca çözmek daha çok mücadele etmek isterdim. 

Ayrıca hikâye ile ilgili biraz daha fazla detay paylaşılabilirdi. Oyun ilerledikçe ve çocuklar arasında mini diyaloglar geçtikçe ipuçları arasında daha çok bağlantı kurmaya başlasak da çoğu şey hala belirsizlik içinde. Ana oyunun ardından çocukların arasında geçen diyaloglara ve tepkilerine baktığımızda bir döngünün içinde olduklarını anlıyoruz. Fakat, Asker ve Mahkûm’un bağlantısını çözemiyoruz. Yine ana oyunda olduğu gibi burada da çocuklar arasındaki diyaloglar çok az. Bu diyaloglar artırılırsa sorularımıza daha çok yanıt alabileceğimizi düşünüyorum.

Karşılaştığım minicik bir hata haricinde oyun teknik yönden sorunsuzdu -ki o hatanın da aslında öyle çok olumsuz bir etkisi olmadı. Grafikleri, mekân ve karakter tasarımları güzel, atmosfer güzel kurulmuş, tarihten alınan referanslar çok güzel biçimde işlenmiş.

Genel olarak baktığımda; oyun içi hataları çok fazla olmayan, hikayesiyle ve atmosferiyle karanlık tarafı iliklerimize kadar hissettiren, dünya ve insanlığa dair eleştirisini de ince ama gayet anlaşılır biçimde bizlere sunan hoş bir ek paket olmuş. Sıradaki ek paketlerle hikâyenin karanlık noktalarının da aydınlığa kavuşacağını umuyorum.