Fantastik Kurguda Dedektiflik, Büyüye Araçsal Bir Yaklaşım: İlahi Kentler Serisi

Büyü, Casusluk ve Zorbalık

Kitap okumayı sever misiniz?* Kurgu mu seversiniz yoksa kurgu dışı mı? Kurgu diyorsanız** Tebrikler! Fantastik ve bilimkurgu kitaplarını konuşacağımız sayfaya geldiğinizi belirtmekten mutluluk duyarım!

*Dergi okuyan insanlara sorulabilecek en tuhaf soru. Ama insanlar tuhaftır. Hoşafı sever, tanelerini yemezler. Ya da mutlu olmak ister, mutlu etmezler.**

**Kişisel gelişimciler sizi de unutmadık.

Bu büyük buluşmamızın onuruna ilk olarak fantastik kurguda biraz mütevazi kalan ama fantezi ile casusluğu son derece zekice kurgulayarak bizlere sunan İlahi Kentler serisini konuk edeceğiz, buna da BİR KİTAP SERİSİNE BAŞLAMAK İÇİN GEREKEN BASİT BİLGİLER* bölümü ile başlayacağız. O halde:

*Yazılar geldikçe göreceksiniz ki bir şeylere isim vermekte muazzam yetenekliyimdir ve bu yeteneği kullanmaktan asla geri durmam.

Robert Jackson Bennett'in İlahi Kentler serisi; Merdivenler Kenti, Kılıçlar Kenti ve Mucizeler Kenti adlı üç kitaptan oluşuyor. Tüm kitapların Türkçe çevirisi bulunuyor ve seri ardında hiçbir açık konu bırakmadan nihayete eriyor.*

*BKSBİGBB'nin kuruluş amacı bu son cümlede yatmaktadır; ismi lazım değil iki kişinin ve yayınevlerinin yarattığı travmalar sonucu oluşmuştur.

Serinin konusunu ise fantastik evrende geçen dedektiflik motifli bir casusluk hikayesi olarak özetleyebiliriz. Yalnız seri ilerledikçe serideki casusluk ögelerinin azalıp fantastik öğelerin fazlalaştığını da belirtelim.

Ayrıca seri, tıpkı Dune'un ilk dört kitabında olduğu gibi "her kitabın kendi hikayesini başlatıp bitirmesi" özelliğine sahip. Yani seriye şans vermek isteyenler sadece ilk kitabı okuyarak, hem farklı bir evrene atılan o ilk tatlı adımı atabilir, hem de kafalarında soru işareti kalmadan devam edip etmeyeceklerine karar verebilirler.*

*Sonunu Görme Hastalığı yüzünden zevk almadığı halde devam etme zorunluluğu hissedip eziyet çeken ruhlara selam olsun. Yalnız değilsiniz. Çözümü de sağda solda aramayınız, çünkü çözüm zamanda gizli. Yaş aldıkça kurtulacaksınız. Ola ki kurtulamazsanız SGH Düşmanımız, Yarım Bırakmak Hakkımız grubumuza sizleri de bekleriz. (İsimlendirme, kişisel gelişim. Nasıl? Tak diye, saniyede!)

İlahi Kentler serisine başlayacaklar için ilk bilinmesi gereken; büyü kullanımının alışık olduğumuz diğer fantastik eserler gibi olmadığıdır. Büyü; Fırtınaışığı, Zaman Çarkı ve Malazan'daki gibi ön planda değildir. Yalnız Buz ve Ateşin Şarkısı’ndaki kadar arka planda da değildir. Tam ortası gibidir.*

*"Sana git demeyeceğim Lavinya... Gitme de demeyeceğim. G*t diyorum! Haydi bakalım!" - Yiğit Özgür

Bu durum büyünün diğer tüm fantastik eserlere göre daha farklı konumlanmasından, kullanılmasından kaynaklanır. Çünkü İlahi Kentler serisinde büyü daha çok bir problemin çözümünde eşyalar üzerinden, tıpkı yazıları büyütmeye yarayan bir büyüteç gibi, yalnızca bir araç olarak kullanılır. Dolayısıyla seride iki büyücü arasında ortalığı kasıp kavuran türde epik savaşlar yaşanmaz. Fakat bu, büyü kullanılarak HİÇ epik savaş yapılmıyor demek de değildir.

İlk kitap özelinde bu “epiklik” sadece kitabın sonlarına doğru gerçekleşiyor olsa da bu bir kapının aralanmasına yol açar ve serinin diğer kitapları bu aralıktan hücuma geçer.

Peki kapıyı kim aralıyor dersiniz?

Elbetteki TANRILAR!

İlahi Kentler evreni farklı farklı tanrıların etrafında şekillenmiş şehirlerin (seri isimini de buradan alır) bulunduğu ve yıllarca bu kıta tarafından köleleştirilmiş hiçbir tanrının bulunmadığı iki ayrı kıta ile bizi kucaklar. Fakat bu kucaklama aslında nostaljik bir kucaklamadır, çünkü serinin geçtiği tarihte tanrılar çoktan kaybolmuş veya yok olmuşlardır. Ve artık kölelerin zamanıdır. İsyan, savaş ve zafer peşi sıra gelerek evreni temelden değiştirmiş ve Tanrıların gölgesindeki büyük medeniyet köleleştirilmiştir. Köle köleci olmuştur.

Peki Tanrılara ne olmuştur? Geri getirilebilecekler midir? Köleleştirilen ve eski görkeminden geriye sadece soluk gölgelerin kaldığı halk gücü yeniden ele geçirebilecek midir? Yaşam bir döngüden mi ibarettir?

Serinin ilk kitabı Merdivenler Kenti işte bu sorular ile açılışını yapıyor ve kaybolan tanrıların kıtasında işlenen kritik bir cinayeti araştırmak için kıtaya gelen "tanrısız" ana karakterimiz ile bizi tanıştırıp kitap boyunca bize bu cinayet soruşturmasını sunuyor. Soruşturma ilerlerken açığa çıkarılan her bir gerçek ile de bir yandan bu cinayetin çok daha büyük tanrısal komploların sadece küçücük bir parçası olduğunu görüyor, bir yandan da yavaş yavaş tanrıların kaybolmasının nasılını anlamaya başlıyoruz.

Ve serinin alametifarikası da tam olarak bu noktada başlıyor:

Mazlumun zalim olduğu bu arka planda her iki tarafın bakış açısı ve olaylara verdiği tepki yazar tarafından çok iyi aktarılıyor. Mutlak güce sahip insanların ellerinden güç alınınca düştükleri o durum*, eskiden sahip oldukları o gurur, öz saygı, onur ve tabii ki özlem çok başaralı bir şekilde hissettiriliyor. Aynı şekilde; güce kavuşan tarafın güç ile birlikte yozlaşması, yılların intikamını alması, atalarının çektiği acıyı masumlardan çıkartması ve tabii ki bir gün tekrardan gücü kaybederek köle olacakları korkusu da tüm seri boyunca etkileyici bir şekilde sunuluyor, yansıtılıyor.

*Görür müyüz? Görürüz görür. Sultan Süleyman'a bile..

Seri aklımızda sürekli canlı tuttuğu: Tanrılara ne oldu? Köle tanrısızların köleci olamasına tanrılar nasıl izin verebildi? Bu durum oluyorken tanrılar neredeydiler?* Yoksa tanrılar ölümlüler tarafından yenildi mi? Öyle ise tanrılar sahte miydi? gibi sorulara birer birer yanıt vererek ilerliyor ve her bir yanıt ile bir yandan merakımızı giderirken diğer yandan daha fazla soruyu aklımıza yerleştirerek gizem ateşini beslemeyi asla ihmal etmiyor. Sayfalar da deve cüce oynayan merak ve tatmin ile akıp gidiyor.

Peki siz de yukarıdaki soruların cevaplarını merak ediyor musunuz? Inception gerçekleşti mi? Evet mi? O halde size bir iyi, bir kötü haberim var.

Kötü haber: Bu soruları cevaplamayacağım. Çünkü serinin ana odak noktası burası ve seriyi okurken bu olayları keşfetmek serinin en büyük keyiflerinden biri.*

*Ve bu, kitap incelemeleri yapacağımız tüm zamanlarda geçerli olacak tek kuralımız. Yeri gelecek kişisel gelişim(?) konuşacağız, yeri gelecek matematiğin, fiziğin, kuantumun sırlarına vakıf olacağız ama asla, ASLA SPOILERLI KONUŞMAYACAĞIZ!

İyi haber: Seri bu sorulara ve yaratılan evren ile ilgili tüm açık konulara tek tek akılcıl cevaplar vererek büyük bir tatminle tamamlanıyor. Yani merak duygusu tıkırdayanlar, sizleri kitaplara doğru alalım!

Toparlarsak; İlahi Kentler serisi büyüye olan yaklaşımıyla, fantastik bir evren içerisinde gizemli ve heyecanlı casusluk hikayesi anlatmasıyla, kolay bağ kurabildiğimiz gri karakterleriyle, karakterlerin bakış açılarının gerçekçi* ve net aktarılmasıyla ama en çok da seride ilerledikçe yaşanan olaylara göre şekil değiştiren dünyasının canlılığıyla kendisine hayran bırakıyor ve mutlaka bir şans verilemesini hak ediyor.

Herkese iyi okumalar dilerim.

*Ben fantastik kurguda gerçekçiliğe çok önem veririm. Evet tam olarak şu an Ejderhaların, büyülerin olduğu ortamlarda ne gerçekliği diye düşünüyorsunuz biliyorum. (İnception?) Öncelikle Ejderhalar konusunu hiç açmayalım onların gerçek olduğu zaten biliyoruz. Eee.. büyü de va... Yok yok. Burada demek istediğim büyü de olsa, uçan yaratıklar da; ilgili evrenlerin kurallarının olması ve serilerin o kuralları takip etmesi, kuralları yol üstünde değiştirmemesi. Örneğin; büyücüler süpürge olmadan uçamaz denildikten sonra, istisna veya büyük büyücüler hariç, büyücülerin bir anda uçmaya başlaması evrenin konulan kurallarına aykırıdır ve gerçekçiliği kırar.

Herkese iyi okumalar dilerim.

After Credit: Büyü

Seride büyü, tanrıların dokunduğu veya tasarladığı eşyalar üzerinden belirli sözlerin söylenmesi veya ortamların yaratılması ile uygulanır. Bu nedenle de sadece bu eşyaları ele geçirmiş ve tanrılar üzerine çalışma yapmış kişiler büyüyü kullanabilir. Evrendeki güç dengesinin değişmesi düşünüldüğünde; tanrılara sahip köleleşmiş insanların ve tanrıları olmayan iktidar sahiplerinin büyüye ulaşması ve uygulaması haliyle zor, hatta çoğu zaman imkansız hale gelir. İşte bu yapısıyla büyü başlı başına bir gizem kaynağı haline gelerek casusluk için mükemmel bir araç haline bürünür.

Sizce de diğer fantastik serilerden oldukça farklı değil mi?

*Asla sizin burası hakkında “yazı içinde yer bulamamış, buraya koymuş” diye düşündüğünüzü varsaymıyorum.
 

YORUMLAR
Parolamı Unuttum