Halo: Campaign Evolved - İnceleme

Bol astarlı, cilalı bir klasik

Bana derginin ilk sayısında Halo 3’ü incelediğim sırada bundan neredeyse 20 yıl sonra hâlâ Oyungezer’de bir Halo oyunu yazıyor olacağımı söyleselerdi herhalde hayatımı o genç yaşta biraz olsun sorgulamaya başlardım. Hele ki incelemeyi bir Playstation konsolunda yapacağımı ekleseler bana bunları anlatan kişinin yalan söylediğinden emin olurdum. Halo Xbox’dır. İstisnasız olarak her konsol neslinde konsolun gücünü ve potansiyelini göstermek için ölçüt daima bir Halo oyunu olmuştur. İlk çıktığında konsolun gücü ve harika oyunlar oynatma potansiyeli, Halo 3 ile HD grafikler muhteşem aydınlatma ve fizik motoru falan derken bu liste böylece uzar gider. Peki Xbox’la birlikte Playstation 5’e de çıkan, dahası kendi motorunu bırakıp Unreal 5 grafik motoruna geçen bir Halo: Combat Evolved yeniden yapımı kime, neyi kanıtlamaya çalışıyor olabilir? Bu soruya net bir cevabım olmasa da, ortaya çıkan ürünün sadece Halo’nun değil Microsoft’un da oyun sektörü konusunda gideceği yönün bir habercisi olduğunu düşünüyorum.

Geleceğe Dönüş

Halo: Campaign Evolved seriyi başlatan Combat Evolved’un sadece ana hikâye olarak yeniden üretilmiş hali. Halo’nun hikâyesi bence bir FPS oyununa göre döneminin en kapsamlı ve zengin arka planına sahip oyunlarından biriydi. Farklı uzaylı ırklarından oluşan Covenant ve İnsanlığın savaşı sürerken, Master Chief’i de taşıyan Pillar of Autumn gemisi uzaylı saldırısı altında kalıyor, insanlık kendisini dairesel gizemli bir yapay dünya olan Halo’nun içinde buluyor.  Bu dünya hem covenant hem de insanlık için yeni sayılabilecek özellikte ve sakladığı sırlar sadece savaşın değil, galaksilerin kaderini değiştirebilecek cinsten büyük bedeller taşıyordu.

Oyunda siz Master Chief’i canlandırıyorsunuz. (Hadi canım!) Kendisi insanlığın süper askerlerinden birisi ve kullandığı Mjolnir zırhıyla tek başına ordulara bedel olabilecek güçte. Aslında canlandırıyorsunuz demek doğru bir tasvir olmayabilir çünkü aslında biz zaten bunu 2001 yılında yapmıştık. O dönem Xbox’ın grafik gücü ve sunduğu dünyanın genişliği nasıl ağzımı açık bıraktıysa, Campaign Evolved’da da Halo’ya inip, sahilleri, tepe ve dağları görmek bende yine aynı etkiyi bıraktı. Halo o dönem benzer oyunlarda pek göremeyeceğiniz büyük savaş alanları, bolca farklı düşman ve farklı taktikler uygulayabilen gelişmiş yapay zekasıyla dikkat çekmişti. Oyunun o dönem yaptığı çoğu şey FPS oyunlarının standardı haline gelmiş durumda. Campaign Evolved’un da bu kadar eski hissettirmemesinin nedeni biraz da bu özünde.

Seri ilk defa kendi oyun motorunu kullanmak yerine doğrudan Unreal Engine üzerinden yapılmış ve bu da Nanite ve Lumen gibi başka motorlarda taklit edilmesi zor görsel teknolojilerin kullanılmasına imkân veriyor. Campaign Evolved’a sadece bir yeniden yapım demek çok doğru olmaz. Oyun her ne kadar bölüm tasarımı olarak aslına sadık kalsa da seri ilerledikçe gelen oynanış elementlerini de bu yapıma taşımış. Örneğin serinin artık imza silahı haline gelmiş olan Energy Blade’i ilk oyunda kullanamadığımızı silahı elime alıp durumu garipseyene kadar idrak edemedim resmen.  Oyuna bu kadar doğal ve doğru gelen bu silahın bile ilk oyunda kullanılabilir olmadığını hatırlamak benim için ilginç bir deneyim oldu. Yine asıl sürümde olmayan, Battle Rifle, SMG ve Beam Rifle farklı silahların oyuna eklenmesi, tekrar hissini bir nebze olsun azaltıyor.  Burasıyla ilgili tek sıkıntım, diğer silahların aksine biraz fazla kem göze parmak şeklinde kenar köşelere yerleştirilmeleri oldu. Tam aksiyonun bittiği anda yerde ölü bir asker ve etrafında battle rifle ve mermilerini görmek ne yalan söyleyeyim biraz göze batıyor.

Oyuna geldiği için en çok mutlu olduğum temel özellikse koşmak oldu. Zamanında nasıl akıl edememişler bilmiyorum ama enerji kılıcı taşıyan elitlere karşı koşmadan nasıl hayatta kalıyorduk hiç fikrim yok. Halo Studios oyunun genelinde modern kararlar almasına rağmen içeriğin tek bir hesaba bağlı ilerlemesi ve birlikte oynadığım oyuncuları hiç sayması biraz olsun canımı sıktı, yalan yok.

Halo Stüdyolarının Unreal Engine 5’e geçmelerinin ne kadar doğru bir karar olduğunu, Master Chief ile Halo’ya inince daha iyi anlıyorsunuz. Bütün Halo oyunları güzel görünürdü ama bu oyun bambaşka duruyor. Deniz kenarında dalgaların köpürmesi Nanite ile yapılmış gerçekçi tepeler, bitkiler derken kendinizi gerçekten orada bulmak isteyeceğiniz bir dünyada buluyorsunuz. Açık dünya kadar yer altındaki yapılar da bir o kadar ilgi çekici hale gelmiş. Normalde karanlık ve klostrofobik olan bitmeyen koridorlar, Covenant’ın silahlarından çıkan ışınlar ve patlamalarla bir görsel şölen haline geliyor. Playstation’da daha güzel grafikli oyunlar var elbette ama Halo akıcılığında hem fizikleri hem de görsel dünyasını bu denli temiz kullanan bir oyun olmadığını söyleyebilirim. Daha önemlisi Halo’nun sunduğu kontrollü kaos hissini mükemmel veriyor. Özellikle ilerleyen bölümlerde işin içine araçlar da girince, Grunt’ların düşürdüğü bombaların savuşturduğu objeler, anlamsız kazalar derken kendinizi bir kez daha o alıştığımız modern Halo oyunlarının içinde buluveriyorsunuz.

Bu proje için neden Combat Evolved’un seçildiği bence biraz da oyunun ikinci yarısında yatıyor. Ele geçirdiği organik canlıları ortak akla bağlı zombilere çeviren Flood’un da sahneye girmesiyle, oyun gerçek anlamda daha gergin hale geliyor. Asıl oyun zamanında bunu iyi başarmıştı ama Combat Evolved’da Flood’un ayak seslerini ilk duymaya başladığımdan itibaren gerçek anlamda gerildim. Forerunnerların metal tünellerinde organik parçalar bulmaya başladıkça ortam karanlıklaştı ve yaratık sesleri uzaktan usul usul yükselerek gelmeye başladı. Klostrofobik ortamların ötesinde, sis ve yağmur dolu ormanlar ve karlı yapılar da flood ile bir araya gelince, potansiyeli çok çok daha iyi anlıyorsunuz. Halo Studios’un hedefi bir sonraki projelerinde seriyi daha önce yapılmamış bir boyuta taşımak. Campaign Evolved geniş alanları ve detaylı ortamlarıyla, çok daha büyük ve geniş bir Halo oyununun kapısını açmaya hazırlanıyor yani aslında.

Halo Studios’un oyunu çok oyunculu içerik olarak sadece ortaklaşa oynanışla çıkarması da oldukça cesur bir hamle. Özellikle ilk oyunun senaryosu çekici olsa da bence ikiden itibaren oyunu her zaman çok oyunculu modlar taşıdı. Ekip bunun yerine oyunda bulduğunuz ve farklı özellikler açan kafataslarını zekice kullanan Campaign Remix’i yaratmışlar. Bu mod, açtığınız kafataslarıyla gelen özelliklerden dördünü rastgele seçiyor ve oyunu bu şekilde oynamanızı istiyor. Örneğin “Floor is Lava” moduyla zemine bastığınız zaman sürekli olarak kalkanınız eriyor. Zıplaya zıplaya gezip, bulduğunuz her kutunun üstüne çıkıp kalkan doldurarak hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Bunun yanına, ateş ettikçe zırhınızı azaltan ama düşmana vurdukça dolduran “Give or Take” veya düşmanlara daha fazla bomba attıran “Catch” gibi modları eklerseniz oyun bir anda bambaşka bir hale dönüşüyor.  Bütün modifikasyonlar kötü de olmayabilir, sonuçta araçları yok edilemez yapan veya sonsuz kurşun veren kafatasları da var. Nasıl bir deneyim yaşayacağınız özetle biraz şansınıza bakıyor. Şahsen tek başıma Remix’e çok zaman ayıracağımı düşünmüyorum ama dört kişilik bir ekip ve biraz şansla bence gayet keyifli bir deneyim sunma potansiyeli var.

Remix’in dışında oyuna eklenen bir orijinal içerik de Troy Dennings’in Halo Romanlarını baz alan 3 bölümlük yeni hikâye. Bunların içinde serinin kaderini değiştirecek bilgiler olmasa da Chief ve Çavuş Johnson’ın geçmişlerini görmek ve ilişkilerini daha iyi anlamak açısından önemli kesitler mevcut. Tasarım olarak daha modern bir yapıya sahipler ve bence temelde tamamı asıl oyundan daha dolu ve iyi düşünülerek oluşturulmuş. Sakın ola ki ekstra falan diye atlamayı düşünmeyin. Hem içerik olarak sağlam hem de bu parçaları bir başka Halo sürümünde oynama şansınız olmayacak.

Bütün bunlara rağmen Campaign Evolved’un yeniden yapım için tercih edilmesi, başta Playstation sahipleri olmak üzere pek çok oyuncunun oynayacağı ilk Halo oyunu olacağı için doğru bir tercih miydi emin değilim. Benim gibi dinozorlar elbette ki mutlu olurlar ama oynanış olarak daha modern tasarımların, daha etkileyici yapıların ve büyük çatışma alanlarının olduğu Halo 3’ün tercih edilmesi bence daha doğru bir olurdu. Bu oyunda her ne kadar sanatsal olarak daha büyük göstermek için çok uğraşılsa da bölümler bazen boyut olarak küçük kalıyor. Aksiyon da genel olarak daha dar alanlarda kapalı oluyor. İstediğiniz kadar koşma, yeni silahlar ekleyin; ana tasarım yapısal olarak bunlar düşünülerek yapılmayınca illaki doğal gelmeyen, göze batan durumlar oluyor. Seri yıllar içinde evrilmiş ve kendini her yönden geliştirmişken, kendini modern yapım olarak gören bir oyun bunu yapmamalıydı.

Muhtemelen projenin amacı bu değildi ama bu sebeple ben Halo Studios’un biraz daha cesur davranmasını beklerdim. “Biz Halo’yu modernleştirip yeniden çıkarıyoruz” demek sadece koşmak ve ilerideki oyunlarda bulunan silahları eklemenin ötesinde bir şey olmalı. Bölüm tasarımları kesinlikle daha fazla değişebilirmiş mesela. Büyükmüş gibi durup büyük olmayan bölümler, oyuncuyu “Haydi tamam şimdi geri dönüyoruz” gibi artık modern oyunlarda olmayan tasarım yapıları yerine oyunu modern dünyaya taşıyan dokunuşlar beklemek çok olmamalı. Birebir aynı bölümler yerine, o bölümlerin ruhunu amacını anlayıp bunu geliştiren, orijinal yapıları kullanıp üstüne ekleyen bir tasarım daha anlamlı olurdu.

Bu haliyle bakıldığında, Campaign Evolved daha çok görsel olarak tatmin edici bir test sürümü havası veriyor. Görsel ve işitsel olarak fazlasıyla tatmin edici olsa da o hikâyeye yeni bir bakış kafasını grafiksel ilerlemeler dışında pek alamadım. Özünde hâlâ eski bir oyun var ve bunu hem görev yapısı hem de dünyası fazlasıyla hissettiriyor. Bu gerçeği bilerek oyuna dalan oyuncular sorun yaşamayacak olsalar da ilk defa Halo oynayacak oyuncuların alacağı deneyimin bu olmaması gerekiyordu. Microsoft’un Forza Horizon 5 ile çok sayıda Playstation oyuncusunun ilgisini çekmişken, böyle büyükçe bir hata yapmaları beni şaşırttı.

SON KARAR

Bir yeniden yapım olarak fena olmasa da oyun süresi çok kısa ve eski tasarımı modernleştirecek yeterince içeriği yok.

Halo: Campaign Evolved
İyi
7.0
Artılar
  • Harika görsel ve işitsel dünya (Unreal Engine’in hakkı verilmiş)
  • 4 kişilik ortaklaşa oynanış fazlasıyla keyifli
  • Orijinal oyunun ruhunu büyük oranda yakalamış
Eksiler
  • Yeterince modern hissettirmiyor
  • Tekrar oynamak için anlamlı nedenler vermiyor
  • Baz aldığı oyunun eski tasarımları biraz belini büküyor
YORUMLAR
Parolamı Unuttum