RuneScape: Dragonwilds - İnceleme
Runescape soslu bir hayatta kalma macerası
Eğer bana “Hayatın boyunca en az oynadığın oyun türü hangisi?” diye soracak olursanız, alacağınız cevap “Hayatta kalma, açık dünya oyunlar” olurdu. Korku ve gerçek zamanlı strateji oyunları da öyle özellikle arayıp oynadığım türlerden değil, ama Age of Empires 2’yle sabahladığım yaz günlerini, Red Alert ve Starcraft’ı hiç beceremeden oynayışımı ya da yayınlarda oynayıp bitirdiğim Resident Evil oyunlarını unutmadım hâlâ. Bu “hayatta kalma açık dünya crafting” oyunlarından nedense ayrıca uzak durdum ama. Belki de popülaritesini yakaladığı o 2010’ların ortalarında ben Destiny’de grind yaptığımdan dolayı da olabilir bu, bilemedim şimdi.
Anca nedense Runescape: Dragonwilds ilgimi çekmeyi başardı. Belki Runescape’in evreni ilgimi çektiğinden, belki de şu sıralar “kendi orijinal karakterimle kendi maceramı yaratma” perileri geldiğinden dolayı olmuş olabilir, emin değilim. Ama ilk gördüğüm anda ilgimi çekti ve aylar sonra “Ay ben bunu yazmak istiyorum!” diye atladım ortama. Oyunun uzun bir süredir Erken Erişim’de olduğundan ve 1.0 sürümünün çıktığından bihaberdim tabii. Eğer oyunu Erken Erişim’de oynadıysanız ve “1.0’da neler eklemişler acaba?” diyerek incelemeye atladıysanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz o yüzden.
KASMAK İÇİN KES
Karakterimi yaratıp oyuna atladım ve ufak bir öğretici kısmını geçtikten sonra Dragonwilds beni şaşırttı ve dedi ki “Şu ilerdeki şehirde bir ak sakallı dede var, onunla konuş”. İlk önce bir şaşırdım, çünkü Dragonwilds’ın hikâyeli, görevli bir oyun olmasını beklemiyordum. Bu tarz oyunları hikâyesi olmayan, dümdüz hayatınızı zorlayan, kendi maceralarınıza atıldığınız bir şey olarak düşünüyordum hep, cahillik işte. Ama hem hikâye sunması hem de kendi maceralarınıza atılabiliyor olmanız oyunu benim için daha kolay takip edilebilir yaptı. Bu tarz oyunlar hakkındaki en büyük korkum hep bir noktadan sonra amaçsız kalacağımı hissediyor olmamdı. Dragonwilds bunun önüne geçti böylelikle.
Oyunda çoğu şeyi açabilmeniz için yapmanız gereken şeylerden biri hikâyeyi devam ettirmek. Devam ettikçe yeni bölgelere gidiyorsunuz, yeni şeylerle karşılaşıyorsunuz, bu karşılaştığınız şeyler de yeni malzemeler düşürüyor, bunlarla da yeni şeyler yapabiliyoruz.
Yapmanız bir diğer şey de “seviye kasmak”. Seviye sisteminin de orijinal Runescape’ten (en azından tek Runescape tecrübem olan Old School Runescape’ten) geldiğini görünce şaşkın bir mutluluk içine girdim. Bilmiyorsanız kısaca açıklayayım: OSRS’te yaptığınız her şeyin kendi seviyesi var ve bu seviyeyi o “şeyi” yaptıkça arttırabiliyorsunuz. Dragonwilds’da da aynı mantık. Odunculuk mu kasmanız lazım? Ağaç keseceksiniz. Okçuluk mu? Ok ve yayı kullanacaksınız. Büyücülük mü? Büyü yapacaksınız. Böyle bolca, toplamda 12 tane yetenek var ve hepsini seviye 99’a kadar yükseltebiliyorsunuz. Hepsini yükselttikçe her seviyede yaptığınız şeylerle alakalı destek bonusları verirken (Mesela balıkçılıkta balık tutarken daha az dayanıklılık harcama), bazı spesifik seviyelerde de yeni özellikler ve alakalı büyüler açılıyor. Mesela okçulukta bir seviyede tuzak kurmanızı sağlayan bir büyü açılıyor, yakın mesafede silahınızın kritik hasar oranını yükselten bir büyü açılıyor, çeviklikte yükseğe zıplamanızı sağlayan bir büyü açılıyor gibi gibi. Oyun sizi tek bir silaha ya da yeteneğe zorlamıyor, hatta aksine her şeyi yapmanız için teşvik ediyor.
Bu seviye atlama sistemi oynanışı da bolca etkiliyor tabii. En başta basit görünen dövüş mekanikleri seviye atladıkça çeşitleniyor, inşasından çiftçiliğine zahmetli gelen craft işleri kolaylaşıyor. Mesela inşa yapıp seviye atladığınız zaman inşayı “büyülü bir gözle” yapabileceğiniz, evin çatısına tırmanmadan yapabileceğiniz bir büyü hayli yardımcı oluyor uzun vadede. Ya da çiftçilikçe yağmur suyu toplamanıza yarayan aleti açtığınızda pis suyun ektiğiniz şeyleri zehirlemesinin önüne geçebiliyorsunuz yağmur suyuyla sulayarak. Bunların çoğu da erken seviyelerde açıldığından “Oynanış başlarda çok sıkıcı” diyemiyorum, 10 saat içinde bu söylediğim şeylerin çoğu çoktan açılmıştı bile. İlk bir iki saatten sonra oynanış bir hayli rahatlıyor.
İNŞA EDİLMİŞ DÜNYADA İNŞA YAPMAK
Runescape: Dragonwilds’ın bir diğer ilgimi çeken noktalarından diğeri de oyunun evreni oldu. Spesifik olarak herhangi bir Runescape oyununu temel almasa da genel olarak Runescape lore’unu temel alan oyunun haritası elle inşa edilmiş bir harita. Minecraft ve Valheim gibi sizi her seferinde rastgele üretilmiş bir haritaya atmak yerine, sizi aynı haritaya bırakıyor kısaca oyun. Bazıları için bu sıkıcı görünebilir haklı olarak, ama elle üretilmiş haritaları tercih eden beni mutlu etti. Oyunda bolca keşfedilecek yeni bölge, yeni alanlar, irili ufaklı zindanlar, haritanın her köşesine yerleştirilmiş sandıklar ve içindeki ödüller, hatta bu adada neler olduğunu parça parça açıklayan ufak not parçaları ve kitaplar bile bulunuyor. Her şeyi yapmak isterseniz bir hayli vaktinizi yiyeceğinden şüphem yok. Bunların yanı sıra Dragonwilds’ın kendine has, rastgele bir şekilde ya da hikâyede belirli anlarda karşılaştığınız ejderhalı kısımlar ve düşman baskınları da oyuna fazladan renkler katabiliyor. İlk defa rastgele bir şekilde ejderhanın uçarken kafama zehirli alev üflemesi ve “Evet, iyisi mi ben kendime bir ev yapayım” deyişimi hâlâ unutabilmiş değilim. Ya da daha o evi daha yaparken bir anda goblinlerin baskınına uğrayışımı… Hazırlıksız yakaladı beni oyun bolca.
E şimdi haliyle “E bu oyun her seferinde yeni bir harita sunmuyorsa bizi oyuna geri döndürecek ne var?” diye soracaksınız. Benim de kaygılarımdan biri buydu objektif olarak baktığımda. Ama Jagex’in yayınladığı Roadmap’e bakınca oyuna sürekli olarak yeni içeriklerin geleceğini görüyorsunuz. Önümüzdeki kış gelecek Luminance güncellemesiyle Elfler geliyor mesela. Bu güncelleme 2027’de başlayacak olan “Blood Crystal” sagasının başlangıcı olacak bir nevi. Blood Crystal’da da yine yeni bölgeler, yeni yetenekler derken yine bolca içerik gelecek gibi görünüyor.
1.0 OLMUŞ MU BU PEKİ?
Fakat oyunla da alakalı en büyük sıkıntım maalesef ki tam olarak bu. Bir süredir zaten Erken Erişim’de olan bir oyun (öyleymiş, ben daha yeni öğrendim mesela) Dragonwilds ve konsollara çıkışıyla beraber 1.0 versiyonu, “tam” versiyonu gelmiş sayıldı. Ama hâlâ sıkıntıları yok değil. Oynadığım süreç boyunca yaşamadığım bolca sıkıntıyı Steam forumlarında ya da oyunun subreddit’inde başka insanların tecrübe ettiğini gördüm, ki bunların arasında kayıt dosyalarının silinmesi, karakterlerin silinmesi, yaşadıkları buglar ve glitchler gibi şeyler bolca bulunuyor.
Ayrıca oyunu ilk gördüğümde “Switch 2’de oynamak aşırı eğlenceli olur” diyerek Switch 2’ye kod istemiştik, onu da belirtmem lazım. 1 saat vakit geçirdikten sonra ne kadar büyük bir hata yaptığımı fark ettim. Ne yazık ki kendileri oynadığım en vasat altı Switch 2 portu oldu. Yükleme süreleri, kaplamaların gecikmeli yüklenmesi, performansın tatmin edici olmayışı çabuk soğuttu beni Switch 2 portundan. Hemen koşa koşa PC’ye aldım ve incelemenin temeli aslında PC versiyonu, Switch 2 versiyonu değil. PS5 ve Xbox Series X|S’te pek sıkıntı olacağını sanmıyorum ama bunların. Switch 2’nin sıkıntıları biraz daha teknik problemler, yoksa oyun kontrolcüyle aşırı rahat oynanıyor, o konuda bir çekinceniz olmasın. PC’de bayağı bir süre kontrolcüyle de oynadım hatta.
Anlayacağınız üzere Runescape: Dragonwilds hiç de fena olmayan bir oyun aslında. Temeli iyi, Runescape’in özünü güzel kullanıyor, oynanış oynadıkça açılıyor ve paylaştıkları Roadmap’e bakılırsa sürekli oynanacak bir şeyler olacak gibi görünüyor. Türdeki ilk doğru düzgün tecrübem olduğundan dolayı ben ekstra keyif aldım hatta, uzun zamandır böyle “Ağaç keseyim de ev yapayım kendime” kafasına girmemiştim. Fakat 1.0 için birazcık erken davranmışlar, oynarken bolca hissettim. Özellikle de Switch 2 versiyonunu birazcık daha fırında pişirebilirlermiş. Oyun hakkındaki çoğu yorumumun bir yıl sonra, hatta önümüzdeki kış bile geçersiz olma ihtimali ben bu kadar niye yazdım diye düşündürüyor ama… Olsun ya. Sonra “Bak nereden nereye geldi?” diye bakarız.
Başlıklar
Türde benzeri örnekleri illaki vardır, ama Dragonwilds’ın dünyası da oynanışı da Runescape olduğunu sürekli hatırlatan, kendine has bir oyun olmuş. Birazcık daha cilalandıktan sonra tadından yenmez.
- Özenle tasarlanmış Ashenfall haritası çok güzel
- Runescape’in özünü çok güzel taşıyor
- Görsel olarak aşırı harika anlar söz konusu olabiliyor
- Takip edilebilecek bir hikâye oluşu ilerleme açısından güzel teşvik ediyor
- Switch 2 versiyonu aceleye gelmiş
- Hâlâ buglar, glitchler söz konusu
- 1.0’da OSRS’nin “Pray” yeteneğinin bulunmaması üzdü
- Düşman çeşitliliği bir hayli az
























