Advertisement

Yarış Oyunları Tarihi #3

Son viraj!

Geldik yarış oyunları tarihinin üçüncü ve son virajına. Bu bölümde sizlerle birlikte 2000’li yıllara dönecek ve günümüzde doğru bu türü değiştiren yarış oyunlarına bakacağız. Bu makale içerisinde hem arcade hem de simülasyon oyunlarını göreceksiniz elbette.

Serimizin önceki yazılarını okumak isterseniz:

Listeye kronolojik olarak devam ettiğimiz için daha önce de bahsettiğimiz Collin McRea Rally ile başlamak istiyorum. Aslında 1998 yılında çıkış yapan bu oyun serisinin en popüler oyunu 2003 yapımı Colin McRae Rally 04 olmuştu. 30 farklı araç ve 70’ten fazla bölüm sunan Colin McRae 2004’te, efsanevi yarışçı McRae ve Nissan logolu Dakar rallisi aracını kullanabiliyorduk.

Ralli tutkunlarının gönüllerine işleyen Collin McRea Rally 04’ün Mac versiyonu ise, McRae’nin geçirdiği korkunç helikopter kazasından tam altı hafta sonra çıkış yaptı.

Zaman içerisinde köklerinden kopan seriyi biz şu anda Dirt Rally olarak biliyoruz. Dirt, oyun dünyasının ralli tutkunlarını tatmin etmeye devam ediyor elbette.

Bir Efsane!

Hepimizi R&B ve hip&hop tutkunu yapan bir oyuna geldi sıra… Daha önce serimizde kökenini paylaştığımız Need For Speed serisi, 2004 yılına kadar pek çok oyunla karşımıza çıktı. Fakat eminim herkesin gönlünde yer eden tek bir NFS oyunu var: Underground 2.

Dünya çapında da sevilen bir oyun olan Underground 2’ye biz ülke olarak çok farklı bir şekilde bağlıyız. İlkel modifiye dürtülerimizi inanılmaz şekilde tatmin eden NFS: Underground 2; çip taktırma, kat iptali ve drift kavramlarını aklımıza sokmayı başardı.

Amme hizmeti:

Bayview isimli oyuncuya adeta her fırsatı sunan bir harita ile karşımıza çıkan oyun, farklı yarış modlarıyla dikkat çekiyordu. Bu modlardan biri olan drift modunda yarışçılar parkuru drift yaparak geçiyor ve yüksek puanla rotayı tamamlamaya çalışıyordu.

Birbirinden klasik yarış araçlarına ev sahipliği yapan Underground 2’nin en çok öne çıkan detayı ise modifiye işlemleri olmuştu. Her araca yapabileceğiniz modifiyeler, aracın istatistiklerini değiştirebildiği gibi görünüşünde de farklılıklar yaratıyordu. Şahsen benim JDM aşkım da bu oyun ile birlikte başladı.

Arcade Dünyası

Otomobil sevdalıları için efsanevi bir yıl olan 2004’ün hayatımıza kısa süreliğine de olsa kattığı ilginç bir oyun daha var. Finli geliştirici Bugbear Entertainment’ın yarış türüne farklı bakışı sonucu ortaya çıkan Flatout, arcade türünün en iyi örneklerinden biri oldu.

İnternet kafelerin vazgeçilmez oyunlarından biri haline gelen Flatout, içerisinde bulundurduğu farklı oyun modları ile tam bir eğlence canavarıydı. İki sene sonra gelen Flatout 2 ise, kendisini ciddiye almayı hepten bırakıp ragdoll dolu oynanış anları sunmaya başladı. Yüksek atlama, dart, basketbol ve bunun gibi pek çok ilginç oyun moduna sahip olan Flatout 2, kendisinden sonra gelen arcade yarış oyunlarına da yol açmış oldu. Hatta belki Rocket League ekibi bile FlatOut 2’den etkilenmiş olabilir.

Psyonix’in FlatOut 2’den etkilenip etkilenmediğini söylemek zor. Fakat Criterion Games ve Burnout serisinin kesinlikle Flatout’un yarattığı rüzgarı kullandığından eminiz. 2008 yılında çıkış yapan Burnout Paradise, FlatOut 2 gibi arcade bir yapıya sahip olsa da fizik desteği ile ön plana çıkan grafik motoru ile dikkat çekmişti.

Adını aldığı Paradise isimli şehirde geçen oyun, sürücülere açık bir dünya sunuyordu. Eski Burnout oyunlarından tanıdığımız oyun modlarının yanı sıra gelişmiş bir istatistik takibi, oynanış tecrübesini güçlendirmeyi başarmıştı. Oyuncular kendi hesaplarından ne kadar kaza yaptıklarına, harcadıkları paraya, katettikleri mesafeye ve bunun gibi pek çok ince detaya bakabiliyordu.

2018 yılında gelen Burnout Paradise Remastered ile birlikte seri bir kere daha hayat bulmuş olsa da maalesef 2020 yılının ilk günlerinde EA, oyunun sunucularını tamamen kapatma kararı aldı. Böylece bir efsanenin daha sonu gelmiş oldu.

Bu arcade yarış oyunları tutkusunun belki de son ama en dikkat çekici temsilcilerinden biri 2010 yılında karşımıza çıktı. Bu kez “PS Cafe’lerin” ekmek yemesini sağlayan bu oyun, eminim içinizi sızlatacak.

Muhteşem otomobillere ve grafiklere sahip Blur, aslında temelinde bir Mario Kart klonu. Bir pist etrafında araçlarınızla özel güçler toplayıp rakiplerinize saldırabileceğiniz ve pozisyonunuzu korumaya çalıştığınız bu oyunun tek farkı bir simülasyon gibi davranıyor oluşu.

Kullandığımız araçların pistlerdeki bölgelere verdiği tepkiler her farklı seçenekte değişiyor. Ayrıca araçların saldırılardan ve darbelerden canlarının azalması da Blur’u muadillerinden ayırıyordu.

Modern Yarışlar

2000’ler aynı zamanda şu anda piyasadaki en önemli yarış oyunlarından birinin doğuşuna da sahne oldu. Forza serisinin ilk oyunu olan Forza Motorsport 2005 yılında yaptığı çıkış ile meraklıların ilgisini çekti. Fakat seri 2012 yılında ikiye bölünerek Forza Motorsport ve Forza Horizon ile farklı yollar izlemeye başladı.

Motorsport takılı Forza oyunu genellikle gerçek pistler ve araçlar ile simülasyon keyfi yaşatmayı amaçlıyor. Horizon ise açık dünyada oyuncuların keyfini çıkartabileceği yeni tecrübeler yaratmanın peşinde. Serinin son oyunu olan Forza Horizon 5’te, Meksika’nın faklı biyomlarında eğlencenin tadına varmıştık.

Son Söz

Böylece bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Elbette aralarda atladığımız ya da değinmediğimiz bazı oyunlar oldu. Fakat bu serinin bir başlangıç rehberi olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. İnternet üzerinde yapılacak araştırmalara bizim de yardımımız dokunsun istedik…

Keyifli sürüşler!

YORUMLAR
Parolamı Unuttum