Blair Witch – İnceleme

Kim korkar Blair Cadısı’ndan :)

Lionsgate ile Bloober Team’in anlaşması herhalde Blair Witch sevenler derneği tarafından coşkuyla karşılanmış olsa gerek. Sonuçta korku-gerilim tarzından adından söz ettirmeyi başaran bir firma oldu Bloober Team. Uzun süredir güzellik uykusuna (?) yatmış olan Blair Witch’i bu uykudan uyandırmak için de akıllara ilk onların gelmesi gayet makul. Nitekim, Liosnsgate ve Bloober işbirliğinin ilk meyvesiyle kısa bir süre önce buluşmuş olduk.

Kayıp aranıyor!

Hikâye aslında tam da beklendiği gibi bir başlangıç yapıyor. Takvimler 1996’yı gösteriyor. Burkitsville yakınlarındaki Black Hills Ormanı’nda Peter Shannon adında bir çocuk kaybolmuş. Polis çocuğu bulmak için bir çalışma başlatmış, ekipler olay yerine intikal etmiş. Kendisi de eski bir polis olan baş karakterimiz Ellis, köpeği Bullet ile birlikte bu arama & kurtarma çalışmalarına katılmak üzere Black Hills’e doğru yol alıyor.

Başlarda (eski) eşi ile yaptığı telefon görüşmesi ve şerif ile yaptığı telsiz konuşması, Ellis hakkında bir şeylerin yolunda gitmediğini düşündürüyor ve hikayemizde kendisinin geçmişte yaşadığı sorunların da bir rol oynayacağını tahmin edebiliyoruz. Karakterimizin sorunları, ormanın tekinsizliği ile birleşince de gerilim yüklü bir atmosfer bizleri bekliyor.

Ormana adım attığımız ilk anlarda aslında pek de gerilecek bir tablo ile karşılaşmıyoruz. Ekip araçlarının toplandığı bir yer var. Sağı solu araştırıp bilgi kırıntılarını ve işe yarayabilecek şeyleri topluyor ve ormanın derinliklerine doğru yol almaya başlıyoruz. Başlarda, ağaçların arasından süzülen güneş ışıklarıyla orman o kadar da göz korkutucu bir yer gibi gelmiyor. Ama tabii bu kısım, gerilimli bölümlere geçmeden önce oyunun mekaniklerine alışmamız için bir ısınma turu niteliği taşıyor. İlk travmamız ile birlikte kendimizden geçip saatler sonra, karanlık çökmüşken gözlerimizi açıyoruz ve esas macera da bu noktada başlıyor.

Bir Bullet, bir telsiz, bir de kamera…

Blair Witch, biraz yürüyüş simülasyonu, biraz macera oyunu tadında. Ama tabii bunları bir arada yoğurduğu pota gerilim-korku teması oluyor. Daha önce Layers of Fear ile yakaladıkları çizgiyi sürdürmek istemişler, ama tabii yeni oyuna yeni mekanikler eklemeyi, Blair Witch isminin çağrıştırdığı detaylarla süslemeyi de ihmal etmemişler.

Oynanış temelde birkaç parçadan oluşuyor. Çoğunlukla ormanın izbe köşelerini arşınlıyor, etraftaki bilgi kırıntılarını, delilleri, hikayeye dair fikir edinmemizi sağlayacak nesneleri topluyor veya bunlarla etkileşime geçiyoruz.

Oyunda bazı temel dinamiklerden yararlanıyoruz maceramızda yol alabilmek ve gizem perdesini aralayabilmek için. Bunlar telsizimiz, fenerimiz, orman içinde bulacağımız kamera ve köpeğimiz Bullet.

Telsiz bir yandan arama ekibi ile irtibat kurmamızı sağlarken oyunun ilerleyen kısımlarında farklı bir frekansta farklı bir karakter ile de iletişimimizin aracı oluyor (hikayenin gidişatını açık etmemek için açıklamıyorum bu karakteri).

Karanlık bir ormana daldığımızda ihtiyaç duyacağımız ilk şeylerden birisi tabii ki fener. Yolumuzu ve girdiğimiz karanlık mekanları aydınlatmak için kendisinden istifade ediyoruz tabii. Ama bir de etrafımızdaki tekinsiz varlıklarla etkileşim aracımız oluveriyor. Oyunun sonunu etkileyebilecek tercihlerimizden birisi de bu etkileşim ile ilgili tercihimiz. O varlıkları fenerimiz ile rahatsız edip uzaklaştırmayı veya fenerimizi kapalı tutup kendi hallerine bırakmayı tercih edebiliyoruz. O gerilim yüklü anlarda nasıl bir tercih yaparsınız bilemiyorum, zira ilk anda akla geldiği kadar kolay olmuyor bu tercih.

Gelelim orman içerisinde bulduğumuz el kamerası ve kasetlere. Oyunun başlarında bir kamp yeri keşfediyor ve burada buluyoruz kameramızı. İçindeki görüntüyü izlediğimizde bir şeylerin yolunda gitmediğini anlıyoruz. Blair Witch temasıyla oyunun birleştiği nokta da burası oluyor aslında. O eski tarz kamera kayıtları, bozuk, yarım yamalak görüntüler nasıl filmin en önemli unsuru haline gelmeyi başarmışsa burada da önemli bir rol üstlenmek üzere sahneye çıkıyor.

Tabii Bloober Team bu kadarla yetinmeyip bulmacaların bir parçası haline getiriyor kamerayı. Etrafta dolanır, araştırmamızı sürdürürken kameraya takıp izleyebileceğimiz kasetler buluyoruz. Bu kasetlerde ya onları bulduğumuz yerde ya da o yerin yakınlarında kayda alınan bir görüntü yer alıyor. Böylece orada neler olduğunu görüyoruz. O görüntülerin çekildiği yerde kamerayı çalıştırıp videonun uygun anında kaydı durdurduğumuzda mekânda kayıttakine uygun bir değişiklik yaşanıyor. Mesela normalde orada olmayan bir nesne peyda oluveriyor, kapalı bir kapı açılıyor, yolumuzun önündeki bir engel ortadan kalkıveriyor vs. Bu sayede ilerliyor ve adım adım finale doğru yol alıyoruz.

Yol arkadaşımız, sadık dostumuz Bullet, oyunun sevdiğim detaylarından birisi oldu. Bir yandan yol bulmak konusunda ondan yardım alırken, bir yandan da kendisine ilgi göstermek, onu koruyup kollamak, arada hafif pışpışlamak, ödüllendirmek, ‘Aman da aman, ne akıllı bir köpeksin sen öyle. Aferin benim Bullet’ime” diye gönlünü hoş tutmak gerekiyor :) Bir de etraftaki o gizemli, ürkütücü varlıklardan korkabileceğini unutmamak lazım. Bu gibi karşılaşmalar esnasında onu yanımızda tutmak, kendisini teskin etmek gerek. Gönlünü hoş tutmaz, onu sevmez, ilgi göstermezseniz veya korktuğu vakitlerde kol kanat germezseniz ne oluyor? Bu sorunun cevabı oyunun sonunda gizli, o yüzden paylaşıp da oyun zevkinizi baltalamayayım şimdi durduk yere.

Oyunun içerisindeki bazı kararlarınız neticesinde oyunun ana olarak iki farklı sonu var (tabii bir de Bullet ile ilgili bir durum söz konusu). Dolayısıyla her iki sonun altında da iki farklı durum var. Normalde çizgisel bir hikâye ile karşı karşıya olduğumuzu düşününce tekrar oynanabilirlikten bahsetmek zor oluyor haliyle (-ki genel olarak yürüyüş simülasyonları için geçerli bir durum bu zaten). İşte bu farklı sonlar nedeniyle oyunu tekrar oynamak için bir gerekçe sunulmuş durumda. İyi midir kötü müdür, neye göre iyi neye göre kötüdür bu sonlar, bilemem. Ama sırf Bullet için o gerilimi tekrar yaşamayı göze alabilirsiniz.

Blair Witch büyük beklentilere girdiğimiz bir oyun olmasa da hayal kırıklığı yaratabilecek yerleri var. Hikâyenin geneli vasat bir çizgide ilerliyor (ama final bölümü hariç, orada daha iyi iş çıkarmışlar). Eğer bir mekânda yapılması gereken bir işlem varsa daire çizip duruyoruz, yani başta bahsedilen o ana rotadan sapıp yan yollarda keşfedilecek şeylere dalmak konusunda oyuncuyu çok da serbest bıraktıkları söylenemez. Oyun çıkmadan önce vadedilen ‘serbestçe takılma’ ile bu tablo çok da örtüşmüyor. 

Bir de optimizasyon sorununa değinmek gerek, yer yer performans düşüşleri görülebiliyor. Buna ara sıra denk geleceğiniz bug’ları da ekleyince teknik yönden pek olumlu bir tablo kalmıyor karşımızda. Ayrıca oyun süresi de biraz kısa gibi.

Blair Witch denildiğinde ilk akla gelen de böyle bir orman olsa gerek...

Gelelim son cümlelere. Bloober Team, ufak tefek (ama hoş) yeniliklerle yine kendi tarzında bir oyun ile karşımıza çıkmış. Kötü bir oyun mu? Tabii ki değil. Çok iyi bir oyun olduğunu da söylemek mümkün görünmüyor ne yazık ki. Bu haliyle, korku-gerilim oyunlarını sevenlerin veya ‘Blair Witch olsun da fark etmez’ diyenlerin bakabilecekleri, diğer oyuncular içinse çok da fazla bir şey vadetmeyen bir oyun olmuş.

SON KARAR

Türe ilgi duyanların veya Blair Witch hayranı olup da oynayacak oyun arayanların bakabilecekleri bir oyun olmuş. Geri kalan oyunculara çok fazla şey vadetmiyor.

Blair Witch
İyi
7.0
Artılar
  • Ses kullanımı ve atmosfer başarılı, gerilimin hakkını veriyor

  • Yeni mekanikler hoş olmuş

  • Final bölümü iyi

  • Köpeğimiz Bullet :)


Eksiler
  • Optimizasyon sorunları var, buglar bulunuyor

  • Finali başarılı olsa da tüm bölümlerde aynı hissi yaşattığını söylemek güç.

  • Hani serbest dolanabilecektik?

YORUMLAR
Parolamı Unuttum