Cyberpunk 2077 - İnceleme

İkilem sözcüğünün yeni karşılığı

20 Aralık 2020… Cyberpunk 2077 çıkalı tam on gün oldu. Ve ben tüm bu süre zarfında dur durak bilmeden bu oyunu oynadım. Gecem gündüzüme karıştı, yemek yemeyi unuttuğum anlar oldu, hatta çoğu zaman ne ara sabah olduğunu bile anlamadım. Dış dünyayla bağım tamamen koptu. Çünkü tecrübe etmek, atmosferini solumak istediğim bambaşka bir dünya vardı parmaklarımın ucunda. Arkadaşlık, sadakat, sevgi, ihanet ve intikam hisleriyle dolu bir dünya. Son yıllarda gördüğüm en iyi yan karakterlerden bazılarıyla atıldığım bir serüven. Keşfedilmeyi bekleyen, koskoca bir siberpunk şehir. Ve muhtemelen uzun yıllar boyunca unutamayacağım harika bir senaryo… İşte Cyberpunk 2077 bu kadar iyi, bu kadar bağımlılık yapıcı bir oyun.

Öte yandan bir CDPR oyunundan kesinlikle beklemeyeceğim hatalarla da boğuştuğum bir on gün oldu bu. Kafanızı çevirdiğinizde ortadan kaybolan yayalar, birdenbire ortaya çıkan polisler, dramatik anları bir komedi gösterisine çeviren grafiksel hatalar, kilitlenmeler ve çökmeler… İşte Cyberpunk 2077 bir yandan da bu kadar sorunlu, bu kadar sıkıntılı bir oyun. Daha önce bir inceleme yazarken hiç bu kadar ikilemde kaldığımı hatırlamıyorum. Bir yanım onu övmek, diğer yanımsa yermek istiyor. Ve ben hangisini yapmam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum…

Night City’ye Hoş Geldiniz

Benim adım Vincent. Ama sadece en yakınlarım bana gerçek adımla seslenebilir. Diğerleri için ismim sadece V. Doğma büyüme Night City’liyim; bu şehrin sokaklarını avucumun içi gibi bilirim. Hangi bölge hangi çetenin elinde, en iyi siberkasaplar hangileri, hangi iş bağlayıcılar daha güvenilir? Buralarda sokakların kendi kanunları vardır ve ben onlarla büyüdüm. Ben bir sokak çocuğuyum.

Kendi yolumu çizmek için Atlanta’ya taşınmıştım fakat işler beklediğim gibi gitmedi. Böylece kürkçü dükkânına dönüş yaptım. Bir gece, barmen dostlarımdan birinin tefeciye olan borcunu kapatmak için bir araba çalmayı kabul ettim. Ama tam aracı kaldıracakken öküz herifin tekiyle yollarımız kesişti. O da arabayı çalmaya gelmişti ve biz tartışadururken polisler bizi enseledi. Sonradan o “öküzle” çok iyi dost olduk. Adı Jackie Welles’di; Meksika asıllı bir paralı asker. Birlikte bir sürü “iş” yaptık. Ama en nihayetinde biz sadece küçük balıktık; saygın paralı askerler arasında görülmek için daha çok ekmek yememiz gerekiyordu. Derken, günün birinde karşımıza hayatımızın fırsatı çıktı. Ama işler çok fena sarpa sardı. Sonra…

Bzzzzt… Czzzzt…

Error 37.

Lütfen programı baştan başlatın.

C:\> LOAD Cyberpunk.exe

..

LOADING

..

Benim adım Valerie. Ama sadece arkadaşlarım bana gerçek adımla seslenebilir. Diğerleri için ismim sadece V. Arasaka’da çalışan bir şirketçiyim. Karşı istihbarat departmanında çalışıyorum. Night City’de bir sürü şirket var ama Japon menşeli Arasaka hiç kuşkusuz bunların en güçlüsü. Bu şehir, hatta neredeyse bütün dünya bize ait. Hükümet, polis, televizyon, gazeteler… Hepsi bize çalışıyor. İnsanların zayıf yanlarını buluyor, onları manipüle ediyor, gerekirse şantaj hatta suikast yapıyor ve istediğimizi daima alıyoruz. En güzel tarafıysa şehir halkı burunlarının dibinde gerçekleşen tüm bu olaylardan tamamen habersiz yaşıyor. Şüphelenenler, söylentiler var evet ama kimse bir şey kanıtlayamıyor. Öyle bir şeye yaklaşanlar da çabucak, sessizce ortadan kaldırılıyor

İşler benim için fena gitmiyordu. Başarı basamaklarını birer birer de olsa tırmanıyordum. Ta ki iki ekip liderinin arasındaki bir entrikaya kurban gidip Arasaka’dan kovulana dek… O anda dünyam altüst oldu. Tek tesellim eski dostum Jackie Welles’in zor günümde bana destek çıkması, kol kanat germesi oldu. Birlikte bir sürü “iş” yaptık. Ama en nihayetinde biz sadece küçük balıktık. Derken, günün birinde karşımıza hayatımızın fırsatı çıktı. Ama işler çok fena sarpa sardı. Sonra…

Bzzzzt… Czzzzt…

Error 37.

Lütfen programı baştan başlatın.

C:\> LOAD Cyberpunk.exe

..

LOADING

..

Adım Vincent. Ama çoğu kişi bana sadece V der. Şehir dışında yaşayan, hayatını kaçakçılıkla kazanan göçebelerden biriyim. Diğer kabile üyeleriyle, “ailemle” aram iyi değil. O nedenle onları geride bırakıp Night City’de yeni bir hayata başlamak istiyorum. Günün birinde aradığım fırsat karşıma çıktı. Jackie Welles adındaki biri sınırdan içeri kaçak bir mal sokmak istiyordu. Böylece arabama atladım ve buluşma yerine gittim.

Şansa bakın ki Jackie denen herifle epey iyi anlaştığımızı fark ettik. Bana kucak açtı ve Night City’ye yerleşmeme yardımcı oldu. Birlikte bir sürü “iş” yaptık. Ama en nihayetinde biz sadece küçük balıktık. Derken, günün birinde karşımıza hayatımızın fırsatı çıktı. Ama işler çok fena sarpa sardı. Sonra…

Cyberpunk: Origins

Cyberpunk 2077 yukarıda bahsettiğim bu üç özgeçmişten birini seçmenizle başlıyor. Hangisini tercih ederseniz edin 15-20 dakikalık bir giriş bölümünün ardından kendinizi Jackie Welles’le birlikte Cyberpunk 2077’nin ilk oynanış videolarında gördüğümüz o kurtarma görevinde buluyorsunuz. Yani özgeçmişler oyunun gidişatını tamamen değiştirmiyor. Daha çok Dragon Age: Origins’teki gibi bir köken hikâyesi görevi görüyorlar. Örneğin Sokak Çocuğu’nu seçerseniz şehirdeki çetelere ve güç dengelerine dair belli bir bilgi birikimine sahip oluyor, gerekli anlarda bu konularda yorumlarda bulunabiliyorsunuz. Göçebe, şehir dışındaki hayata ve kabilelerin düzenine daha fazla hâkimken Şirketçi ise mega-şirketlerin işleyişi ve insanları manipüle etme teknikleri hakkında bilgi sahibi oluyor. Bunlar da yeni diyalog seçenekleri anlamına geliyor.

Özgeçmişinizi seçtikten sonra oldukça detaylı bir karakter yaratma ekranı karşılıyor sizi. Karakterinizin dış görünüşünü ve cinsiyetini dövmesinden “dalga boyuna” kadar canınızın istediği gibi tasarlayabiliyor ya da beyaz tenli, siyahi ve Asyalı olarak önceden hazırlanmış üç karakterden birini seçebiliyorsunuz. Seçeneklerin oldukça bol ve doyurucu olduğunu söyleyebilirim.

Ardından sıra yetenek puanlarınızı dağıtmaya geliyor. Body (Vücut), Reflexes (Refleksler), Technical Ability (Teknik Yetenek), Intelligence (Zekâ) ve Cool (Sakinlik) olmak üzere beş ana yetenek ağacı var. Bunların her biri kendi içlerinde iki-üç farklı dala ayrılıyor ve her biri silah kullanmaktan tutun da gizli gizli ilerlemeye, hacking becerinizden fiziksel özelliklerinize dek birçok şeye etki ediyor. Ancak bunların tatmin edici olduğunu söylemek biraz zor. İlk bakışta epey bol gözükseler de “Tabancalarla %6 daha fazla hasar ver” ya da “Bombalarının etki alanını %10 arttır” gibi şeylerden oluşuyor büyük bir kısmı çünkü. Çoğu size yeni bir yetenek kazandırmıyor. Yine de aralarında çift zıplama, yüksek sıçrama ve bıçak fırlatma gibi birkaç dişe dokunur özellik de var.

Ama en güzeli oyunun sizi seçtiğiniz bu özelliklere mahkûm etmemesi. Diyelim ki silah kullanma becerisi yüksek olan bir karakter tasarladınız. Fakat aldığınız görev gizlice ilerlemeye daha müsait. Düşmanlarınıza arkadan yaklaşıp onları bayıltmayı, kameraları hackleyip kontrollerini ele almayı seçip işinizi sessizce halletmeyi tercih ettiğinizde oyun size engel olmuyor. Tam aksine kullandığınız her özellik için ayrı ayrı ödüllendiriyor. Hacking yeteneğinizi mi kullandınız? O özelliğiniz için ayrı tecrübe puanı alıyorsunuz. Makineli tüfek kullanma beceriniz daha yüksek olduğu hâlde bu sefer katanayı mı tercih ettiniz? Onun için de ayrı tecrübe puanı kazanıyorsunuz. Böylece serbest bir stil geliştirebiliyor, oyunu dilediğiniz gibi oynayabiliyorsunuz. Hani Morrowind’ta atletizm ya da gizlilik yeteneğimiz artsın diye her yere hoplaya zıplaya veya çömelerek giderdik ya, o hesap işte… Ama onun daha kullanışlısı.

Johnny Silverhand ve Diğerleri

Cyberpunk 2077’nin en sevdiğim kısmı hiç kuşkusuz muazzam senaryosu ve ana görevleri oldu. Eğer oyuna başlar başlamaz Johnny Silverhand’le içli dışlı olacağınızı düşünüyorsanız sizi güzel bir sürpriz bekliyor. Çünkü benim Johnny’yle tanışmam oyunun onuncu saatinde gerçekleşti. O noktaya kadar Jackie Welles ve ekibimizin Netrunner’ı (Ağgezer) Tbug’la birlikte filmlere taş çıkartacak derecede heyecanlı, adrenalin dolu bir soygun görevine atılıyoruz. Bu esnada Judy (üzümlü kekim), Evelyn Parker, Takemura ve Delamain gibi akıllara kazınacak bir sürü yeni yan karakterle de tanışıyoruz. Hepsinin birbirinden başarılı olduğunu buraya sıkıştırıvereyim. Özellikle Judy’yle tanıştıktan sonra neden herkesin bu kadının ekran görüntülerini paylaşıp durduğunu çok daha iyi anlayacaksınız.

Ekibi toplamak, iş bağlayıcıyla buluşmak, soygunu yapacağımız yer hakkında malumat toplamak gerçekten de çok keyifliydi. Ama en güzeli kesinlikle soygun anıydı. Sürprizleri kaçırmamak için fazla bir şey söyleyemiyorum fakat genç ve yaşlı Arasaka’nın karşılaştığı kısım dersem o bölümü oynamış olanlar neden bahsettiğimi hemen anlayacaktır sanırım. Daha önce bir oyunda hiç bu kadar gerildiğimi, çıt çıkarmamak için ekranın karşısında bile soluğumu tuttuğumu hatırlamıyorum. Hani Cyberpunk 2077 neden birinci şahıs kamerasından oynanıyor, niye üçüncü şahıs yok diye CDPR’a kızıyorduk ya… İşte bunun gibi gerilim ve adrenalinin tavan yaptığı, her şeyi kendi gözlerimizle yaşadığımız sahnelerde FPS kamerasının ne kadar doğru bir tercih olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Bu atmosferi yaşatmanın en iyi yolu bu kesinlikle…

Sonrasında bir dizi talihsiz olay sonucu V kendini Johnny Silverhand’in dijitalleştirilmiş kişiliğiyle baş başa buluyor. 50 yıl önce ortadan kaybolan, Arasaka’ya yaptığı bir baskın sırasında öldürüldüğü kabul edilen Johnny özgürlüğüne düşkün, asabi ve kin dolu bir adam ve başkasına bağımlı olma fikrinden hiç mi hiç hoşlanmıyor. Bu yüzden başlangıçta V’ye oldukça düşmanca davranıyor. V’nin de bu durumdan memnun olduğu pek söylenemez; çünkü işin ucunda spoiler vermemek için söyleyemeyeceğim bazı çok ciddi durumlar var. Ne yapıp edip bir şekilde Silverhand'ten kurtulması gerekiyor. İşte böylece asıl maceramız da başlamış oluyor.

Cyberpunk 2077’nin hikâyesi genel olarak bu eksende dönüyor. Günbegün Johnny Silverhand’in yüzünden bir sürü dert çekiyor ve bunu durdurmanın bir yolunu bulmaya çalışıyorsunuz. Bunu nasıl yapacağınız size kalmış. Dilerseniz sizi bu işe bulaştıran Evelyn Parker’ın izini sürebilir, ona patronunun kim olduğunu sormayı deneyebilirsiniz. Dilerseniz eski bir Arasaka çalışanı olan Japon Takemura’yla birlikte çalışabilir, şirketin başındaki insanları kendi safınıza çekmeyi denersiniz. Ya da Johnny’nin sesini dinleyebilir, onu bu hâle getiren mühendisin peşine düşebilirsiniz. Bu esnada diğer karakterlere nasıl davranacağınız size kalmış. İsterseniz onlara dostça yaklaşabilir, isterseniz de tam bir pislik olabilirsiniz. Ama bunun sonuçları olacağını unutmamalısınız.

Johnny Silverhand’e gelince… Kendisi son derece etkileyici bir karakter olmuş. V ile olan konuşmalarını dinlemek, kafamızı çevirdiğimizde birdenbire karşımıza çıkması veya ortadan kaybolması, yaşadığımız olayları kendince yorumlaması ve kendisiyle durmadan böbürlenmesi falan oyuna ayrı bir renk katıyor. Keanu Reeves gibi karizmatik bir ağabeyimiz tarafından canlandırılması onu hepten etkileyici kılmış. İçgüdüsel olarak onun güvenini kazanıp onunla dost olmayı arzuluyorsunuz. Sonuçta hem Johnny hem de Keanu bir efsane. Dilerseniz bunu başarabiliyorsunuz da. Ancak bir yerden sonra Johnny’nin her zaman haklı olmadığını da fark etmeye başlıyorsunuz. Ne zaman onu dinleyip ne zaman kulak arkası etmeniz gerektiğini kestirmek zorundasınız. 

Yancıyız

Johnny’nin dışında Judy, Panam, Takemura ve Delamain gibi yan karakterlerle etkileşime girmek ve onların verdiği yan görevleri yapmak da epey eğlenceli. Saydığım bu isimlerin her birinin kendi hikâye örüntüleri var ve hepsi de birbirinden farklı amaçlar güdüyor. Ana hikâyeye denk seviyede, gayet iyi yazılmış bölümler bunlar. Ben özellikle Takemura’yla muhabbet etmekten, Amerikan ve Japon kültürlerinin arasındaki çatışmaları deneyimlemekten büyük keyif aldım. Aynı şekilde, bir Yapay Zekâ olan Delamain’in taksi şirketiyle alakalı görevler ve sürpriz göndermeleri de çok eğlenceliydi.

Bunlara ek olarak şehir haritasında tıpkı The Witcher 3’te olduğu gibi bir sürü küçük yan görev daha bulunuyor. Bu sefer soru işareti değil, sarı ünlemler olarak belirtilmiş yerleri ve aralarında rehine kurtarma, sabotaj, hırsızlık, suikast gibi farklı farklı şeyler var. Gerçi birini yaptınız mı hepsini görmüş kadar oluyorsunuz. The Witcher 3’teki kadar orijinal değiller ne yazık ki.

Şehirde dolaşırken cep telefonunuza yan karakterlerden ve çeşitli iş bağlayıcılardan sürekli mesajlar geliyor. Hatta bunlardan bazılarını yanıtlayabiliyorsunuz. Bu sayede bir yandan arkadaşlarınızla bağlantıda kalıyor, diğer yandan da küçük çaplı yeni kontratlar ediniyorsunuz. Mesela sibernetik eklemlerinin arızaları veya fazlalığı yüzünden akli dengelerini yitiren sibersaykoları etkisizleştirmek, araba yarışları, dövüş turnuvaları, olay mahallini basıp suçluları öldürmek ve grafiti toplamak gibi şeyler… Bunun yanı sıra telefona çok fazla satılık araç ilanı da geliyor. Bunu pek sevmedim açıkçası; herkes bize araba satmaya çalışıyor ve bir yerden sonra ipin ucu kaçıyor.

Yan görevlerin dışında yeni kıyafetler ve silahlar satın alabileceğiniz dükkânlar, yemek yiyebileceğiniz lokantalar, birkaç kadeh yuvarlayabileceğiniz barlar, vücudunuza yeni sibernetik eklentiler taktırabileceğiniz doktorlar, hackerlık ekipmanları alabileceğiniz yerler, hatta kadın ve erkek fahişelerle birlikte olabileceğiniz mekânlar da var haritada.

Çek, Çek Silahları, Gecenin Koynunda

Çatışma mekanikleri Cyberpunk 2077’de önemli bir yer teşkil ediyor. Açık konuşmak gerekirse oyunda silah kullanmaya alışmam biraz zaman aldı. Eski FPS’cilerden olduğumdan içgüdüsel olarak düşmanların kafalarına sıkıyorum çünkü. Ancak bu oyun bir RYO, dolayısıyla düşmanları tek atışta öldürmek mümkün değil. Hepsinin bir can barı var ve savaşlar Borderlands havasında geçiyor. İlk başta bunun beni epey rahatsız edeceğini düşünmüştüm ama ne mutlu ki öyle olmadı. Seviye atlayıp silahların daha az geri tepmesini, namlunun daha az sallanmasını, daha çabuk şarjör doldurmamızı vs sağlayan yetenekleri açtıkça çatışmalar da giderek keyifli hâle geldi. Sonra bir baktım, yine headshot atmaya başlamışım :) Can çıkar, huy çıkmaz.

Üstte saydığım yeteneklere ek olarak çift zıplama ve sağa sola kaçındığınızda zamanı kısa süreliğine yavaşlatma gibi sibernetik eklentileri aldığınızda, koşup yerde kayma gibi özellikleri kullandığınızda tam bir ölüm makinesine dönüşebiliyorsunuz. Tabii buna mecbur değilsiniz. Dilerseniz siper alıp düşmanların işini klasik çatışma usulüyle de bitirmeniz mümkün. Hatta gizlilik ve kılıç yeteneklerine abanıp bir ninjaya bile dönüşebilirsiniz.

Çatışmalarda silahlardan daha çok işe yarayan bir şey varsa o da hacking. İlk başta kameraların kontrolünü almak, düşmanların yerlerini tespit etmek gibi çok basit yeteneklere sahip olsak da bu özelliği geliştirdikçe taretleri kendi tarafımıza çekmek, bombaları uzaktan patlatmak, elektronik cihazları havaya uçurmak, düşmanları kısa süreliğine kör etmek veya sinapslarını yakmak gibi çok hoş numaralar ekleniyor cephaneliğimize. Epik ve efsanevi modları elimize geçirdiğimizdeyse tek seferde bütün düşmanları etkilemesini sağlayabiliyoruz bu yeteneklerimizin.

Tabii bir de işin öteki yüzü var: Düşman hackerlar. Az önce bahsettiğim yetenekleri onlar da bizim üstümüzde kullanabiliyor. Bu da dikkatli olmadığınız takdirde kısa sürede cehennemi yaşamak anlamına geliyor. Çatışmanın tam ortasındayken yerinizi tespit edip bütün düşmanları üzerinize salabiliyor veya uzaktan kanınızı kaynatıp alev almanızı falan sağlıyorlar. “Overheating” adlı bu yetenekten ilk başlarda öyle bir çektim, o kadar çok yanarak öldüm ki sormayın gitsin. Neredeyse sinirden oyunu kapatıp çıkacaktım. Sonrasında işin püf noktasını çözdüm: Kameralar… Eğer kameraları kapatır veya bozarsanız düşman hackerlar sizi uzaktan göremiyor, dolayısıyla da size numara çekemiyorlar. Quickhacking yetenek ağacından “I, Spy” adlı yeteneğini aldığınızda da bir çatışma sırasında size zarar vermeye çalışan Netrunner’ın yerini görebiliyor ve direkt olarak onun işini bitirmeye odaklanabiliyorsunuz. Yani siz siz olun, önce hackerları temizleyin.

Oyunda The Witcher 3’ü andıran bir loot sistemi de bulunuyor. Dolaplarda, kutularda, düşmanlarınızın üzerinde kıyafetten yiyecek içeceğe, silahlardan crafting malzemelerine, sağlık paketlerinden ıvır zıvır şeylere kadar her türden eşyayı bulabiliyor, bunları daha sonra satarak paranıza para katabiliyorsunuz. İlk bir saat içerisinde looting sistemi bana epey karışık geldi. Ama belli bir süre sonra her şey rayına oturuyor ve nedir, ne değildir gayet güzel çözüyorsunuz kafanızda.

Bunca oyun mekaniğinden bahsetmişken BD’ye (Beyin Dansı) değinmemek olmaz. İzleyicilere spesifik bir olayı bizzat onu yaşayan kişinin gözünden tecrübe ettiren bir uygulama bu. İzlerken çekimi yapılan kişinin tüm duyduklarını, gördüklerini ve hissettiklerini aynen deneyimliyorsunuz. Night City’de genellikle porno endüstrisinde kullanılıyor tabii bu. Ama el altından satılan cinayet işleme, tecavüz etme gibi BD’ler de var. Bir beyin dansı uzmanı olan Judy ise bunu çok daha faydalı bir iş için kullanma imkânı sunuyor bize: Dedektiflik. BD sayesinde olay yerini ses, görüntü ve sıcaklık dalgası açısından inceleyebiliyor, ipuçları topluyoruz. Çok detaylı olmasa da oyuna derinlik katan, eğlenceli bir mekanikti.

Araç kullanma mekanikleri GTA’dan hallice; ne çok gerçekçi ne de çok basit. Neden bilmiyorum, birinci şahıs kamerası açısından araç sürmek benim için biraz mide bulandırıcı oldu. O yüzden hep üçüncü şahıs kamerasından sürmeyi tercih ettim. Tıpkı The Witcher 3’te olduğu gibi tek tuşla aracımızı yanımıza çağırabiliyoruz. İlgili tuşa basılı tuttuğumuzda da araçlarımız arasında seçim yapabiliyoruz. Kaza yapıp arabanızı hurdaya çevirdiğiniz takdirde otomatik olarak tamir ediliyor ve masraflar hesabınızdan düşülüyor. Araba sürerken camdan sarkıp etrafa ateş edebiliyoruz. Ek olarak motosiklet de sürebiliyoruz ki en çok keyif aldığım şeylerden biri de bu oldu. En son GTA: San Andreas oynarken motosiklet kullanmayı bu kadar sevmiştim. (Some kiiiind of wonderfuuul... Yes, she is.)

Night City: Yağlı Boya Bir Tablo

Oyunumuzun geçtiği şehir olan Night City görüntü itibarıyla inanılmaz güzel bir yer. Holografik reklamlar, neon ışıkları, fütüristik araçlar, havada uçuşan dronlar… Bir siberpunk oyununda görmeyi bekleyeceğiniz neredeyse her şey var. Şehrin mimarisi bilhassa hoşuma gitti. Örneğin ağırlıklı olarak Çinlilerin yaşadığı Kabuki bölgesine gittiğinizde sizi labirent gibi birbirine giren dar sokaklar, tezgâhlarında ucuz mallar satan işportacılar ve Çince tabelalar karşılıyor. Japon mahallesine gittiğinizde pembe yapraklı kiraz çiçeği ağaçlarıyla, görkemli heykellerle ve kırmızı kâğıt fenerlerle karşılaşıyorsunuz. Şehir merkezine indiğinizdeyse gökyüzüne doğru alabildiğine uzanan gökdelenlerin, pahalı mağazaların ve şık giyimli insanların ortasında buluyorsunuz kendinizi.

Hem sokaklar hem de çok katlı mega-binalar insanlarla dolu. Her yerde mağazalar, dükkânlar, otomatik yiyecek-içecek makineleri ve tezgâhlar var. Her biri farklı bir müzik türünde yayın yapan ona yakın radyo kanalı bulunuyor (Morro Rock favorim). Beş-altı tane de televizyon kanalı var ve oturup bayağı bayağı izleyebiliyorsunuz bunları. Oyunun kendi televizyon dizisi, kendi talk şov programları ve haber kanalları var. Şehirde ortalığı ayağa kaldırdığınızda o gün yaptıklarınızın yansımalarını haberlerde ve radyoda dinleyebiliyorsunuz. Şehirde Blade Runner, Matrix, Mad Max ve Terminatör gibi yapımlar başta olmak üzere onlarca filme, diziye ve animeye gönderme de bulunuyor. Sağda solda gitar çalan insanları dinlemek de en az S.T.A.L.K.E.R. ve Metro 2033’teki kadar keyifli.

Gel gelelim bunların hepsi sadece görüntüde kalıyor. Her yer lokanta ve barla dolu olmasına rağmen sadece yiyecek ikonu olan yerlerde yemek yiyebiliyorsunuz. Sadece belli başlı dükkânlardan alışveriş edebiliyorsunuz. Banklara oturamıyorsunuz. Sürekli karşınıza çıkan atari ve pachinko makinelerinde oyun oynayamıyorsunuz. Bütün şehri dolaşan bir tren var ama ona binemiyorsunuz. Night City CDPR’ın iddia ettiğinin aksine kendi kişiliği olan, yaşayan bir şehir gibi hissettirmiyor. Aksine yağlı boya bir tablo gibi. Görüyor ama dokunamıyorsunuz, etkileşime giremiyorsunuz. Yaşayan şehir dediğin Dishonored’taki Dunwall gibi olur, eylemlerimize göre şekil değiştirir, bize tepki verir. Night City’deyse bunun emaresi bile yok.

Böcekler Sarmış Dört Bir Yanımı

Buraya kadar çoğunlukla oyunun iyi yanlarını özetlemeye çalıştım. Ama bir de madalyonun öteki tarafı var: Korkunç sayıdaki bug ve glitch'ler. Şu son on gündür oyunu oynamış veya internette dolanan yorumlara ve videolara bakmışsanız Cyberpunk 2077’nin içler acısı durumuna dair az çok bir fikriniz olmuştur. Bahsedilebilecek o kadar çok şey var ki insan nereden başlayacağını bilemiyor.

Durup dururken infilak eden arabalar, havada yüzen cep telefonları, çarptığınızda lastik top gibi zıplayan sokak lambaları, en dramatik anlarda karakterlerin kafalarının içinden çıkan tabancalar, konuşurken dudakları hareket etmeyen önemli NPC’ler, kolları T şeklinde iki yana açık duran insanlar, kafanızı çevirdiğinizde kaybolan arabalar, yerin içinden geçip sonsuzluğa doğru düştüğünüz yollar… Saymakla bitmez.

Yapay zekânın çok kıt olması trafikte epey bir sorun yaratıyor. Diğer sürücüler araba kullanmayı değil, sadece belirli bir hatta ilerlemeyi biliyorlar. Önlerine bir engel çıkınca durmuyor, çarpıp hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ediyorlar. Arabaların önünü keserseniz size çarpıp geçiyorlar, karşılarına bir engel çıkınca da etrafından dolaşmayı akıl edemiyorlar. 2004’te çıkan GTA: San Andreas’ın trafik mekanikleri bile bundan çok çok daha iyiydi diyeyim, siz anlayın.

Mesela bir görevde bir minibüsü çalmam gerekiyordu fakat ne yaparsam yapayım onu durdurmayı başaramadım. Arabamı yan koyup yolu tıkadım hesapta, çarpıp geçti. Hem arabamı götürdü hem de yoluna tam gaz devam etti. Böyle bir saçmalık… Başka bir seferinde de düz yolda giderken arabam birdenbire roket gibi havaya fırladı. Gökyüzünde taklalar atarak gökdelenlerin tepesine kadar yükseldim. Sonra da güm diye yere çakıldım. Arabam haşat oldu fakat bende çizik bile yoktu. Bir keresinde de motosikletimi çağırıp beklemeye başladım. Motor uzaktan yanıma kadar geldi ama önümde duracağına yoluna devam etti. Ben arkasından koştum, o hızlandı, ben koştum, o hızlandı. Sonra da çekip gitti. Komedi filmi gibi bir andı vallahi…

Dahası arkanızı döndüğünüz anda arabalar ya ortadan kayboluyor ya da tamamen değişip yerine başka bir araba geliyor. Sokağa çıkıp ufka baktığınızda uzaktan gelen araçlar olduğunu görüyorsunuz fakat biraz beklediğinizde hiçbirinin yanınıza ulaşmadığını, biraz ötede buharlaşıp yok olduklarını fark ediyorsunuz.

Aynı şey yayalar için de geçerli. Kafanızı çevirdiniz mi yok oluyorlar. Ya da daha komiği, yerlerinde başka kıyafetlere ve tiplere sahip başka insanlar duruyor. Atıyorum, duvara yaslanıp sigara içen bir adam varsa başınızı çevirip ona tekrar baktığınızda bu sefer de sigara içen bir kadın görebiliyorsunuz.

En önemli sorunlardan biri de kaplamaların çok geç yüklenmesi. Yolda yürürken karşıdan gelen insanların yüzleri hep bulanık görünüyor. Yanlarına varıp birkaç saniye beklerseniz anca kendilerine geliyorlar. Keza trafikte de yanınızdan geçen araçların kaplamaları sürekli bulanık görünüyor. Sokaklardaki tabelalar, reklam panoları, posterler… Hepsinde birkaç saniyelik bir bulanıklık söz konusu. Çok uzaklardaki arabalar da iki boyutlu kartonlar gibi gözüküyor. Zoom yaptığınızda açık açık görebiliyorsunuz bunu.

Yükleme ekranlarında da sorun var. Normalde son yaptığınız ana göreve göre şekil değiştiren, haber kanallarından yaptıklarımızla ilgili bir kesit dinlediğimiz ekranlar bunlar. Ama net bir görüntü yerine çoğunlukla şurada burada bir duman bulutu veya ışık demeti olan, kapkaranlık ekranlarla karşılaşıyoruz. Görüntü bir türlü düzgün yüklenmiyor.

Telefon görüşmeleri de bazen başınızı ağrıtıyor. Tam bir görevin ortasında, başka biriyle konuşurken cep telefonunuz çalıyor ve siz yanıtla tuşuna basmadığınız hâlde V arayan kişiyle sohbet etmeye başlıyor. Bu sefer de hem görev icabı yüz yüze konuştuğunuz kişinin hem de telefonda sizi arayanın sözleri iç içe geçiyor, kim ne diyor anlamakta zorlanıyorsunuz. Bazen de kim ararsa arasın yanında, arkasında veya içinde Delamain’in yüzü de görünüyor.

Bir diğer ciddi sorun polislerin yapay zekâsında. Diyelim ki bir suç işlediniz ve birileri polis çağırdı. Ne beklersiniz? Bir polis aracının köşeyi dönüp üzerinize hızla yaklaşmasını ve içinden inen memurların silahlarını doğrultup teslim ol çağrısında bulunmasını, değil mi? Cyberpunk 2077’de o iş hiç de öyle olmuyor işte. Polisler şak diye arkanızda yoktan var olup ateş etmeye başlıyorlar. Ciddiyim, şaka değil. Işınlanıyorlar âdeta. Bir Reddit kullanıcısı polis mekaniğinin ne kadar kötü olduğunu test etmek için bir gökdelenin tepesine çıkmış ve yoldan geçenlere ateş etmiş. Anında yanında, çatıda iki polis belirivermiş. Onları vurunca üç tane daha ışınlanmış… diye gidiyor. CDPR’dan beklenmeyecek derecede kötü hatalar bunlar. İnsan gerçekten de hayret ediyor, üzülüyor.

Ne Kadar RYO? Ne Kadar Siberpunk?

Cyberpunk 2077 stüdyonun ilk başta tanıttığının aksine öyle köküne kadar, has bir rol yapma oyunu değil. Evet, oyunun başında seçtiğimiz kökenler karakterimizin diyalog seçeneklerini değiştiriyor. Evet, kazandığımız tecrübe puanlarını yeteneklerimize dağıtıyoruz. Hatta bazı görevlerde savaşmadan, karşımızdaki kişiyi konuşarak ikna etme olanağımız bile var. Ama bunlar çok az. Yaptığımız seçimler etrafımızdaki dünyayı şekillendirmiyor. Hatırlarsanız The Witcher 3’teki seçimlerimiz bölgelerin kaderine doğrudan etki ederdi. Cyberpunk 2077’deyse böyle bir şey görmüyoruz.

Dolayısıyla Cyberpunk 2077’ye bir aksiyon-RYO demek daha doğru olacaktır. Çünkü kendi istediğimiz rolü değil, bize biçilen hazır bir rolü canlandırıyoruz. Tıpkı Mass Effect serisinde olduğu gibi… Nasıl Shepard’ın diğer karakterlerle etkileşimi sonuca etki ediyorsa V’nin yan karakterlere karşı tavır ve davranışları da Cyberpunk 2077’nin sonunu etkiliyor.

Oyunun biri gizli olmak üzere toplamda beş farklı sonu bulunuyor. Bunlara ulaşabilmek için de yan karakterlerin görevlerini yapıp onlarla iyi geçinmeniz gerekiyor. Aynı şekilde Johnny Silverhand’le dost olup olmadığınıza göre şekillenen bir son da var. İşin iyi tarafı ana senaryoyu bir kez bitirdikten sonra eğer isterseniz oyunun sizi son kayıt noktasına geri götürüp farklı bir sonu tecrübe etmenize izin vermesi.

Oyunun ne kadar siberpunk olduğunu meselesine gelirsek… Akla ister istemez Shadowrun serisi geliyor elbette. İkisini kıyaslamak neredeyse kaçınılmaz. Bununla birlikte Shadowrun siberpunkın yanı sıra fantastik öğelere de sahip; orkların, elflerin ve cücelerin büyük şehirlerde insanlarla birlikte yaşayıp, büyü ve internet kullandığı bir evren orası. Cyberpunk 2077 ise bizim dünyamızda geçen, alternatif bir gelecek sunuyor bizlere. Burada büyü yok, fantastik ırklar da öyle. Blade Runner’ın aksine bilinçli androidlere de rastlamıyoruz. Daha çok bir gelecek öngörüsü gibi… Mesela şehir sınırlarının dışına çıktığımızda klasik Amerikan kasabalarına ve eski püskü motellere rastlıyoruz.

Öte yandan bu tür eserlerin olmazsa olmaz etmenlerinin hepsi oyunda var: Dünyaya hükmeden kötücül mega-şirketler, neon ışıklarıyla dolu tabelalar, teknolojik silahlar ve araçlar, yozlaşmış polis ve hükümetler, hackerlar, kontrat usulü çalışan paralı asker birlikleri, karanlık ve karamsar bir gelecek…

Neden Böyle Oldu?

Sizin de anlayacağınız (hatta belki de bildiğiniz) gibi Cyberpunk 2077’nin durumu hiç iç açıcı değil. Karşımızda tam anlamıyla işlenmemiş bir cevher var. Hikâye güzel, karakterler güzel, oynanış başarılı ama oyunun son hâli, bitmiş bir yapımdan çok bir erken erişim sürümünü andırıyor. Oyunu çökerten çok fazla hata yok, senaryoyu bitirmenizi engelleyen bir şeyle de karşılaşmıyorsunuz. Ancak oyunun tamamlanması için daha fazla geliştirilmeye, daha fazla cilaya ihtiyacı olduğu çok ama çok açık. Çünkü hem yapay zekâ hem de grafikler açısından o kadar çok bug ve glitch içeriyor ki anlatmaya kelimeler yetmez.

Peki neden böyle oldu? Ne oldu da güvendiğimiz CDPR dağlarına tipi yağdı? Aslında bunun birkaç sebebi var. Birincisi, stüdyonun çok hızlı büyümesi ve eski geliştiricileri ellerinde tutamamaları. The Witcher 3 yapıldığında CDPR’ın bünyesinde 250 kişi vardı. Oyun o kadar iyi sattı ki dünya çapındaki bir sürü geliştirici bu stüdyoda işe girebilmek için Polonya’ya taşındı. Hatta bir yerden sonra stüdyodaki Polonyalı olmayan çalışanların sayısı o kadar arttı ki şirketin resmi dili İngilizce olarak değiştirildi. Yani stüdyo sınırlarında Lehçe değil, İngilizce konuşuyor artık herkes. Cyberpunk 2077 ise yaklaşık 500 kişiyle yapıldı. Yani The Witcher 3 ekibinin iki katı kadar insanla…

Fakat bunun anlamı o ilk 250 kişinin üstüne bir o kadar kişi daha geldi demek değil. Aksine, The Witcher 3 ekibindeki önemli isimlerden bazıları stüdyodan ayrıldı. Baş bölüm tasarımcısı Mateusz Piaskiewicz, Flying Wild Hog (Shadow Warrior 2) stüdyosuna, Cyberpunk 2077’nin oynanış mekanikleri prodüktörü Derek Patterson da Techland’a (Dying Light) geçti. The Witcher 3’ün baş sanat tasarımcısı Michal Stec stüdyodan ayrıldı. Gwent’in mucidi Damien Monnier de öyle… The Witcher 3’ün kreatif direktörü olan Sebastian Stepien ise geçen sene Blizzard’a transfer oldu. Listeye daha bunun gibi birçok isim eklenebilir.

İkincisi, hissedarların sayısındaki büyük artış. Bildiğiniz gibi CDPR halka açık bir şirket ve bir sürü hissedara sahip. Şirket sık sık toplantılar düzenleyip bahsi geçen bu yatırımcılara raporlar sunuyor. Son zamanlarda stüdyo yönetimi ile hissedarlar arasında bir çekişme yaşandığı biliniyor. Hisse sahiplerinin Cyberpunk 2077’nin yılbaşı tatili geçmeden satışa sunulması gerektiği, böylece daha çok satıp daha fazla para kazanabilecekleri konusunda baskı yaptığı da söylentiler arasında.

Oyunun 10 Aralık’a ertelenmesinin ardından oyuncuların büyük kısmının CDPR’a “haddini bildirmek” için ön siparişlerini iptal etmesi de üçüncü sebep. İnsanların bu tepkisi stüdyonun oyunu bir kez daha ertelemeyi göze alamamasına neden oldu.

Dördüncüsüyse yönetimsel hatalar. Jason Schreier’in ünlü oyunların yapım hikâyelerini anlattığı “Blood, Sweet and Pixels” (Kan, Ter ve Pikseller) adlı kitabında The Witcher 3’le ilgili geniş bir bölüm var. O sayfalarda stüdyonun kurucuları The Witcher 3’ü PS3 ve Xbox 360’a çıkartmak istemediklerini, çünkü eski neslin gücünün hayallerindeki oyunu yansıtmaya yetmediğini söylüyorlar. Ve bu çok cesurca bir karar olarak görülüyor çünkü yeni nesil konsolların ne kadar satacağı, başarılı olup olamayacağı o zamanlar belirsizliğini koruyordu. Peki, o gün böylesine cesur bir karar alan stüdyo yöneticileri nasıl olup da Cyberpunk 2077’nin PS4 ve Xbox One’da çalışmayacağını ön göremediler? İşte bunu aklım almıyor sevgili Oyungezerler.

Neden diye soracak olursanız, Cyberpunk 2077’nin yeni-nesil bir oyun olduğu her hâlinden belli. Sokakları o kadar kalabalık ki hayret edersiniz. Yayalar, arabalar, havada uçan dronlar, dükkânlar, tezgâhtarlar… Daha önce hiçbir oyunda görmediğiniz kadar büyük bir kalabalık söz konusu. Hani diyoruz ya, bu konsollarda Red Dead Redemption 2’yi falan gördük biz diye… O oyunların engin arazileri Cyberpunk 2077’nin tıklım tıklım sokakları ve binalarıyla kıyaslandığında epey boş kalıyor. Ben oyunu orta ayarlarla 2.8 GHz i7 işlemci, 4 GB GTX 1050 ve 8 GB RAM ile oynadım ve açık alanlarda alabildiğim maksimum FPS değeri 16-25 arasıydı. Neyse ki FPS takıntılı biri değilim ve oyun da her nasılsa çok fazla yavaşlamadı. Sadece çok kalabalık sahnelerde kağnı hızına indi, o zaman da grafik ayarlarını düşük seviyeye indirdim. Yani demem o ki bu oyunu çalıştırmak için yüksek bir sistem şart. CDPR sistem ihtiyaçları konusunda dürüst davranmadı. Oyunun PS4 ve Xbox One’da sorunsuz çalıştığını iddia ederek yalan söyledi. Ki zaten sonradan hatasını kabul edip bütün iadeleri kabul etmeye başladı. Peki bunlar neden oldu? Oyuncuların güvenini kazanmak için bunca yıldır çabalayan stüdyonun içinden nasıl oldu da bir Activision çıktı? Gerçekten bilmiyorum.

İnanın eğer bu oyun Ubisoft veya EA cephesinden çıkmış olsaydı yerden yere vurulurdu. CDPR şanslı çünkü gözümüzde kredileri var ve bu ilk hataları. Ama bundan sonra ne gibi adımlar atacaklarına dikkat etmek zorunda kalacaklar. Çünkü hiç kimse şu saatten sonra stüdyonun oyunlarını gözü kapalı almaz.

 

 

Ne yapın edin, bu zıpır tabancayı bulun. Bam-di-dam! Bam-di-dam :)

Çalarken Bitiyordu

Cyberpunk 2077 genel olarak eğlenceli bir oyun aslında. 60 saate yakın bir zaman gömmüşüm oyuna ve hâlâ yapılacak, görülecek bir sürü irili ufaklı yan görev var haritamda. Oyunun bütün sonlarını da henüz görmüş değilim. Her ne kadar RYO öğeleri beni tam manasıyla memnun etmese de oyunun sunduğu hikâye son yıllarda deneyimlediğim en iyi şeylerden biriydi. Judy’ye âşık oldum, Panam’la ortalığın altını üstüne getirdim, Takamura’yla saygıyla karışık bir dostluk kurdum, Jackie’yle harika vakit geçirdim ve Johnny Silverhand’le – Keanu Revees’le – karşılıklı atışmaların, küfürleşmelerin ve şakalaşmaların tadına vardım. Yani çok eğlendim. Evet, hatalarına rağmen.

Eğer bu kadar aceleye getirmeselerdi, eğer oyunu iyice cilalayıp hatalarını ayıklamaya daha fazla zaman harcasalardı yapay zekânın kıtlıklarına ve dünyasının etkileşim azlığına rağmen beklediğimize fazlasıyla değecek bir oyun olabilirmiş Cyberpunk 2077. Şu hâliyleyse vakti zamanında S.T.A.L.K.E.R., Metro 2033 ve Vampire: The Masquerade gibi ikide bir çöken oyunlarla imtihan edilmiş, sabırlı PC oyuncularından başka kimseyi tatmin etmeyecek, eğlenceli olduğu kadar kusurlu bir yapım olarak kalmış ne yazık ki.

Unutmadan, oyunun Türkçe çevirisi olduğunu da buraya sıkıştırayım. Hem altyazılar hem de oyun içindeki metinler ve menüler, 23Studios tarafından tamamen Türkçeleştirilmiş durumda. Bunlardan bazıları aslına sadık, bazılarıysa bizim kültürümüze uyacak şekilde yerelleştirilmiş. İyi bir İngilizceniz varsa bazı yerlerde “Ama öyle demedi ki!” demeniz olası yani… Ancak bunun çeviri stüdyosunun değil, CDPR’ın istediği olduğunu belirtmekte de fayda var. Malum olayı saymazsak epey başarılı bir çeviri olduğunu söylemek mümkün. Lâkin bir hatadan ötürü oyunu her başlattığınızda dili otomatik olarak İngilizceye dönüyor, öyle de sinir bozucu bir durum söz konusu.

Son olarak, CDPR bize kod yollamadığı için incelemeyi ancak bugüne yayınlayabildik. Madem öyle, bari iyice inciğini cıncığını çıkarayım da geç yayınladığımıza değsin dedim. Bu sefer de biraz fazla uzun oldu galiba. Buraya kadar okuma zahmetine katlanan herkese teşekkürler.

Önemli Not: Oyunun notu PC sürümü içindir. PS4 ve Xbox One kullanıcılarının oyundan vebalı gibi uzak durmaları şiddetle tavsiye olunur.

SON KARAR

Yılın oyunu olma potansiyelini akla hayale sığmayacak hataları ve yaşattığı bitmemişlik hissiyle bir kenara atıyor. En az altı ay daha geliştirilmesi gerek. Henüz almadıysanız pusuya yatıp güncellemeleri bekleyin.

Cyberpunk 2077
Herkes Oynamalı
7.5
Artılar
  • Muazzam şehir tasarımı
  • Muhteşem yan karakterler
  • Enfes hikâye
  • Serbest karakter geliştirme imkânı
  • Keanu Revees
Eksiler
  • Aşırı derecede hata ve glitch var. Sanki hâlâ beta aşamasında
  • Yapay zekâ yokları oynuyor
  • Koskoca şehir etkileşim fakiri
  • PS4 ve Xbox One sürümleri kötü
YORUMLAR
Okay Ö.
3 Ocak 2021 22:38

Muhteşem olabilecek bir potansiyel nasıl harcanırın özetidir Cyberpunk 2077. Oyunu 63 saat kadar tüm yan görevler dahil (mavi işaretler baydığı için bir noktadan sonra bıraktım) tamamladım. Hikayesi aksiyonu güzel ama fanı olduğum Witcher 3 ile kıyaslamayı hakaret sayarım. Benim de notum bu youna 7-7,5 olurdu. Sanırım CDPR en büyük hatası gereksiz hype, entertainment. Sarışın parlak beyaz dişli tatlı abla ile yaptığı trailer tanıtımları ve Keanu revees abi ile doruk yapan hypeımızı arşa çıkaran CDPR aslında hepimizi kandırmış. Oyunun her şeyini çok detaylı videolarla tanıttışar bize. Mesela travma team. Yahu dedim bak sen yaşayan evren travma team ile illgili görevler vs olur. Ama nerede. Giriş görevinde gördük sonra ortalıkta yok. Madem bu kadar önemsiz neden bize bunlarla ilgili bu kadar detaylı içeriklerle reklam yapıyorsun. Oyunda pipi boyunu ayarlatacağına TPS eklese imiş daha makbule geçerdi. Evet aksiyonu iyi evet evreni iyi evet looting seçenekleri muazzam ama sonuç olarak bug ve teknik hatalardan bağımsız düşünürsek oyun beklentilerin çok çok altında. Bakın benim neredeyse bir yıl önceden ön sipariş verecek kadar güvendiğim bir firma idi. Ama yanılmışım. Ben RPG bekliyordum ama seçenekler çoğunlukla sadece farklı diyalogları açıyor. Bazı görevlerde sessiz halletmeyi sonrasında bambam dalmayı denedim reload edip. Ama sonuç ve kazanılan para bile aynı. Yani neden gizli gideceğim diye kasayım ki. Oyun zaten çok kolay. Normal modda bam bam dalıyorsun. Zora aldığında ise tek atışta yerdesin. Yapay zeka sıfır. Keyif almadığımı görünce normal modda devam ettim (benzer sıkıntı witcherda da vardı bu sebeple ilk oynamada 5-6 saat sonra zor moda almıştım). Sokaklar insan dolu. Kiminle konuşsam küfrediyor s.tir git diyor. Yahu yok mu muhabbet edecek kimse. Badlandste yollara çıkıyorum. Ufukta birbirinin kopyası hiç bir zaman ulaşılamayan araçlar ve arada nedense hiç araç yok veya tek tük bir iki araç. Bizi salak sanıyorlar sanırım. Neden koydunuz o hayali araçları. Ne gerek vardı. zaten çöldeyiz. GTX 1080 i7700k sistemim resmen ağladı. İlk defa bir oyunda bu kadar zorlandı. 2k da oynadım high orta arası bir ayarda 30-35 fps öptük başımıza koyduk. Bakın bu oyun patchlerle düzelir. Ama adam olmaz. Evet buglar vs gider. Ama RPG geri gelmez. Yapay zeka olmaz. Karakter gelişimindeki anlamsızlık düzeltilmez. Şehirdeki insan kalabalığının resimden ibaret olması düzelmez. 6 ay sonra bir de sırf Judy fıstığın hatırına kadın bir karakterle tekrar oynarım. Bırakırım. Umarım yanılırım. Bakın mass effect denen bir oyun var oynamadı iseniz legendary edition versiyonu çıkacak. 3 kez farklı şekillerde 1-2-3 sünü bitirdim. Hele ki 2. oyunu efsanedir. (4. oyunu oynamayın bana küfredersiniz yoksa). RPG arıyorsanız ME serisini oynayın. CP RPG oyunu değil. RPGmsi belki diyebiliriz. RPG beklemeyin. Bir de Allah aşkına öyle saçma buglar var ki oyunda bir kez oğlum içeriği girdiği için hemen envanter tuşuna bastım. Çatışma vs görmesin diye baktım oğlan ekrana dalmış bakıyor. O da ne. Benim karakter mal mülk meydan çıplakmış. Yuh dedim monitörü kapatıım. Oğlan daha 6 yaşında. Anasına söylese ne b.k yiyeceğiz. Böyle bug mu olur. Zıpladığım yerde anlamsızca ölüyorum. Delemain yan görevi bende kilitlenmiş. bitiremedim. Başarısız tamamlandı diyor. Ne alaka. Hataları say say bitmez. Ancak sevmek isterseniz seversiniz oyunu. Bu kadar laf etsem de severek ama küfrederek bitirdim. Çok uzattım kusura bakmayın ama çok doluyum. Etrafımda oyundan anlayan da yok mecbur size dökeceğim içimi :) Saygılar. Not: En çok kızdığım noktayı unuttum. Yahu evren cyberpunk neden çapkınlık yapamıyoruz. Bu konuda da göstermelik olmuş. Pipi boyunu ayarlayınca bir halt olmuyor. Zaten bir kaç kez pipiyi de kaybettik oyunda. Bu da bugmuş neyse ki geri geldi sonradan :) Not-2:) Bu uyarım tüm oyun firmalarına. Lütfen artık biz oyunu piyasaya sürelim de sonra cilalar hataları düzeltiriz çakallığını bırakın. Bitmemiş oyunları bize satmaya çalışmayın. Ben kendi adıma CDPR cezalandıracağım. Nasıl mı? Asla ön sipariş vermeyeceğim. Bir sonraki oyun witcher 4 bile olsa önce işi oyunları değerlendirmek olan güvendiği İhsan bey gibi isimlerin yorumlarını takip edip ona göre almaya karar vereceğim. yine başarısız bir yapımla karşılaşıram adı witcher 4 bile olsa o parayı CDPR'e yedirmem. Ubi EA gibi antipatiklerin arasına karıştı benim için bu firma da. Yalanları sebebi ile...

f8r7t
3 Ocak 2021 21:17

Oyun güncellemelerle iyice toparlanacak. PS5 üzerinden oynuyorum gayet net grafikleri var, şehir harika, karakterlerde iyi ama bir Witcher’daki Vesemir gibi akılda kalıcı değil. Grafikler geç yükleniyor, bir anda arabalar çıkıyor ortaya, arabalar yolda anlamsızca duruyor, TPS eksiği ki bu çok saçma bırakın kardeşim herkes istediği kamerada oynasın oyununu yani biraz Rockstar’dan örnek alın, arabaların kontrolleri çok daha iyi olabilir misal frenler çok etkisiz, yapay zeka zayıf, daha çeşitli kıyafetler olabilirdi, araba düzenleme-boyatma-tamire götürme mesela Delamain’de olabilirdi belki, fahi.. çeşidi az :), bazen npcler konuşurken ağızları oynamıyor, görevi yapıyosun hala görevdeymişsin gibi haritada ve ya ekranda işaretler çıkıyor, arabayla hızlı giderken haritanın uzaklaşması lazım ki dönebileceğimiz yerleri haritada erkenden görebilelim ama maalesef ve bunu yine Rockstar’ın GTA oyunlarından örnek alabilirler. Hızlandıkça harita uzaklaşıyor yani zoom azalıyor, aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Ha ara sırada oyundan atıyor. :)

ugurr
25 Aralık 2020 21:42

oyunun kendisi update leri derken şimdiye kadar 200GB civarı indirme yaptım. Muhtemelen bir o kadar daha indirmek gerekecek, bu bile anormal değil mi? Mecbur mu insanlar aldığı oyunu çalıştırabilmek için bu çapta indirmeler yapmaya. Bu oyun sektörüne bir düzenleme gelmesi gerek. Olay iyice Türk müteahhittelere döndü, evi alıp sonra içini yavaş yavaş yaptırıyorsun.

zikinu
25 Aralık 2020 15:54

Az once bitirdim. Bir ben sansliyim sanirim oyun 2 kez coktu, 1 kez de gorevin birinde dusman yerin altina girdi, takildim. Onun disinda baya rahatti, cok fazla hatayla karsilasmadim grafiksel kucuk hatalar disinda. Ama hikaye gercekten cok guzel. Sehir inanilmaz. Grafikler muazzam. Adamlar her gorevdeki her etkilesimi anime etmisler. Daha once hicbir RYO'da (hatta belki hicbir oyunda) gorulmemis bir sinematiklik var oyunda. Yapay zeka bayagi salak ona katiliyorum ama en kotu yanlarindan puan kirsak bile oyun PC'de 8.5-9/10'u hakediyor. Ha her seyi duzeltirler, bir Game of The Year edition gelir, yeni DLC gelir, o zaman son yillarin en iyi oyunu olabilir, o kadar yuksek potansiyeli var.

zikinu
zikinu
25 Aralık 2020 15:59

Bir de inceleme gercekten guzel olmus. Xbox ve PS versiyonlarinin fiyaskosu PC'deki guzelim oyuna ve incelemelerine de yansimis biraz.


ocfb2067
21 Aralık 2020 19:41

İncelemeniz için teşekkürler. Elinize sağlık. Oyunun teknik hatalarından dolayı enine boyuna Cyberpunk 2077 incelemesi görememek canımı sıkmaya başlamıştı. Öte yandan garip de değildi inceleme görememek. Öncelikle ben ne bir CDPR fanboyuyum ne de haterıyım. Ben ayın 12sinde ana hikayeyi bitirdim. Hikayenin enfes olduğu konusundaki düşüncenize katılmamakla beraber, hikaye sunumunun çok etkileyici ve sürükleyici olduğunu düşünüyorum. Ayın 14ünde araç satın almalar (yan görev diye geçtiği için söylüyorum) hariç bütün yan görevleri bitirdim. Açık dünya etkinlikleri birbirinin kopyası olduğu için yanından geçmediğim sürece kovalamadım. Oyunun bir yağlı boya olduğu ve etkileşime geçilemiyor olması benim en çok canımı sıkan şey oldu. RDR2'nin hikayesi bittikten sonra 100 saate yakın zaman geçirdim. Hatta o kadar büyük bütçeli bir yapıma da gitmeyelim. Bundan 8 sene önce çıkan Far Cry 3'den bir örnek vereyim. Onlarca saat poker oynadığımı biliyorum. Yahu bu kadar güzel bir evren ve açık dünyada, hiç mi bir şey yapılamaz arkadaş. Bara gideyim iki takılayım içeyim diyorum. Yok. Sipariş verirken niye envanterimi açıyorum ben? İçeceği, yemeği alıp sırt çantama koymayacağım ki, önünde fondipleyeceğim. Fahişeye gitmekten başka yapılacak HİÇBİR ŞEY yok. Yorumu okuyan, almayı düşünen arkadaşlara sesleniyorum. Oyun, bittikten sonra size hiçbir şey vaad etmiyor. Tek yapabileceğiniz şey arabayla veya yürüyerek müthiş gözüken (ama sadece gözüken) şehirde gezmek. Witcher 3'ü kutulu aldığımda, içinden çıkan nottan çok etkilenmiştim. Bilenler bilir. "Zor kazanılan paranızı, oyunumuza verdiğiniz için minnettarız." Zor kazanılan ₺250nizi bu oyuna verecekseniz size şu an için vaad ettiği süre 100 saatten fazla değil. 100 saat tabi ki az bir zaman değil fakat, RYO olarak tanıtılan, yaşayan bir şehir olarak lanse edilen bir oyunu 300-400 saat zorlanmadan oynayabilmek gerekir bana kalırsa. Brain Dance gibi bir fikir varken, müthiş mini hikayeler çıkartabilecekken bir kez görevlerden bağımsız bir BD girişimimiz oluyor. O da bomboş. Ben, bu oyunun bu kadar sorunlu olmasının sebebini CDPR Marketing departmanına da bağlıyorum. Oyunlarla yakından uzaktan alakası olmayan bir kadının bana, Cyberpunk diye bir oyun çıkıyormuş Instagram'da reklamını gördüm demesi tamamen anlamsız. Oyunu RYO diye tanımlaması anlamsız. Beklentileri bu kadar yükseltmesi mega anlamsız. Bu kadar reklam sonucunda oyunu erteleme cesaretlerinin olmaması çok normal. Bu oyun kesinlikle bitmemiş bir oyun. 6-7 aya, DLC ve modlarla müthiş bir oyun olacağını düşünüyorum. Multiplayer modu gelince neler olacağını düşünemiyorum bile. Vanilla hali hayal kırıklığı.

mit1980
ocfb2067
27 Aralık 2020 00:29

Söylediklerinizin çoğuna katılıyorum. Ama BD konusunda River'ın görevini yapmanızı tavsiye ederim. Hem çok güzel bir görevdi hem de BD'yi yine etkin bir şekilde kullanıyorduk. Oyunun sonu yok demişsiniz ama sanırım o da gelecek ek paketler için açık uçlu bırakılmış. Ya da Night City'de hayat devam ediyor hissi vermek için de olabilir. Tabii malum sonu seçmezsek :)


zikinu
ocfb2067
25 Aralık 2020 15:47

"RYO olarak tanıtılan, yaşayan bir şehir olarak lanse edilen bir oyunu 300-400 saat zorlanmadan oynayabilmek gerekir bana kalırsa"Bunu yapabilen yeni nesil RYO'lari sayalim: Witcher 3. Bitti liste.


ocfb2067
ocfb2067
21 Aralık 2020 19:43

-SPOILER ALERT-Ve oyun bitmiyor. Nasıl olur da oyunun sonucunun, hayatımızın geri kalanına etki ettiğini görmeyiz, bunu kesinlikle anlayamıyorum.-SPOILER ALERT-


berkaysezer67
21 Aralık 2020 13:57

Oyun çıkalı 10-12 gün oldu, ben oyunu ilk 3 gün içerisinde 50 saat kadar deneyimledim ve "Of şu görev de ne güzeldi", "Şu karakteri uzun süre unutamayacağım" dediğim tek bir detay bile kalmadı aklımda maalesef.Ayrıca CDPR dahi oyuna artık Açık Dünya Aksiyon derken (evet internet sitesinden RPG kelimesini resmen kaldırmışlar), ne kadar RPG diye sormak ve bunun üzerine satırlar yazmak anlamsız. Yerden battle royale oynar gibi loot yapıp 3 farklı diyalog seçeneğinin çoğu zaman üçünün de aynı kapıya çıktığı bir oyuna RPG diyeceksek vay halimize.Vadedilip oyundan çıkartılan bütün mekanikler ve oyunun şu anki rezalet konumuyla CDPR resmen gözümden düştü.Performans sorunları, buglar ve glitchler düzeltiğinde akıllarda iyi bir aksiyon oyunu olarak kalacaktır, hepsi bu.Kandırıldık.

yusufulas
21 Aralık 2020 13:44

Sevgili M.İhsan Tatari eline sağlık çok güzel ve detaylı bir inceleme olmuş. Ben Geforce Now sayesinde bahsedilen hiçbir büyük bug ve çökme ile karşılaşmadım şu ana kadar (ufak tefek eşyaların havada asılı kalması haricinde) ama yapay zeka ve etrafta görünen insanların kaybolup, değişmeleri vs. gerçekten sıkıcı ve kalabalıkta bir süre sonra birbirine benzer tiplerinde fazlalaşması dikkat çekiyor. Bu sorunların haricinde incelemede belirttiğiniz gibi hikaye akışı, yan karakterler, diyaloglar ve Night City gerçekten enfes olmuş.

mit1980
yusufulas
21 Aralık 2020 15:30

Teşekkürler Yusuf :) Sen şanslı azınlıktansın demek ki. Aman nazar değmesin, krom döktür :))

yusufulas
mit1980
21 Aralık 2020 15:51

:) Evet o konuda şimdiye kadar şanslıydım ama şu son save bozulma haberiyle oldukça tedirgin oldum.


Dextaru
21 Aralık 2020 11:58

Herkese Merhaba,Çok güzel bir inceleme olmuş yine hakkını vermişsiniz. 117 saatini oyunda geçiren biri olarak ben de neredeyse tamamına katılıyorum. Şehir o kadar güzel ki içinde boş boş gezmek için bile saatlerinizi harcıyorsunuz. Kendiniz deneyim etmeden izleyerek bunu fark edemeyebilirsiniz. Her köşesinden bir detay fırlıyor sokakların. Teknik problemlerini bir kenara bırakırsak elimizde ciddi anlama güzel bir oyun var. Bolca içerik mevcut. Telefonumuza sürekli sms geliyor olması biraz oyunla bağ kurmanızı ve şehirde yaşıyor olduğunuz hissini veriyor. Evet sürekli araba satmaya çalışmaları bir yerden sonra sinir ediyor ama özellikle cevaplayabildiğimiz smsler çok özel hissettiriyor. Oyunun epeyce bir toparlanması lazım. Oynamayım artık birazda toparlayınca oynarım diyorum ama sürekli kendimi az açayımda şuna da bir bakayım derken buluyorum. Konsepti sevenler için büyük bir nimet olmuş oyunun dünyası. Tüm günahlarına rağmen oyuna benim puanım 8,5. Herkese iyi oyunlar.

mit1980
Dextaru
21 Aralık 2020 15:31

Teşekkürler, beğendiyseniz ne mutlu :) SMS olayını ben de sevdim. Gerçi günümüzde kalmadı, herkes Whatsapp falan kullanıyor ama demek ki 50 yıl sonra yine SMS'e döneceğiz :D


allalla
21 Aralık 2020 11:42

Erken erişim kafasında oynarsanız sorun olmuyor PC'de :Dbence GOTY 2022

aefefgrgg
21 Aralık 2020 08:46

6 ay sonra bugların büyük oranda giderilmesiyle +1 puanı hakedecek gibi görünüyor. Fakat yapay zeka gibi konularda çok fazla iyileşme olacağını sanmıyorum. Bazı noktalarda oyunun eski platformlar üzerine geliştirilmesinin neden olduğu sınırlar asla aşılamayacaktır.

aefefgrgg
aefefgrgg
21 Aralık 2020 08:51

Öte yandan burada Cd Project'in başına gelenler aslında çok şaşırtıcı değil. Daha önce Crytek ve pekçok firmanın yaşadığı gibi gelen büyük başarı sonucu kontrolsüz ve çok hızlı büyüyen firmalar ardından çıkan olası sorunların önünü almakta zorlanıyor. Şirket bünyesinin kaldırabileceğinden çok daha hızlı büyüdü dolayısıyla sizin de söylediğiniz gibi kimyası bozuldu. İkinci olarak ise daha önce CdProject'in boyundan büyük işlere kalkışmaması ve başaramayacaklarını anladıklarında gerekirse oyunun çapını düşürerek yayınlanması politikasına da b urada uyulmamış. Çok büyük çaplı bir oyun yapılmaya çalışılmış ve bunun altından kalkılamamış bu belli. Dikkat ederseniz şirket daha önce de benzer bir durumla karşılaşmış ve bunun sonucunda Witcher 2 oyunu bitirilmeden yarım olarak piyasaya sürülmüş. Çünkü bitirilmeye çalışılsaydı muhtemelen hem şirket batacak hemde çıkan oyun Cyberpunk gibi yarımyamalak olacaktı. Onun yerine oyunun 3. partı neredeyse tamamen oyundan çıkartılıp özet mahiyetinde yarım bir bölüm konulmuştu.

mit1980
aefefgrgg
21 Aralık 2020 11:39

Benim paragraflarca zar zor anlattığım şeyi güzel özetlemişsiniz, elinize sağlık :)) Dediklerinize katılıyorum.


memoefe
20 Aralık 2020 20:15

Oyunun polis sisteminin saçmalığı ve ai sorunlarının bug, glitchlerle aynı kategoride olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunlar bug veya glitchden öte eksik yapılmış şeyler. İstemsiz değiller. Üzerlerinde çalıştıkları zaman ya yokya da çok az. Yani bunu oyunun kasıtlı yaptığı bir şey olarak ele almak lazım. Bile bile yarım çıkarılmış oyuna bence yarım ya da 2/3 puan verilmeli. 9 olabilecek oyuna 6 puan gibi.

oiseaux
20 Aralık 2020 14:48

Öncelikle inceleme için teşekkürler. Hala Türk oyun basınından doğru düzgün bir inceleme göremedik bu oyunla alakalı. Bu incelemeye kadar tabiki :)Bahsetmek istediğim birkaç konu var oyun ve inceleme hakkında. Ben incelemede yapılmış olan hikayenin ve karakterlerin çok iyi olduğu yorumuna katılmıyorum. Oyunu 65 saat oynayıp bütün hikayeli yan görevlerle birlikte hatta birkaç semtte polis görevlerini dahi yaparak bitirdim. 4-5 gün oluyor oyuna girmeyeli. Şimdiden ana hikayede çoğu kilit karakterin adını dahi hatırlamakta zorlanıyorum. Bu hissi şöyle anlatabilirim. Mesela karşınıza öylesine bir şarkı çıkar ilk dinlemenizde sizi yakalar ve 3 gün boyunca mırıldanırsınız. Sonra da unutup gidersiniz. Ya da süper bir aksiyon filmi izlersiniz, sizi süper tatmin etmiştir. Ancak filmi izledikten 2 gün sonra ana karakterin dahi adını hatırlamazsınız. İşte oyunun benim üzerimde etkisi tam olarak bu oldu. CDPR bir Holywood filmiymişçesine bir senaryo yazmış bu oyuna. Tansiyon ilk dakikadan itibaren doruklarda ancak ruhunuza dokunan bağ, "ben karar verdim ve sonuçlarına katlanıyorum" diyeceğiniz tek bir an bile bulunmuyor senaryoda. Bu oyunu GTA ya da RDR gibi oyunlarla karşılaştırmak bana saçma geliyor. Ben Witcher serisiyle karışlaştırlabileceğini düşünüyorum sadece bu oyunun. Çünkü CDPR başından beri bize RPG ve etkileyici hikaye sözü verdi. Sandbox bir açık dünya sözü vermemişti. Karşılaştırmak için şöyle bir örnek vereyim. Witcher 3'teki Bloody Baron görevini hepimiz hatırlıyoruzdur. (Oyunu oynayalı 5 yıl olmasına rağmen sanki kendi yaşadığım hatıralarım gibi her anını hatırlıyorum ancak CP77 nin karakterlerinin adını dahi şimdiden hatırlamakta zorlanıyorum. Asıl anlatmak istediğim konu da bu.) Baronun ailesiyle ilgili verdiğimiz kararlar, bu kararların sonuçları ve bu sonuçların dünyaya etkisi o kadar güzel kurgulanmıştı ki aldığınız her karar sonucunda altına girdiğiniz sorumlulukları hissedebiliyordunuz. Hadi diyelim bu örnek Witcher 3'ün ana görevinden. Bir de yan görevlerinden birini örnek olarak verelim. Cerys'e yardım ettiğimiz yan görevde, Cerys'in bize verdiği bebeği fırına atıp atmama kararı vermemiz gerekiyordu. O an yaşadığım stresi ve almam gereken sorumlulukları düşündüğümde Cyberpunk 2077 60 saatin toplamında bile o Witcher'da ki tek bir seçimin heyecanını veremedi. Bu nedenle senaryonun ve senaryo işleyişinin benim beklentilerimi asla karşılamadığını söyleyebilirim. Belki de ben yanlış beklentiyle oynadım oyunu bilemiyorum. Gelelim karakterler mevzusuna. Karakterlerin genelinde bir motivasyon eksikliği var. 10 dakika önce tanıştığınız bir karakter bir anda size "Senin için ölüme bile giderim V. Sana sonuna kadar güveniyorum." gibi saçma sapan bir mesaj atabiliyor. Sanki oyun birçok kısmından kırpılmış gibi duruyor. CDPR çok daha derin ve çok yönlü karakter yazma konusunda uzman, bunu biliyoruz. Fakat bu oyunda karakterlerin gelişimiz o kadar hızlı oluyor ki acaba kaçırdığım bir konuşma mı var ya da yapmam gereken bir görevi mi atladım diye birçok kere düşünmem gerekti. Burada ufak bir spoiler vereceğim. Spoiler yemak istemiyorsanız bir sonraki paragrafa geçebilirsiniz.------------- Oyunun bir bölümünde "Bay El" diye bir kişiden bir arama aldım. Kendisinin kim olduğunu, telefonumuzu nereden bulduğunu, neden bizimle konuştuğunu bilmiyoruz. Hatta o kadar olacak ki sen kimsin diye sorduğumuzda "Benim kim olduğum önemli değil" gibi bir yanıt alıyoruz. Yok artık. ve bu karakter bize ana hikayede çok önemli bir görev veriyor ve pufff ortadan yok oluyor o görevi verdikten sonra. Resmen ana hikaye tıkanınca saçma sapan ne olduğu belli olmayan karakterler oyuna sokarak ite kaka ilerletmeye çalışmışlar. Gerçekten Witcher oyunlarının senaryosunu yazan insanlarla bu oyunu yazan insanlar aynı olamaz. Oyunun her bir satırından aceleye getirilmişlik ve amatörlük akıyor.------------------- Spoiler sonu. Bakın daha teknik detaylara girmedim bile. Teknik sorunlar düzeltilir, buglar yok edilir oynanabilir hale sokulur oyun. Ancak bu oyunun asıl sorunu oyunun temelinde, diyalogların ayrıntılarında dünyasının görünmeyen köşelerinde yatıyor. Uzaktan güzel bir yağlı boya tablosu gibi görünen dünya tabloya yaklaştıkça sentetik kokusu ve bir aceminin elinden çıkmışcasına hatalarda boğulan bir eskiz defterine dönüyor.Bu senaryo sorunları ve yazım hatalarına bir de teknik hatalar eklenince gerçekten ortaya çok büyük bir hayal kırıklılığı çıkmış. Benim beklediğim Cyberpunk 2077 deneyimi bu değildi. Belki sizin ki budur. Sübjektif bir yorum oldu farkındayım ancak 8 yıldır beklediğim bu oyunu bu halde görmek gerçekten beni üzdü. Belki benim gibi hayal kırıklılığına uğramış birkaç oyuncu daha varsa onların da duygularını tercüme edebilmişimdir. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

oiseaux
oiseaux
20 Aralık 2020 14:51

Paragraflara ayırmıştım ancak sanırım sistemde bir sorun var. Bu haliyle okumak çok zor olmuş farkındayım. " CDPR bir Holywood filmiymişçesine" diye başlayan 2. paragraf, " Gelelim karakterler mevzusuna." cümlesiyle başlayan 3. paragraf. ve spoiler sonundan itibaren 4. paragraf olacak şekilde ayırmıştım.

mit1980
oiseaux
21 Aralık 2020 00:47

Yazmayı unutmuşum, Pacifica bölgesine gidersek Bay El orada bize birkaç kontrat daha veriyor. Tamamen ortadan kaybolmuyor yani :)

mit1980
oiseaux
20 Aralık 2020 16:44

Ben teşekkür ederim okuyup yorum yazdığınız için. Karakterler konusunda sizin yaşadığınıza benzer bir sorunla karşılaşmadım ben. Belki görev sırasıyla alakalı bir durum vardır, bilemiyorum. İncelemede de belirttiğim gibi Judy, Jackie, Takemura ve Panam'la epey keyifli saatler geçirdim. Kolay kolay unutacağımı sanmıyorum onları :) Ama Johnny Silverhand'te bazı tutarsızlıklar vardı. Bir an dostça davranıyor, öteki an düşman kesiliyordu. Ya dengesiz doğasından ötürü ya da arkadaşlık seviyesini ölçen parametrede de bir bug var. Bay El ve diğer fixerların durmadan aramasına, bizi tanımadan muhabbete dalmalarına ilk başta ben de takıldım. Ama sonra hepsi V'nin namını duymuş herhalde, ehe-mehe diyerek idare ettim, napayım :) Son olarak benim beklediğim CP77 de bu değildi. Ama sunulan deneyimden de pişmanlık duymadım.


oiseaux
20 Aralık 2020 14:45

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

Mico
20 Aralık 2020 14:22

Özellikle "Neden Böyle Oldu?" başlığının üçüncü paragrafını ağzım açık bir şekilde okudum. Neden daha önce kimse bunlardan bahsetmedi anlamıyorum. Her zamanki gibi OGZ farkını ortaya koyan güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık üstad.

mit1980
Mico
20 Aralık 2020 16:53

Teşekkürler Mico. Aslında bu ayrılıklar sitede daha önce haber olarak yer almıştı. Ama stüdyonun asıl kurucuları Marcin Iwinski ve Michal Kicinski gibi isimler hâlâ şirketin başında olduğundan bu durumun oyuna ne kadar etki edebileceği muallaktaydı. Zaten sürekli işlerin yolunda olduğuna dair güven tazeleyen mesajlar yayınlayıp duruyorlardı. Ama görünen o ki işin aslı öyle değilmiş. Ben teşekkür ederim okuduğun için.


sSnake
Mico
20 Aralık 2020 14:58

İşte günümüz stüdyolarının sorunu bu. Geçenlerde de bahsetmiştim. Başarılı olan herhangi bir oyun serisine bakın hepsinin oyun geliştirme tutkusunun ağırlıkta olduğu, araya mekanik bir tasarım ve geliştirme sürecin olmadığı, stüdyo içi ve oyun içeriğinde politik doğruculuk propagandalarının veya zorlamanın olmadığını, finansal, PR, monetizasyon dayatmalarına girilmediğini görebilirsiniz. Ancak ibrenin terse döndüğü devam oyunlarında ise bu saydıklarımın bir kaçının veya hepsinin devreye girdiğini görebilirsiniz.

mit1980
sSnake
20 Aralık 2020 16:54

Hayallerindeki oyunu yapmak için çıkılan bir proje ile finansal başarı elde etmek için yapılan, para odaklı bir proje arasında ciddi farklılıklar oluyor gerçekten. Amatör ruh olmayınca olmuyor.


mokanalpa
20 Aralık 2020 14:01

Fp kamera konusunda dediğinize o konuda katılıyorum fakat detayları görmek veya o atmosferi yaşamak konusunda omuz üstüde tercih edilebilirdi.o kadar detaylı karakter oluşturma yap fakat oyun içinde ara videolar hariç karakteri görme çok tezat bir o

mit1980
mokanalpa
20 Aralık 2020 16:56

Ya tabii ki insan kendi karakterini görmeyi istiyor ama bazı sahnelerde o yoğun atmosferi üçüncü şahıs kamerasından vermek gerçekten de imkânsız. Bizzat yaşıyormuş gibi hissediyor insan. O nedenle doğru tercih olduğunu düşünüyorum hâlâ.


sSnake
20 Aralık 2020 12:56

Elinize sağlık, muhtemel spoiler düzeyini azaltmak için hepsini okumasam da en çok merak ettiğim noktalardan birisi olduğu için ve Shadowrun serisinin benim için yeri çok özel olduğu için şu kısım gözüme çarpan noktalardan biri oldu ve eklemek istedim.=================================================="Dolayısıyla Cyberpunk 2077’ye bir aksiyon-RYO demek daha doğru olacaktır. Çünkü kendi istediğimiz rolü değil, bize biçilen hazır bir rolü canlandırıyoruz. Tıpkı Mass Effect serisinde olduğu gibi… Nasıl Shepard’ın diğer karakterlerle etkileşimi sonuca etki ediyorsa V’nin yan karakterlere karşı tavır ve davranışları da Cyberpunk 2077’nin sonunu etkiliyor."==================================================Madem safkan bir RYO yerine Aksiyon-RYO yaptılar o zaman teknik yükü azaltmak adına karakter yaratma sistemine ne gerek vardı? Yapsalardı Geralt gibi baş kahraman ve biz de onun hikayesini oynasaydık madem hikayesi de gayet güzelse. Ne gerek vardı onlarca gereksiz karakter yaratma seçeneğine hele ki üstüne üstlük FPS olan bir oyunda. ==================================================Bana kalırsa Aksiyon-RYO için kendi karakterini yaratmak başlı başına saçmalığın daniskası. Onca ayar ve düzenleme yerine daha önemli olan yapay zeka, story arc dedikleri hikaye sistemine zaman ayırsalarda şimdi bu kadar teknik olarak eksik ve hatalı oyunla karşılaşmazdık belkide.

mit1980
sSnake
20 Aralık 2020 13:04

Teşekkürler sSnake, beğenmene sevindim :) İncelemede spoiler yoktu gerçi ama işi sağlama almak istemeni çok iyi anlıyorum :)Karakter yaratma ekranı o kadar gereksiz değil aslında. Çünkü hangi yeteneklere sahip olduğumuza bağlı olarak görevleri bitirme şekilleri değişiklik gösterebiliyor. Atıyorum, çok güçlüysek bir üsse sızarken kapıyı kırabiliyoruz. Teknik kapasitemiz yüksekse sistemi hackleyip başka bir kapıyı açıyoruz, üsse tamamen farklı bir yerden giriyoruz falan. Ama yapay zekâyı geliştirmeye ve hataları ayıklamaya daha fazla zaman ayırmış olmaları gerektiği konusunda hemfikiriz. Okuduğun için tekrar teşekkürler.

sSnake
mit1980
20 Aralık 2020 14:06

Evet temel karakter perk ve sibernetik fiziksel özellikler gibi sistemsel yetenek seçimi elbette ama kozmetik olan karakter yaratma olayı gereksiz olmuş bence. Oyunu en çok hikaye kısmında merak ediyordum ve sizin beğenmeniz merakımı arttırdı şu an, her ne kadar da seçimlerimizin oyun dünyasına etki etmediğini söylemeniz yüreğimi burksa da bir an önce oyun temize çekilsin oynayayım diye beklemedeyim.


sSnake
20 Aralık 2020 12:54

[ Moderator Tarafından Silinmiştir. ]

sSnake
20 Aralık 2020 12:52

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

sSnake
sSnake
20 Aralık 2020 12:55

Yorum sistemi gene kafayı yemiş paragrafları siliyor :/


Parolamı Unuttum