10 da yetmez 100 tane...
Devamını okuBazı oyunları oynarken incelemesini de aynı anda kafamda yazmaya başlıyorum. Oyun bittikten sonra ne oldu ne bitti düşüneyim, öyle yazayım diye düşünmüyorum yani. Oynarken çok sık not alıyorum ve bunlar arasında anlık düşünce ve tepkilerim de oluyor ki yazı aşamasına geçince bunlardan faydalanabileyim.
Tormentum II oynarken aldığım anlık notlar arasında şunlar var:
“Bu nasıl bir hayal gücü”
“Bu oyunu iki kişinin geliştirdiğine inanmak güç”
“Her sahnesi ayrı bir tablo gibi, çok acayip”
“Umarım yaptığım seçimlerden pişman olmam”
Bu dört cümle bile aslında Tormentum II’yi çok güzel özetliyor bana göre, ama neden böyle notlar aldığımı tabii ki size de açıklamak durumundayım.
90. sayıda ilk Tormentum’u incelemiş ve bir indie adventure oyunundan beklediğimden fazlasını sunduğunu söylemiştim. Tormentum II o hissiyatı aldı, üçle beşle çarpıp bıraktı. OhNoo Studio’nun kurucuları Piotr Ruszkowski ve Lukasz Rutkowski yine aynı tarzı kulanmışlar: H.R. Giger’dan ve ünlü Polonyalı ressam Zdzislaw Beksinski’den esinlenen bir tarz bu. Alabildiğine karanlık, alabildiğine grotesk, içlerinde biyo-mekanik de var, çok çarpık tasarımlar da. Eğer bu benim gibi bu çizim tarzına ilginiz varsa Tormentum II adeta bir art book okuma keyfi sunuyor.
Şöyle ki oyun yine ilk oyun gibi statik ekranlarda geçiyor; yüzlerce ekran var ve bunların her birinde apayrı tasarımlar, müthiş hayal gücü ürünleri mevcut. Hikayeye de kabaca değineceğim ama oyunu daha çok “bundan başka daha ne yapmış olabilirler” diyerek, bir sonraki sahnede ne göreceğimi merak ederek oynadım açıkçası.
Tormentum II aslında felsefi yanı da olan bir hikaye anlatıyor. İşin içinde sanal dünya var, yaratıcı kavramı var, gerçeklik var, varoluş var, sorgu var. Kendi elimizle yarattığımız bir dünyanın içinde hapis olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. David gerçekçi bir simülasyon üzerinde çalışırken, kendisini o simülasyonda buluyor. Oraya nasıl gittiğini bilmiyor, ilk başlarda bunun ne olduğunu da anlamıyor zaten. Çünkü burası tasarlamadığı, haberinin bile olmadığı şeylerle, varlıklarla, yapılarla, kavramlarla dolu bir dünya. O dünyada yaşayan türlü türlü tiplerle iletişim kurdukça durum yavaş yavaş kafasında netleşmeye başlıyor ama eve nasıl dönebileceğini, hatta dönüp dönemeyeceğini bile bilmiyor David. Biz de bilmiyoruz.
Bilmiyoruz çünkü oyunun hikayesi belli noktalarda verdiğimiz kararlarla çok keskin bir şekilde sapma yaratıyor. Yardım ettiğimiz bir kişi aslında bizim için hiç de iyi bir kişi olmayabiliyor, yanımıza aldığımız kız bizi aslında kıyametimize sürüklüyor olabiliyor, yaşamasına izin verdiğimiz cenin tüm dünyanın kaderini değiştirecek bir yaratığa dönüşebiliyor. Oyunun çeşitli ve çoğunlukla da karanlık sonları da işte bu kararların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Tormentum II, ölçek olarak da Tormentum’un fersah fersah ötesinde. İlk oyunda 3 farklı diyar vardı ve hikayenin büyük kısmı bir kalede geçiyordu. Tormentum II ise yine benzer bir şekilde başlıyor ama bir noktada kendimizi kocaman bir deniz haritasına, çeşit çeşit adalara bakar halde buluyoruz. Her bir ada kendi bulmacalarına, çoğunlukla kendi alt hikayesine sahip ve burada yaptıklarımız yeni adalar da açabiliyor. Bu da oyunun sonuna ulaşana kadar çok sayıda farklı ortam ve diyarla karşılaşmak anlamına geliyor.
Ancak genele baktığımda Tormentum II’nin bulmaca zorluğu olarak son derece zayıf olduğunu söyleyebilirim. Kendinizi hiçbir noktada başınızı kaşır halde bulmuyorsunuz. Yani bunlar hikaye anlatımının önüne konulmuş engeller değil de, anlatımı destekleyen öğeler şeklinde daha çok.
Tormentum II görsellik ve oynanış olarak beni çok tatmin etti, ama ekibin küçüklüğünün acımasız yüzünü gördüğümüz yerleri de var. Mesela seslendirme yok oyunda, ilk oyunda da yoktu. Halbuki bu orijinal hikaye ve birbirinden tuhaf karakterler seslerle desteklense atmosfere çok acayip bir artı kazandırabilirlerdi. Neyse ki ilk oyundaki gibi 4:3 saplantısı yok, geniş ekran desteği de olmasa bir eksi daha yazardım valla Tormentum II’ye.
Dedim ya hani daha oyunu oynarken bir yandan bu incelemeyi de yazıyordum diye. Bir noktada oyuna dair hiçbir şey yazmasam, inceleme 8 sayfa olsa ve otuz tane ekran görüntüsü koysam, sırf oradan aklınızı çelsem diye bile geçti aklımdan. Yapmak istediğim de aslında tam olarak buna benzer bir şey. Yazıyı uzatmak yerine bol bol, ama BOL BOL resim olsun istiyorum bu incelemede. Bu çizim tarzına benim gibi hayranlığınız varsa, mesela küçükken Dark Seed oynayıp aşık olduysanız, ne bileyim Zdzislaw Beksinski’nin resimlerinden bazılarının çıktısını alıp duvarınıza astıysanız bu sayfalar “bu oyunu görmeliyim” dedirtsin istiyorum.
Yav oyunda bir yer var mesela sonlara doğru, bir resim galerisi. Hem de bir değil, iki galeri. Ve bu galerilerde duvarlarda resimler var. 40 tane falan toplamda. Bunların her biri başlı başına tablo, oyunun kendi görselliğine ek olarak Beksinski tarzı tablolara bakar halde buluyorsunuz kendinizi. Sağa sola serpiştirilmiş sürreal çizgiroman sayfaları, poster tasarımları falan var. Hepsi de çok detaylı. Nasıl üşenmemişler, nasıl özenmişler belli değil. Anlayacağınız görselliğe taktım ben fena halde :)
Türünün en iyi örneği, İŞTE O OYUN falan değil Tormentum II. Ama yaşadığınıza pişman olmayacağınız, çok özel bir tecrübe. İlk oyunu bitirdiğimden beri umarım ikincisi gelir diyordum, şimdiyse olası bir üçüncü oyunun gelişini iple çekiyorum.
Başlıklar
Tormentum'um arkasındaki ikili bir kez daha sanatsal yeteneklerini ortaya koymuş ve sürükleyici, merak uyandırıcı ve görsel açıdan da son derece özgün ve başarılı bir oyun çıkarmışlar ortaya. İlk oyunu güzel yapan şeyleri koruyup üzerine çıkmayı başarmışlar.
- Çizimlerdeki hayal gücü ve teknik olağanüstü
- Hikayeye eşlik eden müzikler atmosferi zenginleştiriyor
- Karar anları, oyunun gidişatı ve sonradan gördüklerimiz üzerinde çok etkili
- Hikayesi “bu işten bir çıkış var mı?” diye merak ettiriyor
- Seslendirme yine yok, yine yok
- Bulmacalar belki biraz daha zorlayıcı olabilirdi
- Kayıt sayısı sınırı daha yüksek olsa memnun olurdum
- Temposu ağır, bu da başarımlar için tekrar oynama isteğini etkiliyor


























