Little Nightmares III: The Backstage – İnceleme
Önemli olan sahnenin arkasında yatan…
Little Nightmares serisini çok seviyorum. Bu yüzden, ilk 2 oyunu geliştiren Tarsier 3. oyunu yapmayacaklarını açıkladıklarında çok üzülmüştüm. Sonra Bandai Namco’dan yeni oyunun duyurusu gelince hayal kırıklığının yerini mutluluk almış, sabırsızlıkla LN3’ü beklemeye başlamıştım.
Geçtiğimiz yıl geldi, oynadım, beğendim. Supermassive Games, serinin ruhunu koruyan bir devam oyunu yapmıştı. Bazı sorunlar vardı tabii, ama yine de gördüklerimden memnundum. Ama bu kadarı yetmemişti. Ana oyunun bana göre en büyük eksiği, içeriklerinin önemli bir bölümünü ek paketlere bırakmış olmasıydı. Önceki oyunlarda olduğu gibi yine ek paketleri beklemeye başladım. Bu ek paketlerden ilki, The Backstage çıkınca da “Sarmal”a geri dönme fırsatını kaçırmadım.
Sahnenin gerisinde neler var?
The Backstage, önceki oyunlardan da alışık olduğumuz üzere karakterimiz Low’un kendine yabancı bir yerde uyanması ile başlıyor. Fakat bu sefer uyandığında yalnız değil, karşısına Dime (Duy) çıkıyor ve gözleri bağlı gölge çocuklardan kaçıp kurtulmaya çalışıyorlar. Böylece ikilimizin macerası Low’un elindeki harita ve Dime’ın flaşı ile başlamış oluyor.
Yolculuğumuz boyunca görüyoruz ki aslında Dime “Nowhere”i avucunun içi gibi biliyor. Low’un ona haritayı göstermesi rotayı belirlemesi için yeterli oluyor.
Peki Alone nerede?
The Backstage’in tanıtım videosunda da gördüğümüz üzere birisi -Kuklacı (The Puppeteer)- Alone’u kuklasıymışçasına yönetiyordu. İkilimiz, Alone’a ve çıkış yollarına daha da yaklaşırken Kuklacı’yı ve projelerini yakından inceleme fırsatımız oluyor.
Odasını görüyor, nelerle uğraştığını anlamaya çalışıyoruz. Kendisi dış görünüşüne ve projelerine takıntılı, mükemmeliyetçi birisi. Kendisini güzelleştirmek ve oyunda eski fotoğrafında gördüğümüz gençliğine kavuşmak için gözlerini bağlayıp esir tuttuğu çocukları kullanıyor gibi duruyor. Bu çocukların ruhlarıysa malikanede dolaşıp tehditleri ortadan kaldırmak için görevlendirilmiş gibi.
Bu karanlık sırlarla dolu mekânda ilerlerken farklı bir odaya geliyoruz, yerde gözleri bağlı biçimde oturan çocuklar ve bir de masada saçlarını yapmakla uğraştığı bir kız var. Kıza biraz yakından baktığımızda kendisi bir yerlerden tanıdık geliyor. Bu kız Very Little Nightmares’teki Raincoat Girl, yani o meşhur sarı yağmurluğun asıl sahibi gibi duruyor. Zaten oyun içerisinde de yağmurluğu bir giysi dolabında görüyoruz. Bu konuda podcastten bir hatırlatma yapacak olursak Noone, Otto’ya bir vitrinde pembe bir tütü ve sarı bir yağmurluk gördüğünü söylüyordu. Otto’nun ise tepkisi bize o sarı yağmurluğun kayıp kız kardeşi Cici’ye ait olabileceğini düşündürtüyor. Gelecek diğer ek paketle birlikte hem bu tarz bazı teorilerimize cevap bulacağımızı hem de bundan daha büyük ve kesin bağlantılarla hikâyenin netlik kazanacağını düşünüyorum.
Tabii ki, her şey bu kadarla kalmıyor. İlerledikçe ikilimiz Alone’un adete ruhsuz bir manken gibi Kuklacı’nın elinde olduğunu görüyor. Ve beklediğimiz an - “Alone’u Kurtarma Opersyonu” başlıyor. Çocuklar kendisini kurtardıktan ve Low ile temasa geçtikten sonra kızçemiz hayata geri dönüyor. Çünkü ana oyunun sonunda da gördüğümüz üzere Low onun için bir yaşam kaynağı.
Üç silahşörlerimiz çıkış yolunu buluyorlar fakat beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Ve böylece her güzel şeyin olduğu gibi The Backstage’in de sonuna geliyoruz.
Akıllardaysa pek çok soru kalıyor. Örneğin bu sahne arkası dediğimiz bölüm Low ve Alone’un ana oyundaki macerasının öncesini mi anlatıyor? Eğer öyleyse Low, Alone’u nereden tanıyordu? Çünkü birbirlerine kavuştuklarındaki tepkileri önceden tanıştıklarını gösteriyor. Bu gibi konuların aydınlığa kavuşması için sonraki ek paketi bekleyeceğiz artık.
Sahne ışıklarımız yoksa Dime’ımız var
Hikayeyle ilgili bölümü böyle geride bıraktıktan sonra gelelim oynanış kısmına. The Backstage’in ana oyuna göre en önemli farkı “flaş patlatma” mekaniği ve arkadaşımızı oyun içerisinde bosslardan biri olan Kuklacı’dan bu sayede kurtarabiliyor oluşumuz. Aynı zamanda bu mekanik yeri geldiğinde kapılardan geçmemizi yeri geldiğindeyse bulmacalar için ipucu bulmamızı sağlıyor. Yani ışık hem kurtarıcımız hem de yol göstericimiz oluyor.
The Backstage’in eksilerinden söz edecek olursam, en önemlisi beni baştan başlamak zorunda bırakan bir hata. Bir bölümde ilerlemeyi imkânsız hale getiren bir hataydı bu. Son kaydı yüklemek ve oyundan çıkıp yeniden girmek de fayda etmedi. Bu yüzden ek pakete yeniden başlamak zorunda kaldım.
Diğer bir eleştirimse ek paketin çok kısa sürmesi ve maalesef hala ufak birkaç detay haricinde ne önceki oyunlara ne de podcastlere yeteri kadar bağlanamamış olması.
Ayrıca bulmacalara baktığımızda da flaş patlatma olmasa önceki oyunlarda da sıkça gördüğümüz bir bulmaca tarzıyla karşı karşıya kalıyoruz. LN serisini tekrar tekrar oynayıp bulabildiğim bütün içerikleri bitirmiş biri olarak özellikle bazı bulmacaları tahmin etmem çok zor olmadı. Sadece flaş sayesinde çözebildiğimiz iki bulmacayı ayrı tutabilirim. O ikisini de muhtemelen etrafta dolaşırken çok kez flaş patlatırsanız bulmanız daha kolay olur.
Artılarından bahsedecek olursak, oyun boyunca mekandaki tablolara, kıyafetlere, vb. dikkat ederseniz eski oyunlara mekanlar ve karakterler üzerinden güzel göndermeler yapıldığını fark ediyorsunuz. Grafikler, mekân ve karakter tasarımları size o tanıdık hissiyatı verse de aslında her defasında üstüne biraz daha koyarak ilerliyor. Ayrıca oyun içerisinde bahsettiğim küçük detayları incelemek, özellikle eski takipçilerdenseniz ayrı bir keyif ve mutluluk veriyor. Buna ek olarak, önceki yazımızda da bahsettiğimiz gibi çocuklarla olan bağınız gittikçe daha da güçleniyor. Aralarındaki dayanışmayı ve birbirlerine verdikleri değeri görmek onlarla aramızdaki köprüyü daha da güçlendiriyor.
Genel değerlendirmelerimi paylaşıp toparlayayım.
Şu ana kadar ana hikâyeye çok da bağlanmıyor. Önümüzde şimdilik tek bir ek paket görünüyor (tabii karar değiştirmezlerse). Bu ek paketle hikâye toparlanıp ana hikâyeye bağlanabilecek mi, yoksa elimizdeki ufak tefek ipuçları ve teorilerimizle mi kalacağız, bir merak konusu.
Oyuna yeniden başlamamı gerektiren tatsız bir hatayla karşılaştığım için üzüldüm açıkçası. Önceki oyunlarda da bazı teknik hatalarla karşılaşmış olmama rağmen onlar komik olarak değerlendirebileceğimiz ve oynanışı neredeyse hiç etkilemeyen türden hatalardı. Bu hatayı bir güncelleme ile çözeceklerini umuyorum.
Sonraki pakette ve belki yeni bir oyun da düşünürlerse, bulmacaların sayısının artıp bizi biraz daha şaşırtacaklarına inanıyorum.
Hikâyenin nasıl bağlanacağını, karşımıza çıkacak yeni karakterleri ve şu anki karakterlerimizin başına neler geleceğini, hangi karanlık sırlarla baş başa kalacaklarını merakla bekliyorum. Teorilerimizin ne kadarında haklı çıkacağız, görmek için sabırsızlanıyorum.
Başlıklar
Teknik bazı sıkıntıları ve kısa olmasını bir kenara bırakırsak, Little Nightmares açlığımızı bir süreliğine dindirebilecek bir ek paket olmuş.
- Karakterlerle duygusal bağ kurdurmak konusunda başarılı
- Atmosfer tam da olması gerektiği gibi, gerilim dozunu iyi ayarlamışlar
- Hikâyenin devamı için meraklandırıyor
- Kısa sürüyor. Hikayedeki boşluklar bir sonraki ek paketle doldurulabilecek mi, belirsiz
- Bulmacalar konusunda cimri
- Bazı teknik sorunları can sıkıyor

























