Oynadınız Mı? – Bus Bound

Emberville sakinlerinin yüzünü güldürelim mi?

Oynadınız Mı? serimize başlarken “Bazı oyunları çıkar çıkmaz oynayamıyoruz. Arada oynayabildiklerimizin de hepsi için o anda bir şeyler yazmak imkânı olmuyor” demiştim. Bus Bound için de tam olarak böyle oldu. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle çıktığı anda oynayıp da bir şeyler karalamak imkânı bulamadım ne yazık ki. Ama hiç söz etmeden geçmeye de gönlüm el vermedi. Bu yüzden onu da bu köşemizde misafir edelim istedim.

O zaman lafı daha fazla uzatmadan hep beraber direksiyon başına geçmeye davet edeyim sizi, bakalım bu yolculuk bizi nerelere götürecek…

Emberville’i yeniden güzel yapmanın vakti gelmiş

Daha önce yazdığım incelemelerden 1-2 tanesi okumuşsanız, iyi hikâye anlatan oyunları ne kadar sevdiğimi fark etmişsinizdir büyük ihtimalle. Ama sürekli bir hikâyenin peşinden koşacak halimiz de yok, arada sırada da tır şoförü olup nakliyecilik yapıyor veya Bus Bound örneğinde olduğu gibi otobüsümüzün direksiyonuna geçip şehrimizin toplu taşıma sorunlarına derman olmaya çalışıyoruz tabii (-ki bence bunun da ayrı bir tadı oluyor).

Bu tür oyunlarda da arka planda bir hikâye anlatılabiliyor zaman zaman. Mesela burada da Emberville’i daha güzel bir şehir haline getirmek üzere çıkıyorsunuz yollara. Fakat genel olarak bu tür simülasyon oyunlarında hikâye anlatımından ziyade oyunun farklı yönleri ön plana çıkar. Dolayısıyla değerlendirmeyi yaparken de o yönlerini ön planda tutmakta fayda var diye düşünüyorum. Şimdi dilerseniz bunlara çevirelim projeksiyonumuzu ve Bus Bound bu konuda nasıl bir performans sergiliyor, hep beraber göz atmış olalım.

Şahsen bu tür oyunlardan en büyük beklentim, o direksiyonu sallayıp durmayı eğlenceli kılan bir tecrübe sunulması ve böylece aynı yolları tekrar tekrar arşılarken sıkılmayıp keyif alabilmemizi sağlaması. Bu yönden değerlendirdiğimde, Bus Bound’un beklentilerimi karşılayan ve sınıfını rahatlıkla geçebilecek bir oyun olduğunu söyleyebilirim gönül rahatlığıyla. Bunu sağlayansa bir yandan oyunda otobüs kullanmanın keyifli olması bir yandan da tecrübenizi her adımda ufak ufak da olsa değiştirebilmenizi sağlayan bir çeşitlilik sunması.

Başlangıçta şehrimiz Emberville’in belirli bölgelerinde, belirli hatlar üzerinde ve belirli otobüslerle yol alabiliyorken, sonrasında bunların adım adım değiştiğini görüyoruz. Şehir sakinlerini istedikleri noktalara güzel güzel taşıyıp memnuniyet puanları topladıkça yeni durakları açıyor, hatlarınızı yeni durakları içerecek şekilde güncelliyor veya yeni hatlar oluşturuyor, filonuza yeni otobüsler ekliyor, hatta haritada şehrin farklı bölgelerini de aktif hale getirip oralara da seferler düzenlemeye başlıyorsunuz. 

Bölgeler içerisindeki hedeflere ulaştıkça, o bölgelerin geliştiğini, şehrin daha güzel bir hal aldığını ve şehir sakinlerinin de daha mutlu olduklarını görüyorsunuz. Bunun ardından da şöyle güzel bir bölge turu atıp bu başarınızı kutluyorsunuz.

Benzer bazı oyunlardaki gibi işin mali kısımlarıyla uğraşmak durumunda kalmayıp müşteri memnuniyetine odaklanılmış olması, benim gibi kafa dağıtmak için açıp oynamayı tercih edecek oyuncular açısından Bus Bound’u iyi bir alternatif kılıyor bence. 

Bu, hiçbir şeyle ilgilenmeyip sadece direksiyonu sağa veya sola kırmakla uğraşacağınız anlamına da gelmiyor tabii. Yukarıda da belirttiğim gibi, odağımızda müşteri memnuniyeti var. Şehir sakinlerinin bulundukları bölgelere yeni duraklar açmak, onları gitmek istedikleri yerlere vakitlice ulaştırmak, yolculuk esnasında da onları çok üzmemek lazım.

Dolayısıyla, trafik kurallarına uymanız, kasislerden geçerken yavaşlayıp lüzumsuz sarsıntılardan kaçınmanız, bir yandan hız sınırını aşmamak için çabalarken bir yandan da sıradaki durağa hedeflenen sürede ulaşmanız gerekiyor. Durağa yanaşırken bile ne kadar nizami hareket ettiğinize bakıyor, ona göre puanlıyorlar sizi, bu şehir sakinleri de az değil! 

Sonuç olarak, ne kadar iyi bir şoför olursanız, müşterileriniz de o kadar memnun ayrılıyorlar otobüsünüzden. Bu da size artılarıyla geri dönüyor.

Sürüş kısmında işler böyle yürürken bir de ofis kısmı var tabii. Ofiste hangi hat üzerinde sefere çıkacağınıza ve bu seferde hangi otobüsü kullanacağınıza karar veriyorsunuz. Hatları düzenlediğiniz, yeni hatlar oluşturduğunuz yer de burası. Ayrıca yine burada otobüslerinizi keyfinize göre özelleştirebiliyorsunuz.

Sefere çıkacağınız otobüs seçiminin sağlayabildiği bazı faydalar var. Mesela hidrojen yakıtlı veya elektrikli bir otobüs seçtiğinizde bu çevreye duyarlı seçiminizden dolayı müşterileriniz memnun olabiliyor ve ek puan elde ediyorsunuz. “Peki neden hep bu otobüslerle sefer yapmıyoruz o zaman?” diye düşünebilirsiniz. Çünkü, dizel otobüslerin kapasitesi genelde daha yüksek ve bazı durumlarda (örneğin şehrin dört bir köşesini ziyaret ettiğiniz uzun rotalar oluşturduysanız) bu ek kapasiteye ihtiyaç duyabiliyorsunuz. Dolayısıyla, çıkacağınız sefere bağlı olarak en uygun otobüse karar vermeniz gerekiyor.

Gece-gündüz döngüsünün de yolcu sayısı üzerinde etkisi söz konusu. Örneğin iş yerleri veya yerleşim bölgeleri gibi kimi yerlerde geceleri daha az yolcu bulunurken eğlence mekanlarının bulunduğu yerler doğal olarak daha hareketli oluyor. Haliyle, geceleri hangi güzergahta sefere çıkacağınıza, gündüzleri hangi hatta turlayıp duracağınıza karar verirken bu hususu da göz önünde bulundurmakta fayda var.

Bölgelerin gelişimi için o bölgedeki duraklarda belirli bir memnuniyet puanına ulaşmanız gerekiyor. Bu da sefer tercihlerinizde o durakları içeren hatlara öncelik vermeniz gerektiği anlamına geliyor. Tabii, “Acelem yok, kafama göre takılmak istiyorum” diyerek özgürce hareket etmeniz de mümkün. Hatta bunun için serbest dolaşma modu da bulunuyor.

Hatları düzenleme kısmında da zevk alıyorum şahsen. Çözülecek mini bir bulmaca gibi geliyor bu kısım bana. Şu duraklarla yeni bir hat mı oluşturayım yoksa onları şu hatlara mı ekleyeyim? Burada bir hat oluştursam, şu durağı da aktarma durağı gibi kullanıp 2 hat üzerinden mi çözsem şu sorunu yoksa tek bir büyük hat oluşturup uzun bir yolculuğa mı çıkarsam müşterileri? Bu gibi sorularla zihin egzersizi yapmayı seviyorum. 

Elbette oyunun başında böyle bir tablo söz konusu değil. Başlangıçta bir hatta bulundurabileceğiniz durak sayısı düşükken ilerledikçe bu sayı yükseliyor. Böylece daha çok durağa uğrayan veya şehrin daha geniş bir kısmını kapsayan rotalar oluşturabilir hale geliyorsunuz.

Üzerine bu kadar yazıp çizmemden anlaşılabileceği gibi farklı yönleriyle keyif aldığım oyunlardan oldu Bus Bound. Hatta geçen gece kendimi kaptırmış, 5-6 saat boyunca direksiyon sallamışım. Kafayı kaldırıp da saate bakınca sabahın 4’üne vardığımı görüp “Uykulu uykulu araç kullanılmaz, trafik kurallarına uymam lazım. Sonra müşteriler mutsuz olur, Korkent’e bunu yapamam” diyerek yatağa doğru yol aldım.

Peki, her şey güllük gülistanlık mı? Ne yazık ki değil. Oyunun notunu kırabileceğimiz en temel nokta grafik hataları. Zira karşımıza sık sık bu tarz hatalar çıkabiliyor. Yeri geliyor sağınızda, solunuzda, yol alan araçlar bir anda yok oluveriyorlar veya bir anda önünüzde yeni bir araç bitiveriyor. Yeri geliyor duraktaki yolcular kelimenin tam anlamıyla göğe yükselip sonra da yerin dibine girebiliyorlar. Otobüsünüzün ön camındaki yansımaların garip bir hal alması gibi örnekler de mevcut. 

Sayıca daha az olsalar görmezden de gelinebilir bu tür hatalar. Ama otobüsü yanaştıracağımız yerin ortasına çakılıp kalmış bir yolcu görüp “Durağı es geçip oradan mı ceza puanı alayım yoksa yayaya çarptı diye mi lanetlesinler beni?” ikilemi yaşamak istemem şahsen. 

Bu görsel sorunların yanına ilave edilebilecek 1-2 teknik sorun da mevcut. Yolcuların tepkilerinin tutarsız olduğu durumlar, otobüs kontrollerinin zaman zaman dengesizleşebilmesi gibi sıkıntılardan da bahsedebiliriz. Ancak oyun deneyiminizi baltalayacak kadar da büyük sıkıntılar değil bunlar. Bu tarz teknik sorunlar da aşıldığında, oyunun daha iyi bir hale geleceğine şüphe yok.

Bitirmeden, bir noktaya daha değinmiş olayım. Ekran görüntülerinden de gördüğünüz üzere oyunda Türkçe desteği bulunuyor. Bu da ülkemiz oyuncuları açısından artı hanesine yazılabilecek bir özellik diye düşünerek bir kez daha altını çizmiş olayım istedim.

Artılarıyla, eksileriyle, bu tarz oyunlardan hoşlananların beklentilerini karşılayabilecek bir oyun Bus Bound. Şu sıralar ihtiyaç duyduğum şeylerden birisi de tam olarak buymuş dedirtti bana. Siz de kafayı dağıtayım, arka planda 10-15 saatlik müzik listemle (oyun içi radyolar da fena değil, fakat kendi listenizi oluşturup dinlemek bu tarz oyunların raconundandır, öyle değil mi?) gece-gündüz yolcu taşıyıp şehrin girilmedik sokağını bırakmayayım diyorsanız, alternatifleriniz arasına Bus Bound’u ekleyebilirsiniz bence. Hem bu tarzda şöyle rahat rahat oynayacağınız kaç oyun var ki zaten?

YORUMLAR
Parolamı Unuttum