Gallipoli - İnceleme

ATAM SEN BENİ AFFET!

Gallipoli, çok da şaşırtmayan sebeplerden dolayı ülkemizde epey beklenen bir oyundu. Sonuçta bizim milletimiz, milli duyguları çok yoğun yaşayan bir millet. Ben de asker çocuğu olduğumdan dolayı bu hislere ekstra bağımlı olarak büyüdüm. İnsanımızın bu duygularını kullanmayı bilen için de çok kolay ekmek çıkıyor aslında. Özellikle TRT’nin yaptığı dizilerde de göreceğiniz üzere, rezalet şekilde yazılmış içerikler bile bayağı iyi reyting getiriyor. Gerçi benim babam böyle yanlış resmedilen Türk içeriklerinden nefret ettiği için bunlara maruz kalmıyorum. Yabancılar tarafında sıkıntısı yok ama neyin ne olduğunu, mesleğin gerçeklerini 30 sene yaşadığı için sahteliklerde bayıyor. Fakat “Nefes” filmine bayılır. Neyse konu babam ve Türk askerinin gerçekleri değil.

Konumuz… Gallipoli. Aslında bu Blackmill Games’in “WW1 Fronts” serisinin dördüncü oyunu. Daha öncesinde de Isonzo ve Verdun gibi cephelerin yer aldığı oyunlar yapmışlardı. Bunlar fena olmayan oyunlardı. Bunların hiçbiri ses getirmedi, hatta tarih araştırmayı seven ülkemiz gençleri arasında bile çok oynanmadı. Benim de kendileriyle çok bir deneyimim yok aslında. Yanlış hatırlamıyorsam Isonzo, birkaç yıl önce Game Pass içerisine eklenmişti. Ben de o şekilde oynamıştım biraz. Şu an baktığımda göremedim gerçi. Büyük ihtimalle kaldırılmış.

Isonzo oynadığım dönem bana keyifli bir deneyim yaşatmayı başarmıştı. Askeri simülasyon oyunlarını seven biri olarak, bunu 1. Dünya Savaşı’nda oynama fikri bana epey bir ilginç gelmişti. Fakat tam olarak o kadarıyla kalmıştı benim için. Çünkü hem yeterince harita çeşitliliği yoktu. Hem de bütün savaşlar birebir aynı hissettiriyordu. Yani harita çeşitliliğinin burada bir önemi neredeyse hiç yok. Nerede olduğunuz fark etmeksizin aynı şeyi oynuyordunuz sanki. Böyle olunca da kendisiyle çok uzun bir ilişkimiz olmadı. Yaz aşkı gibi kısa bir sürede söndü...

Peki ya Gallipoli? Sonuçta yapımcı ekibin aynı türden hatta aynı seriden çıkaracağı olan dördüncü oyun olacaktı. Üstüne üstlük bizim topraklarımızda geçecek ve milli duygularımızı sömürecekti. Gösterilen fragmanlarda da oyun gelişmiş duruyordu. Atmosferi de güzel yansıtacakları belliydi. Blackmill Games artık bu oyunla niş bir kitleden çıkıp da geniş bir kitleye yayılabilecek miydi? Yani SteamDB üzerinden baktığım zaman yayılamamış gibi duruyorlar ve bunun çok bariz sebepleri var.

Hey Onbeşli Onbeşli!

Öncelikle oyunun güzel yaptığı yerlerden başlayayım ki olumsuz bir şekilde ilerlemeyelim. Cephede savaş atmosferi gerçekten çok başarılı olmuş. Bunu hem görsel hem de işitsel açıdan çok iyi yansıtmışlar. Karakterlerin giymiş olduğu kıyafetler, kullandıkları silahlar özenle tasarlanmış. Ses tarafında da benzer şeyleri söyleyebiliriz. İşte patlama çatlama seslerinin doğallığından, silah seslerinden falan… Fakat atmosferi en iyi yansıtan kısım kesinlikle seslendirmeler olmuş. Özellikle Osmanlı tarafındaki seslendirmelerin bazılarında yüreğim cız etti. Annesine feryat edenlerden tutun da arkadaşını gazlayana kadar çok iyi yapmışlar. Bu kategorideki hem başarılarından hem de özenlerinden dolayı kendilerine hem teşekkür eder hem de kutlarım.

Haritalar tarafında da fena iş çıkarılmadığını söylemem lazım. Oyunun içerisinde şimdilik 4 adet harita bulunuyor. Bunlar tahmin edebileceğiniz üzere gerçek savaş cephelerinden dizayn edilmişler. Miktar olarak kulağa yeterli gelse dahi, bir harita haricinde çok da farklı hissettirmiyor. Bahsettiğim o farklı haritaysa Arıburnu… Diğer haritaların aksine dikey olarak da çok fazla alan tanınıyor burada. Mesela maçın başında İngilizler denizden çıkartma yapıp, dağa tırmanmaya çalışıyor. Bu bile başlı başına diğer haritalardan farklı olmasını sağlıyor. Benim de en sevdiğim harita açık ara Arıburnu oldu. Çünkü bu başlangıcın devamında da haritanın sunmuş olduğu alan ve çeşitlilik savaşları çok keyifli hale getiriyor. Arıburnu’nu çıkarınca elimizde kalan 3 haritaysa… Vasat be sevgili Goyunlar. Oyunun mekaniklerinden çok gözünüzün ne kadar iyi gördüğünü test eden haritalar bunlar. Her yer sapsarı, çok fazla açıklık var… Böyle olunca da oyuna olan hakimiyetinizin ölçüldüğünü hissetmekten ziyade göz doktoruna gitmiş gibi oluyorsunuz. Neyse ki sapasağlam gözlerim var da hiçbirinde zorluk çekmedim :P Merak edenler için de sırasıyla bu haritaların isimleri: Kut’ül Amare, Ertuğrul Koyu, Selman-ı Pak.

Gelelim oyunun kilit noktası olan oynanışa. Normalde her incelemeye oynanışla giren ben, özellikle kaçmaya çalışıyorum bu kategoriden farkındaysanız. Gallipoli aslında klasik bir “tek vur, tek ye” mantığında bir savaş oyunu. Yani biraz daha gerçekçilik odaklı olan bir deneyim sunuyor. Burada kullandığınız silah da önemli. Eğer normal bir tüfek kullanmıyorsanız, mesela “Subay” sınıfını (sınıflara ayrıca geleceğiz) seçip de tabanca kullanıyorsanız, vurmanız gereken hasar üç mermiye kadar çıkıyor. Fakat aşağı yukarı herkesin silahı benzer güçlerde olduğundan dolayı, tek mermi üzerinden dönüyor oyun. İki tarafın silahları istatistiksel olarak ufak farklılıklara sahip bu arada. Hasar olarak fark hissettirmiyorlar. Ama silahların birbirinden farklı vuruş mesafesi ve atış hızı olduğunu hissediyorsunuz. Burada Blackmill Games çok güzel çalışmış. Silah hissiyatları güzel. Peki ben neden bu kategoriden kaçmaya çalışıyorum? Çünkü Blackmill Games silahlar üzerine çalışmış çalışmasına da mekanikler doğru düzgün çalışmıyor maalesef. Nasıl çözecekleri konusunda ben uzman biri değilim. Sadece sıkıntıları söyleyebilirim. Ama ufak bir spoiler: Bence güncellemeyle çözmesi zor iki sıkıntı bunlar.

Temel sıkıntı bir! Oyunun animasyonları fazla kütük. Burada karakter çok yavaş hareket ediyor tarzında bir şikâyetim yok. Tam aksine, böyle ağır ve ciddi bir oyuna yakışır bir tempo var. İster istemez böyle bir oyunda akıcı animasyon bekliyorsunuz. Hadi onu da geçtim, mekaniklerin kütük olması savaşları doğrudan etkiliyor. Benim adına “ışınlanma problemi” dediğim olay çok sık yaşanıyor. Bunun daha teknik bir adı varsa birileri beni lütfen düzeltsin. Öğrenmeyi çok isterim. Ha pardon, önce problemi anlatmam lazım. Şöyle bir sahne hayal etmenizi istiyorum: Karşınızdaki düşmanın yerini biliyorsunuz. Siz de haliyle buna göre hedef alıyorsunuz. Gez, göz, arpacık yapmış şekilde bekliyorsunuz. Düşman da artık dayanamayıp, EĞİLDİĞİ veya YATTIĞI yerden kalkmaya karar veriyor. Normal şartlarda karşınızdaki eleman bir kalkma animasyonuna gireceği için o anı görürsünüz. Buna göre de refleks gösterirsiniz. Fakat Gallipoli içerisinde düşmanın kalkma animasyonunu görmüyorsunuz. Direkt olarak kalkma pozisyonuna ışınlanıyor. Böyle olunca da sizlerin tepki verme şansı olmuyor. Hani aklım almıyor.  Bu o kadar basit bir olay ki daha önce üzerine hiç düşünmedim. Bütün amacı gerçekçi deneyim sunmak olan bir ürünün, böyle bir sıkıntı barındırması çok saçma... Hem atmosferi bozuyor hem de oynanışı bayağı bir sıkıcı hale getiriyor.

Temel sıkıntı iki! Oyunun çok büyük bir netcode sıkıntısı var. Bunun ne anlama geldiğini bilmeyenler için direkt olarak sözlük anlamını vereyim. Netcode, çevrimiçi çok oyunculu oyunlarda oyuncunun bilgisayarı (istemci) ile oyun sunucusu arasındaki veri akışını ve senkronizasyonu yöneten kod bütünüdür. Yani çok basit bir şekilde siz tuşa bastığınız zaman, sunucunun bunu algılamasıyla diğer oyuncularda da bu eylemin yaşanmasını sağlar. Gallipoli’deyse bu senkron sıkıntısından dolayı düşmanı vuramadığınız bir çok ana tanıklık edeceksiniz. Maalesef maçtan maça değişen bir durum da değil bu. Her maç yaşanan bir problem. Netcode’un bir oyunu nasıl öldüreceğini size yine bir örnek vererek anlatayım. Ubisoft’un Call of Duty çakması bir oyunu vardı, bedava olan. XDefiant adındaki bu oyun fena bir oyun değildi. Netcode sıkıntısından dolayı oyun ilk haftada neredeyse bütün oyuncularını kaybetti... Neyse, Gallipoli açısından bakarsak da 2 metre yanınızdaki adama ateş edip öldüremediğiniz zaman sıkıntının sizde olmadığını bilin yeterli.

Oynanış tarafında girmem gereken son kısımsa sınıflar ve buna bağlı olarak tecrübe puanları. Sınıfları kutucuklar içerisinde detaylı şekilde konuşacağız zaten. İnceleme içerisinde akışı çok bozuyor özelliklerine girildiği zaman, sevmiyorum öyle olunca. Oyunun içerisinde toplamda 10 adet sınıf ve her bir sınıfın da 2 adet kiti bulunuyor. Maç içerisinde de en çok vakit geçirdiğiniz sınıfa göre tecrübe puanı kazanıyorsunuz. Misal, piyade eriyle 20 dakika geçirip de subayla 10 dakika geçirdiyseniz; 200 TP er için, 100 TP de subay için alıyorsunuz. Sınıfın seviyesi arttıkça da ona özel yetenek elde ediyorsunuz. Her biri için maksimum 20 seviye olabiliyorken, ekstra pasifler elde ediyorsunuz ilerledikçe. Piyade eri için tüfek tepmeniz azalıyorken, keskin nişancının nefes tutma süresi artıyor gibi gibi. Aynı durum silahlarda da geçerli bu arada.

Bilgisayarım dayan lütfen!

Gallipoli, grafiksel açıdan düşük bütçeli bir oyun olduğunu hissettiriyor. Zaten kendisinden çok büyük bir görsel beklentim yoktu. Hatta bana yeterli bile geldi. Fakat maalesef performans açısından da sıkıntılı bir oyun... Oyunu en yüksek ayarlara aldığımda da, düşük ayarlara aldığımda da FPS aşağı yukarı aynı oluyor. 90 FPS alıyorsam 105 FPS’e falan çıkıyor. Hani ben %1.67’lik bir performans artışı için mi grafikleri patates hale sokacağım? Tabii sadece bununla kalmıyor ve üstüne üstlük anlık kare düşüşleri de yaşanıyor...

İncelemeye şöyle dönüp bir bakıyorum da, birazcık olumsuz bir havada ilerlemiş. Fakat bu birazcık daha hayal kırıklığımdan kaynaklanıyor. Eminim ki önceki oyunlarını sevenler Gallipoli’yi de sevmeye devam edecektir. Çünkü atmosfer açısından yaşattığı deneyimi başka bir oyun kolay kolay sunamıyor. Ama sonuçta ben buraya atmosfer görmeye değil, oyun oynamaya giriyorum. Maalesef Gallipoli’nin beni hayal kırıklığına uğrattığı nokta da tam olarak burası.

Yanlış anlaşılmak istemem, kötü bir oyun olduğunu düşünmüyorum. Sadece iyi bir oyun olduğunu da düşünmüyorum. Benim için yakın zamanda unutacağım herhangi bir FPS oyunundan öteye geçmeyi başaramayacak maalesef. Keşke atmosferinin yarattığı o güçlü hissi oynanış tarafında da yakalayabilseydi.

SON KARAR

Gallipoli’nin atmosferi gerçekten başarılı, fakat iyi bir oyun olmak için bundan fazlasına ihtiyacı var. Oynanış tarafındaki kritik aksaklıklar, güzel bir fikrin önüne geçmiş.

Gallipoli
İdare Eder
6.5
Artılar
  • Yaşatılan atmosfer muazzam
  • Gallipoli için özel bestelenen ezgiler
  • Çatışma hissiyatı
Eksiler
  • Performans sıkıntıları
  • Animasyon kütüklüğünün, oynanışı bozması
  • Netcode sıkıntıları
  • Ufak tefek bug çok fazla
YORUMLAR
Parolamı Unuttum