Indie Nöbeti - Kuyudaki Yaratıktan Sıcak Lavlara

Geçen ayın dikkat çeken indie oyunlarından bazılarına göz atıyoruz

Eylül ayı içerisinde çok sayıda güzel indie oyun ile karşılaştık, kimilerinden incelemelerde uzun uzadıya bahsettik ama incelememiş olsak da gözden de kaçmamasını istediğimiz isimler olduğunu da fark ettik. Hal böyle olunca da Indie Nöbeti köşemizin yeni sayısı da kendiliğinden doğmuş oldu işte.

Children of Morta, Little Misfortune, Blasphemous, Knights and Bikes gibi ayın dikkat çeken oyunlarının incelemelerini de kendi sayfalarında okuyabilirsiniz :)

Creature in the Well (Engin)

Pinball’un 100 yılı aşkın bir tarihçesi var. İlk pinball makineleri 19. Yüzyılın sonlarında yapılıyor, ilk tilt mekanizması 1930’larda geliştiriliyor. 70’ler ve 80’ler boyunca arcade salonlarının favori ürünlerinden. 90’lı yıllarda da video oyun haliyle çıkıyor karşımıza. Yani epey uzun bir süre boyunca popüler bir eğlence aracı. Zamanla sahneden çekiliyor tabii. Ama ara sıra şöyle bir kafasını uzattığını, kendini tekrar gösterdiğini görüyoruz. Bu sefer çok farklı bir şekilde çıkıverdi karşımıza. Zindan temizliği işini pinball ile birleştirip “pinbrawler” adını vermiş yapımcı ekip. Oyunu oynadığınızda da ne kadar yerinde bir adlandırma olduğunu birinci elden tecrübe ediyorsunuz. Kimi zaman bulmacaların kilidini açacak anahtar, kimi zaman savaşlarda düşmanı alt etmenin aracı olarak karşımıza çıkıyor pinball mekaniği. Ve oyunun içerisine gayet iyi yedirilmiş durumda.

Öyle ahım şahım bir hikayesini olduğunu söyleyemem. Adından da anlaşılabileceği üzere kuyuda bir yaratık var, bizim de onunla görülecek bir hesabımız. Bizden öncekilerin yapamadığını yapıp ona haddini bildirmemiz gerekiyor. Bunun için tekrar tekrar zindanlara dalıyor, onunla yüzleşiyoruz. Görsel tarzı hoş, zindan tasarımları da boss savaşları da başarılı (“Aslında tek bir boss yok muydu bu oyunda?” diye düşünebilirsiniz, ama o boss her bir zindanda farklı farklı saldırılarıyla çıkıyor karşımıza, dolayısıyla her seferinde farklı bir mücadeleye girişmiş oluyoruz). Özetle türünün ilk ve tek örneği olabilecek, iyi bir ‘pinbrawler’ oyunu Cretature in the Well :)

Yapım: Flight School Studio, Platform: PC / Xbox One / Switch

Egress (Eser)

Diyelim ki bir Dark Souls hayranısınız. Ayrıca Lovecraft’a ve yarattığı dünyaya, mitosa müthiş ilgi duyuyor, Cthulhu dendiğinde içiniz kıpır kıpır oluyor. Hadi bir de diyelim ki battle royale türüne bayılıyorsunuz, hayatta kalan son kişi olmak için mücadele etmek sizi ayrı heyecanlandırıyor. E tamam işte, siz Egress oynamak istiyormuşsunuz meğer.

Rus geliştirici Fazan’ın oyunu bir süredir erken erişimde ve 10 Ekim’de de nihai versiyona ulaşıp çıkışını gerçekleştirecek. Oyunda 13 ayrı sınıf var ve oyuncular Lovecraft sevenlerin yakından tanıdığı Inssmouth adasında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Solo moda ek olarak oyunlara takım halinde katılma imkanı da sunan Egress’te dilerseniz kendinize lokal bir grup bile seçebiliyorsunuz. Farklı artifaktlar ve güçlendiriciler sayesinde de oyunun temposu sürekli değişiyor. Souls türü oyunların PvP’sini daha geniş çapta düşünün, öyle bir oyun işte Egress. Aslında oyuna battle royale’den ziyade team deathmatch demek daha doğru olur, ama her türlü keyif alacağınız kesin.

Yapım: Fazan, Platform: PC

Sayonara Wild Hearts (Engin)

Geçtiğimiz yıl The Game Awards’ta duyurulan oyunlardan birisiydi Sayonara Wild Hearts. “Pop Albüm Video Oyunu” olarak tanımlandığını duyunca, “O da nasıl bir şeymiş öyle” diye geçebilir aklınızdan. Nihayetinde bir ritim oyunu, öyle değil mi? Ama ritim oyunlarıyla uzaktan yakından alakası olmayanların bile ilgisini çekebilecek bir yapım var karşımızda. Kalbi kırılmış bir genç kızın, evrenin bozulan dengesini yeniden kurmak için çıktığı maceraya eşlik ederken, oyuna özel hazırlanmış pop albümünün ritmine kaptırıyoruz kendimizi. O ritimle düşmanları alt ediyor, dostların desteğini alıyor ve evrenin dengesini yeniden sağlıyor, o genç kızımızın içindeki diğer benliği de keşfetmekten geri kalmıyoruz.

Tarot kartları, ışıl ışıl mekanları, yeri gelip kaykayla yeri gelip motosikletle yapılan yarışları, kılıç dövüşleri, savaşları, kaçmaya çalıştığımız tetris blokları (???), emojileri, satranç tahtası ve dahası… Ve tabii ki müzikleriyle kısacık bir süreye dolu dolu bir oyun deneyimi sığdırmayı başarmış Simogo.

Yapım: Simogo, Platform: Switch / PS4

Now I Am There (Engin)

Bu ayın yerli oyunlarından birisi Now I Am There. Öyle sessiz sedasız geldi. Belki çok ses getirecek bir oyun olmayabilir. Ama fiyatının karşılığını verebilecek, bulmaca-platform oyunlarını sevenler için eğlenceli bir yapım olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu durum. Yıllar önce yarım bırakılmış bir deneyden geriye kalan bir robot, gün geliyor gözlerini açıveriyor. Sonra da bulunduğu laboratuvardan çıkmaya çalışıyor. Oyun boyunca esasında tek bir şey yapıyoruz; ışınlanmak, ışınlanmak ve yine ışınlanmak. İster platformlar arasında hareket etmek ister engelleri aşmak ister nöbetçi robotları alt etmek için olsun, ışınlanıyorsunuz. Peki bu ne kadar eğlenceli olabilir? Orasını keşfetmek de size kalsın :) Bana sorarsanız bir şans vermekten hiç zarar gelmez.

Yapım: Harun Yusuf Şahin, Platform: PC

Hot Lava (İhsan)

Klei yine şaşırtmadı :) Normalda parkur oyunlarıyla pek aram yoktur ama çocukluğumuzun "yere basma, yanarsın" oyununu çok güzel bir konseptle sunmuşlar.

Küçük bir çocuğun hem kendisini hem de okul arkadaşlarını favori çizgi filmi/çizgi romanındanki karakterler gibi gördüğü oyunda lavlara değmeden parkurları hızlıca geçmeye çalışıyoruz. Bu esnada istersek gizli nesneleri bulmak, kartları toplamak, bölümü hiç ölmeden bitirmeye çalışmak ya da belli bir sürede tamamlamak gibi çeşitli yan görevlerle de haşır neşir olabiliyoruz. Oynarken diğer oyuncuları da görebiliyor, bazen bir bölümü nasıl geçtiklerine bazen de nasıl cayır cayır yandıklarına şahit oluyoruz :) Boş vakitlerde birkaç el atmalık, eğlencelik bir oyun arıyorsanız tam yerindesiniz.

Yapım: Klei Entertainment, Platform: PC

Başa dön
YORUMLAR
Parolamı Unuttum