DOOM: The Dark Ages – Revelations (DLC) - İnceleme
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır
Türkçeyle alakalı çok sevdiğim bir şey var, o da gerçekten çok yaratıcı küfürler edebilmeye olanak tanıyan bir dil olması. Burada da oluyor, her zaman değil ama böyle zaman zaman güzel Türkçemizin sınırlarını zorlayıp o kadar iyi küfürler edelim ki kütlemizle aşamadığımız ışık hızını küfrümüzle aşalım istiyorum. Sövgü ve beddualarım, hedefimin gelmişine geçmişine değdikten sonra geleceğine de bir sürtüp kıvılcım çıkartsın istiyorum. Edebiyat uzayında keşfetmeyi bırakın çok genel çerçevede adı bile konulmamış koordinatlara dilin bu naçizane kara büyüsüyle güneş yelkenleri açabilelim istiyorum. Buradan Microsoft’a öyle bir sallayayım ki ta Alpha Centauri’de duyulsun, uzaylı illerde ışıklar sabaha kadar sönmesin istiyorum.
Lakin küfrü drama azgını bayağı sosyal medya ağalarının ellerinden kurtarıp, kendimize yakışan şekilde edemediğimize, serdeki terbiyeyi dışarı iki hava almaya gönderemediğimize göre, elden gelenler sınırlı. Ben kendi adıma Nokia misali hiç hata yapmayıp yine de kaybeden id Software çalışanları başta olmak üzere Microsoft’un sigortasını patlattığı herkese taziyelerimizi yollayacağım bu bir. Akabinde modern Doom külliyatı dahilinde çıkarılmış belki de en iyi içeriğe sayfa sayfa methiye düzeceğim bu da iki.
Hikâyeyi ana oyunun bittiği noktadan devralan Revelations paketi, Slayer’ın cehennem yüksek konseyine meydan okuması ve karşısına çıkardıkları hilkat garibesinden sopayı yiyip oturmasıyla başlıyor. Ana oyundan da hatırlayacağınız üzere Slayer’ı dümdüz öldürmek onu ortadan kaldırmadığı için, konsey kendisini Azhrak’ın yaptığına benzer şekilde başka bir boyuta hapsetme yolunu seçiyor. Konsey zemininde açılan uçurumdan Araf adlı boyutlar arası hapishaneye düşen Slayer tahmin edebileceğiniz gibi elbette buradan kurtulacak. Ancak ana oyundakinin aksine bunu yapması tek bölüm değil, Revelations’ta tabağımıza koyulan dört etli bölümden üçü kadar vakit alacak.
Revelations’ın anlatısı yine ana oyunda olduğu gibi aksiyonu bölmeyip onun etrafından dolaşıyor, Codex sayfalarıyla destekleniyor. Ancak modern üçlemenin alışkanlığını bozan, standart pompalı tüfekle düz insan vurduğumuz ve oynanış olarak eski Doom oyunlarına selam çakan birkaç flaşbek sekansı var. Bu sekanslar, ilk Doom oyunundan bile öncesine giderek Doom Slayer’ın komutanıyla neden sürtüştüğüne ve bunun sonucunda Mars’a neden sürüldüğüne dair bilgileri açık ediyorlar. Yani Revelations, Doom mitolojisine önemli eklemeler yaparak adını haklı çıkarıyor.
Eternal holiganları, gelin bakayım sizinle bir şey konuşacağız
Ancak elbette paketi bu kadar iyi yapan esas şey, kaç oyundur hep arka koltukta takılan hikâyeye yeni detaylar eklemesi değil, Eternal’ın The Ancient Gods eklentilerinin yaptığının aksine ana oyunun oynanışına kat çıkması. Ek paketi beklerken Hugo Martin canlı yayınlarda sürekli Revelations ile alakalı ufak ufak insanları gazlıyordu ve mızrağın adını da anmıştı. Lakin ben Haziran ayındaki fragmanı görene kadar mızrağın kalkana değil, yakın dövüş silahlarına alternatif olacağını düşünüyordum. Sonra o aşırı gaz Revelations fragmanı geldi ve karşımıza Eternal ile The Dark Ages’in aşk evliliğinden doğmuş görünen bir oynanış çıktı. Revelations, Eternal’ın hareket kabiliyetiyle The Dark Ages’in ağır ve tok tarzını birleştirecek gibi duruyordu.
Birleştirmiş de zaten. The Dark Ages’in savaş mekanikleri spesifik bir hedefi olan, bu uğurda bazı fırsatları bile isteye kaçırmış mekaniklerdi. Oyun savaşlarını kalkanla savuşturma yapmanın yanında üzerinize gelen düşman ateşinden zigzag çizerek kaçma işinin etrafına kurmuş, yatay düzleme takıntısıyla dikey düzleme hiç yüz vermemişti. O kadarki yüksek bir yerden düştüğünüzde şok dalgası yayarak düşmanlara hasar verme ve onları sendeletme olayı, üzerine gidilerek aktif kullanabileceğiniz bir mekaniğe bile dönüştürülmemişti. Bunun yanında bir de kalkanın yer yer fazla basit kaldığı gerçeği vardı. Blok/savuşturma/sektirme tek tuşla yapılırken, rünler başarılı savuşturmalarla kendi kendine aktifleşirken, bunun üzerine aktif kullanılan yegâne diğer özellik kalkanı fırlatma özelliğiyken kullanım kolaylığı uğruna kullanım inceliği tıraşlanmış gibiydi. Yanlış olmasın, ben ve benim gibi Eternal olmasını beklemeyen tayfa The Dark Ages’in mekaniklerinden çok büyük keyif aldı almasına ama tıpkı DOOM 2016 gibi olası eklemeler için bolca yeri vardı. Bir kesimin 2016’dan Eternal’a geçiş sürecini tekrar yaşamaya sabrı olmadığı görülmüş ve mevcut sistemi olgunlaştırma işi, bir seneyi az aşan bir sürede önümüze koydukları bu kocaman pakette mızrakla halledilmiş.
Araf’a düştüğümüz o ilk anda kalkanımız beş parçaya ayrıldığı için diğer elimize mızrağımızı hemencecik alıyoruz. Tanışma süreci biraz sancılı geçiyor çünkü birincisi, mızrakla da savuşturma yapabiliyor olmamıza rağmen zamanlaması farklı. Zira savuşturma için mızrağı savurmamız lazım ve animasyonu daha yavaş. Yani hem daha erken basmamız gerekiyor hem de art arda hızlı saldıran Cosmic Baron veya Agaddon Hunter gibi düşmanlarla savaşırken defans arasında ofansa geçecek daha az zamanımız oluyor. İkincisi, mızrağın kalkan gibi 2 değil 5-6 tane aktif kullanmak gereken, farklı işlevli özelliği var ve bunlar başta açık gelmiyor. Etrafı delik deşik ederek yeni kaynaklarımızdan önce yeteri kadar “Platin” sonra kâfi miktar “Kan Demiri” buluyor, öyle bu arkadaşları açıyoruz. Oyunun başındaki kalkanla sonundaki kalkan arasındaki fark fare kadarken, ek paketin başındaki mızrakla sonundaki mızrak arasındaki fark dağ kadar.
Kırmızıysa dur, yeşilse savuştur
Tabii anlatmaya da o baştaki halden başlayayım, üzerine ekleye ekleye gidelim. Mızrağın standart özellikleri Kesik, Et Kancası ve Atılma (Eternal’daki adıyla “Dash”) olmak üzere üç tane. Kesik, yukarıda bahsettiğim savuşturma fonksiyonlu savurma hareketi. Et Kancası ise Eternal’daki Super Shotgun zincirinin çok daha gelişmiş bir versiyonu. Artık düşmana yönünüze sadece yanlara değil yukarı doğru da falso verdirebiliyorsunuz. Yörünge özelliğini alırsanız kancayı attıktan sonra tuşa basılı tutarak kısa bir süre düşmanın etrafında daire de çizebiliyorsunuz. Atılma özelliği de mızrağı savurarak savuşturma yapacak vaktinizin olmadığı durumlarda karşı saldırıya geçmeden sadece kaçmak için. Hem Kesik hem de Atılma, düşmanların yeşil renkli saldırılarını absorbe ederek mızrağın sonraki üç özelliğini kullanmanıza yarayacak Güçlendirme barlarını dolduruyorlar.
O sonraki üç özellik de Vuruş, Fırlatma ve Darbe. Vuruş sadece Et Kancası’nın akabinde kullanabildiğimiz, gökten yere inen alan etkili bir saldırı. Geliştirildiğinde hem sağlık doldurma hem de etki alanındaki herkesi bir süreliğine sersemletme gibi işlevleri var. Fırlatma adı üstünde menzilli bir saldırı ama yine geliştirildiğinde, düşmanların üzerinize yolladıkları mor ve kırmızı enerji huzmelerini delip geçme ve kalkanları aşma özelliğine sahip olduğundan özellikle havadaki düşmanlara karşı çok etkili. Darbe ise hem düşmanların zırhlarını kısayoldan ısıtıp kırılabilir hale getiriyor, hem de art arda kullanımda en büyüklerini bile sendeletiyor.
Mızrak gerçekten oynaması çok ama çok keyifli bir oyuncak. Başta özellikle de savuşturma işinde daha yavaş kaldığı için biraz ritminizi bozacak, sadık yâriniz kalkana koşmak isteyeceksiniz. Kalkan mızrağı da bize takdim eden Mimar isimli yeni karakter tarafından ilk bölümü bitirdiğimizde tamir edilene kadar buna imkân olmayacak, belki bu yüzden sinir olacaksınız. Kalkanı geri aldığınızda da hasarlı olduğu için rünlerin çalışmadığını görünce somurtmaya devam edecek, ufak ufak mızrakla aranızdaki buzları eritmeye başlayacaksınız. Lakin mızrağın özelliklerini açtıkça ve kalkanla dönüşümlü kullanmaya başladıkça bambaşka zevklerin kapılara aralanacak. Ek paketin ana içeriğini bitirdiğinizde hem kalkan rünleri dönecek hem de kalkanla mızrak arasında geçiş yaptığınızda yakındaki düşmanları sendeleten özelliği nihayet açabileceksiniz.
Bu noktada Slayer bir tanktan tam teşekküllü bir kitle imha silahına dönüşmesini hemen hemen tamamlamış olacak ve The Dark Ages savaşları Eternal’dakilerin seviyesine erişecek, hatta belki geçecek. Öncelikle mızrağın zinciri sağ olsun başta bahsettiğim, yere inişlerde şok dalgası yayma olayı artık aktif kullanabildiğiniz bir mekanik haline gelmiş. Ayrıca kalkanın oyuncudan hiç talepkâr olmaması durumu da mızrağın say say bitmeyen özelliklerinden bahaneyle ortadan kalkmış. Zaten hatırlarsanız Eternal’ın The Ancient Gods paketleri de ana oyunda ustalaştığını varsayan ve zorluğu kökleyen paketlerdi. Ancak repertuvarımıza az şey ekledikleri için tatmin edici birer öğrenme tecrübesi sunamıyorlardı. Revelations hem repertuvarımıza hem de karşımıza çıkan engellere yaptığı eklemelerle harikulade bir öğrenme tecrübesi sunuyor. Özellikle birden fazla sendeletme yöntemini aralıklı olarak kullandığınız kombolarla, kalkan ve mızrak arasında geçiş yapa yapa Mini Boss’ları nefes aldırmadan döver hale geldiğiniz noktada yaptıklarınıza bakıp “ÜFFFF” çekmeye başlıyorsunuz. Oradan sonrası menüdeki ekstra parametrelerle, oyun hızıyla, düşman hasarıyla, savuşturma aralıklarıyla falan oynayıp iyice kafayı kırmak.
“Karşımıza çıkan engellere yapılan eklemeler” derken neden bahsettiğimi de unutmadan açayım. Revelations öncelikle yeni düşman tipleriyle geliyor. Avcı Agaddon’un çekiç kullanan daha güçlü versiyonu var, savaş alanını sisle kaplayıp diğer düşmanların sağlığını artıran Sehhar var, ilk defa burada gördüğümüz tek teker üstüne kalkanla vızır vızır dolaşan Döner Testere var, pek sevdiğimiz Pain Elemental’ın kozmik TDA şubesi var ve son olarak pek nefret ettiğimiz Arch Vile’ın (Baş Zalim diye çevirmişler) yeni hali var. Özellikle Arc Vile’ın yeni hali gerçekten nefretlik olmuş ki öyle de olması lazım. Ayrıca yıkım kabiliyetimiz arttığı için artık düşmanlar da daha kalabalık geliyor; özellikle oyun sonu içeriğinde kendinizi aynı anda bir Siber İblis, bir Avcı Agaddon, bir de Komodo gibi kodaman gruplarıyla dövüşürken bulacaksınız.
Samus Aran’ı Doom Slayer ile evermek
İki paragraf yukarıda dediğime ithafen “Yeni gelen özelliklerin tamamını açabilmek için ek paketi bitirmek lazımsa ne anlamı kaldı?” demiş olabilirsiniz. Ancak sakin olun, Revelations’ın içeriğini sunuş şekli şimdiye kadar gördüğümüz ana oyunlardan da eklentilerden de farklı. Zaten bunu ilk bölümde sadece kalkanla çözebileceğiniz bulmacalar olduğunu gördüğünüzde anlayacaksınız. Revelations’da çok değil azıcık Metroidvania sosu var. Mızrak ve kalkan kullanarak çözdüğümüz ufak bulmacaların yanı sıra, doyamayanlar ana senaryoyu bitirdikten sonra geri dönsün diye ayrı oyun sonu içerikleri eklenmiş. Bu oyun sonu içerikleri her bölümde her birinden birer tane olmak üzere üç çeşit. Klasik karşılaşmalar klasik DOOM oyunlarındaki görsellikle tasarlanmış bölümlerde pompalı tüfek ile yere yapışık vaziyette ilerlediğimiz sekanslar. “Güç Ritüeli” olarak adlandırılanlar zaman karşı yarışarak önünüze koyulan farklı hedeflere ulaşmaya çalıştığınız ve sürenize göre madalyayla ödüllendirildiğiniz görevler. Preator karşılaşmaları da en son alana giren kodamanı artık nasıl kolayınıza gelirse öyle haklamanızı isteyen arena karşılaşmaları. Her ana görev haritasındaki her bir oyun sonu görevini tamamladığınızda, Araf’ın altındaki süper bölüm sonu canavarı olan Xal’Goroth ile savaşma hakkını elde ediyorsunuz. Onu da yendiğinizde, ordu gibi düşman gelen dört adet “Ustalık Arenası” açılıyor. Acımaz bunları da geçerseniz Deşme Arenası’na özel üç yeni harita ve mızrağı burada kullanabilme hakkını elde ediyorsunuz. Bütün bunları yapmak seçtiğiniz zorluk seviyesine de bağlı olarak 10-12 saat civarı sürüyor. Yani Revelations, ana oyunun dörtte biri fiyatına satılmasına rağmen ana oyunun yarısı kadar, hem de aynı kalitede içerik barındırıyor. Bu bağlamda sanıyorum Shadow of the Erdtree’den bu yana oynadığım en (fiyatına oranla) etli indirilebilir içerik.
Ayrıca oyundaki bulmacalar bu sefer hem ana okul seviyesinde değil ve çözmesi keyif verici, hem de artık haritada toplanabilir nesnelerin yeri gösterilmediği için yön duygunuzu daha iyi kullanmanızı gerektiriyorlar.
Bu kadar övgüden sonra Revelations’ın eksileri yok mu, elbette var. Bunlardan birincisi ve en büyüğü, bölümleri Metroidvania benzeri şekilde tasarladıkları için ana görevleri halihazırda açtığımız bütün geliştirmeler ile baştan oynama imkânı vermemeleri. En azından bütün geliştirmeler açık başlayabileceğimiz DLC’ye özel bir NG+ modu eklenmesinin önünde ne gibi bir engel var çok hayal edemedim ama zaten yönetmen Hugo Martin çok talep olduğu için bu konuda bir şeyler yapmaya çalışacaklarını söylüyor. Benim için en ideal senaryo ana oyunu da mızrakla baştan sona oynayabilmek olurdu ancak hem bölüm tasarımlarının mızrağın uçmalı kaçmalı özelliklerini kaldırabileceğini sanmıyorum hem de Microsoft stüdyonun yarısından fazlasını işten çıkarmışken bu tarz eklemelere zaman ve işgücü ayırmalarını bekleyemiyorum. İkinci eksimiz de ana oyundan taşınan, müziklerin mızrak/kalkan çınlamaları tarafından çok boğulması. Finishing Move yine hoş müzikler bestelemiş ve yine bu müzikler oyunun kendi sesleriyle karışınca bir kakofoni haline geliyor. Çare albümü ayrıca açıp dinlemek.
Başta da söylediğim gibi, Doom: The Dark Ages’in Revelations paketi, modern DOOM üçlemesi bünyesinde çıkarılmış en iyi içerik olabilir. “TDA, Eternal’a benzemeli miydi?” tartışması DOOM kitlesinin Mayıs 2025’ten bu yana en çok açtığı tartışmayken, Hugo Martin de oyuncu geribildirimine bu kadar fazla önem veren bir yönetmenken bir şeyler rahatlıkla yanlış gidebilirdi. Oyuncu taleplerine bağlı yön değiştirmelerin dozu fazla kaçabilir, id Software TDA’yı serinin diğer oyunlarından ayrıştıran şeyleri törpüleyebilirdi. Ancak bu olmamış, TDA temel oynanış döngüsü Eternal’ınki kadar talepkâr bir forma kavuşurken mobilite ve tokluğu olabilecek en iyi şekilde birleştirmiş. Öyle ki paketin gazıyla hem 2016’yı hem de Eternal’ı geri dönüp tekrar oynadım ve Eternal hâlâ çok iyi bir tempoya sahip olsa da (2016 oynanış tarafında eskimiş) bunu Revelations’daki katıksız güç hissine tercih edemedim. Modern DOOM’ları seven biriyseniz Revelations’ı oynamayı kendinize borçlusunuz.
Başlıklar
Eternal sevenler ile The Dark Ages tercih edenleri ortak noktada buluşturacağına inandığım, oynanması elzem, dolu dolu bir ek paket.
- Mızrak, zincir, mızraklı zincir, zincirli mızrak
- Yeni düşman tipleri harika, Archvile yine nefretlik
- İçerik dolup taşıyor
- DLC görevlerini sıfırdan yeni kayıt açmadan tek tek seçip tekrar oynayamıyorsunuz
- Müzikler hâlâ oyunun kendi sesleri tarafından çok boğuluyor
























