Rogue Company - İnceleme

Duygularım darmadağın...

Hi-Rez Studios… Günümüz Türkçesi’nde dillere pelesenk olmuş “dönemin adamı” kavramının en büyük temsilcilerinden biri. Yani oyun dünyasındaki trendler nereye yöneliyorsa, orada en az bir adet Hi-Rez logolu oyun görebiliyoruz. Overwatch meşhur mu oldu? Hadi Paladins ile ortalığı karıştıralım. Battle Royale türü mü? İşte size Realm Royale…

Aslında pek de iyi sayılmayacak bir şöhrete sahip olan bu geliştiricinin, Rogue Company’yi duyurması ile birlikte ise kafaların karıştığını tahmin edebiliyorum. Daha önce başka geliştiricilerin adımlarını takip etmeye çalışan stüdyonun, kendilerine has bir oyun geliştiriyor olması benim de içinde bulunduğum rekabetçi FPS tutkunlarının dikkatini çekmişti.

Temelinde bu rekabetçi yapıyı kullanarak kamerayı oyuncunun arkasına yerleştiren Rogue Company, beklediğinizden daha hantal kontrollere ve bulunduğu türün sevilen oyunlarından gelen mekaniklere sahip. Peki ama bu oyun, Hi-Rez’i sahip olduğu kötü şöhretten kurtarabilecek mi?

Çekirge Bir Sıçrar, İki Sıçrar…

Bu soruya cevap aramadan önce gelin, Rogue Company’nin nasıl bir oyun olduğunu çözümleyelim. Diğer Hi-Rez Studios oyunlarının aksine bu kez tek bir oyunun değil, pek çok oyunun iyi yanları alınarak üretilmiş bir oyun var karşımızda. Rekabetçi FPS dünyasında sıklıkla test edilerek geçerliliği kanıtlanan bu mekanikler, Rogue Company’de de haliyle sorunsuz çalışıyor.

Örneğin seçebileceğiniz farklı karakterlerin tamamının kendisine has özellikleri var. Biri duvarların ardını gösterebilirken, bir diğeri kurduğu kalkan sayesinde kendisine cover yaratabiliyor. Fakat bazı karakterlerin oyunun işleyişine olan etkisi çok fazla değil. Geri kalan ve oldukça detaylı özelliklere sahip karakterleri ise ancak oyun içi parayı kazanarak açabiliyorsunuz.

Yine de bu noktada geliştiricilere kızmak mümkün değil zira bu tarz oyunlarda karakter dengelemeleri için bir süre mesai harcamak gerekiyor. Yani bu anlaşılabilir bir sorun. Fakat beni oyundan soğutan ilk adım karakterlere sadece iki farklı silah seçeneği tanımlanması oldu.

Yanlış anlamayın, bu sistemi kullanan pek çok oyun bulunuyor rekabetçi FPS evreninde. Fakat Rogue Company, çok daha fazlasını yapmaya çalışırken sınıfta kalıyor. Birazdan değineceğim silah geliştirme mantığı oldukça iyi işliyor olsa da ben her karakterde farklı silah kullanma yanlısı değilim. Örneğin duvarların arkasını gösteren bir karaktere keskin nişancı tüfeği alabilmek keyifli olurdu.

Haritam Nerede?

Bana göre haritalar rekabetçi-shooter türündeki oyunlar için olmazsa olmaz şeylerden biri. Rogue Company’de farklı farklı temalara sahip 8 harita ile karşımıza çıkan geliştirici, 3 farklı oyun modu ile birlikte de bolca seçenek vadediyor. Yine de bu haritalar arasından sivrilen ve akılda kalıcı özel bir harita olmadığını belirtmek gerek.

Fakat haritalar kötü değiller ve tasarımları gereği kanat oyuncularından maksimum verim alınabiliyor. Yani nick’inizi “arkacıboss” yaparak eğlencenin tadına varabilirsiniz. Fakat bu noktada değinmek istediğim asıl şey haritaların her yerinde bulunan cover noktaları.

Oyundaki ilk saatlerimde kendimi “daha arcade bir Gears of War” oynarken buldum. Sürekli yuvarlanarak cover aradığınız bu haritalarda arkasına geçebileceğiniz duvarlar, kutular hatta eşikler bulunuyor. İşte oyunun ilerleyen saatlerinde de bunun bir PC değil, konsol oyunu olduğunu hissetmeye başladım.

Bana sorarsanız Rogue Company’yi sevemememin asıl sebebi de bu. Oyun gerçekten konsollarda rahat şekilde oynanması için yaratılmış gibi hissettiriyor. Bildiğiniz üzere konsol oyuncuları CS:GO ya da Valorant gibi oyunları oynama şansı bulamıyor. Hi-Rez akıllıca davranarak bu bölgedeki boşluğu doldurmaya karar vermiş gibi geldi bana. Eğer durum düşündüğüm gibiyse Hi-Rez’i ticari zekasından ötürü tebrik etmek isterim.

Beklemekten Ağaç Olduk

Oyunda karşılaştığım ve inceleme süresini bir hayli uzatan en ciddi sorun bekleme süreleri oldu. Çapraz platform desteğinin olduğunu gözümüze soka soka açıklayan Hi-Rez, Avrupa sunucularına pek fazla oyuncu çekememiş gibi görünüyor. Özellikle beta sürecinde 15 dakikalara varan matchmaking süreleri ile karşı karşıya kalmıştım. Oyunun çıkışından itibaren bu süre 3-5 dakika civarına kadar inmiş olsa da bu bile oldukça can sıkıcı.

Fakat oyunun asıl problemi toksik oyuncu topluluğu. Örneğin oynadığım 10 oyunun en az 8 tanesinde kaybedilen bir turun ardından oyundan ayrılan kişiler oldu. Sadece kendi takımımın değil, rakip takımın da zaman zaman 2 kişiye kadar düştüğünü gördüm. Yani oyuncular pek de sabırlı değiller. Maçların hızlı oynandığı ve 7'ye ulaşanın kazandığı bu tip oyunlarda her an dengeler değişebiliyor. Fakat birileri oyundan ayrılınca işin rengi değişiyor.

Tabii ki sorunlar bununla sınırlı değil. Özellikle matchmaking sisteminin doğru dürüst çalışmadığını gözlemledim. Yani uzun süredir oyunu oynayan yüksek seviyedeki oyuncular ile eşleşme şansınız bir hayli yüksek. Bu da daha ilk oyundan kılıcınızı rafa kaldırıp Rogue Company’yi silmenize sebep olabilir.

Maçtan kopmalar ve ufak tefek bug'lar da karşınıza çıkabilecek problemler arasında...

Silah Pazarı

Yine de Hi-Rez’in doğru notalara bastığı anlar da olmuş. Örneğin tur başlarında kullanabileceğiniz pazar sistemi bir hayli işlevsel. Hatta bu noktada Hi-Rez’in daha önce hiçbir türde karşılaşmadığım bir sistem ile karşımıza çıktığını söyleyebilirim.

Pek çok oyunda gördüğümüz gibi Rogue Company’de de bir çark gibi işleyen ekonomi sistemi mevcut. Tur içerisinde aldığınız frag’lara ek olarak turu kazanmanız halinde cebinize ekstra para giriyor. Kaybeden taraf ise, üst üste kaybedilen birkaç turun ardından ekstra para alarak oyundan kopmaması sağlanıyor. Yani hepinizin yakından tanıdığı bir ekonomi sistemi mevcut oyunda.

Bu sistemi ilginç kılan şey ise yukarıda bahsettiğim pazar olayı. Bu market içerisinde karşınıza pek çok fazla seçenek çıkıyor. Örneğin ilk turlarda karakterinize sunulan ana silahlardan birini satın alabiliyorsunuz. Bunun ardından tur başlarında patlayıcı ya da benzeri yan ekipmanları da cebinize atabilirsiniz.

Fakat bu noktada oyun sizlere başka seçenekler de sunuyor. Mesela bu noktada karakterinizi oyunun verdiği perk’ler ile güçlendirebiliyorsunuz. Bazı perkler size ekstra can, koşma hızı ve bunun gibi avantajlar kazandırıyor. Yani her oyunda doğru kararı almanızı gerektiren bir sistem çıkartılmış ortaya. Bu da ekonomik durumunuzu güçlü tutmanın çok daha mühim olduğu anlamına geliyor.

Aynı market üzerinden silahınızı da güçlendirebiliyorsunuz –ki bu seçenek oyuna direkt etki ediyor. İlk oyunlarımda adeta aklımı kaçırmak üzereyken keşfettiğim bu geliştirme sistemi bir hayli önemli. Silahınız geliştikçe sekmesi azalıyor, verdiği hasar ve tuttuğu mermi sayısı bile artıyor. Bir de bu geliştirme ve perk seçeneklerinin karakterden karaktere değiştiğini unutmamak gerek. Yani bu noktada Hi-Rez’e hak ettiği övgüyü vermemiz lazım.

Son Söz

Rogue Company ile olan ilişkimi Azer Bülbül’ün “Duygularım Darmadağın” şarkısı ile taçlandırmak istiyorum. İnceleme konusunda bu kadar yorulduğum ve zamanımı çalan başka bir oyun olmamıştı. Bu sebeple kendisi her daim kalbimde yer edecektir.

Oyunun genel anlamda pek çok eksisi bulunuyor. Fakat topluluk genişler ve bu hataların bir kısmı cilalanırsa konsol oyuncularının kaçırmaması gereken bir oyun çıkabilir ortaya. Oyunlarını yarım bırakmak ile ilgili kötü bir şöhrete sahip olan Hi-Rez, ilk kez bir ürününe tüm tutkusunu vermiş gibi görünüyor. Yani oyuna bir şans vermekte fayda var diye düşünüyorum.

SON KARAR

Hi-Rez Studios bu kez bildiğini okumuş ve sonuç ilerisi için umut vaat ediyor. Ama alınması gereken biraz daha yol olduğu da kesin.

Rogue Company
Yakışıklı değil ama sempatik
6.5
Artılar
  • Silah pazarı
  • Farklı karakter seçenekleri
  • Tamamen ücretsiz
Eksiler
  • Hantal mekanikler
  • Akılda kalıcı harita eksikliği
  • Toksik oyuncu topluluğu
YORUMLAR
mescut
13 Ekim 2020 06:42

Oyunu 5 saat kadar oynadım, az çok önceden birkaç videosunu da izlemiştim, ben izlerken Uncharted 4 Multiplayer'ına çok benzetmiştim, oynanış olsun, mekanikler olsun, haritalar olsun, birkaç perk olsun, Gears'tan daha çok Uncharted 4 gibi, oynayanlar bilir Uncharted 4'ün aktif bir shop ekranı var, oradan ekstra özellik alınabiliyordu, silahlar da bu şekilde maç öncesi, maç içerisinde slotlarda ekstra özelliklerle eklenebiliyordu, oyun gözümde Uncharted 4 çakmasıydı ama daha farklı bir yön vermişler, daha e-spor haline getirilmeye çalışılmış, ben çok beğenmedim oyunu ama yazıyı yazan arkadaşın tam tersi düşünüyorum, pc için konsol oyunu tasarlanmış gibi geldi bana, pc'de denemleyemedim ama bana daha çok alın size pc'ye Uncharted getirdik gibi gelmişti ilk beta videolarını izlerken...

zikinu
13 Ekim 2020 05:44

Hi-Rez in şöhreti niye kötü ki? Smite gayet güzel, Paladins de Overwatch’tan iyi ve ücretsiz. Zamanında Tribes: Ascent i yapmış olduklarını da unutmayalım.

mescut
zikinu
13 Ekim 2020 06:34

Paladins Overwatch'tan daha iyi demeseymişin iyi olurmuş... =) Bana göre Overwatch çok daha iyi bir oyun ama Paladins'in de açık bir "benzerliği" var gibi, bir ara karakterlerin fotoğraf karşılaştırması bile "benzerliği" ortaya koyuyordu...


Parolamı Unuttum