Assassin's Creed Valhalla - Yeni Vikinglere Tavsiyeler

Ben ettim, sen etme köşesi

Hoş geldin çekirge suikastçı. Belki Assassin’s Creed serisine çok aşina değilsin, bir yerden başlamak lazım dedin de attın kendini Valhalla’ya. Belki de her şeyi biliyorsun, en acayip süper sen biliyorsun ve buraya sadece nelerin eksik olduğunu görmeye geldin. Biz ayrımcılık yapmayız. Herkese aynı ipuçlarını veriyorum. Buyurun bakın:

> Norveç’te çok vakit harcamayın. İşte az materyal kasayım falan… Bırak kardeşim taş kırmayı, taş ocağı mı burası? Senin işin Britanya’da, çabuk. Kış kış! (Geri döneceksiniz buralara, hadi canım, yallah.)

> Yerleşkenizi kurduğunuzda ilk işiniz Assassin bürosunu kurmak olsun. Benim gibi gidip de ahır kurmayın. Ama ahırınızı kurar kurmaz da bineklerinize yüzme öğretin.

> Kapüşonunuzu örter örtmez kendinizi ortalık yere atmayın. Altı üstü bir kapüşon yani, görünmezlik pelerini değil bu. Ama herkesle savaşmak durumunda da olmadığınızı ve kaçabileceğinizi unutmayın. (Vikinglik onuru ayaklar altında…)

> Kırılabilir şeyler ilk bakışta çok bariz değiller. Bir evin çevresinde dört dönüp, “Ulan buraya nereden giriliyor yaa?” diye çıldırmanın, kilitli kapıları dövmenin âlemi yok. Orada ok ve yayla kırılmayı bekleyen derme çatma bir tahta duvar, pencere falan vardır kesin.

> Oklarınızı attığınız yerde bırakmayın. Gidin toplayın geri. Bir ok kolay mı yapılıyor? Yani evet sağda solda toplanabilir oklar var ama ucuzculuk hayat kurtarabiliyor bazen.

> Ucuzculuk demişken, ilk başlarda zırhınızın, baltanızın seviyesini yükseltmeye değil de ok ve erzak çantalarınızı genişletmeye bakın. Dışarıdan yemek yok öyle! Evde ne güzel geyik etimiz var. Saklama kabına koyun, alın yanınıza.

> Mantarlar ilginç bir mekanik. Ve evet, isterseniz Google’dan bakabilirsiniz çünkü gerçekten yenilebilir ve yenilemez mantar türlerini eklemişler oyuna. Ama biraz oyunluğu da var yani. Örneğin kış şantarelleri (craterellus tubaeformis) düz enerji verirken mor russulalar (russula atropurpurea) adrenalin barınızı dolduruyor. Kafa bulmalı mantarlar için ise biraz daha dolaşmanız gerek.

> Sonsuz meşale tanrıları için! Oley, oley, oley!! Sonsuz meşaleniz olduğunu, bu meşaleleri fırlatabildiğinizi ve bir şeyleri yakıp yok etmek için, bir yerlere girmek ve düşmanlara zarar vermek için kullanabileceğinizi unutmayın. Bildiğin meşale tuşuna basıyorsun, meşale çıkıyor. At. Bas. Yeni meşale. At. Bas…

> O uçan kâğıtları görüyor musunuz? İşte dövme yaptırmak hiç bu kadar sinir bozucu olmamıştı. Dövme modelleri var üstünde, çılgın gibi peşinden koşmalık bir şey yok yani.

> Farklı düşman sınıflarının farklı özellikleri var. Örneğin kimisi suratınıza kum atıyor, bundan kurtulmanın tek yolu da kalkanla dövüşmek. (Ya da ben başka bir yolunu bulamadım. En acayip süper bilen arkadaş yazsın yorumlara.) Ve hayır, bu düşmanlarla karşılaşmak için oyunun iyice içine girmeniz de gerekmiyor. Birine dalmadan önce uzaktan bir bakın, tanımaya çalışın.

> Erkenden Zealot’lara falan dalarsanız işiniz zor. Ama diyelim ki delisiniz, belalısınız ve böyle bir şey yaptınız; arkadaşı su kenarına çekip yağma ekibinizi çağırabilirsiniz. Odin yardımcınız olsun.

> Balık tutmak için illa ki olta lazım değil. Al bir yağ küpünü. Yak ucunu. Salla göletin içine. Ama olur da bunu yaparken kendinizi ateşe verirseniz başsız tavuk gibi koşuşturmayın, yerde yuvarlanın ki sönsün alevler.

> En nefret ettiğim özellik Valhalla’ya gelmiş bulunmakta. Yok, efendim bu düşmanı bacağından oklamak makbul, yok bunu kolundan. Neyse, siz aklınızda bulundurun gene. Turuncu parlayan yerden vurun.

Sonuç itibariyle Valhalla’da dikkat etmeniz gereken şey çok. Fakat hepsini de benden beklemeyin. Ben boşuna mı ilk girdiğim manastırın ortasında oksuz ve böğürtlensiz kaldım? Az da siz zorda kalın, ne var? Şaka şaka. Kalmayın diye yazdık işte, bu liste sizi bir 20 saat idare eder. Gerisi de spoiler.

YORUMLAR
Parolamı Unuttum