Beleşçinin NBA 2K22 Rehberi

NBA 2K22’de mikro ödemelere bulaşmadan hayatta kalmanın yolları :)

Son yıllarda EA'in NBA Live serisine yeni oyun çıkarmaması nedeniyle piyasada tek bir alternatif kaldı; basketbol severler yollarına NBA 2K serisiyle devam etmek durumundalar. Haliyle, her yıl "Bakalım bu sefer bir değişiklik var mı" diye şanslarını deniyorlar. Yenilikler gelse, oyun değişim geçirse de değişmeyen bir yönü de oluyor: Mikro ödemeler. Dolayısıyla hem ekstra harcama yapmayayım hem de zevkle oynamaya devam edeyim diyenler için işler biraz çetrefilli bir hal alıyor. Lakin pes etmemiz söz konusu olamaz, öyle değil mi sevgili Oyungezerler? Öyle ya da böyle, bir yol bulunacak; o ekstra harcamalar yapılmadan yola devam edilecek.

İşte yazımızın konusu tam olarak bu, bir beleşçi NBA 2K dünyasında nasıl ayakta kalır :) Bütün detayları tek bir yazıyla aktarmak mümkün olmasa da elimden geldiğince ana hatlarını sunmaya çalışacağım. Umarım, aranızda birilerine bir faydası dokunur…

Oyuna vakit ayırın

Eğer NBA 2K’ye ekstra nakit yatırmak istemiyorsanız bunu ekstra vakit ile telafi etmeniz gerek. Zaten 2K’in sistemi bu temel mantık üzerine kurulu; parayı verenlerin at koşturduğu yerde sizler aynı noktaya ulaşabilmek için onlarca saat harcamak zorundasınız -ki bunun hiç de adil bir şey olmadığı konusunda hemfikiriz. Ama bu can sıkıcı tabloya rağmen, en azından yeterince zaman harcadığınızda ve bu zamanı doğru yerlerde, akıllıca kullandığınızda bu nahoş durumdan bir nebze sıyrılabiliyorsunuz.

Diyelim ki bir paket satın almak istiyorsunuz. Bunun için oyun içinde 2 farklı para biriminden birini kullanmanız gerekiyor. Bunlardan MT oyunda yaptığınız aktivitelerle ve oyun içindeki pazarda yaptığınız alışverişle elde edilebiliyorken, VC hem oyundaki faaliyetlerinizle elde edilebiliyor hem de VC paketleri satın alınarak (Farklı sitelerde MT satışı yapıldığına da denk gelebilirsiniz, ben oyunun resmi paketlerini esas alıyorum). İşte siz de “para var huzur var” tayfası gibi paranızı VC paketlerine akıtmak istemiyorsanız; yerine göre ekstra 10-15, kimi durumlarda da 40-50 maç yapıp VC veya MT biriktirebilir, paketleri bu şekilde satın alabilirsiniz. Aynı durum MyCareer modunda oyuncunuzun özelliklerini geliştirmek konusunda da geçerli; birileri parayı bastırıp oyuncusunu 90-95 ortalamaları çıkarır, kimileri de bizim gibi onlarca maç yapıp 80 ortalamalarla yetinir; ama yapacak bir şey yok.

Oyuna vakit ayırma başlığında belirtilebilecek bir detay da her gün oyuna girmenin sağlayacağı avantajlar. Kariyer modunda, karakterinizin mensup olduğu grubun sembolünü ziyaret ederek ve MyTeam modunda da günlük giriş yaparak o günün ödülünü alabiliyorsunuz. MyTeam modunda haftanın tamamında giriş yaptığınız takdirde ödül çarkını çevirip ekstra bir ödülün de sahibi oluyorsunuz.

Oyuna zaman ayırdıkça elbette hem eliniz ısınıyor hem oyuncularınız gelişiyor hem topladığınız kartlar artıyor. Özetle para harcamadan ilerlemek için en temel yol diğerlerine göre oyunda daha fazla zaman geçirmek.

Lüzumsuz satın alımlardan kaçının

Paketlerden ve karakter özelliklerini geliştirmekten bahsetmişken bu noktayı da belirtmeden olmaz; lüzumsuz şeylere para harcamaktan kaçınmak en mantıklısı. Oyuncu paketlerinde nadiren beklentilerinizi karşılayan içerikler çıkıyor, dolayısıyla olabildiğince az satın alın (hatta hiç almasanız da olur). Bunun yerine doğrudan doğruya istediğiniz oyuncu kartlarını satın almaya odaklanabilirsiniz. 15.000 birim verdiğiniz paketten 70-75 ortalamalı bir oyuncu kartı çıkmasının hayal kırıklığını yaşamak yerine, söz gelimi 3-5 bin birim harcayıp 90 ve üzeri ortalamaya sahip kartlar satın alabilirsiniz.

Mesela şu arkadaş gibi alışverişe koşmayın :)

Ayrıca kariyer modunda oyuncunuzun giyimine kuşamına para harcamaktan da mümkün mertebe kaçınmak en doğrusu. Sonuçta bir tshirte, bir ayakkabıya 20.000 birim ödemenin neresi mantıklı ki? Paket satın almak, giyim kuşama para harcamak yerine karakterinizin ana özelliklerini geliştirmeye odaklanabilirsiniz.

Locker Codes candır

NBA 2K için sık sık locker codes paylaşılıyor. Bunu düzenli bir şekilde takip ederseniz, oyuncu veya ekipman paketlerinden oyun içi paraya kadar pek çok şey elde edebilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey Hub’daki locker codes alanına bu şifreleri girmek, o kadar. Eğer şansınız yaver giderse bu paketlerden çok iyi oyuncu kartlarına ulaşabilirsiniz, geçmiş tecrübelerimden bunu rahatlıkla söyleyebilirim :)

Dolayısıyla, bir gözünüz mutlaka kod listelerinde olsun. Bu listeleri oyunun sosyal medya hesaplarından ve oyun içindeki duyurulardan takip edebilirsiniz. Ayrıca, bu kodları düzenli olarak listeleyen siteler de mevcut.

Rekabetçi mücadeleler canınızı sıkabilir, tek kişilik modlarla ilerleyin

Parasallaştırma meselesi rekabetçi mücadeleleri de sinir bozucu hale getirebiliyor (özellikle MyTeam rekabetçi mücadeleleri). Evet, belki sizler benim gibi yeteneksiz değilsinizdir, çok iyi oynuyorsunuzdur. Ama yine de siz uğraşıp didinip güç bela eli yüzü düzgün bir kadro kurmuşken karşınızdakinin yıldızlar karmasıyla şov yapmaya başladığını görünce canınız sıkılabilir. Bu yüzden, en azından tam anlamıyla kendinizi hazır hissettiğiniz zamana kadar tek kişilik modlarla devam edin derim.

MyCareer kısmında tek kişilik rekabetçi maçları da benzer sorunlardan mustarip, ama orada en azından takım oyunlarında bu sorunu kısmen geride bırakıyorsunuz, orada şansınızı deneyebilirsiniz. MyTeam bölümünde yeterince içerik sunuluyor, rekabetçi mücadelelere girmeden de yıl boyunca oynamaya devam edebilirsiniz. Mesela Triple Threat Online’a mahkûm değilsiniz, Triple Threat Offline var. Domination var. Günlük, haftalık, sezonluk Challenge’lar var. Dolayısıyla pek de eksiklik duymuyorsunuz.

Ve diğerleri…

Biraz da ufak ama faydalı olduğunu düşündüğüm noktalardan bahsederek toparlayayım yazıyı artık:

> Mesela, MyTeam modunda oyuncularınızın kontratı bittiğinde ve elinizde yeterli kontrat bulunmadığında, Domination kısmında veya kadro seçim ekranında kontrat satın almaya kalktığınızda ödemeniz istenen tutarla Triple Threat kısmında istenen tutar arasında fark var; oyuncularınızın kontratlarını Triple Threat menüsünde güncellemek daha avantajlı, bu yolu tercih edin.

> MyTeam modunda elinizden geldiğince günlük görevleri tamamlamaya çalışın. Bunun haricinde haftalık, sezonluk, tematik vs görevleri de yapmaya özen gösterin. Oyuncuya, takıma, pozisyona özel görevlere de mutlaka göz atın. Böylece bol bol tecrübe puanı toplayabilirsiniz. Örneğin, geçtiğimiz haftalarda “Alter Ego” temalı kartlar ve görevler vardı; bu kartlardan birkaç tanesini toplayıp Alter Ego temalı görevlerin en azından yarısını tamamladığınızda sezon içerisindeki seviyenizi rahatlıkla 5-10 basamak yukarılara taşıyabiliyordunuz. Keza geçen hafta Moments görevleri de fena puanlar sunmadı. Benzer şekilde o sezonun sunduğu Triple Threat Offline ve Domination görevlerine de göz atın mutlaka, bunlar da hızlı XP toplamak için güzel fırsat sunuyorlar. Şu an 2. Sezon içerisindeyiz ve her Domination galibiyeti size 300 XP kazandırıyor mesela. Toplamda 20 maçlık bir görev grubu oluşturulmuş, dolayısıyla sadece buradan bile 6.000 XP topluyorsunuz. Görevler tecrübe puanlarının yanında bir de ekstra ödüller sunuyor, onlar da işin cabası.

> MyTeam’de hem Starter olarak seçtiğiniz oyuncuya hem Triple Threat için kurduğunuz 3’lüye hem de ana kadronuza dair tercihleriniz oyunda ne kadar hızlı ilerleyebileceğinizi belirleyen etkenlerden. Size uygun tarzı bulup buna uygun oyuncularla ilerlemek zaten akla ilk gelecek yol elbette. Ama yine de genel geçer bazı formüller de işinize yarayabilir. Mesela TT üçlünüzde şöyle kalıplı, sağlam bir pivotla pota altını kapatmak, onun yanına da dış atışlarda iyi 2 oyuncu ilave etmek buradaki maçları hızlı bir şekilde sonuçlandırmanızı sağlayabilir. Ya da pivotunuzu da leblebi gibi üçlük atanlardan seçersiniz, göz açıp kapayıncaya kadar maçı tamamlarsınız :)

> Mümkün olduğunca aynı oyuncularla oynamanın sağladığı avantajlar da var. Hem oyun içerisinde puan kazanıp ilerleme sağlıyorlar hem de elinizdeki badge ve ayakkabıları bunlarda kullanıp odaklanmanız mümkün. Bunun dezavantajıysa daha sık kontrat yenilemek zorunda kalmanız.

> Kart alışverişi konusunu da boş geçmeyin. Elinizdekileri satmak istediğinizde oyunun otomatik teklif ettiği fiyatı kabul etmek yerine piyasadaki ortalama fiyatı dikkate alın. Satın alacaklarınız için de şöyle bir formül kullanabilirsiniz. Genel satışlar içerisinde o oyuncu kartı için verilen en düşük fiyatı not edin ve o fiyat çevresinde bir fiyata satın almaya çalışın.

> Eğer vaktiniz varsa, yapabiliyorsanız benim gibi liste hazırlamayı düşünebilirsiniz. Hem elinizdeki kartları derli toplu görme imkânınız olur hem alışverişleriniz için işinize yarar hem de görevleri takip etmek için kullanabilirsiniz.

>  Her ne kadar 'reklamlar' meselesi eleştirilebilecek bir konu olsa da, 2KTV haftalık yayınlarını izleyerek ve buradaki soruları cevaplandırarak da ödüller (oyun içi para, paketler vs) elde edebilirsiniz.

Bitirirken belirtmiş olayım, elbette ben bu işi çok iyi yaptığım iddiasında değilim; ama hiç ek ödemeye bulaşmadan ve bütün yeteneksizliğime rağmen yıl boyunca keyifle NBA oynamaya devam edebilmemi sağladığına göre, bu formüller en azından benim için işe yarıyor demektir :) Umarım sizlere de bir faydası dokunur. Şimdilik benden bu kadar sevgili Oyungezerler.

YORUMLAR

Minecraft, 1.18 Güncellemesine Hazırlanıyor

Yeni snapshot geldi

Minecraft, 1.18 Güncellemesine Hazırlanıyor

Chorus’tan 8 Dakikalık Bir Oynanış Videosu Paylaşıldı

Çıkışına 1 hafta kaldı

Chorus’tan 8 Dakikalık Bir Oynanış Videosu Paylaşıldı

Önümüzdeki hafta oyun severlerle buluşmaya hazırlanan Chorus, uzayın o uçsuz bucaksız derinliklerinde geminizle süzülüp sağa sola ateş yağdırdığınız bir macera vadediyor. IGN, 8 dakikalık bir oynanış videosuyla bizleri nelerin beklediğine dair bir kesit sundu:

Oyunda, daha önce Circle’ın en ölümcül savaşçısıyken sonrasında birkaç konumuna düşen Nara adlı pilotu yönetecek; Circle’a karşı direnişi örgütlemeye çalışacağız. Videoda da Nara’nın gemisi Forsaken ile ne tür aksiyonlara gireceğine dair bazı örnekleri görüyoruz.

Bu türden fazla da alternatif yok, o yüzden türü sevenlerin radarlarına girdiğini düşündüğüm bir oyun Chorus; 3 Aralık’ta oyun severlerle buluşacak. Başarılı olur mu olmaz mı, önümüzdeki haftadan itibaren hep birlikte göreceğiz.

Valheim'a Yeni Zorluk Seçenekleri Gelecek Mi?

Geliştiricinin bu soruya bir cevabı var

Valheim'a Yeni Zorluk Seçenekleri Gelecek Mi?

Parlak dönemlerini geride bırakan Valheim hala kendisine has bir oyuncu kitlesine sahip. Şimdiye dek ücretsiz güncellemeler ile oyunu ayakta tutmayı başaran Iron Gate Studios, "daha zor" bir Valheim isteyen oyuncuların isteğini de kırmayacak gibi görünüyor.

Oyuna gelecek yeni güncellemelerden ve ek içeriklerden bahseden Iron Gate Studios, Valheim'ın yeni zorluk seçeneklerine kavuşabileceğini vurguladı. Şu anda bu fikir üzerinde konuştuklarını ifade eden geliştiriciler, bu değişimin ne zaman gelebileceğini ise belirtmedi.

Valheim'ın bir sonraki ek paketi olacak Mistlands, oyuna dağ biyomlarını ekleyecek. Şimdilik net bir çıkış tarihi olmayan ek paketin hala geliştirilme aşamasında olduğunu belirten yapımcılar, yeni mob'ların da oyuna ekleneceğini ifade etti.

Darkest Dungeon 2 - Erken Erişim İnceleme

Ne istiyoruuuz?! Bezmeeek!!!

Darkest Dungeon 2 - Erken Erişim İnceleme

Bir insan neden Darkest Dungeon oynar? Ya size ciddi söylüyorum, bu oyunu bitirdiğimde bile bir kazanmışlık hissiyatı hissetmiyorum. Biten her bölümle birlikte “Çok şükür bugün de ayaktayız. Elimiz kolumuz kırık; paramız yok. Moralimiz yerlerde ve herkesten nefret ediyoruz ama yıkılmadık. Belki biraz yan duruyoruz ama olsun, buna da şükür!” modunda bir öbürüne başlıyorum. Ama bırakamıyorum da…

İkinci oyunda bu korkunç hissiyat kırka, hatta elliye katlanmış. Ha bu senin açından iyi bir şey galiba diyebilirsiniz ama değil. Çünkü doğru yerlerden katlanmamış. Bunu da aslında oyunu oynadıktan sonra biraz nadasa bıraktığımda, üstüne biraz düşündüğümde fark ettim. İyi ki de incelemeyi hemen peşinden yazmamışım. Hemen anlatayım.

Ölmek var, dönmek yok!

Ya şimdi böyle diyorum ama Darkest Dungeon II’nin erken erişimde olduğunu da eklemekte fayda var. Aslında benim burada yakındığım birçok şeyin de beğendiğim şeylerin de ileride değişmesi muhtemel. (Ki bir kısmı değişecek de ama o noktaya sonra değineceğiz.) Darkest Dungeon’ın ilk oyununu çıktıktan çok sonra oynadığım için çok nail olamadım ben ama o dönemde de benzer şekilde bir sene kadar bir değişim ve cilalama sürecinden geçmiş oyun.

Şimdi de aynı şeyin olması çok muhtemel. Yine de oyun Darkest Dungeon’lığından bir şey kaybetmeyecektir. Hazır olun.

İlk oyundan en büyük farkı artık tek bir hat üzerinde ilerliyor oluşumuz. Bir kere yola atıldınız mı geri dönmek falan da yok öyle. Hatırlarsınız, ekibin durumu vahim bir hal alırsa girdiğiniz zindanı terk edebiliyordunuz. İşte unutun onu. Ya sonuna kadar gideceksiniz ya da baştan başlayacaksınız. Ki… Bu da fazladan bir stres katmanı katıyor Darkest Dungeon II’ye.

Fakat bu tek yolda ilerlemenin şahsen beğendiğim bir özelliği de oldu. O da karakterleriniz daha bir kıymete biniyor. Her ne kadar bir bölümde oyun dışı kalan karakter bir sonraki handa geri de dönse onları kaybetmeme isteği bir stres katmanı daha ekliyor. E tabii bir de karakterlerin kendi stresi var ki, burada işler biraz stres çığına dönüşmeye başlıyor.

Bana yedirdiğin kurabiyelere yazıklar olsun!

Bakın, ben strese girdikçe yiyorum. Karakterler strese girdikçe de yiyorum. Darkest Dungeon II’de mühim olanın fiziksel sağlık değil de stres olduğunu çözene kadar yediğim üstü çikolatalı kurabiyelerin haddi hesabı yok.

Evet, öldüm öldüm dirildim ve Plague Doctor’ın “Ounce of Prevention” yeteneğini bir kere bile kullanmadım. Neden? Çünkü ben baskı altında düşünemiyorum! “Dismas’cığım beni terk etmeğğ,” diye dolanıp duruyorum.

Yahu tamam! Adamın stres seviyeleri tavanı delmiş! Bir el atsana, hala eline bandaj tutuşturuyorsun!!

Neyse, anlayacağınız karşılaşmaların doğasındaki en büyük değişiklik bu olmuş. Oyun yola çıkma mantığıyla işlediği için bir karşılaşmadan öbürüne giderken atlı arabada iyileşiyorlar. Ama stresle sizin başa çıkmanız lazım. Karakterlerin stres seviyeleri mühim; çünkü stres sadece kendi psikolojik durumlarını değil aralarındaki ilişkileri de etkiliyor.

Aralarındaki… İlişkiler… Derken… :)

Evet ya, aralarındaki ilişkiler. Aslında dışarıdan bakınca en büyük değişiklik bu gibi görünüyor. Karakterler kendi aralarında birbirlerinden hoşlanabiliyorlar ya da nefret edebiliyorlar, arkadaş olabiliyorlar, birbirlerini kıskanabiliyorlar. Ve aralarındaki ilişkilere göre de birbirlerine arka çıkabiliyor ya da birbirlerinin önünü kesebiliyorlar. Harbiden önüne falan atlıyor yani, “Ben yaralıyken onu iyileştireceksin ha! Al sana, iyileştireme!” diye.

Ama bu ilişkiler üstünde direkt etkiniz çok az. Karşılaşma başlarında seçtiğiniz “moral” konuşması ve stresten ibaret. Hatırlarsınız, stres seviyesine göre karakterler kalıcı mental hasarlar falan alabiliyordu ya da daha dayanıklı hale geliyorlardı. Mümkün mertebe stres seviyelerini çok yükselmekten alıkoyup aralarındaki ilişkilerin çok korkunç bir hal almamasını ummanız gerekiyor. Bu da stresli bir iş.

Bir kontrol illüzyonu

Darkest Dungeon II ilk elime aldığımda patır kütür ölmeme rağmen gayet eğlenceli gelmişti. Yani evet, gerçekten kötünün iyisine boyun eğerek, cepteki bozuklukları sayarak oynanan bir oyun ama kendince bir albenisi var onun da. Fakat üstüne düşündükçe Darkest Dungeon II’de kontrol edemediğim çok şey varmış gibi gelmeye başladı. Bu da biraz canımı sıktı açıkçası.

Neden çıktığım yoldan geri dönemiyorum? İşler iyice çığırından çıkınca kapatıp baştan başlamak ya da bir umut hallederim diye zorlamak ve yine de ölmek insanın zoruna gidiyor. Biraz da hep en kesin adımı atmak zorunda bırakıyor insanı. Yahu bu oyun? Ben biraz deneysel oynamak istiy--Hop! Gene öldüm. Hadi baştan...

Bunu dengelemek, süreden kısmak için yol üstündeki karşılaşmalara beş tur sınırı koymuşlar. Dostum... Altı tur olsa ya da tur sıralaması lehime gelse kazanacağım kaç karşılaşmayı öyle heba etti beş tur kuralı. Hem savaştım hem strese girdim hem eşya kullandım... Hem de kaybettim çünkü tur sayısı bitti. NEDEN?!

Neyse, sonuç itibariyle Darkest Dungeon II’nin daha birkaç fırın ekmek yemesi lazım. Ama bu başka bir oyunda olabileceği kadar büyük bir sorun değil; nitekim Darkest Dungeon II erken erişimde. Yani oyunun henüz tam rayına oturmadığını yapımcısı Red Hook Studios da farkında. Ta yazının başında dediğim gibi, ben bu incelemeyi yazarken geleceği açıklanan birçok yeni mekanik de var. Oyunun tam halinin daha farklı olmasını bekleyin yani.

Ama göreceğiz bakalım bu değişiklikler ne yönde olacak, hangi mekanikler değişecek. Tüm bunları göz önünde bulundurarak, Darkest Dungeon II erken erişimde zaman dökülesi mi? Her şeye rağmen evet. Sonuçta baştan sona oynamanızı engelleyecek bir problemi yok. Yine de taktiksel açıdan ilk oyundan çok farklı bir yol izlediğini göz önünde bulundurmak gerek.

İkinci Görüş - Can

Ya aslında ben çok heyecanlıydım Darkest Dungeon II için. İlk oyunu 200 saat oynamışım -ki daha da oynarım yani. İlkini böyle oynadıysam ikincisini daha da ne biçim oynarım diyordum ki... biraz hevesim kursağımda kaldı.

Öncelikle bu tarz geçişlerde genellikle tasarım stilinin değişmesi, grafiklerin 2 boyutludan 3 boyuta geçmesi falan sıkıntı olur. Darkest Dungeon II’nin problemi bu değil. İkinci oyunun görselliği ilk oyunu cebinden çıkarır; animasyonlar, karakterlerin boydan basıklığının gitmiş olması falan muhteşem olmuş. On üzerinden on beşlik olmuş animasyonlar!

Yapımcıların öncekini taklit etmek yerine yeni ufuklara doğru yol almasını anlayışla karşılıyorum ancak Darkest Dungeon II’nin birçok mekaniği, oynanışı “Böyle bir konseptimiz ve fikrimiz var ama anca temelini atabildik daha” seviyesinde çalışıyor hissi veriyor ne yazık ki.

Ayrıca token sistemi falan güzel olmuş, iyi olmuş ama ilk oyunu bu kadar oynamış olan ben bile “Bu sembol neydi şimdi? Bu ne yapıyordu?” şeklinde kafa karışıklığı yaşadım; yani çok zor da bir şey değil, biraz daha kullanıcı dostu haline getirseniz tamamdır şu ikonları ve açıklamaları. İlla bu kadar ketum olmaya gerek yok, illa wiki açmadan da oynayabilelim şu oyunu, değil mi? Bu kadar ketum olmaya gerek yok, illa wiki açmadan da oynayabilelim şu oyunu, değil mi?

Bütün bunlara rağmen kapıyı DDII’nin suratına çarpmaya içim elvermiyor; özellikle de ilk oyunun kendini nasıl yoktan var ettiğini bizzat gördüğüm için bu eksiklerin zaman içerisinde kapanacağını ve DDII’nin eldeki kemiklerin üzerine etli butlu bir oyun inşa edeceğini umuyorum. O yüzden şimdilik pas geçseniz de olur ama gözünüzü ilerisi için üzerinde tutun derim kesinlikle. Hadi Red Hook, gözünü seveyim umudumuzu boşa çıkartma...

Ben Ettim Sen Etme Köşesi

Eveeet, dediniz ki ben de oynarım Darkest Dungeon II. Hatta senden iyi oynarım. Gör bak, şimdi oynuyorum. Ve yıktı sizi DD II. Önünüze bir kozmik düşman çıkardı, yok oldunuz. Ağlamayın canım, biz boşuna ölmedik yetmiş beş defa. Hemen yolu gösteriyorum. (Ha bir yamada alt üst olabilir buralar. Malum, erken erişim. Yapacak bir şey yok...)

  • STRES!! - Bakın. Bence ilk puan yatırımını Plague Doctor’un “Ounce of Prevention” özelliğine yapın ve bol bol kullanın. Laudanum da stoklayın yanınıza. Ve kullanın o aldığınız şeyleri!! (Yol üzerinde stres attıracak bir durak eklenecekmiş aralık ayında bir yamada. Bekliyoruz efenim.)
  • O “engeller” var ya, onlara çarpın. - Evet, evet. Hani at arabasıyla yola çıktınız; yolda çer çöp, yaprak, odun… Ne görürseniz çarpın. İçinden eşya çıkıyor. Evet, bence de saçma. Yani ben meşalem söner, arabam zarar görür vesaire diye çarpmıyordum ama meğer…
  • Sarı tuğlalı yolu takip et! - Hangi bölge türünü tercih ederseniz edin, sarı yollar her zaman daha kolay olacaktır.
  • Loathing de ne ola?! - “Loathing” nefret demek. DD II söz konusu olunca bu nefret, sol üst köşede görebileceğiniz bir sayaçla ölçülüyor ve genel olarak karakterlerin her şeyden ve herkesten nefret etmesine yol açabiliyor. Bazı yollar bu sayacı düşürüyor, tercih etmekte fayda var.
  • Can alıcı saldırılar kulanın. - Bu ne yahu, bütün saldırılar can almıyor mu? Yani, alıyor. Ama “bleed” ve “blight” özelliği olan saldırılar, sıra her o düşmana geldiğinde fazladan belli bir hasar veriyor. Uzun vadede çok fark ediyor.
  • Oğlum! Boğazlamayın lan birbirinizi!! - İlişkilerin önemli olduğunu söylemiştim. Kimin arası kiminle nasıl, gözünüz üstlerinde olsun. Karşılaşmaların başında seçtiğiniz replikler ilişkilere direkt etkinizin olduğu tek nokta. Uygun şekilde dağıtın ilişki puanlarını.

Artılar

+ İlk oyunun az değişiği bir devam oyunu gibi duruyor uzaktan, değil.
+ Sadece Darkest Dungeon’da olan o çaresizlik duygusu yine hâkim
+ 2D’den 3D’ye geçiş gayet olmuş bence
+ Karakter ve bölge tasarımları harika yine

Eksiler

- Dengesi bozuk çok mekanik var sanki ama erken erişim...
- At arabasını kullanmak çok mu zor yoksa ben mi beceriksizim?
- Bazı yazılar bug’lı, repliğin kendisi değil de koddaki adı görünüyor.

 

Parolamı Unuttum