Diablo II: Resurrected - Reign of the Warlock

NE DEMEK DIABLO II’YE YENİ SINIF GELDİ?!?

Eser: Hah, nihayet buldum seni.

Can: Hoş geldin Eser.

Eser: Olm kaç gündür seni arıyorum, nerelerdesin ya? Artık bulunmak istemediğini düşünmeye başlamıştım…

Can: Affet Eser, benim suçum değildi.

Eser: Senin suçun değil miydi? "D2R RotW ister misin, oynayacak mısın bak?" diye kanıma giren sen değil miydin olm? O gün bugündür Diablo II Resurrected oynuyorum, Warlock'umla dere tepe arşınlıyorum, yazmam gereken diğer oyunları bile ihmal ettim bu nalet şey yüzünden! Eski bağımlılığım nüksetti. Senin yüzünden, nasıl senin suçun değil ya??!

Can: Warlock… Evet evet, hepsi Warlock’un suçu, benim değil! Ben de Diablo oynayarak geçirdiğim günlerden saklanmaya çalışıyordum, güya kenara yığılıp birikmiş oyunları bitirmeye çalışıyordum…

Sırf bu yüzden günlerce uykuya bile direndim, zira uyuduğumda anılar da dönüyordu. Runeword yapacağım diye The Countess’ı farmladığım, Throne of Destruction’da Baal’a giden en kısa yolu aradığım anılar. Ya da rüyalar… Anılar… Hangisiyse, ayırt edemiyorum artık!

Neden tekrar Diablo II’nin pençesine düştük böyle? Bilmiyorum. Bu şeyler rüyalarda neden böyle gerçekleşir ki? Warlock beni çağırdı, ben de peşinden gittim. Bir sonraki zorluğa… daima bir sonraki zorluğa doğru.

Eser: Ne demek bilmiyorum? “25 yıl sonra Diablo II’ye yeni bir şeyler eklendi olm, ben beklemeyin!!!” diye bir gittin; gidiş o gidiş! Ayrıca sen niye böyle bi’ garip konuşuyorsun? Gözlerin de uzaklara falan dalıyor konuşurken. Şşşt! Aloo! Olm delireceksen de sonra delir, dergiyi bitiricez bak daha. Serpil ayın başına yetiştirelim artık diye darlıyor!

Can: Doğuya doğru gidiyorduk, dağların üzerinden, harap olmuş topraklara uzanan sonsuz çöllere doğru. Günler geçtikçe Warlock’un oynanışını da çözüyordum…

Eser: Onu iyi dedin bak ama. Ben başlarda hangi ağaçtan yürüyeceğime karar vermekte zorlandım aslında. Ben Summon seven adamım, World of Warcraft'ı yıllarca sadece Warlock olarak oynadım; iblislerim canımdı benim. Diablo II'de yüzlerce saatim var ama neredeyse tümü de Necromancer'da. O yüzden ilk önce bunda da demon çağırayım, ben arkada takılayım, o önde iş yapsın diye düşünür gibi oldum. Ama sonra büyü ağaçlarının ne kadar güçlü olabileceğini hissedince seçimimi Fire'dan yana kullandım. Ha yine öne zayıf bir demon atıyorum Decoy olsun diye ama onun dışında Fire'ın çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Ateşe karşı dirençli tiplerle karşılaşınca da bakarız bir çaresine. Sen ne yaptın? Eldritch mi daha iyi, yoksa Fire mı sence? Şşşt, sana diyorum olm. Dalma lan uzaklara!!!

Can: Ha? Ney?

Ben başta biraz Chaos gittim. Miasma Bolt ve Miasma Chain güzel iş yapıyor. Özellikle Chain’i nasıl kullanacağını iyice çözünce grupları çok tatlı temizliyorsun. Sonra Nightmare ortasında Eldritch’e döndüm, o da apayrı bir dünya zaten. Blade Warp zaten elden düşme Teleport gibi, elindeki silahı fırlata fırlata ışınlanarak gidiyorsun. Echoing Strike’ı destekleyen yetenekleri de aldın mı da Shotgun etkisi yapıyor zaten, dağıtıyorsun direkt.

Şey de hoşuma gitti ama, silahı telekineziyle kullandığın için direkt zebellah gibi çift elli silahları kullanıp yanına kalkan / kitap ekleyebilmek de hoş. Stat’lardan gelen bonusu da bayağı bir coşturuyor tabii…

Eser: Biraz OP olmuş diyorsun yani öyle mi? Tabii böyle büyüleri yardıra yardıra ilerlemeye çalışırken mana işi biraz sıkıntı oldu. O yüzden ben de biraz Countess farmladıktan sonra Leaf yaptım, Stealth zırh çektim kendime, elim rahatladıktan sonra aktı gitti valla. Necro’yla oynarken bu kadar rahat hissettiğimi hatırlamıyorum hiç. Mephisto’ya gelene kadar ölüm nedir bilmedim bile -ki orada da tamamen kendi hatalarımdan kaynaklı öldüm. Genel olarak kendimi gayet güçlü hissettim. Warlock harbiden o güç fantezisini yaşatan bir sınıf olmuş, nerf yemez umarım.

Can:

Eser: Nerflemezler di mi bak, o kadar kastık ettik…

Can:

Eser: Aha gözler kaydı yine…

Can: O kurak ve çorak topraklardaki yolculuğumuz bitmek bilmedi. Tam olarak ne kadar süre geçti, emin değilim. Ama bizi takip eden bir çift göz vardı, omzumun hemen üzerinde; ne zaman oynamayı bırakacağımı merak ettiğini hissedebiliyordum.

En nihayetinde, yolculuk sona erdi. Son tepeyi de tırmandık. Tam altımızda hedefimiz duruyordu: Endgame’in asıl parladığı son zorluk, Hell. O gece Nightmare’da biraz farm yaptım. Tristram’dan Wirt’in bacağı ve Akara’dan aldığım Tome of Town Portal’la ineklerin diyarına giden geçidi açtım. Belki temiz çayır havasından ya da boyunlarındaki çanın sesindendi, bilemiyorum… Haftalardır ilk defa huzur içinde uyudum.

Ama bu sefer de rüyalar döndü. Bu rüyalar bana ait değildi; Warlock’a aitti.

Eser: NERF DİYORUM!!! WARLOCK DİYORUM!!!

Can: Ney nerf’ü ya? Yemez nerf falan. Diablo III ve IV’te millet kolaya alıştı ya, Diablo II neresinden baksan onlara kıyasla daha keskin bir zorluk ivmesine sahip. Warlock biraz da o ivmeyi yumuşatıyor yeni oyuncular için, o yüzden belki ufak bir iki ayar çekerler ama ciddi bir nerf yemez. Zaten Kicksin, Hammerdin falan da aşağı yukarı bu dengede karakterler. Warlock’ta biraz daha ulaşılabilir yapmışlar bunu -ki bence asıl mevzu Bind Demon’da bitiyor.

Nightmare’da gidip Hephasto the Armorer’ı bağladım kendime, bıraksam Hell’deki Diablo’yla kafes dövüşüne girip tokatlayacaktı. İnanılmaz bir tank potansiyeli var cidden ya. Üzerine bir de dedim ya hani, “ulaşılabilir yapmışlar” diye. Hah, güzel bir Aura’sı olan bir elite boss’u bağlarsan “Yanıma Insight’lı polearm’ı olan bir Mercernary alayım, aaa yine öldü bile!” derdin olmuyor. Hem paşalar gibi Aura’sını veriyor hem canı dahi gitmiyor 15 kişinin arasına girdiği halde. İnternette şu aralar “Hell’de Bind’ladığım Hephasto’nun tek zayıf noktası Warlock’umun HP’si” diye bir şaka yapılıyor, o şaka %100 doğru. Ki ben bak tek puan vererek böyle kullandım ettim, daha da puan versem gidip Uber Tristram’a bırakayım ALT+TAB yapayım, dönüşte Hellfire Torch’u yerden toplarım herhalde.

Eser: Valla benim ilgimi çekti. O önde takılsın, ben arkadan Echoing Strike spamleyeyim falan. O seviyelere gelirsem bunu bir denerim.

Ama asıl ben eklentiyle gelen yaşam kalitesi yeniliklerine bayıldım “Yav bunlar olmadan nasıl oynadık biz bu oyunu karşim!” diyesim geldi. Sandıkta rünlerin, cevherlerin falan ayrı sekmelere sahip olması ve müthiş düzenli biçimde kategorilenmesi nasıl da ihtiyaç duyulan bir yenilikmiş! Şimdi elinin altında olunca insan daha iyi anlıyor. Ya da mesela bu Loot Filter resmen devrim yaratan bir özellik bence, daha en baştan basit eşyaları, minnak iksirleri bile filtreledim. İlerledikçe filtrelerimin sayısını arttırdım, bir grup öldüğünde düşen onlarca eşya arasından gözle eleme yapmaktan çok daha efektif bir yol gerçekten de.

Can: Ya bunlar aslında zaten artık ARYO türünde standart hale gelmiş şeyler yıllar önce. Path of Exile yapıyor, Last Epoch yapıyor… Hatta çoğu Diablo II modu bile yapıyor bunu yıllardır. Mesela Project Diablo II bunları daha bile detaylı yapıyor, umarım oralardan esinlenmeye devam ederler. İşin asıl komik yanı… Ne Loot Filter’ın ne de Rune – Gem Stash’in hâlâ Diablo IV’te olmaması. Bakalım, Loot Filter geliyor gerçi ama hâlâ bir Rune Stash yapmamaları skandal resmen. Şu haliyle D2R’de bir tek Charm slotu olmamasına ayar oluyorum. O Charm’lar bütün envanteri işgal ediyor, yer kalmıyor hiçbir şeye; gıcık oluyorum!

Eser: Bak onu da çok doğru dedin, keşke hazır elleri değmişken ona da bir güzellik yapsalardı. Zaten kuş kadar envanterimiz var, onun da yarısından çoğunu dana gibi Charm’lar kaplayınca yere düşen güzellikleri toplamak için Town Portal’a başvuruyoruz eskisi gibi. Mesela bunu düşünememişler ama Chronicle gibi daha kapsamlı bir yenilik eklemeye de üşenmemişler.

Can: Ben o “Chronicle” mevzusuna mest oldum zaten. Bilmeyenler için anlatayım bak, resmî olarak desteklenmeyen ama tamamen topluluğun kendi organize ettiği Holy Grail diye bir oynama stili var. Hatta diablo2.io gibi çeşitli topluluklarda bunun kaydını tutmak için takip listesi bile vardır… Neyse, mevzu şu: Oyundaki BÜTÜN Unique, set ve Runeword’leri tamamlamaya çalışıyorsun. Tabii bunun oyun içi bir getirisi götürüsü yoktu. Bunu Chronicle altında direkt oyuna dahil etmişler ve karakterin üzerine Aura efekti, altın portal falan gibi ödüller de koymuşlar. Çok basit olmuş ama müthiş bir dokunuş bence. Hele böyle bu tarz şeyleri seviyorsan hadi şu Runeword’ü de yapayım, hadi şu seti de bulayım derken sana uğraşacak bir hedef de veriyor. Dur bir Pindle run daha yapıp geliyorum hemen…

Eser: Ya ben daha çok vanilya ve offline oynadığımdan çok detayını bilmiyorum, o yüzden sana danışacağım bir konu var. Terör bölgeleri muhabbeti gelmiş bir noktada, bu eklenti de onları elden geçirdi diyorlar. Ne değişmiş şimdi, bu muhabbet ne, onu da anlatsana.

Can: Öfff, yine Isenhart…

Eser: Ya bi’ dur az kaldı, soruma cevap ver…

Can: Dur, son bir tur daha döneyim…

Eser: Hayır, sonra dönersin ne döneceksen. Terör bölgelerini anlat bana!

Can: Ya nesini anlatayım, D2R çıktıktan sonra eklediler işte. Her saat başında belli bazı bölgeler terörize oluyor. İsimlerinin mor yazmasından anlıyorsun hangileri olduğunu. O bölgelerdeki düşmanların seviyeleri falan artıyor, daha zor hale geliyorlar. Exp kasmak için ideal, üzerine bir de Sunder Charm diye bir şey düşürüyorlar. Immune olan yaratıkların resist’lerini düşürmene yarıyor…

Eser: Eee, süper de, bunun nesini değiştirdiler bu eklentide?

Can: Önceden belli bir rotasyonla dönüyordu hangi bölgelerin terörize olacağı. Artık daha kontrol sahibiyiz. Worldstone Shard’ları kullanarak seçtiğin bir Act’i komple terörize edebiliyorsun artık. Herald of Terror titrine sahip yeni zorlu bazı yaratıklar geliyor sonra, bu Sunder Charm’lar falan artık onlardan düşüyor. Sonra terörize olmuş Act’in ana boss’unu kesersen de yeni bir heykelcik düşürebiliyorlar. Bu heykelciklerin beşini de toplayıp Cube’de birleştirirsen Colossal Ancients über boss’u kesiyorsun. Act V’teki Ancient’ların turbo takmış hali bunlar da. Bir sürü add çağırıyorlar, elemental hasarlar veriyorlar falan. Yenebilirsen de yeni Unique Jewel’lar düşürüyorlar tabii.

Eser: E güzelmiş ya. Bunca zaman sonra yeni bir karşılaşma, yepyeni boss fikri hoş olmuş bence. Tabii bunlar benim seviyemde henüz gerçekleştirebileceğim bir hedef değil. Sen hızlı oynuyorsun gerçi, denedin mi? Zor mu hakikaten?

Can:

Eser: JAH RÜNÜ MÜ ŞURADAKİ?

Can: NERDE?!?

Eser: …diyorum ki, zor mu Colossal Ancient’lar?

Can: Ya ne bileyim, bıraksan deniycem ama bırakmıyorsun ki! Hell’i daha yeni bitirdim ben Warlock’la. Önce biraz Cow Level falan farmlayayım, item base’i bakayım. Lo rune’u var mıydı bu arada sende hiç ya? Fortitude yapıcam da, düşmedi bir türlü.

Eser: E başka karakterle falan denemedin mi hiç? İlla Warlock olmasına gerek yok. Senin Druid yok muydu böyle yüksek seviyeli?

Can: Var. Da Warlock sardı pek bakmadım diğer karakterlere. Oyun Steam’e gelmişken sırf Achievement’lar için fi tarihindeki harddisk’imden Hardcore save’lerimi kurtarmaya çalışasım var ama sonra bir ara bakıcam ona artık…

Eser: Benim bu pakete dair en büyük sıkıntım fiyatı. Tamam, yepyeni bir sınıf eklendi ve bu gerçekten de büyük bir olay. Yaşam kalitesini artıran özellikler de bir hayli iyi. Ama Battle.net'te bile 999₺. Steam'den alayım desen zaten Infernal Edition almak zorundasın, o da 40$. Bana açıkçası yüksek geldi bu fiyat. Keşke bu Lord of Destruction gibi daha komple bir genişleme paketi olsaydı, yeni içerikler falan eklenseydi diye hayıflanmıyor değilim.

Can: Diablo II kitlesi biraz tutucudur, o yüzden çok fazla şey ekleyip purist tayfadan tepki çekmek istemiyorlar muhtemelen. Ki Reign of the Warlock’un Classic ve D2R’den ayrı bir sekmede yer alıyor olması da bu yüzden. Ha, fiyat daha ucuz olabilirdi, o konuda katılıyorum. 15$’lık bir güncelleme olsa çok daha kolay hazmedilirdi muhtemelen. Bu güncellemeyle biraz da nabız yoklayıp ona göre gelecekte daha fazla şey eklemeli miyiz diye bakacaklar diye tahmin ediyorum, tutarsa ileride dediğin gibi LoD tadında genişlemeler de görebiliriz gibi geliyor bana. Öte yandan, tek bir sınıf ve birazcık hayat kalitesi güncellemesiyle yine 100’lerce saat oynattı mı kendini? Oynattı. O yüzden aslında çok da şikâyet edemiyorum. D2R’yi sıfırdan alacaklar için Steam versiyonu tam ideal ayrıca…

Neyse, bitti mi merak ettiklerin Eser? Dönebilir miyim artık oyuna? Baal Run beni bekl—

Eser: Nıhıhı… hahahahaa….

Can: Aha bana derken kendi delirdi… Eser??

Eser: Tam olarak yapman gereken şeyi yaptın. Lakin, ben Eser değilim.

Can: Ya sen satır aralarına bir şeyler serpiştirip duruyorsun sürekli, hayırdır? Kimsin sen?

Diablo: BEN DIABLO’YUM. SEN İBLİSLERİ KENDİNE BAĞLADIN SANARKEN ASLINDA BEN SENİ KENDİME BAĞLADIM TEKRAR. ŞİMDİ AL BAKAYIM ŞU SOULSTONE’U, TAK KAFANA. YARIN YENİ LADDER SEZONU BAŞLIYOR, ORADA SIFIRDAN BİR DAHA KASARSIN. NIAHAHAH!

Can: Yoo… Yo, yo, yo… Ben bunu hak edecek ne yaptım?!??

SON KARAR

Warlock ve hayat kalitesi geliştirmeleri Diablo II’ye tekrar sarmak için yeterli sebebi veriyor. Ama fiyat olarak tuzu biraz fazla kaçmış. Steam’e sıfırdan giriş yapacaksanız tam paket biçilmiş kaftan ama sırf eklenti için alacaksanız… Diablo sevginize göre karar verin.

Diablo II: Resurrected - Reign of the Warlock
Çok İyi
8.5
Artılar
  • Warlock hiç sırıtmıyor, konsept ve oynanış olarak kendini kabul ettiriyor. Oynaması da eğlenceli hem.
  • Loot Filter ve Chronicle gibi yaşam kalitesi geliştirmeleri on numara. Dahası da gelir umarım.
  • Yeni Uber boss ve Terrorize sistemleri hoş. Oynanışı çeşitlendiriyor.
  • 26 senelik oyun ama hâlâ diğer bütün ARYO’ları cebinden çıkartıyor
Eksiler
  • Fiyatı biraz fazla.
  • İnsan elinde olmadan daha fazlasını istiyor. Bir Charm Inventory olsaydı bari?
  • Lobby sistemini hâlâ düzeltmediler ya…


YORUMLAR
Parolamı Unuttum