Nioh 3 - İnceleme

Çabuk, tomalar gelmeden!

Nioh 3… Artik Soulslike oyun incelemelerine nasıl giriş yapacağımı bilmemekten sık sık şikâyet ediyorum. Lakin bunun da ötesinde, sektör trendlerinden ve alt türünün suyunun çıkışından bağımsız ele alındığında bile kendisine yönelik bir eleştirel bakış açısı oturtmakta zorlandığım bir oyun oluyor kendisi. Zira hem Nioh 3’ü oynarken sıkılmadım, hem de seriye getirdiği yeniliklere baktığımızda Nioh 3’ün ikinci oyunun üzerine inşa ettiği şey sayısı, ikinci oyununun ilk oyunun üzerine yaptığı eklemelerden daha bile fazla. Buna rağmen Nioh 2 oynarken aldığım keyfi ben bu oyundan alamadım. Buna etkisi olan birkaç faktör var. Gelin oyunun hikayesini üstüne kurduğu çatışmaya kısaca bir bakalım (bir Nioh oyununun hikayesine uzunca bakacak halimiz yok çünkü) ve ardından bu faktörleri inceleyelim.

Oyun 1622 senesinde başlıyor. İlk oyundan hatırladığımız Tokugawa Ieyasu’nun torunu, Tokugawa Takechiyo rolündeyiz. Shogun ilan edilmemize ramak kala saray bir Yokai güruhunun saldırısına uğruyor. Dedemiz ve Hattori Hanzo’nun da yardımıyla iblisleri yara yara ilerlerken Tokugawa Kunimatsu’nun ihanetine uğruyor ve saldırının ardında da onun olduğunu fark ediyoruz. Çömez karakterimiz yanında aşırı güçlü kalan Kunimatsu’dan (siz becerinizle pataklamayı başarsanız bile) senaryo gereği dayak yiyip, hakkın rahmetine kavuşmak üzereyken karakterimizin bağ kurduğu koruyucu ruh Kusanagi araya giriyor ve bizi geçmişe, Sengoku dönemine yolluyor. Sengoku döneminden 1-2 kavgaya karışıp “sen bana bi’ yerden tanıdık geliyon” diyen dedemizle buluşuyoruz. Az ötesinde Li Naotaro isimli oyunun esas kadın kişisi ablamız “senin bu kıskanç kardeş Crucinite diye şeytani bir madde ile bu kadar güçlenmiş, buradaki ve diğer dönemlerdeki Crucinite salgınlarını ortadan kaldırırsın kendi zamanına döner yenersin” diyor ve oyunun zaman yolculuklarına uydurduğu kılıf bu şekilde ortaya çıkıyor. Nioh 3’ün kendi çapında bunun üzerine de koyduğu 1-2 ters köşesi var ama bunlar etkisi su gibi akıp geçen şeyler. Anlatının geneli de yine Japon tarihini sevip bilen, tanıdık bir yüz ve isim görünce “BİLDİM BİLDİM” diye bağırarak ekranı parmakla gösterecek insanlara referans coşkusu yaşatmak için yazılmış.

Kapalı Ayran, Açık Nioh

O yüzden hikâyeyi bırakalım, Nioh’u esas iyi yaptığı şeyler olan mekanikleri ve sistemleri için sevenler olarak işimize bakalım. Öncelikle Nioh 3’ün ilk iki oyunun üzerine koyduğu en büyük yeniliğe, yani oyunun parçalı açık dünya formülüne geçişine değinmemiz lazım. Nioh oyunlarında en çok şikâyet edilen şeylerden biri, oyunun parça parça ana görevler halinde tasarlanmış olması ve yan görevlerinde de bu ana görev haritalarını orasından burasından kırpıp tekrar tekrar kullanmasıydı. Nioh 3 bu yapıdan kurtuluyor ve hikayedeki önemli dönüp noktalarını bağlayan birkaç ekstra çizgisel kısım dışında içeriğinin tamamını, karakterimizin zamanda yolculuk ederek gittiği dönemlerle anılan üç büyük haritaya serpiştiriyor. Ancak bana kalırsa Sengoku, Heian ve Bakumatsu olarak adlandırılan bu üç harita, Nioh’un bölüm tasarımlarındaki esas problemi ortadan kaldırmıyor. Zira ben kendi adıma Nioh’un bölüm tasarımlarından edilen şikayetlere hiç katılmadım; ilk iki oyunun bölüm tasarımları dolambaçlı ve kısa yol açarak öldüğünüz zaman yol kısaltma odaklı yapılarıyla fonksiyonel cephede gayet de tıkır tıkır çalışıyorlardı. Nioh serisinin bölüm tasarımlarındaki esas problem bölümlere giydirilen estetiğin insanın içini baymasıydı. Renk paletinin sıkıcılığıydı. Işıklandırmanın boğukluğuydu. Bölümlerin tematik olarak birbirlerinden ayrılmaya çalıştığı yerlerde bile işi dönüp dolaşıp aynı burçlardan aynı şatolara tırmanıp yine bir başka kodaman Japon kişisiyle dövüşmekti. CAPCOM ve Square dışındaki daha küçük Japon stüdyoların antika motorlar ile çerez parasına mal edip 1 milyon satınca göbek attığı bir serinin devam oyununu incelediğimin, Nioh 3’ün esas albenisinin oynanış olması gerektiğinin ben de farkındayım. Bu yüzden oyunun daha iyi bir görsellik ile karşımıza gelememiş olmasına çok da vurmamam gerekli belki ama aynısından iki tane oynadım kardeşim ben bunun? Az da oynamadım hani, Nioh 1’de 220, Nioh 2’de 160 saatim var. Aslında Nioh 3 grafiksel bir gelişim göstermiş göstermesine(incelemenin arka tamponunda konuşuruz orasını) ama sanat tasarımı aynı sıkıcılıkta, cılkı çıkmış tema da birebir aynı olunca ne eyleyeyim?

Açık dünyanın bir de oyunun akışına ve zorluğuna olan etkisi var elbette. Bunu iki koldan irdelemek gerekiyor. Birincisi, hele de artık oyunda Ninja Formu diye bir şey bulunduğu için(buraya da az ileride geleceğiz), Nioh oynanışının içerdiği mobiliteye yaptığı katkı. Malum hepimizin farkında olduğu üzere agresif düşmanlardan hoplayıp zıplayıp takla atarak kaçındığımız Soulslike oyunlarda kamera daima en büyük düşmanımız oluyor. Karşıda bizi sürekli gerileten düşmanlar varken, canhıraş kaçış esnasında arkamıza bakamayıp bir yerlerden düşmek veya duvara sıkışıp kamera sapıttığı için patates edilmek sıkça başa gelen bir şey. Özellikle de Nioh, takla/kaçınma animasyonu ile oyuncuya daha fazla mesafe kat ettiren, üzerine ritmi daha hızlı bir oyun olduğu için kameranın azizliğine uğramak eskiden daha bir olasıydı. Ninja formu sayesinde artık daha bile mobiliz ama açık dünya dönüşümü oyun alanımızı epey genişlettiğinden bu pek az problem yaratıyor. Bu oyunu bir tık daha kolaylaştırmış.

Not: Oyunda Metroidvania elementleri de var. Kendisiyle bağ kurduğunuz kimi koruyucu ruhların güçlerini kullanarak erişmesi zor bazı noktalara gidebiliyorsunuz. Ancak hem bunların sayısı az hem de “parlayan çemberin içine girip tuşa bas, hayvan seni taşısın” basitliğinde olduklarından kayda değer oldukları söylenemez.

Açık dünyanın oynanışa etkisinin olduğu ikinci ve bence daha bile önemli nokta zorluk dengesi. Malum Nioh gibi seviye sistemi barındıran açık dünya oyunlarda en büyük problem, önce gitseniz iyi olacak yere palazlanıp giderseniz “önüme gelene bir tekme” modunda takılmak. Nioh, benzer çoğu Soulslike oyunun aksine “looter” damarı da olan bir oyun olduğu için bu problem daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Oyunun yekpare bir açık dünyası olmadığı, içeriği 3 büyük parçaya bölündüğü halde “overlevelling” durumunu Elden Ring’dekinden daha bile sert yaşıyor olmak önceki iki oyunun yaşattığı zorlayıcı tecrübeyi arayanlara hoş gelmeyecek. Ha oyunun bu tuzağa düşmediği kısım var, o da ana görevlerin sonundaki zindanlar. Crucible isimli öteki diyara geçtiğimiz, hasar yedikçe sağlık barımızın Ninja Gaiden’daki gibi kısaldığı bu zindanlar mevcut açık dünya haritasındaki maceramızın sonuna güzel bir darboğaz yaratıyorlar ve buraların seviyeleri iyi ayarlandığı için fazla güçlü girme durumumuz da pek olmuyor.

Not: Bu arada oyun açık dünya bölgelerinde bolca toplanabilir nesne barındırıyor. Kodama’lar her zamanki gibi öldüğünüzde stoğunuzdan kullanmadan yenilenen iksir sayısını artırıyorlar. Chijiku ve Scampuss’lar repertuvarınıza yeni hareketler katıyorlar, Crucible Spike’lar Spirit barınızın kapasitesini artırıyorlar vesaire… Oyun dünyasını keşfe harcadığınız zamanı yeterli sıklıkla ödüllendiriyor. Hatta o kadar sık ödüllendiriyor ki oyun seanslarınız bazen ıvır zıvır toplama maratonlarına dönüyor. Ancak Nioh 3 önceki oyunlarla benzer uzunlukla bir oyun ve açık dünya formülüne geçerken içeriğini çekiştire çekiştire uzatmamışlar.

Bir Oberyn Martell bir de ben

Gelelim oynanışa. Nioh oyunları aslında hem “looter” damarına sahip olmalarıyla, hem temel hareket setleri epey limitli olan standart Soulslike’lara kıyasla çok daha bereketli ve teknik odaklı karakter kitleri barındırmalarıyla alt türün bildiğimiz örneklerinden ayrışıyorlar. Bu bağlamda Nioh oyunlarının DMC ve Ninja Gaiden gibi hack’n’slash oyunları ile “Souls-gibin” yapımlar arasında yakın dövüş tarafında epey taze hissettiren bir köprü kurduğu oynayıp bilenlerin malumu. Nioh 3 de hafif ve hızlı Ninja formunu oyuna dahil etmesiyle hack’n’slash tarafına biraz daha bile yakınsamış. Evet, artık savaş alanında tek tuşla aralarında geçiş yapabildiğimiz, biri Samuray biri Ninja olmak üzere iki formumuz var.

Samuray formumuz büyük oranda önceki oyundaki yegâne formumuz ile aynı; silahımızı High, Mid ve Low olmak üzere üç farklı duruş ile kullanıyoruz. Kenardan istersek kısayollara atadığımız Omnyo büyüleri de başarabiliyoruz. Harcadığımız Stamina’nın bir kısmını da zamanlamaya dayalı Ki Pulse isimli teknik ile geri kazanıyoruz. Samuray formunun üzerine üç yeni teknik ile kat çıkılmış. Bunlardan ne olduğunu şıp diye anlayacağınız ilki, Deflect. “Blok tuşuna doğru zamanda bas, dayanıklılık barın boşalmasın, düşmanı da sendeletirsin” mantığı ile çalışan Deflect, başlarda çok elzem değilmiş gibi görünse bile ortalara doğru kombo üstüne kombo yapan Bosslar gelmeye başladığı için büyük kapışmalarda epey işe yarar bir teknik, onu bir cebe koyalım. İkinci ve minik yeniliğimiz Frost Moon saldırıları. Her silahın artık Ki Pulse yaptıktan hemen sonra çıkarabileceği, Stamina’dan yemeyen ekstra bir saldırısı daha var.

Sonuncu ve en büyük yeniliğimiz Art Proficiency. Kendine ait bir paragrafa sahip olmasından anlayacağınız üzere bunun getirisi bol. Saldırdıkça ve savundukça hızlı bir şekilde dolan, tam dolduğunda ağır saldırı, Martial Art veya Frost Moon hareketleri ile (siz isteseniz de istemeseniz de) aktive olan Art Proficiency, birkaç saniyeliğine saldırılarınızın Stamina bedelini azaltan, hasarını artıran ve toparlanma sürelerini kısaltan bir Buff. Bu üç faydasının arasındaki en önemli özellik de sonuncu, yani hareketlerin toparlanma sürelerini kısaltması. Normalde akıcı bir şekilde bağlayamadığınız, aralarındaki süre uzun olduğu için rakibinizin gardını alabildiği hareketleri art arda seri bir şekilde çıkarabilmenizi sağlıyor yani. Daha iyisi ne biliyor musunuz? Art Proficiency sistemi iyi oynamayı ödüllendiriyor; normalde 1.5-2 saniye kadar sürer ve 2-3 harbenizi güçlendirirken, hangi hareketleri birbirine en iyi bağladığınızı silahına göre iyi öğrenirseniz bu süreyi becerinizle uzatabiliyor ve Boss’ların içinden geçebiliyorsunuz.

Bir de Ninja formu var tabii. Ninja formu, Samuray formunun feragat ettiği Ninjutsu becerilerini sahipleniyor, bunun yanında Ki Pulse’u, saldırılarını daha erken kesip hızla pozisyon değiştirebilmesini sağlayan alternatif bir kaçınma hareketi (Mist) ile değiş tokuş ediyor. Standart kaçınma hareketleri de daha uzun mesafe kat ediyor ve daha hızlı. Havada daha fazla saldırı opsiyonu var, havada kaçınma hareketi kullanabiliyor, ayrıca eskiden olduğu gibi Ninjutsu kullanımı sınırlı değil. Samuray nasıl dövüştükçe Art Proficiency dolduruyorsa, Ninja da Ninjutsu kullanım haklarını dolduruyor. Ayrıca Ninja Gaiden’ı hatırlatır şekilde (ve önceki Nioh oyunlarının aksine) koşarken düşmanın üstüne patır patır Ninjutsu cephanenizi boşaltabiliyorsunuz. Stance tuşları Ninjutsu basmak için kullanıldığı için Ninja formu silah duruşlarını kullanamıyor ve samuraya kıyasla hasarı da düşük. Ninja formu ile iyi hasar çıkarabilmek rakibin arkasına geçmeniz ve ateş, zehir gibi devamlı hasar veren Ninjutsular ile yumuşattıktan sonra kıyma yapmaya başlamanız gerekiyor.

Not: İkinci oyundaki Burst Counter bu oyunda da geri dönüyor ve artık Burst Counter yapmanın 3 farklı yolu var. Bunlardan birincisi buna adanmış tuşu kullanarak dümdüz Burst Counter yapmak. İkincisi tam düşman size vuracağı sırada Samuray ve Ninja formları arasında geçiş yapmak. Üçüncüsü ise Guardian Spirit saldırısı isabet ettirmek.

Omnyo büyüleri de değişmiş. Hatırlarsanız eskiden Omnyo’nun kendine özel bir beceri ağacı vardı buraya puan yatırarak yeni büyüler ediniyorduk. Nioh 2’de de Yokai formuyla beraber başka yaratıların becerilerini özümseyip kullanabilmemizi sağlayan Soul Core isimli eşyalar oyuna eklenmişti. Bu oyunda karakterimiz yarı iblis olmadığı için Yokai formuna elveda diyoruz ama Soul Core’lar, artık büyük sisteminin belkemiği olarak Nioh 3’de de yerli yerinde duruyorlar. Artık her bulduğumuz Soul Core bize hem farklı bir büyü hem de farklı bir Summon bahşediyor. Yeni Soul Core/Omnyo sisteminde sunaklarda erişebileceğimiz Omnyo Box’u kullanıyoruz. Omnyo Box’ın slotları Magic ististiğimizi artırdıkça çoğalan iki çeşit slotu var: Yin ve Yang. Eğer bir Soul Core’u Yin slotuna takarsak, bize bahşettiği büyüyü kullanabiliyoruz. Eğer Yang slotuna takarsak da ait olduğu Yokai’yi tek seferlik saldırılar için savaş alanına çağırabiliyoruz.

Koruyucuları kim koruyacak?

Nioh 3’ün getirdiği sistem değişikliklerinde son olarak ilk oyundan geri dönen Living Weapon formumuz ve Guardian Spirit becerilerimiz var. Spirit barı artık seçtiğimiz Guardian Spirit’e özel 2 hareketten birini aktive etmek için kullanılıyor. Bunun dışında Amrita barı dolduğunda da hareket setimizi değiştirirken bize sınırsız stamina bahşeden Living Weapon formuna geçiyoruz. Bu sistem gayet güzel, başımız sıkıştığında altına sığınacak bir çatı da sunuyor ama bence Guardians Spirit becerileri biraz fazla güçlü olmuşlar. Ben bu becerileri, biz onları kullanırken dayanıklılık barı geri dolmaya başladığı için kasıtlı olarak uzun animasyonlu olanlardan seçiyorum düşmana ofansımı kesintisiz bir şekilde sürdürebileyim. Üzerine bir de yukarıda anlattığım gibi Burst Counter yerine de geçiyor olmaları durumu var. Üzerine bir de düşman bunları kullanırken size darbe vurursa hasar verse bile saldırınızı bölemiyor. Kullanımları öyle çok sınırlı da değil, sık sık bu becerilere başvurabiliyorsunuz. Yani ben tek beceriyle hem düşmana bölünmesi imkânsız bir saldırı yapıyorum, hem onu kullanırken Burst saldırısı yapacağı tutarsa “yat aşağı” çekiyorum, hem de bu sırada Stamina doluyor akabinde ofansa devam ediyorum. Yani evet, Nioh ofans odaklı bir oyun, düşmanın Ki barını olabildiğince çabuk bitirmeye oynamanızı istiyor ama bu birçok farklı mekaniği bir arada dengeli bir şekilde kullandığınız anda maksimum keyif veriyor. Bu yüzden Guardian Spirit becerilerinin bu kadar fonksiyonu tek çatı altında toplamış olması biraz fazla kaçmış.

Oynanışla alakalı ikinci şikâyet edebileceğim ve bizzat yaşadığım nokta, Ninja formunu efektif kullanabilmenin biraz çetrefilli olması. Bu bir yerde “samuray formunun” üç oyundur elimizin altında olması ile de alakalı; nihayetinde ağır zırh giyebildiği için daha dayanıklı, e mızrak kullanmayı da çözeli yıllar olmuş. Ninja ile verim alabilmek için rakibin arkasına geçmem, Ninjutsu cephanemi üzerine boşaltmam ve o bana döndükçe tekrar pozisyon almam falan lazım. Bu arada zırhım da hafif olduğu için ataklardan kaçmayı da ihmal etmemem gerekli. Öte yanda samuray rakibin önünde dikilip, saldırılarını bloklayıp dönüşümlü olarak dayanıklılık ve Spirit barlarımı üzerine boşaltınca hızlı bir şekilde şaftı kaymayan çok az düşman oluyor. Bölüm sonu canavarlarının bazılarını bile bu şekilde rezil etmek mümkün.

Oynanışın oyuncunun yapabildikleri ile alakalı olmayan son kusuru da bence Boss savaşları. Ben artık mızrak kullanmakta fazla mı usta oldum bilmiyorum ama Nioh 3’de birkaç denemede içinden geçemediğim çok az Boss oldu. Hatırı sayılır bir kısmına zaten tek attım. Sadece oyunun ortalarındaki bir Boss’u aşırı agresif oyun planımla dövemedim ama vur kaç yapmaya başlayınca onun da çantada keklik olduğu ortaya çıktı. Oynayıp hızlıca unuttuğum birebir Nioh muadili bir oyun olan The First Berserker: Khazan’ın Boss dövüşleri Nioh 3’ünkileri donunda sallar, öyle söyleyeyim.

Oyunun gelişim sistemleri ek paketlerine daha kavuşmamış her Nioh oyununda olduğu gibi ham. Yine sadece ilk NG+ döngüsü açık, yine Ethereal seviye eşyalar düşürebilmek için bütün paketlerin çıkmasını beklememiz gerekecek. Yine ek paketlerle ana oyundakilerin üzerine yeni gelişim sistemleri eklenecek. Abyss benzeri bir oyun sonu gelecekse yine her şey çıkıp bittikten sonra. Oyunun “looter” tarafının kıvama gelmesi için daha bir senemiz var gibi duruyor. Bu, her ne kadar böyle olacağı ilk iki oyunu oynamış herkes için bariz olsa bile sinir bozucu ve oyunu önermeme de engel olan bir şey. Hele de çıkış fiyatının 70 dolar(bizde 58) olduğunu düşününce. En güzel Nioh oyunu daima çıkış sonrası içerik desteğinin tamamına kavuşmuş Nioh oyunu bana kalırsa.

Sen kim köpeksin Nioh?

Oyunun teknik tarafına da bir bakacak olursak, manzaranın idare eder seviyede olduğunu görüyoruz. Nioh oyunlarının görselliği hep bir nesil geriden geliyor biliyorsunuz; ilk iki oyun PS3 grafikli PS4 oyunlarıyken Nioh 3 de PS4 grafikli bir PS5 oyunu olmayı başarmış. Ha ben konsolda mı oynadım, hayır ama bolca ayar başlığına rağmen oyunun her şeyi en tepeye aldığınızda bile mevcut nesil bir oyunun sahip olmasını bekleyeceğiniz görsel kaliteye sahip olmadığını itiraf etmek gerek. Daha yüksek çözünürlüklü modeller ve daha güzel bir ışıklandırma sistemi oyunu daha yukarı taşımayı bir yere kadar başarmış. Lakin konu Nioh olduğunda benim derdim oyundaki grafik teknolojilerinin güncelliğinden ziyade sanat tasarımı olduğundan, Katana Engine’in ekranıma yansıttığı bu son görsellere çok da burun kıvırmak dileğinde değilim. O kadar grafik isteseydik gider Ghost of Tsushima oynardık. ANCAK, oyunun bu görselliğe rağmen Ghost of Tsushima’dan daha düşük kare oranlarında çalışması bence epey tat kaçırıcı. From Soft’un kendi külüstür motoru ile daha çizgisel bir yapıdan açık dünyaya geçmesinin nasıl berbat bir işlemci darboğazıyla sonuçlandığını Elden Ring’de görmüştük. Neyse ki Nioh bu geçişi çok daha pürüzsüz halletmiş, işlemci kullanımı idare eder seviyede ve kare oranları stabil. Ancak oyun ekran kartına haddi olamayacak seviyede fazla yükleniyor. Ben mevcut ekran kartımda Native 1440p çözünürlükte her şeyi en sona çekince Ghost of Tsushima’da 80-90 FPS alıyorum. Nioh 3 60’ın altına düşmeyi başarıyor. Bu zaten başlı başına bana “lan sen kim köpeksin?” dedirten bir durum ama Team Ninja’ya esas Upscaling tarafında bilendim. Oyun tek tek her ayarı kurcalamak yerine ön tanımlı ayar seviyelerinden biri seçmek isterseniz arkadan Upscaling de açıyor. Very Low’da açarsanız DLSS’i Performance’a dayıyor, Very High bile yapsanız illa Quality modunda aktif ediyor. DLSS karşıtı bir insan değilim, hiç olmadı DLAA modunda kenar yumuşatma için kullanıyorum ama Upscaling tekniklerinin ön tanımlı ayar seviyelerine gömülü gelmemesi gerekiyor. Neyse ki kendimiz yine ayrıca kapatabiliyoruz ama fark edersek tabii...

Oyunun bunun dışında bir problemi daha var. Japonlar eskiden beri oyunlarını fiks kare oranlarında çalışacak şekilde geliştiriyorlar ve hem oyunun hızını hem de fizik hesaplamalarını buna göbekten bağlıyorlar. Bu tedavülden çoktan kalkmış olması gereken durum Nioh 3’te de var ve oyun hızını size seçme şansı tanıdığı, 30, 60 ve 120 olan üç farklı kare oranı limitine göre tekrar ayarlıyor. Bu da şu demek, seçtiğiniz kare oranı limitini tam besleyecek güçte bir sisteminiz yoksa oyun yavaşlayacak. Örneğin oyunu 80-90 FPS’te çalıştıracak bir sisteminiz var. Eğer FPS limitini 120 seçip oyuna girerseniz hoş bir tecrübe yaşamayacaksınız. Ya DLSS veya Frame Generation gibi teknolojiler ile kare oranınızı 120’ye tamamlamaya çalışacaksınız ya da paşa paşa limiti 60’da düşüreceksiniz.

Peki Team Ninja Nioh 3’e bu kadar emek harcamış, oyunu bir sonraki seviyeye taşımak uğruna geneli çalışan tasarım tercihlerinde bulunmuşken, e önceki oyunun üzerinden de 5 sene geçmişken ben niye bu oyunu Nioh 2 kadar ağzımın suyu akarak oynayamadım? Sanırım bu sorunun cevabı biraz benle, biraz da oyunun değişmek yerine aynı kalan taraflarıyla alakalı. Bence bu oyunun eskisinin biraz gelişmişi olmak yerine yepyeni olan bir çehreye ihtiyacı varmış. İlla grafiksel gelişmeden bahsetmiyorum, en azından renk paleti daha berrak olabilirdi, ya da çok benzer tasarlanmış dağlar, tepeler, kale burçlarında dolaşmak yerine bir kere olsun bizi yemyeşil bir ormana salabilirlerdi ki oyun bunu yapacak gibi davranıyor da bir yerde. Açık dünya haritalarından birinde işinizi bitirdikten sonra yüzyıllar öncesindeki bir zaman dilimine gidiyorsunuz, orada dedim “ha işte benim sevdiğim, istediğim gibi bir harita.” Meğer sonraki açık dünya parçası değil uzun bir zindanmış. Anlatabiliyor muyum derdimi? Bir de tabii benim, ilk iki oyunun suyunu çıkarmış bir insan olarak formülden biraz sıkılmış olmam var. Bunu oyunun bu sefer bana kolay gelmesiyle birleştirdiğinizde neden Nioh 3’e ölüp bitmediğini anlayabilirsiniz. Eğer serinin gediklilerindenseniz, sizin de serinin üçüncü oyununu sevip sevmeyeceğiniz büyük oranda buna bağlı olacaktır. Ha ama hiç Nioh oynamadıysanız 3’e dalıp inanılmaz eğlenme şansınız çok yüksek. Önceki oyunları da oynamanıza gerek yok, benden söylemesi…

SON KARAR

Şimdiye kadarki en yenilikçi Nioh oyunu ama ilk iki oyunda formüle doyduysanız buna rağmen açmayabilir.

Nioh 3
Çok İyi
8.0
Artılar
  • Ninja formu ilginç bir eklenti
  • Samuray formuna eklenenler dövüşlerin bildiğimiz halini daha bile güzelleştirmiş
  • Oyunun keşfi ödüllendirişi hiç fena değil


Eksiler
  • Guardian Spirit becerileri fazla güçlü kalmış
  • Bir Nioh oyunu klasiği olarak ek paketler olmadan oyun sonu içeriği yok
  • Oyunun sahip olduğu grafiklere oranla talep ettiği sistem fazla


YORUMLAR
Parolamı Unuttum