REANIMAL – İnceleme

Guzuların sessizliği...

Tarsier ve bizi içine çeken, dipsiz kuyulara indiğimiz hikâyeleriyle bir kez daha birlikteyiz efendim. Reanimal vesilesiyle bir kez daha kavuşmuş olduk kendileriyle. Duyurusundan bu yana sabırsızlıkla beklediğimiz ve demosuyla da merakımızı perçinleyen bir oyundu kendisi. İçimizdeki hayvanın uyandığı, kabustan kabusa koştuğumuz hikâyemizde bakalım bizi bu sefer neler bekliyor. 

LN I ve II’den bildiğimiz o tüyler ürpertici atmosfer, biraz da Limbo’dakini andıran bir havayla bizi bir kez daha kucaklıyor hatta vitesi artırarak devam ediyor Tarsier. Bu sefer bizi tanıtım videosunda da gördüğümüz üzere bir değil, iki hiç değil, tamı tamına beş minik kuzucuk bekliyor. Siz buralara nerden geldiniz yavrum? 

Oyunumuza başına bir çuval geçirmiş bir kızan ile başlıyoruz. Suda ise beyazlar içinde güzeller güzeli kızçemizi buluyoruz. Bu noktada kafamızda deli sorular oluşuyor; diğer üç arkadaşımız nerede, ne oldu da biz böyle dağıldık, nerelere düştük böyle? 

“Birimiz beşimiz, beşimiz birimiz için” diyerek yola koyuluyoruz. Bazılarımız umudunu yitirse de pes etmek bize yakışmaz ‘Kimse arkada bırakılmayacak’ motivasyonuyla ilerliyoruz. Karşımıza haliyle engeller çıkıyor, çünkü burası adeta kurtlar sofrası. Testere mi dersiniz, LN’deki ninemizin yerini alan amcalar mı dersiniz, örümcek kadın mı, var da var. Özellikle bazıları aşılması oldukça zor engeller. İki miniğimiz bu çılgın ‘hayvan çiftliğinde’ fenerleri ve küçük tekneleriyle yollarını bulmaya, arkadaşlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Oyunun sonlarına doğru bize bazı sürprizleri olacak bu ekibin…

Oynanış bakımından bir iki yer haricinde gayet rahat ve akıcı bir ilerleyişi var. Co-op oynanışta da o bölümler daha rahat geçiyor. Bulmacaları önceki oyunlara göre fikrimce bir adım ileriye taşımışlar. Fakat bu sizi tedirgin etmesin, çok zorlayıcı değiller, zaten oyun da sizi ufak ipuçlarıyla yönlendiriyor.

Eleştirilerime gelecek olursak, hedef almamız gereken bir bölüm bulunuyor, orada hedefe nişan alabiliyor olmamız oynanış açısından daha verimli ve kontrollü olabilirdi. Çoğu oyunda olduğu gibi burada da hem haritada hem de oynanışta bazı buglar var. Bunlar genel anlamda çok sıkıntı çıkaran, oyunu bozan unsurlar olmasa da bazı yerlerde kayıt noktasından tekrar başlamanız gerekebiliyor. Bir nokta daha var, bizi belirli yerlerde etkiliyor. Bazen karanlıkta saldırı yapmanız gereken yerler bulunuyor ve o noktada karakteri ve düşmanınızı görmek zorlaştığı için düzgün saldırı yapmak da kolay olmuyor.

Biz hem tek kişilik hem de iki kişilik oynanışını denedik, ikisinin de bambaşka tatları var ama önerim kendinize güvenilir bir dost bulup acısıyla tatlısıyla bu anların tadını birlikte çıkarmanız. Hem belki böylece siz bizim gözümüze çarpan detaylardan fazlasını fark edersiniz :)

Oyunumuz dokuz bölümden oluşuyor: Dead in the Water, The Cleaning House, After the Flood, No Shelter, Down in a Hole, Nobody Left Behind, The Spoils, The Watcher ve son olarak All-Consuming Past. Oyun akışında aslında bu bölümler dokuz bölümden ziyade üç ana bölüm ve alt bölümleri gibi, bölümleri keskin hatlarla ayıramadığınız yerler oluyor ve bittiğindeyse “eee bu kadar mıydı, şimdi ne olacak?” diyorsunuz. Dolayısıyla yeterince doyamadık tadı damağımızda kaldı diyebiliriz. Hikayemiz de biraz ucu açık biçimde sonlandı, fakat ek paketler aracılığıyla bu boşluğu dolduracaklar gibi. Şu anlık mini diyaloglar ve final sahnesi üzerinden teoriler ortaya atarak ilerlemek durumundayız.

Peki, elimizde hikâye hakkında tahmin yürütmek için neler var (en azından şu anlık)?

Oyun içerisindeki dünya genel anlamda hayvanlarla iç içe olduğumuz bir içeriğe sahip olsa da birkaç tane insan formunda düşmanla da karşılaşıyoruz. Fakat bu dünyanın ürünü olsa gerek, bu insan formundaki yaratıklar da hayvani bir vahşiliğe sahip. Özellikle en baştaki “Sniffer”dan bunu fazlasıyla anlıyoruz, hareket ediş biçimi, bizi yakaladığında acımasızca yemeye başlaması… 
Bir başka detay Tarsier’in aslında LN I ve II’de de kullandığı (ve bir anlamda artık onların geleneği haline gelen), bizi uzaktan izleyen gizemli minik figür. Mesela LN I’de bu Six’in karanlık tarafıydı, burada ise ayakta duran bir tilki figürü var (ya da tilki maskeli bir çocuk?). İlerleyen zamanlarda bu tilkinin de görevini, hikayedeki rolünü öğrenebileceğimizi düşünüyorum. Karakterlerin bazıları ise aslında LN’lerdeki tablolarda gördüğümüz kişiler ya da hayvanları anımsatıyor. Özellikle bu oyunda bizimle konuşan domuz arkadaşımız, aslında o zamandan beri bizimle. Bunun gibi pek çok detay ve teoriler için önermeler var fakat onu ileride daha detaylı biçimde konuşacağız nasıl olsa.

Genel değerlendirmelerimi paylaşıp incelemenin bana ayrılan kısmını noktalayayım.

Atmosferi genel anlamda korusalar da yenileyerek bize hem eski dostumuzu hatırlatıyor hem de yeni maceralara yelken açmamızı sağlıyorlar. Ekledikleri diyaloglar aslında bize hikâyeyle ilgili ufak ipuçları veriyor, fakat diyalogların miktarı konusunda pek cömert davranmadıkları için erişebildiğimiz kısım biraz kısıtlı kalıyor. Bunun yanında, sözsüz hikâye anlatımındaki becerileri sayesinde bu açığı kapatıyorlar.  Bulmacaları gayet keyifli, bir iki oturuşta bitirebileceğiniz kadar akıcı ilerliyor, tabii bunda oynanış süresinin 4-5 saat olmasının da payı var. Açıkçası ben biraz kısa buldum, hasretimizi yeterince gideremedik. Artık kendimizi ek paketlere saklıyoruz. Sonuç olarak fazlasıyla önerdiğim, sevdiğim yeni bir seri olacak gibi gözüküyor.

İkinci Görüş - Engin

Little Nightmares 3 incelememizi okuduysanız bu oyunların bizde bir aile geleneği haline geldiğini biliyorsunuz sevgili Oyungezerler. Tarsier, ne yaptı, nasıl yaptı, anlamadım ama bizim kızçenin favori serilerinden birisine imza attı ilk 2 oyunla. Sonrasında yollar ayrıldı, kendilerine yeni bir rota çizmek durumunda kaldılar ve şimdi de karşımıza REANIMAL ile çıkıyorlar. Biz de geleneği bozmayalım dedik ve kızçe ile bu tekinsiz dünyada ufak bir tura çıktık. Kızçe, kendi yolculuğunu paylaştı. Ben de kendi düşüncelerimi anlatayım.

Bu goyun başka goyun!

Oyunun tanıtımlarından biliyorsunuz zaten, burada devasa bir koyun meselesi söz konusu ve er ya da geç bu sorunla yüzleşmemiz gerekecek. Ama tahmin edebileceğiniz gibi bu, hikâyenin sadece yüzeyde görünen kısmı. Bir de kuyunun dibindeki “kuzunun hikayesi” var -ki bizi bir o yana bir bu yana savuracak olan da bu hikâye aslında.

Nasıl olup da bu tekinsiz dünyaya düştüklerini bilemediğimiz 5 küçük çocuğun kaçış hikayesine ortak oluyoruz bu sefer. Tabii bu çocukların hepsi yöneteceğimiz ve bize oyun boyunca eşlik edecek karakterler değil. Bunlar arasında esas kızımız ve esas oğlanı yönetiyor, diğer arkadaşlarını bulundukları yerden kurtarmaya çalışıyoruz. Bu yolculuk bizleri denizlerden metruk binalara, çiftliklerden savaş meydanlarına götürüyor.

Bu noktada sözü oyunun elinin çok kuvvetli olduğunu düşündüğüm bir alana bağlamak istiyorum. Oyunun atmosferi gerçekten de muazzam. Bana göre, çevre ve karakter tasarımları konusunda gayet iyi bir iş çıkarılmış durumda.

Sularda yol alırken o tekinsiz havayı soluyor, binaların içlerine girdiğinizde köşe başından çıkabilecek bir tehdidin gerilimini yaşıyor, savaş meydanıyla da bu gerilimli atmosfere noktayı koyuyorsunuz. Sadece olup bitenler, yaşayıp gördüklerimiz değil, bizzat mekanların kendileri de çok şey anlatıyor bizlere aslında. Çevresel anlatım konusunda Tarsier Studios’un ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz bizler de.

Bu başarı karakter tasarımları konusunda da sürdürülmüş. İsminin de işaret ettiği gibi hayvanların sahneye çıktığı bir oyun bu. Yeri geliyor dev bir pelikandan kaçarken, yeri geliyor korkmuş bir domuzu sakinleştirmeye çalışırken veya bir balinanın (en azından ilk bakışta bir balina gibi görünüyor, sonrasında dönüştüğü şekle bakılırsa iri kıyım bir yılan balığı da olabilir tabii, takdir sizlerin) gözyaşlarını izlerken buluyorsunuz kendinizi. Kimi dost kimi düşman çeşit çeşit hayvanın bizlere alttan alta nasıl da mesajlar verdiğini, nasıl bir hikayenin parçası olduklarını ve bu hayvanların ne kadar da iyi resmedildiklerini görünce de mutlu oldum kendi adıma. Tam da beklediğim gibi bir iş çıkarmışlar bu konuda. Aynı durum insanlar (veya bir zamanlar insan olan karakterler) için de geçerli.

Bu noktada bir yandan da içimizdeki hayvana projeksiyon çevirdiğini söylemeden geçemeyeceğim ve bu vesileyle örtük bir şekilde, mecazlarla, göndermelerle dolu hikâye anlatımına şapka çıkartacağım müsaadenizle. Hayvanların insanlaştırıldığı, insanlarınsa o hayvani doğalarının su yüzüne çıktığı bir oyun bu. Hikayeye dair bazı noktaları açık etmemek adına detaylarına giremiyorum, ama ters köşe yaptığı bazı noktalarda verdikleri başta olmak üzere birçok mesaj barındırdığını, gerek Little Nightmares oyunlarına gerekse başka kültürel ürünlere göndermeleri eksik etmediklerini, felsefi meselelere de el attıklarını da belirtmeden geçmeyeyim.

Üç tekerlekli bisikletine atlamış Sniffer'dan sağda solda gördüğümüz ekranlara, bir ahıra doluşmuş garip domuzlardan, savaş meydanındaki askerlere veya kuledeki keskin nişancıya ya da piyano başındaki askere birçok sahne size başka başka şeyleri hatırlatacak, farklı şeyler anlatacak. Oyun boyunca kendini gösterip duran o kabus sahnelerinin vazgeçilmez parçası "kuyu" ise apayrı bir konu zaten. Şimdi buralara hiç bulaşmayayım, yoksa bu yazı bitmez.

Buraya kadar yazdıklarımdan anlaşılmıştır zaten, yine de tekrar edeyim. Tarsier'in çıkardığı işten epey memnun kaldım, REANIMAL beklentilerimi karşılayan bir oyun oldu. Ama bu demek değil ki hiç eleştirmeyeceğim. Elbette bu konuda da birkaç sözüm olacak.

Oyuna dair eleştireceğim ilk nokta teknik sıkıntılar. Karakterlerin duvarlara, yerlere, birbirlerinin içine geçmesi gibi şeyler aslında alışageldiğimiz sorunlar. Bugüne kadar birçok oyunda benzerlerine denk geldik. Yer yer tebessüm ettirdikleri de oluyor hatta. Ama bazı yerlerde oyunu tekrar başlatmayı gerektiren teknik hatalarla da karşılaştım, bu nedenle özellikle altını çizmek ihtiyacı hissettim. Öte yandan hemen yakınlarda mutlaka bir otomatik kayıt alınmış olduğundan çok da büyük sorun oluşturmadı benim için.

Eleştireceğim 2. noktaysa oyunun süresi. Ortalama 4-5 saatte bitirebiliyorsunuz. Normalde tutup da bu tarz oyunları böyle bir sebeple eleştirmem. Lakin bu durum, içeriklerin hatırı sayılır bir kısmını ek paketlere ayırdıklarını düşündürdü bana. Eleştirimin en temel sebebi bu. Yoksa bu kadarıyla da yeterli olarak değerlendirilebilir, hele bir de tekrar tekrar oynayacağınızı düşünürsek.

Yeri gelmişken hemen bir noktanın altını çizmiş, hakkını teslim etmiş olayım, tekrar oynamaya teşvik eden bir yanı var. Maskelerdir, afişlerdir, gizli saklı şeyleri toplamak, gizli sonu görmek, özellikle de yanınıza kafa dengi birini alıp oynamak için oyuna tekrar dönmeyi düşünebilirsiniz.

Son olarak bir de çıkışı öncesindeki beklentilerle örtüşmeyen bir noktaya değinmek istiyorum. Demoyu oynadığımızda, karakterlerin kendi aralarında konuştuklarını görmüş ve bu sefer diyalogların da işin içine gireceğini düşünmüştük. Gelin görün ki, oyun boyunca karşılaşacağınız konuşmalar, demoda gördüklerimizden biraz daha fazla, o kadar. Gönül isterdi ki daha fazla konuşmaya şahitlik edelim. Öyle olmamış. Gerçi bu, oyunun hikâye anlatımı konusunda gayet iyi bir iş çıkardığı gerçeğini değiştirmiyor. Sonuçta Little Nightmares serisinden devralınan bir miras var ve sözsüz hikâye anlatımı konusunda elleri gayet kuvvetli daha önce de belirttiğim gibi. Dolayısıyla diyaloglara çok da ihtiyaç duymamış olabilirler, bunu da anlıyorum.

Uzun uzun anlattım, bir de özet geçelim. Tarsier, bu oyunuyla da yüzümü güldürdü sağ olsun. Atmosfer oluşturmakta ve hikaye anlatımı konusunda gayet mahir bir ekip. Bunu bir kez daha kanıtlamış oldular bence. Gelin görün ki, bu sefer biraz cimri davranıp oyunu kısa tutmuşlar. Hikayenin önemli bir kısmını ek paketlere sakladıklarını düşününce, tadım biraz kaçmıyor değil. Bunu bir tarafa koyduğumda, fırsatı olan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edeceğim bir oyun REANIMAL.

SON KARAR

Tarsier, bıraktığı yerden devam ediyor. Atmosfer oluşturma ve hikâye anlatımı konusunda yine çok iyi bir işe imza atmışlar. Tek sıkıntı, bu sefer cimri davranıp oyunu oldukça kısa tutmaları. Keşke içeriğin önemli bir kısmını ek paketlere saklamak yerine ana oyunu biraz daha uzun tutsalardı.

REANIMAL
Çok İyi
8.0
Artılar
  • Atmosfer çok güzel biçimde korunmuş, hatta bir adım öteye taşındığını söylemek mümkün.
  • Merak uyandıran bir olay örgüsü var. Hikâye anlatımı konusunda tam da beklendiği gibi bir işe imza atılmış.
  • Görsel yönden tatmin edici bir oyun. Karakterler ve mekanlar iyi tasarlanmış.
  • Bulmacaları genel anlamda keyifli.
  • Sesler, müzikler, kısa diyaloglar oyun atmosferine güzel bir destekçi olmuş.
  • Karakterlerimizin ufak sahneler için de olsa sürekli dayanışma içinde olmaları, birbirlerine sahip çıkmaları hoş. Duygusal bağ kurduruyor.
Eksiler
  • Bazen komik bazense biraz can sıkıcı olabilen teknik hatalar mevcut. Bunun yanında grafik tasarımı ne kadar hoş olsa da belirli alanlarda bazı hatalar bulunuyor.
  • Biraz daha uzun olmasını beklerdim açıkçası, içeriğin ciddi bir bölümü ek paket(ler)e saklanmış gibi
  • Bazı bölümlerde (bunlar az olsa da), oynanış kısmındaki kontrolümüz yeterli değil. Bu yüzden suni bir zorluk oluşuyor.
  • Diyalogların yoğunluğu demo sonrasında oluşan beklentiyi tam olarak karşılamıyor.
YORUMLAR
Parolamı Unuttum