Assassin's Creed Serisinin (Bize Göre) En İyi 5 Oyunu

Serinin geçmişine göz atıyoruz

Baştan söyleyelim; çoğunuzun bu yazıya “Bence böyle değil”, “İlk beşe bu oyun girer mi yahu?!”, “O oyun AC bile sayılmaz ya!” gibi tepkiler vereceğinin farkındayız. Ancak bu listenin amacı zaten herkesin ortak paydada birleşip kucaklayacağı bir sıralama oluşturmak değil. Zira öyle bir liste hazırlamak da mümkün değil, illaki birilerinin beğenisi bir diğerinden farklı olacaktır.

O yüzden sizden ricamız, bu listenin KİŞİSEL olduğunu hatırlayıp, eğer fikirleriniz farklılık gösteriyorsa kendi listelerinizi yorum olarak nedenleriyle birlikte eklemeniz. Kim bilir, belki o yorumları toplayıp daha sonra “OGZ OKURLARINA GÖRE EN İYİ 5” diye ayrı bir liste yaparız. Böylece listeye doğrudan, daha yapıcı bir katkınız da olmuş olur. Eğer bu hususta anlaştıysak benim kendi ilk 5’ime ve sebeplerine geçiyorum o zaman:

5-) Black Flag

Assassin’s Creed serisinin iyice seri üretime döndüğü dönemlerde parlayan yıldızı Black Flag’ti. Tam herkes seriden umut kesmeye başlamışken vahşi dalgaları yararak hayatımıza giren Edward Kenway’in bugün bile en sevilen suikastçılardan biri olmasını da buna bağlayabiliriz.

Gemi savaşları eğlenceliydi; kendinizi kaptırıp balina avcılığı yapabilir, liman liman gezip vahşi dalgaların tadını çıkarabiliyordunuz. Hikâyesine döndüğünüzdeyse başta sıradan bir korsan hikâyesi gibi başlayıp size altının olmadığı bir dünyada kahraman olabilecek bireylerin trajik hikâyeleriyle yüreğinizi dağlıyordu. Edward Kenway dostlarının neredeyse tamamını kaybetmiş olabilir ama hikâyesiyle bizim gönlümüzde kalıcı bir yer kazandı. O yüzden kadehimizi “Parting Glass” eşliğinde Black Flag’e kaldırıyoruz!

4-) Unity

Şu an içinde bulunduğumuz jenerasyonun ilk Assassin’s Creed’i olan Unity, serinin belki de en kötü şöhrete sahip üyesi. Haksız yere olduğunu da söyleyemem; oyunun ilk çıktığındaki hali gerçekten de inanılmaz hatalıydı ve çok saçma bazı tasarım kararlarına sahipti. (Tablet uygulamasından oyundaki sandıkları açmak gerekmesi müthiş saçmaydı mesela) Oyuncular bu ilk intibadan sonra oyunu derhal terk etse de Ubisoft terk etmedi, bu bahsettiğimiz sorunları tek tek silip düzeltti. Ön yargılarınızı bir kenara koyup da bugün dönüp oynarsanız o kadar abartıldığı gibi kötü bir oyun olmadığını görebilir, hatta Paris çatılarında turlarken oyunun günümüz için bile hâlâ ne kadar güzel gözüktüğünü fark edebilirsiniz Unity’nin.

Hikâyesinin daha kişisel olması, Fransız İhtilali’ne dair bölümlerin Co-Op tarafına tıkılmış olması kimilerinin hoşuna gitmese de ben oynarken büyük keyif almıştım. Özellikle de suikastçımı hem görünüş hem de oynanış olarak dilediğimce kişiselleştirebilmek ve başka oyuncularla birlikte suikast görevlerine atılmak çok keyifli gelmişti. Notre Dame yangını sırasında bedavaya dağıtılmışken alıp kütüphanenize eklediyseniz dönüp bir şans verin derim şahsen; muhtemelen pişman olmazsınız.

3-) Odyssey

Odyssey çok keyifli ve iyi bir açık dünya oyunu; iyi bir Assassin’s Creed oyunu olup olmadığı konusuysa hararetli tartışmaların konusu. Bu konuda listedeki yerinden de anlayacağınız üzere ben kendisini seri içerisinde de gayet el üstünde tutan taraftanım. Ancak neden AC oyunu olmadığının savunulduğunu da anlıyorum bir yandan: Çünkü Odyssey bazı bağlantıları ancak oyunun sonlarında kuruyor ve kurduğu bağlantıları geliştirme işiniyse DLC’lere bırakıyor.

Haliyle oyunu bitirmediyseniz ve DLC’leri oynamadıysanız konunun Assassin’s Creed külliyatına ne kadar göbekten bağlandığını bilmiyor olmanız çok normal. Ama bütün bağlantıları kurduğunuzda, oyunun nerelere atıf yaptığını gördüğünüzde aldığınız keyif de bir o kadar büyük oluyor. O yüzden ön yargıda bulunup Odyssey’i es geçmeden önce bunu da göz önünde bulundurun derim.

2-) Origins

Origins ve Odyssey’in sıralamadaki yerlerini bu yazıyı yazdığım sırada sıklıkla değiştirmiş olsam da sanırım biraz da Odyssey’in hikâyede daha geç açılıyor olmasından dolayı Origins burun farkıyla öne geçiverdi.

Origins oldukça zor bir işi bence alnının akıyla gerçekleştirdi: Assassin’s Creed gibi çok sevilen bir seriyi yeni bir türe, gayet başarılı bir şekilde taşıdı. Bununla da yetinmedi, seriye taze bir nefes üfledi, yıllardır anlatılan bazı şeyleri alıp bünyesinde çok iyi bir şekilde birleştirdi. Buna bir de Mısır’ın gizemli, ilginç atmosferi ve çok başarılı yazılmış Bayek, Aya gibi karakterleri ekleyince… Eh, listedeki yerini gururla hak etti benim gözümde.

1-) Assassin’s Creed II / Brotherhood

Sanırım listede herkesle en çok anlaşacağımız madde budur. Açıkçası ikinci oyunu ve Brotherhood’u bir hikâyenin iki parçası olarak gördüğümden ayırmaya gönlüm elvermedi; Revelations’ı daha uzak bir dönemde geçtiğinden ve ayrı bir hikâye anlattığından dahil etmedim.

Üzerinden 11 yıl geçmiş olduğuna inanması güç ama Assassin’s Creed II hâlâ bugüne kadar anlatılmış en güçlü AC hikâyesi konumundaki yerini koruyor. Üstelik bu nostaljinin etkisiyle yapılmış bir yorum da değil. Geçtiğimiz yazın sonlarında İtalya’ya gitmeden kısa bir süre önce havasına girmek için The Ezio Collection’ı alıp tekrar oynadığımda da ikinci oyunun ne kadar iyi olduğuna ve yerini gururla koruduğuna bizzat kanaat ettim yine.

Tarihi mekanlar, tarihi olaylar… Sevilebilir bir ana karakter, bağrınıza basacağınız yan karakterler (Da Vinci’ye sarılmayı kaçırdı diye oyununu Load edenler burada mı?), keşfedilmeyi bekleyen gizemler ve aklınızı alan, ucundan kenarından bile tahmin edemeyeceğiniz şok edici bir son! Hepsi AC II’de muhteşem bir şekilde vardı ve serinin girdiği yeni yoldan ve oyunlardan çok keyif alsam da arada AC II’yi özlüyor olduğumu da itiraf etmeden geçemeyeceğim. Insieme per la vittoria, vittoria agli assasssini!

Başa dön
YORUMLAR
emrahcey
10 Mayıs 2020 20:39

AC Origin'i nightmare zorluk seviyesinde oynayım, oldukca zevkli...

Oynamadığım AC serisi China, Russia,India,  Ac:Origin yeni başladım, birde Odyssey...Niye bunca zamandır bekledim, Türkçe altyazı için.

Ek: Bu arada oynamaktan kastım, kıl-tüy ne varsa toplayıp yapmaktan geçiyor.

Tam35tr
5 Mayıs 2020 22:52

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

Tam35tr
5 Mayıs 2020 22:52

Yalan olmasın ben Ac1 -2 ve revolutiondan sonra Ac oynamadım 3. Oyun ve unity sıktı başlarında bıraktım. Uzun yıllar sonra Odessey oynadım ve gerçekten beğendim 55 saat sıkmadan oynattı. O yüzden bence Valhalla oyunu , Originsle başlatılan odessey ile geliştirilen değişimi en iyi yansıtan ve oturtan oyun olacak. 

N1k0laT3sla
Tam35tr
6 Mayıs 2020 09:41

MMO sevmekle ayni :) 

N1k0laT3sla
N1k0laT3sla
7 Mayıs 2020 22:23

mmo bende sevmiyorum ama. oynadigin oyun -ac ody-  bildigin mmo kafasinda bir sacmalik olmus.   oyun desen ac ile alakasi yok.  ismini kullanan  bir sanal turizm oyunu.

N1k0laT3sla
N1k0laT3sla
7 Mayıs 2020 22:22

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

Ghost AssassiN
N1k0laT3sla
6 Mayıs 2020 19:19

Bazı insanlar neden bu RPG oyunlarına MMO muamelesi yapıyor anlamış değilim.MMO'lar kadar ruhsuz bir oyun türü yok bana göre.Bence uzaktan öyle görüyorlar.Zamanında ben de Witcher 3 oynamadan önce hiç RPG oyunu oynamamıştım.Aynı şekilde büyülerle falan sahte, hissiz bir oynanış var zannediyordum RPG'lerde.Ama hiç de öyle değildi.Aynı şekilde Final Fantasy XV'in de öyle olduğunu düşünüyordum ama artık bu ön yargıda olmadığım için onu da oynayacağım.Bunlar türün iyi örnekleri, böyle düşünenlere tavsiyem bu oyunlarla türe bir göz atsınlar.Yanıldıklarını görecekler.

Tam35tr
N1k0laT3sla
6 Mayıs 2020 12:29

Senin mantığına göre skyrim, dragon age , witcher tüm Rpg oyunları MMO sevmekle aynı şey :) MMO sevmem bu arada onu da belirteyim. 


Ghost AssassiN
5 Mayıs 2020 21:27

Güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık.Yine bana keşke AC 2'yi zamanında oynayabilseydim dedirtti, eminim o da beni Brotherhood kadar etkileyecekti.Yazıdan anladığım kadarıyla bu zamanda da oynanabilir ama ben yine de bir remastered versiyonu bekliyorum.

Parolamı Unuttum