Heroes of Might and Magic: Olden Era - Erken Erişim İnceleme

Gittiğimiz yerde başka oyunlara ihtiyaç yok!

Heroes of Might and Magic: Olden Era’yı size en güzel nasıl anlatabilirim diye düşündükçe aklıma spesifik bir görsel geliyor garip bir şekilde. Pixar’ın şu meşhur fare aşçılı filmi Ratatouille’e muhtemelen aşinasınızdır. Hani filmin sonlarında yemek eleştirmeni Anton Ego’nun ratatuyu önyargıyla, burnu havada bir şekilde denedikten sonra bir anda çocukluğuna döndüğü sahne var ya… Hatta elinden kalemini falan düşürüyor o bir anda yaşadığı duygu patlamasıyla. Hah, işte tam olarak o an geliyor aklıma! Duyurulduğu andan beridir Olden Era iyi olacak mıydı acaba, yoksa yine Heroes sevenler olarak ellerimiz böğrümüzde mi kalacağız derken… kendimi bir anda 2026’dan 1999’a ışınlanmış, “Dur şu turu da bitireyim de, ondan sonra bırakırım…” diye diye saatlerce oyunu kapatamazken buldum. Neyse, en azından klavyem masanın üzerine sabit olduğu için yere falan düşmedi. Oyun eleştirmeni olmanın da avantajı bu herhalde…

Şimdi size burada Heroes of Might and Magic nedir, ne değildir diye anlatmayacağım. Daha 4 ay önce, 219 numaralı Şubat sayımızda devasa bir Heroes dosyası hazırlayarak o konuda yeterince bilgilendirme yaptığımı düşünüyorum zira. Doğrusu o dosyayı yaparken de bolca gaza gelerek Heroes III’e sarmıştım, onun hemen ardından Olden Era çıkagelince şu aralar günlerim pek Heroes’lu geçti, pek bir güzel oldu.

Eskiye hürmet

Olden Era, 2002 yılında HoMaM IV’le patlarken terk ettiğimiz Enroth’a bir geri dönüş aynı zamanda. Zaman aralığı olarak da ilk Heroes oyunun bile öncesine gidiyor ve aslında bazı açılardan Enroth’ta geçen diğer oyunlara da bir nevi zemin hazırlıyor. Heroes külliyatına çok hakimseniz (özellikle de Necropolis tarafında) tanıdık birçok isme rastlıyorsunuz zaten -ki özellikle de Heroes III tarafına yapılan göndermeler beni bayağı bir mest etti doğrusu. Mesela senaryonun Erken Erişim sürecinde açık olan ilk Act’ı Alvar bölgesindeki (M&M VIII: Day of the Destroyer sevenlerin gözlerinin nemlendiğini tahmin edebiliyorum) Dungeon fraksiyonu etrafında dönüyor. Emrimizdeki ana karakter Heroes III’ten de hatırlayabileceğiniz minotor Gunnar’ın ta kendisi. İleriki görevlerden birisinde Galthran ve Thant da sahneye çıkıyorlar, şimdilik teori seviyesinde olsa da Lafiur’un da Armageddon’s Blade’deki Conflux kalesinin kahramanlarından olan Lacus ve Fiur’un “yanlışlıkla” birleşmiş hali olduğuna dair (benim de çok aklıma yatan) teoriler var. Senaryo tarafında şimdilik bunlar varken tekli haritalara geçerseniz fraksiyon belirleyip kahraman seçme kısmında da Ethric the Mad, Vesper, Zam falan derken uzayıp giden bir liste var. Unfrozen dersine bayağı iyi ve hazırlanarak gelmiş yani; oyunun her yerinden öncekilere bir hürmet, bir gönderme fışkırıyor resmen.

Eskilere yapılan saygı duruşunu takdir etsek de yeni numaraları da var tabii Olden Era’nın. Senaryodan girdik madem, oradan devam edeyim izninizle. Hatırlarsınız, önceki oyunlarda daha düz şekilde ilerleyen bir senaryomuz olurdu; en fazla fraksiyonlardan hangisiyle önce oynamak istediğinizi seçerdiniz. Bu sefer senaryonun işleyişi çok daha dallı budaklı ve de katmanlı olmuş. Act 1 itibariyle ana fraksiyon Dungeon; baş karakterimiz de az önce de dediğim üzere Alvar’ı yöneten Triumvirate’in temsilcisi Gunnar. Daha sonra yan rolde ona Lafiur ve Grove fraksiyonu da ekleniyor. Ama nihayetinde Temple ya da Necropolis’ten hangisiyle arayı iyi tutacağınız konusunda bazı seçimler yapmak durumunda kalıyorsunuz. Yaptığınız seçimlere göre de hikâyedeki bazı detaylar değişebiliyor, farklı bölümler oynayabiliyorsunuz (ya da aynı bölümde haritanın farklı bir bölgesinde, farklı bir senaryonun ortasına düşüyorsunuz). Dahası, Act 1’de çok ciddi bir etkisini görmesem de her fraksiyonla aranızdaki diplomatik durumu gösteren bir çizelge var harita ekranında ve yaptığınız seçimlere göre artı ya da eksi puan kazanıyorsunuz bu fraksiyonlarla. Oyunun senaryosuna gayet nefis bir tekrarlanabilirlik katmış bu; ben oturup iki farklı kayıt üzerinden iki tarafın senaryosunu da oynadım. Dahası olsa daha da oynardım hatta…

O kadar “Senaryo üf ne biçim!” dedim ama daha konudan bahsetmedim hiç. Olay krallıkta gizemli ve sönmek bilmeyen yangınların çıkmasıyla başlıyor. Triumvirate bu mevzuyu araştırması için Gunnar’ı yolluyor, Gunnar mevzuyu deştikçe Temple ya da Necropolis tarafıyla ittifak yaparak hem masum halkı korumaya çalışıyor hem de bu gizemin arkasındaki asıl tehdide ışık tutuyor. Inferno’nun yerini alan Hive fraksiyonu da kendini burada gösteriyor… derken Act 1’in sonu itibariyle aslında daha da büyük başka bir tehlikenin imasıyla Erken Erişim hikâyesinin sonuna geliyoruz. Bu konuda kesin söylenmiş bir şey yok ama tahminde bulunacak olursam Act 2, Hive ve Schism’e odaklanacaktır diye tahmin ediyorum. En nihayetinde de Act 3 itibariyle de hikâyeyi çözüme ulaştırırız ama bunu hangi tarafla yaparız ya da seçimi bize mi bırakırlar, orasını bilemiyorum.

Hepsine hükmedecek tek kahraman olsa…

Senaryoyu asla yabana atmasak da Olden Era mesaimizin sayısız saatini asıl alacak olan kısım başka tabii. Seriye yeniyseniz Tutorial, çözülmeyi bekleyen bulmaca gibi bölümlere bayılıyorsanız da Challenges kısımları aperatiflerimiz. Sonrasında tek başınıza oynamak istiyorsanız New Game, diğer oyunculara karşı stratejik dehanızı test etmek istiyorsanız da Multiplayer bölümleri geliyor.

Tek kişilikte Quick Start dediniz mi dört farklı opsiyonunuz var: Arena, en hızlı girişebileceğiniz mod. Oyun rastgele üç kahramandan birini seçmenizi istiyor, ondan sonraki adımlarda da karakterinizin yeteneklerini, ordusunu, artefaktlarını falan seçip direkt savaşa dalıyorsunuz. Classic, adı üstünde, klasik mod. Birden fazla kahramana sahip olabiliyorsunuz ama bir tanesini kaybederseniz oyunu da kaybediyorsunuz. Single Hero, tam benlik: Hani tamam, ben de seviyorum arada sırf haftalık binaları dolaşan ya da haritada asker taşıyan kahramanlarım olmasını ama bazen “Ya şunlarla hiç uğraşmasam, sadece tek bir kahramana odaklansam…” diye içimden geçirdiğim de oluyor. Bu modun bütün olayı da o: Tek bir kahramanınız var. Son olarak da senaryolarımız var. Şu anda hepsi ayrı hikâyeler anlatan ve değişik mekaniklere bel bağlayan toplam 8 tane senaryo var. Açıkçası önümüzdeki dönemde özellikle de bu senaryolar kısmının bayağı bir coşmasını bekliyorum ben.

Pazartesi gününün coşkuyla kutlandığı tek evren!

Oynanış tarafına gelirsek… (nihayet!) aslında her şey tam da olmasını beklediğiniz gibi, 30 yıllık Heroes formülünün en saf ve damıtılmış halini temele yaymış Unfrozen! İçine daldıkça bu alışıldık formüle çok akıllıca eklentiler yapıldığını fark etmeye başlıyorsunuz ama.

Misal, topladığımız klasik kaynaklara ek olarak Alchemical Dust adında yeni bir kaynak eklemişler. Normal birimlerinizin binalarını yaparken sorun yok da, onların gelişmiş ve alternatif formlarını yapmanıza yarayan geliştirmeler için Alchemical Dust’a bel bağlamak zorunda kalıyoruz. Bunu elde etmesi de özellikle zor olduğu için demoda bu kaynaktan resmen nefret etmiştim -ki çeşitli topluluklarda da benimkine benzer yorumlar yapanların hiç de az olmadığını gördüm. Erken Erişim’e girerken bunu güzelce bir elden geçirmişler ve şu anki halinde bayağı daha anlamlı hale gelmiş. Haritada denk gelirseniz haftalık düzenli Alchemical Dust sağlayan binalar var mesela artık. Oynadığınız harita izin veriyorsa Alchemic Depot binasıyla günlük ufak bir miktar üretim de yapabiliyorsunuz. Hepsinin üzerine kullanmadığınız artefaktları kırma yoluyla da bu ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Buna rağmen özellikle de oyunun ilk aylarında Alchemical Dust içinde yüzmediğiniz için hangi noktada hangi birimi geliştirecek binayı yapacağınızı planlamayı gerektiriyor; bu da klasik oyunun kaynak yönetimine gerçekten anlamı olan bir eklenti olmuş bence.

Bu arada birimlerin gelişmiş ve alternatif formları demişken onlara da koca bir paragraf açmak istiyorum: Artık bütün birimlerin iki farklı geliştirmesi var ve bu gelişmeler güzel dengelendiği için de sizi ciddi ikilemde bırakıyor. Sizi bilmiyorum ama benim neredeyse her Heroes oyunundaki standart taktiklerimden birisi de bol sayıdaki feda edilebilir ünitelerle menzilli birimlerimi savunup, menzilli birimlerimle de rakip daha yaklaşamadan ona maksimum kayıp verdirmek üzerinedir mesela. Ama burada Grove kalesi için ilk birim olan Faun’ların geliştirmelerine bakıyorsunuz… Faun Warrior ya da Faun Archer olabiliyorlar. Birisi yakın dövüş, birisi menzilli. İsterseniz hepsini menzilli yapıp geçebilirsiniz tabii. Ama bu sefer yakın mesafede düşmanın ilgisini üzerine çekecek o piyonlardan mahrum kalıyorsunuz. Ya da kalıyor musunuz acaba? Çünkü teknik olarak 100 tane Faun’u 50 Warrior / 50 Archer olarak bölmek de mümkün. Hop, yine ekstra bir stratejik katman olarak döndü bu da! Bu çok giriş seviyesi örnek tabii ki, daha ileri seviyelerde özel güçlerinden tutun da saldırı ve savunmaları arasında uçurum olan geliştirmeler bile çıkabiliyor. Açıkçası oynarken hiçbirine de “Bu bariz daha iyiymiş” demedim, hepsinde farklı oynanış stillerini ve durumlarını destekleyecek bir şeyler var neredeyse. O açıdan da dengeyi bayağı iyi kurduklarını söylemek mümkün. (Rekabetçi seviyede Hive oynayanların güldüğünü duydum. Sizin de suyunuz ısınıyor, merak etmeyin)

Dengeden bahsetmişken, genel olarak oyunun kurduğu dengenin temeli gayet iyi ama bazı şeylere zaman içerisinde ufak tefek ayarlar çekilerek iyice cilalı hale geleceğini düşünüyorum. Genel birim dengeleri çoğunlukla yerinde, oyun alanına yayılan günlük / haftalık / tek seferlik binaların dağılımı gayet iyi. Çoklu oyuncu modu şimdiden bayağı bir popüler ama o konuda neredeyse gün aşırı bazı dengelemeler yapıldığı için yavaş yavaş yerine oturmaya devam edecek taşlar diye tahmin ediyorum. Ama tek kişilik tarafa gelirsek yapay zekâ konusu biraz sıkıntılı bence. Kolayda aşırı pasif ve herhangi bir tehdit oluşturmaktan uzak, zordaysa direkt hile yaptığı bariz ve süper agresif halde. Bunu da dengelemeye çalıştıklarını söylediler ama bence Heroes serisinde artık direkt hile yapan yapay zekâ yerine daha akıllıca hamlelerde bulunan yapay zekâlarla zorluğu arttırmaya çalışmalıyız 30. yılında diye düşünüyorum.

Heroes of Might and Magic: Olden Era’yla ilgili daha anlatabileceğim tonla şey var ama bütün mermilerimi Erken Erişim’de harcayıp sonra tam sürümde cephanesiz kalmak da istemiyorum. O yüzden eğer eski bir Heroes severseniz, Olden Era’ya gözünüz kapalı dalabilirsiniz. Yıllardır yolunu gözlediğimiz Heroes III muadili nihayet geldi diye müjdelemek istiyorum. Yok, seriyle yeni tanışanlardansanız da… aramıza hoş geldiniz. Yakanızı kolay kolay kurtaramayacağınız için şimdiden yeni tutkunuz hayırlı olsun!


Artıları:

  • Eskiye hürmet edip klasik özellikleri yeni şeylerle çok güzel harmanlıyor
  • Savaş sisteminin özünü koruyup yeni şeylerle genişletmeyi başarmışlar
  • 6 fraksiyonun her birinin başarılı bir kendine has kimliği var
  • Oyuncu geri bildirimlerini güzel dinleyip oyunu güncelliyorlar
  • Oynamaya doyum olmuyor…
  • Erken Erişim olmasına rağmen gayet cilalı
  • Türkçe çevirisi gayet güzel

Eksileri:

  • Yapay zekânın artık hile yapmak dışında da bazı taktikler geliştirmesi lazım
  • Multiplayer tarafında hâlâ tat kaçıran dengesizlikler var
  • Şu anki halinde Elit sınıflara ulaşmak neredeyse imkânsız
  • Büyü sistemini öğrenmesi alışana kadar biraz kafa karıştırıyor
  • Arayüzde hâlâ bazı iyileştirmelere ihtiyaç var

SON KARAR: Erken Erişim’de bile gayet tatmin edici ve cilalı bir tecrübe sunuyor. Tam sürüme çıktığındaki haliyle Heroes III’ün yanına adını yazdırabilecek kadar potansiyelli ve iyi bir oyun. Şiddetle tavsiyemdir!

YORUMLAR
Parolamı Unuttum