Sevgili Eshter… Görüşmeyeli nasılsın? Kocan olacak o herif hâlâ o adada seni mi arıyor? Neydi adı? Paul mü? Yoksa Donnely mi? Unuttum… Her neyse, adamı başından defetmek için iyi çözüm bulmuşsun valla. Umarım Karayipler’de keyfin yerindedir.
Sevgili Eshter, bugünlerde kafam bir hayli karışık. Nedenini soracak olursan… Efendim? Sormadın mı? Olsun, ben gene de anlatayım. Kafası bulanık adamların monologlarını dinlemeye alışıksın nasıl olsa… Biraz da beni dinle be, geberir misin sanki? Ya bırak ben zaten ölmüşüm ayaklarını Allahasen… Ne diyordum? Hah! Bu aralar aklım bir hayli karışık; çünkü yapımcıların tüm dikkatleri oyunlarına çekmek adına yaptıkları şey artık iyice çığırından çıktı!
İlk 10 dakikaların ve oynanış videolarının popülaritesini fark eden yapımcılar bunu kendileri adına kullanmayı seçti sevgili Esher. Sonuç olarak önce stüdyo patentli İlk 10 Dakikalar çıkmaya başladı ortaya. Sonra İlk 20 Dakikalar, Yarım Saatler, 1 Saatler, özel gösterimler, sürpriz kaçıran videolar, parçalı filmler ve daha bir sürü şey…
Mesela Dying Light… Ya da Battlefield: Hardline, The Order: 1886, Bloodborne… Tüm bu saydığım isimler var ya sevgili Esher, hepsi de piyasaya çıkmadan aylar önce kucaklarındaki tüm incileri tek tek döktüler, arkalarında sakladıkları tüm sürprizleri bir bir önümüze koydular, hatta neredeyse tüm videolarını bile izlettiler bize defalarca. Karakter tanıtımları, oynanış videoları, İlk 1 saatler, süpsüper ekipmanlar derken… sonunda oyun çıktı ama ne oldu biliyor musun sevgili Eftel? O oyunlar çıktığında hiç zevk alamadım. Çünkü keşfedilecek bir yanları kalmamıştı, geriye bir tek senaryoları kalıyordu ve o da beklediğim kadar ilginç değildi. Oynayamadım, sıkıldım sevgili Eftel.

İzlemek ya da izlememek, işte bütün mesele bu...
Ve korkuyorum! Çünkü büyük merakla beklediğim Batman: Arkham Knight ve Witcher 3 de aynı yolu izleyenler arasında. Gözlerimi kapamaya, kulaklarımı tıkamaya, habersiz kalmaya çalışıyorum. Ama yapamam! Yapamam sevgili Efter. Çünkü benim işim bu! Ben bir oyun yazarıyım ve her şeyi bilmek, okurlara aktarmak, gündemin nabzını tutmalarını sağlamak zorundayım.
Evet, biliyorum. Bu bolluk, bu zenginlik hem dergi hem de site için iyi. Hem de çok iyi! Ama ne bileyim be Lefter… İkilemimi görüyor musun? Bir tarafta aşırı gereksiz bir bilgi bombardımanı, diğer taraftaysa o bombardımana kucak açma mecburiyeti… Oysa eskinden böyle miydi be Lefter? Oyunları sadece ana hatlarıyla bilir, sürprizleri kendimiz keşfeder, sadece bize ait özel anlara kavuşurduk… Ama ya şimdi? Şimdi bir mankenle, bir süperstarla çıkıyor gibiyiz âdeta. Biz kendisini çok önceden tanımışız zaten, hatta bizi bırak elalem bile biliyor neresinde beni olduğunu!
Efendim? Çok mu uzattım? İyi be, iyi! Ben de kanatlanıp uçarım o zaman. Sen anca o zaman anlıyorsun seninle iki çift laf etmeye çalışanların değerini. Bizse iki çift lafa fitiz, daha fazlası bizi boğar oldu. Hadi gak!
















