2023’te erken erişime çıkan Xenonauts 2, artık tam sürümüyle karşımızda. Başlangıçta 9 ay gibi bir erken erişim süreci öngörülüyordu, ama beklenenden uzun sürdü bu yolculuk. Bunun temel gerekçesini de oyunculardan alınan geri dönüşler doğrultusunda oyunu genişletip büyütmeleri gösterilebilir. Erken erişimi nasıl geçirmiş, hangi alanlarda mesafe katetmiş, hangilerinde henüz beklenen noktaya ulaşamamış, buyurun hep beraber değerlendirelim.
Yine UFO avına çıktık, hadi hayırlısı...
Xenonauts serisi, ilhamını tahmin edilebileceği gibi XCOM serisinden (daha doğrusu bu serinin klasik oyunlarından) alıyor. Bu meşhur serinin son üyesi XCOM 2, 2016 yılında çıkmıştı (Eğer arada başka bir oyun çıkmış ve gözden kaçırmışsam bilemem). Dolayısıyla 10 yıllık bir aradan bahsetmek mümkün. Bu boşluğu da farklı oyunlar/seriler doldurmaya çalışıyorlar. Bu açıdan fena bir performans sergilemeyen seriler arasında Xenonauts serisini saymamız da mümkün. İlk oyun da 2.si de bir yandan o eski oyunları hatırlatırken bir yandan günümüz oyuncularına da hitap edebilecek oyunlar olarak değerlendirebilirler.
Xenonauts 2, 2000’li yıllarda Soğuk Savaş’ın halen devam ettiği, Doğu Bloku’nun halen ayakta olduğu alternatif bir tarih akışına götürüyor bizi. Bir yandan bu gerilimli atmosfer devam ederken bir yandan da uzaylı tehdidi her geçen gün artıyor. UFO’lar daha sık görünmeye başlıyor. Kimi yerlerde UFO enkazlarına rast geliyor insanlar. Kısa bir süre içerisinde insanlık kendi içerisindeki çatışmaları bir kenara bırakıp uzaydan gelen düşmanlara karşı birlikte hareket etmek durumunda kalabilir. Ama bu o kadar da kolay değil.
Bu dünya dışı tehdide karşı hazırlıklar yapan ve yeri geldiğinde çatışmalara giren gizli bir birime, “Xenonaut”lara liderlik ediyoruz. Ancak oyunun hemen başında, ana üssümüz saldırıya uğruyor, ekibimiz kaçıp kendilerine yeni bir üs kurmak durumunda kalıyorlar. Bu yeni üssümüzle birlikte, bir anlamda mücadeleye sıfırdan başlıyoruz.
Bir yandan uzaylılarla bir yandan da uzaylıların izlerini silip toplumların yaklaşmakta olan istilaya karşı hazırlanmasını engellemeye çalışan işbirlikçileri “Temizlikçiler (Cleaners)” ile uğraşıyoruz. Bunun yanında uzaylı istilası başladığında layıkıyla direnebilmek için hazırlıklarımızı da eksik etmemeye çalışıyoruz.
Oyunun temel olarak 2 ana kısmı olduğunu söyleyebiliriz. İlki üs ve personel yönetimi, 2.siyse tahmin edilebileceği gibi operasyonlar.
Üs ve personel yönetimi kısmında, mevcut üssünüze yeni birimler inşa edebiliyor, araştırmalar yapabiliyor, araştırmalar sonucunda elde ettiğiniz bilgilerden de istifade ederek silahlar, zırhlar, savaş araçları, uçaklar vs. üretebiliyorsunuz. Farklı coğrafyalarda yeni üsler kurarak dünyanın daha büyük bir kısmını kapsar hale gelebiliyor ve daha geniş coğrafyalarda operasyonlar gerçekleştirebiliyorsunuz.
Üssünüzün kapasitesi el verdiği ölçüde yeni askerler istihdam edebiliyor, bunları eğitip donatabiliyor, bunlar arasından operasyon ekipleri oluşturup bu ekipleri düzenleyebiliyorsunuz. Birden çok üssünüz bulunuyorsa, bunlar arasında personel transferi de yapabiliyorsunuz.
Oyuna dair sevdiğim şeylerden birisi personel yönetimi kısımları. Operasyona çıkacak timimizde hangi sınıftan (Rifleman, Assault, Heavy, Shield, Sniper) kaç kişinin yer alacağı ve bu kişileri hangi ekipmanlarla donatacağımız gibi kararlara kafa yormayı seviyorum. Genelde de bunun faydalarını gördüğümü söyleyebilirim.
Her ne kadar harita yapısını kestiremiyor olsanız da en azından görev türünden hareketle bir çıkarımda bulunabiliyorsunuz. Örneğin, düşman birliğine pusu atacağınız bir görevde atış gücünüzü olabildiğince yüksek tutmak gibi tercihler görevi sizin için daha kolay kılabiliyor, hedefe daha hızlı ulaşabiliyorsunuz.
Askerleriniz için tercih edeceğiniz ekipmanlar da görevi ne şekilde bitireceğinize etki edebiliyor. Örneğin üst düzey bir düşman birimini etkisiz hale getirme görevine gidiyorsunuz. Eğer yanınızda öldürücü olmayan silahlar (mesela şok tabancası gibi) bulunuyorsa, bu birimi öldürmek yerine rehin alıp yanınızda götürmek gibi bir alternatifiniz de oluyor.
Çatışmaya katılan askerleriniz bu çatışmalardan deneyim ediniyor ve gelişiyorlar. Buna ek olarak, çatışmalarda göstermiş oldukları cesaret ve yararlılıklar vesilesiyle madalyayla da ödüllendirilebiliyorlar. Bu madalyalar da yeteneklerinde artış sağlıyor.
Çatışmada yaralanan bir askerinizi gözden çıkarmayıp kurtarırsanız, bunun için bir madalya kazanıp sonraki görevlerde daha yararlı bir hale geldiğini görebiliyorsunuz mesela. Veya çok sayıda düşmanı öldürdüğü için madalya kazanabiliyor askerleriniz. Bu şekilde ekibinizi adım adım geliştirip daha etkili bir hale getirebiliyorsunuz. Bu, bir yandan da o ekip üyeleriyle kurduğunuz bağı kuvvetlendiriyor.
Tabii sürekli aynı kişilerle operasyona çıkmak gibi bir şansınız yok. İllaki birileri yaralanıyor ve belirli bir tedavi sürecinden geçmesi gerekiyor. Arada kaybedip arkasından yas tuttuğunuz askerleriniz de oluyor. Dolayısıyla bütün yatırımı belirli isimlere yapmak yerine dengeli bir yol izleyip alternatifler de oluşturmak gerekiyor.
Mühendisinizin neler üreteceğiyle ilgili kararlar alırken de benzer şeyleri göz önünde bulundurmakta fayda var. Sonuçta bu amaçla kullanabileceğiniz kaynaklar sınırsız değil. Her bir askeriniz için özel silahlar veya zırhlar üretmeye çalışmak yerine operasyon ekibi için optimum noktayı belirlemeye çalışmak daha uygun bir seçenek. Veya her askeri süper zırhlar ve silahlarla donatmak yerine bu kaynaklarla üretebileceğiniz otonom bir savaş aleti, ekibiniz için operasyonları daha kolay kılabiliyor.
Arada bir radarınıza ufolar takılabiliyor, siz de hemen avcı uçağınızı havalandırıp peşine takılıyorsunuz. Bu it dalaşlarını otomatik sonuçlandırabilir veya bizzat çatışmaya girebilirsiniz. Ama bu çatışmalar o kadar da zevkli gelmedi bana açıkçası. Büyük oranda otomatik sonuçlandırıp geçmeyi tercih ettim.
Gerek üs geliştirmelerini gerek araştırmaları gerekse üretimi yapabilmek paraya ihtiyacınız oluyor elbette. Bunun için günlük olarak elde ettiğiniz belirli bir gelir var. Ay sonlarında da genel bir toplam ekleniyor bu tutara. Bir de operasyonel puanları kullanarak fon toplama imkânınız bulunuyor. Ayrıca operasyonlardan gelir elde ediyor, çatışmalar sonrasında topladığınız teçhizatları, uzaylı kalıntılarını vb. satarak da kasasınıza bir miktar girmesini sağlayabiliyorsunuz.
İki ileri, bir geri…
Oyunun eksiklerinden de bahsetmek gerek, öyle değil mi? Erken erişim incelemesini yazarken, zorluk dengesinin oturmamış olduğundan bahsetmiş, fakat bunu henüz yolun başında olmasına bağlamıştım. Yanılmışım, yolun sonunda da benzer bir tablo bekliyor bizleri. Bazı görevlerde ekibin yarıdan fazlasını kaybetmek kaçınılmaz bir hal alıyor, başarısızlığa mahkûm gibisiniz resmen. Öte yandan bazı görevleri de hızlıca bitiriveriyorsunuz. İşin daha tatsız kısmı bunun bir anlamda piyango gibi bir şey olması. Hangi görevin ardından hangisi gelecek, bu rastgele belirleniyor. Hal böyle olunca da bir uçtan diğer uca savruluyorsunuz. Zaman zaman da aynı görevleri tekrar tekrar yapıyor, hızlıca tekrara düşmesine hayıflanıyorsunuz.
Görevlerin rastgeleliği, oyunda bir hikâyeyi takip ettiğinizi de unutturabiliyor zaman zaman. Günler boyunca bir görev çıkmayabiliyor, olaydan kopabiliyorsunuz. Gerçekleştirdiğiniz görevlerin (en azından bazılarının) oyunun hikayesiyle doğrudan bir bağı olup olmadığını da sorgular hale gelebiliyorsunuz. Bir hikâyeyi takip ettiğimiz senaryo modundan ziyade rastgele “zindan temizliği” yaptığımız bir yapıya bürünebiliyor oyunun akışı.
Bu eksilerine rağmen yine de türü seven oyuncuların göz atması gereken oyunlardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Sunulan atmosfer ve (işler yolunda gittiğinde) yaşattığı tatmin hissiyle bunu hak ediyor.
Başlıklar
Klasik XCOM günlerine götüren bir yapısı var, ilham kaynağına olabildiğince yakın bir deneyim sunmaya çalışmışlar. Bununla birlikte, halen çözülememiş bazı temel sıkıntıları nedeniyle potansiyelini tam anlamıyla kullanamamış bir oyun Xenonauts 2. Yine de türü sevenlerin göz atması gereken oyunlardan birisi olduğunu da belirtmek gerek.
- Xcom oyunlarını anımsatan bir atmosfer kurmayı başarmışlar
- Özellikle çatışma kısımlarında verdiği tatmin hissini not etmek gerek
- Tam sürüme geçmiş olsa da erken erişimdeki gibi oyuncu görüşlerini alıp oyunu geliştirmeye devam ediyorlar.
- Zorluk dengesi halen tam oturmamış, bazı görevlerde ne kadar temkinli hareket ederseniz edin başarmak imkansıza yakın
- Görevlerin rastgeleliği, sunduğu avantajlar kadar dezavantajı da beraberinde getiriyor
- Takip ettiğimiz bir hikâye olduğunu unutturabiliyor































