Anonim Bir Mektup: Ben Bir Oyun Yapımcısıyım Ve Oyuncuların Nefretinden Bıktım

Uzun ve "sıkıcı" bir yazı geliyoooooor!...

Kotaku sitesi, kendilerine ulaşan ve anonim olarak kalmak isteyen bir oyun yapımcısının mektubunu yayınladı bugün.

Tüm mektubu çevirmeyeceğim, İngilizce bilen arkadaşları ise buradan kaynağa yönlendireceğim. Ama aslında bizim de uzun zamandır kafamızı kurcalayan, ara ara toplantılarda sözünü ettiğimiz ve sebebini merak ettiğimiz bir kötü bir eleştiri alışkanlığının sektör içinde insanları ne noktaya getirdiğini gösteren güzel bir mektup.

Gerçi bazı kısımları kafada soru işaretleri yaratıyor, herşeyin ötesinde artık öyle bir paranoyaklık seviyesine ulaştık ki insanlık olarak, bunun da özenle işlenmiş bir troll olma ihtimali kafamızdaki alarmları harekete geçiriyor. Neyse, önce ilk paragraftan bir giriş yapalım:

"Sayın tüketiciler ve video oyunu hayranları,

Siz beni tanımıyorsunuz. Ama bugüne kadar yapımına yardımcı olduğum oyunların bazılarını biliyorsunuzdur. Ama çalıştığım başka bir AAA oyunun yapımının sonlarına yaklaşırken, bir taraftan oyunumuza bayılacak insanlar adına heyecanlandığımı, diğer taraftansa oyunumuza karşı nefret kusacak insanlardan tiksindiğimi hissediyorum.

Dünya çapında oyunumuzu alacak olan milyonlarca insan oyunumuzu sevecek, sadece birkaç bin kişi internette oyunumuzun ne kadar kötü olduğuna dair bir güruh oluşturacak. Ne kadar arızalı, ne kadar bug’lı, ne kadar kokuşmuş olduğunu söyleyecek. Eleştiri her zaman olacaktır. Dünya eleştiriye ihtiyaç duyuyor. Ama kişisel negatif saldırıların, nefret söyleminin ya da acımasızlık sınırındaki lafların günde 12 saatten fazla süre çalışan ve bunu haftalarca, aylarca, bazen yıllarca yapan insanlara sarf edilmesinin kabul edilebilir bir yanı olamaz.

..."

...ve bu şekilde ilerliyor yazı. Yazarın en çok takıldığı kavram, ölüm tehditleri. Türkiye’de eleştirilerde pek karşılaşmıyor olsak da, internet dünyasında “Umarım bu oyunu yapanlar ailelerini katlettikten sonra kendilerini öldürürler” tadındaki, şirazesi kaçmış yorumlar alıp başını gitmiş durumda. Dediğim gibi, bizde işler bu kadar sarpa sarmadı ama, pahada benzer yorumları da görüyoruz. Daha çok küfürlerle bezeli şekilde.

Aslına bakarsanız, yazarın en çok takıldığı şey de bu. Bir esere yılların emeğini verdikten sonra, onun eleştirilmesinde kullanılan dilin kalitesiyle çok büyük sıkıntısı var. Yazının içinde "insanların kendilerini sansürlemelerini istemiyorum (otosansür)" diyor. Sorusu biraz daha "Bunu söyletecek kadar kötü ne olabilir ki?" şeklinde. Yapılmasına yardımcı olduğu bir işin, gerçekten bu kadar kötü ve acımasız sözleri söyletecek kadar başarısız olduğuna inanmıyor. Bazı yorumları düşünürseniz, aslında doğru bir noktaya değiniyor.

Ama tam bu noktada başka bir şey var. Başta söylediğim gibi, yazının içeriğinde soru işareti olan şeyler var. Okuduğunuzda, birçok kısmında “Bu kadar uğraş gösteriyoruz, lütfen kötü eleştiri yapmayın”a kayan kısımlar var. Bir yerde acımasızlığı anlatırken “ölüm tehditleri ve Metaciritic’te sıfır vermeler” şeklinde bir kullanımı var yazarın.

Ölüm tehdidi ile Metacritic notunu eşdeğer görmek? Üstelik benzerleri yazıya dağılmış durumda. Örneğin çok çalışmayı, doğru bir çalışma şekli olarak görme hatası var yine tekrarlanır şekilde. Unutmamak lazım, bazen ne kadar fazla kürek çekerseniz çekin, yanlış yoldan gidiyor olabilirsiniz. Bunun da eleştirilmesi kaçınılmazdır.

Ama nihayetinde, yazarın (ve bizim de ara ara) takıldığı nokta, insanların bir konuyu eleştirirken nasıl çalıştıklarına dair bir şey bilmeden biliyormuş gibi davranmaları ve dillerinin kemiği olmadığından söyledikleri şeylerin ağırlığını kavrayamamaları.

İnternetin, pis dünyada yeni bir sayfa açacak kadar demokratik bir ortam olmasının hayaliyle yola çıkan, “Forum” kelimesinin Antik Yunan kökenine gönderilen bir atıf olduğunu hatırlayan insanlar hâlâ var sonuçta. Bu dünyaya adım atmanın, trollük ve acımasızlıkla eşdeğer olmadığını ara ara dile getirmek gerekiyor işte.

O nedenle bu mektubun yazarına, kimi yerlerde kendisi de fazla duygusal davranmış olsa da, teşekkür ediyorum ben.

Sonuna kadar dayandıysanız, size bir kedi veriyorum. Tebrikler.

Başa dön
YORUMLAR
Parolamı Unuttum