Greak: Memories of Azur - İnceleme

Bir elin nesi var, üç elin…

Yer: Navegante Entertainment toplantı salonu
Konu: Oyunumuz nasıl bir şey olsun?

- Malum platform / aksiyon türünde çok fazla oyun var. Ee bizim metroidvania özelliklerimiz de yok, daha çok platform ve düşman öldürme odaklıyız. Diğerlerinden farklı bir şey yapmamız lazım ki ses getirebilelim. Ne dersiniz?
- Oyunculara birden fazla karakteri yönetme imkânı versek mi?
- Aha işte bu! İki karakter olsun! Yok yok, üç karakter olsun!
- Üç karakter de birbirinden farklı olsun mu?
- Olmaz mı yaa! Greak yakın dövüşte iyi olsun, kız kardeşi Adara’yı daha zayıf yapalım ama uzaktan güzel saldırsın. Bir de Raydel olsun üçüncü kardeş. O çok güçlü olsun ama yüzemesin!
- Oldu bu iş be! Üç karakter, doğru zamanlamayla dodge yapmaya ve saldırmaya dayalı bir oynanış, platformlar, hatta aralara bulmacalar serpiştiririz.
- Hay senin gözünü öpeyim aslanım! Serpiştirin tabii, bol bol serpiştirin. Ama bunları çözmek için iki karakteri de hatta bazen üçünü de kullanmak gereksin tamam mı?
- Oyuncuların tadını kaçırmasın sonra? Oyunun temposu düşmez mi?
- Ne düşecek be! Mesela düğmeye basınca kapı açılsın, diğer taraftaki düğmeye de basmak gereksin. Hatta adım başı bu bulmacalardan koyalım.
- Patron, emin misin bak, laf yiyeceğiz.
- Bir şey olmaz! Hatta dur bak aklıma ne geldi, karakterleri aynı anda hareket ettirmek gereksin, yani öyle tek karakterle ilerledim, bölümü bitirdim olmasın!
- Patron, yakacaksın bizi.
- Yapın gitsin, farklı olacağız, herkes bizi konuşacak!

Greak: Memories of Azur ilk bir iki saatinde gayet güzel bir oynanış sunuyor aslında. Burada Greak isimli genci kontrol ediyor ve Urlag istilasından kaçmak için bir zeplinin yapımına yardım ediyoruz. Greak’in iki kardeşi var, bir yandan da onları bulmaya çalışıyor. Bu ilk kısım klasik bir platform / aksiyon, oynanışı zor değil ama gerek grafikleri gerek hikayesi sürükleyici biçimde oynatıyor.

Ne oldi sana ne oldi böyle?

Sonra kız kardeşimizi buluyoruz ve oyun değişiveriyor. İki karakteri aynı anda kontrol etmek sıkıntı değil, hele son yamadan sonra hareket senkronlaması düzeltilince (yamadan önce zıplarken biri zıplıyor, diğeri bir yere çarpıp düşüyordu ve kardeşleri tekrar bir araya getirene kadar biri ölüveriyordu falan) birden çok karakteri eş zamanlı kontrol etmek rahat bir hal aldı. Ha bunu yapmak için gamepadde sol tetik tuşuna (klavyede de karşılığı var) sürekli olarak basılı tutmak zorundasınız ve bu resmen parmak yoruyor ama düşünce fena değil işte (toggle mantığı kullansalar daha iyi olurmuş ama toplantıda bu konuşulmadı demek ki). Ancak bu noktadan sonra oyunda sürekli olarak aynı tür bulmaca yapılarıyla karşılaşmak bir noktadan sonra “Eee yeter ama!” dedirtiyor işte insana. Greak ile manivelayı tut, döndür ki kapı açılsın. Adara kapıdan karşıya geçsin, oradaki manivelayı tutsun, döndürsün ki kapı açık kalsın; Greak’e geçip kapıdan geç, tetiğe bas ve ikisiyle birlikte tekrar koştur. Şimdi bu tür bir bulmaca bir olur, iki olur, ama yirmi olunca sıkıldım ben.

Halbuki ne de tatlı el çizimi grafikleri var oyunun. Baştan çok da potansiyelli olduğunu düşünmüştüm ama gerisinde aynı tempoyu yakalayamadım maalesef. Mesela bir yerde iki tane dişli mi ne bulmak gerekiyordu bir bulmacayı çözmek için. Buldum. Bakıyorum bakıyorum görev listemde hala 1/2 görünüyor ilerleme. Meğer bunlardan birini Adara’ya geçtiğim bir anda almışım, karakterlerin envanterleri ayrı olduğu için oyun beni ikisini de bulmuş saymamış. Ne zamanki Adara ile o dişliyi yere atıp Greak ile aldım, görev tamamlandı. İyi de sonuçta beraber koşturuyoruz her yere, dişlileri de beraber takacağız hatta. Töbeestağfurul…

Ah o toplantıda ben de olsaydım, açık denizlere yol alsaydım

Aslında fikir güzel ama uygulama kısmı sıkıntılı ve hem de çok eksiği var Greak’in. Bir kere düşman sayısı çeşitlilik olarak çok az. Neredeyse hiçbiri özel bir taktik gerektirmiyor, üstüne gidip seri halde ateş düğmesine basınca, hele de tüm karakterlerimiz bir aradaysa öldüremediğimiz kimse yok. Boss’lar biraz çeşitlilik sunuyor ama hiçbiri zor değil. Bu oyuna metroidvania unsurları çok yakışırmış ama ne yeni yetenek kazanmak var ne detaylı harita. Sadece ana bölgeleri görüyoruz haritada, kestirme yol açtıysak bu bölgeler arasında git gel yapabiliyoruz o kadar. Karakter geliştirme yok, sadece bir iki görev karşılığında öğrendiğimiz aşağı, yukarı ve şarjlı saldırılar var. Yani her şey aceleye gelmiş, “sonradan ekleriz belki” denilip sonra da “böyle kalsın işte mis gibi” denmiş gibi duruyor.

Sevmek istedim, yalan yok. Bir bakıma sevdim de ama bana fazla casual bir oyun gibi geldi. Beni zorlamayan oyunları pek beğenemiyorum; aklım oyunda kalmıyor, kısa sürede sıkılıveriyorum. Şu oyun bence o kadar harcanmış bir potansiyel ki, üzüldüm ya. Keşke çağırdıklarında o toplantıya ben de katılsaydım da yapmayın etmeyin deseydim.

SON KARAR

Navegante cesur olmaya çalışmış ama bir yandan da elini korkak alıştırmış. Şu oyun çok daha cilalı olabilirdi, güzelim hikâye sanki biraz basitçe harcanmış gibime geldi

Greak: Memories of Azur
Yakışıklı değil ama sempatik
6.0
Artılar
  • El çizimi grafikleri cidden çok ama çok tatlı
  • NPC’lerin her karakterle farklı diyalog kurması iyi düşünülmüş
  • Oyunun dünyası güzel


Eksiler
  • Bulmaca mantığı çok düz
  • Kardeşlerin yapay zekasına başarılı demek mümkün değil
  • Envanter çok kısıtlı
  • Düşman çeşitliliği çok az


YORUMLAR
Parolamı Unuttum