Imperial March'ı verin damardan
Devamını okuNisan ayında dergiye girdiğimden beri yaklaşık olarak 18 tane oyun incelemesi yazmışım. Şöyle bir baktığım zaman, 6 tane incelemenin ortak bir noktası var. Fikirleri güzel olsa bile oyun olarak bakıldığı zaman vasat oyunlardı. İşte bu tarz oyunlar, beni en çok üzen oyunlar oluyor. Çünkü birkaç şeyi doğru yapabilseler, güzel ve eğlenceli olabilecekken, unutulabilir oluyorlar. Maalesef Blumhouse Games’in yapmış olduğu Sleep Awake, kendisini 7. inceleme olarak konumlandırıyor.
Oyunu daha önce göreniniz oldu mu bilmiyorum ama dergi toplantısına kadar benim de haberim yoktu. Fakat fragmanına baktığım zaman gerek atmosfer, gerekse hikâye epey bir ilgimi çekti. Tabii en çok dikkatimi çeken olay ise; Cory Davis’in oyunu olmasıydı. “Kim be bu adam?” diye soranlar için tek bir oyun adı vermem yeterli olacaktır. Spec Ops: The Line... Zaten oyuna yükselmem için yeterli olmuştu bu isim :P
Bana Bir Masal Anlat Baba
Sleep Awake, evren kurma konusunda gerçekten çok güzel bir işe imza atmış. Dünya içerisinde kalmış olan son şehirde, hayatta kalmaya çalışan bir çocuk olan Katja’nın hikâyesini işlemişler. Tabii ister istemez “niye son kalan şehir?” diye sorasınız gelmiştir. Kötücül bir şirket tarafından yapılan bir dizi işlem sonrası insanlar uykusunda kaçırılmaya başlamış. Yani uyuyan bir kişi, bir daha uyanamıyor ve bedeni de yer yüzünden siliniyor. İlk defa düşünülmüş bir konsept olmadığının ben de farkındayım. Fakat oyunları güzel kılan olay zaten işleyiş tarafında yatıyor.
Evreni doldurma konusunda da güzel fikirleri olmuş. Kötücül şirketi ve çinko karbon vatandaşları saymazsak, iki tane komünite var. İlk grup, uyumamak için kendisini tamamen mazoşistliğe vuranlar. Türlü türlü manyak var bunların arasında. Göz kapakları kapanmasın diye gözüne çengelli iğne batıran mı dersiniz. Sırtına getirdiği kancalar ile kendisini tavana asan mı dersiniz... Yani sürekli bir acı çekme halinde tutuyorlar kendilerini. E tabii işin ucunda evrenden tamamen silinmek olunca, çok da şaşıramıyor insan.
İkinci grup ise benim aklımı gerçekten kurcalayan bir grup oldu. Şimdi bunlar kendilerine “elektrikçiler” diyor. İnandıkları şey ise şu; insan vücuduna, sürekli düşük voltaj bir elektrik verilirse, uyku ihtiyacı asla olmaz... Fakat tahmin edileceği üzere, bunu başaramıyorlar. Sürekli yanlış voltaj verdiklerinden dolayı bütün deneyleri başarısız oluyor. Zaten bundan dolayı da bu komüniteden birisi ile karşılaşmıyorsunuz. Sadece sağda solda bulduğunuz dosyalardan okuyabiliyorsunuz.
Benim kafamı kurcalayan kısım ise şey ya... Yahu çok mantıklı bir fikir değil mi? Hem mühendislik bakış açısıyla hem de mantık olarak bakıyorum. E yapılır be bu, yapılmaz mı? Milivolt değerinde ufak ufak damardan versek, bir de bir şekilde topraklama yapabilsek... Pffff çok karıştı kafam. Ben galiba bunun için araştırmalara başlayacağım.
Neyse konumuz olan Sleep Awake hakkında konuşmaya devam edelim. Bahsettiğim evren ve hayatta kalma hikâyesinde, bir de bizim Katja var. “The Hush” denilen bu uyku laneti yüzünden ailesini kaybetmiş bir çocuk. Kendisinin ise hala hayatta kalmasını sağlayan bir durum var. O da babasının kimyager olması. Zamanında Katja’nın peder, bir tane göz damlası formülü icat etmiş. Bunu damlattığınız zaman uyuyorsunuz ama rüya yerine, halüsinasyon görmeye başlıyorsunuz. E tabii basit bir halüsinasyon görmek, korku oyununa yakışmazdı.
Bunlar haricinde vereceğim detaylar epey bir sürpriz bozabilir. Keza yaklaşık 4 saatlik kısa bir oynanışı var zaten. Özellikle sonlara doğru epey bir garipleşen bu senaryo, kafayı bayağı bir allak bullak ediyor. Zaten oyun boyunca sunum şeklinden de “garip” bir şey deneyimlediğinizi hissediyorsunuz. Fakat ana karakterin seslendirmesini yapan çocuk, vasat bir performans sergiliyor. Ondan dolayı da bazı kısımlar sizlere tam olarak geçmiyor.
P.T. Yüzünden Yaşadığımız Eziyet...
Kojima zamanında öyle bir şey yaptı ki, biz hala bunun acısını çekiyoruz. Yürüme simülasyonlarına karşı değilim. “Abi elimizde bir hikâye var ve oyun yapmak istiyoruz. Ama mekanik nasıl yapılır bilmiyoruz. O yüzden ana karakter sadece yürüsün!” tarzında olduğu zaman, işleri gerçekten zor oluyor. Çünkü öyle bir çıtaya çıkmanız gerekiyor ki sadece yürümek bile ilgi çekici olsun. Bundan dolayı amatör ekipler, genellikle bu konuda çok sıkıntı yaşıyorlar gibi geliyor bana.
Sleep Awake denilen bu güzide oyun, maalesef aynı sıkıntıyı yaşıyor. Gerçekten yaratıcı bir kurguyu, dümdüz yürüme ile sıkıcı hale getirmişler. Çünkü etrafınızda bulunan hiçbir şey ile etkileşime giremiyorsunuz... Dümdüz bir patika takip ediyor ve bir iki tane toplanabilir eşyaya denk gelebiliyorsunuz. Bu düpedüzlük durumundan dolayı da ekran başında çok fazla baygınlık geçiriyorsunuz.
Ayrıca maalesef oyunun içerisinde gizlilik kısımları var. Maalesef diyorum çünkü ChatGPT’nin ilk versiyonu bile bunlardan daha zekidir. Eğer vücudunuzun sadece %1’lik bir kısmı bile saklanıyor olsun. Karşınızdaki düşman, sizin o açıkta olan %99’unuzu göremiyor. Ne diyeyim ben şimdi bu yapay zekaya? Nasıl dalga geçmeden durayım... Neyse durayım da boş yere uzamasın ya :P.
Rusya mı Burası?
Oyunun kurduğu evrenin ne kadar iyi olduğundan bahsettim. Bir de bunu çok güzel bir Rus mimarisi ile birlikte taçlandırmışlar. Hiperrealist kaplamalar falan sunmuyor. Ama sanat tasarımını ve ışıklandırmayı çok tatlı kullanıyor. Hatta ben oyunun sonlarını oynarken yanımda dergiden de bildiğiniz Pelin Yiğit vardı. Aynı şekilde o da bayıldı oyunun görselliğine. Bir de halüsinasyonlardan dolayı bir çok konum ziyaret ettiğiniz için hiçbir atmosfer de sıkmıyor.
Ses tasarımı konusunda da evreni gayet güzel desteklemişler. Çevredeki ses dağılımı, atmosfere göre değişen sesler falan hiç sırıtmıyor. Fakat hikâye tarafında da dediğim gibi; ana karakterin seslendirmesi kötü be... Büyük ihtimalle tecrübesiz bir gence seslendirmişler. Ondan dolayı çok da fazla yermek istemiyorum. Umarım güzel bir kariyeri olur diyorum sadece.
Basit Zihinler, Basit Açıklamalar İster
Genele baktığımız zaman Sleep Awake, fikirlerine yazık eden bir korku oyunu olmuş. Yaratmış oldukları evreni ve kurguyu tüketirken gerçekten çok keyif aldım. Hatta etrafta bulduğum her bir notu okuyup, bu dünyayı daha çok anlamaya çalıştım. Fakat maalesef oynanış tarafının verdiği baygınlık ve yorgunluk yüzünden zar zor bitirebildim. Aslında şunu 8 bölümlük mini bir dizi yapacaktın. Var ya ne güzel tutardı... Şey aranızda oyuncu, kameraman ve yönetmen var mı? Bir şey denemek istiyorum.
Başlıklar
Blumhouse Games, aynı sinema sektöründe de yaptıkları gibi, harika fikirleri vasat seviyeye çekmeye devam ediyor. Eğer bir gün oyunlar için sağlam bütçe ayırırlarsa, işte o zaman harika bir oyun oynayabiliriz.
- Yaratılmış olan evren bayağı ilgi çekici
- Atmosferi çok güzel ayarlamışlar
- Işık oyunlarını iyi kullanmışlar
- Hikayesi yaratıcı
- Oynanış tarafı vasatın altında
- Ana karakterin seslendirmesi yer yer koparıyor
- İlerleyiş fazla tekdüze






















