The Legend of Heroes: Trails beyond the Horizon - İnceleme

Güneş ufuktan şimdi doğar

Legend of Heroes mu desem Trails mi desem bu seri epey niş bir seri. Zaten oyunun lokalizasyonunu yapan firma da NIS America... Esasen Japonya'da 2024 senesinde çıkan serinin son oyunu yaklaşık 1.5 sene sonra nihayet batıya da ulaştı. Ben de bu seriye başlayalı çok uzun zaman olmamıştı ama kısa zamanda büyük yol kat ettim... 

Hayatımda oynadığım hiçbir oyun serisinde böyle bir devamlılık görmemiştim. Her şey geçtiğimiz sene çıkan ilk oyunun remakeini oynamam ile başladı. Sonrasında aradaki 4 oyunu atlayıp. Cold Steel'den seriye başladım. Lakin önceki 4 oyunu da izleyip, okumam gerekti çünkü TÜM OYUNLAR birbirine göbekten bağlı. 

İlk oyun olan Trails in the Sky 1202 senesinde başlarken bugün bitirdiğim Trails beyond the Horizon 1209 senesinde geçiyor. Toplam 13 oyun yedi senelik lineer bir hikaye anlatıyor. Bu on üç oyunda yüz civarı karakter hayatımıza giriyor. Bunların çoğu dönem dönem oynanabilir oluyor. İşin daha da tuhaf tarafı her karakteri tanıyor olmam. Yani bu 100 civarı karakteri yarın birgün sokakta görsem koyu bir muhabbet çevirecek kadar tanışıklığım var. Serinin bunu başarması bence en başarılı tarafı. Zaten bu yüzden beni de bağımlı etti. 

Doyumsuz Zemurialılar

1150'lerde orbal teknolojik devrim sayesinde arabalar, uçan gemiler gibi acayip teknolojik bir sıçrama yaşayan Zemuria halkı artık doyumsuzluğun zirvesine çıkmış durumda. Daha önceki 12 oyunda sonsuz diplomatik krizin göbeğinde bulunmuş, dünya savaşının eşiğinden dönmüş bir ülke olan Calvard'da bu silahlanma yarışını uzaya taşımak istiyor. Seri boyunca ilk üç oyunda Liberl isimli bir ülkenin dertleriyle beraber dünyayı kurtardık. Zero ve Azure Crossbell'in bağımsızlık mücadelesini anlatıyordu. Cold Steel serisi (benim oyuna giriş yaptığım yer) Erebonia İmparatorluğu ile iç savaş yaşadık. Sonrasında nihayet öteki tarafa geçip Daybreak serisiyle Calvard'ın sorunlarına bir Spriggan (bounty hunter + fixer karışımı bir rol) açısından bakma şansını yakaladık. 

Daybreak 1 ve 2'deki ana karakterimiz Van Arkride'ın yanı sıra bu oyun Cold Steel serisinin ana karakteri ve benim serideki favorim Rean Schwarzer ile birlikte kendisini sadece okuyup, izlediğim 2. oyunun yan, 3. oyunun ana karakteri Kevin Graham'ı da hikayenin merkezine koyuyor. Kevin en son Azure'da karşımıza çıkmıştı sonrasında yedi oyun ortalıkta yokken şakkadanak seriye ana karakter olarak dönüş yapıyor. Oyunun bu korkunç derecedeki devamlılığı beni daha da büyülemeye devam ediyor. Rean ile birlikte Cold Steel ekibi dönerken Kevin'e eşlik etmesi için de yine Reverie oyununda tanıştığımız Rufus ve çetesi seriye geri dönmüş. Lapis Rosenberg'i kanlı canlı yeniden görmek de içimi bir yumuşatmadı değil. 

Bir Tek Uzay Kaldı

Dedim ya Calvard dünya savaşından yırtmış ve uzaya çıkmak istiyor. Eh hal böyle olunca aşırı muhafazakar ve tanrıçalarına bağlı Zemurialılar da bir kuşkulanıyor. Bu kuşkaların başında da bizim ana karakterler geliyor. Tabii oyun Calvard'ın meselelerini temel aldığı için yine ana karakterimiz Van Arkride, Rean ve Kevin ile görece çok daha az oynuyoruz. Van'ın ekibiyle birlikte son 2 oyunda kaldığımız yerden devam edip 4SPG adı verilen fixer işlerini toparlayıp, sinemaya gidip ekiple zaman geçirip günümüzü gün ediyoruz. Sonrasında uzaya çıkma zamanı yaklaşınca bir anda KAOS her yeri sarmaya başlıyor. 13 oyunluk bir seride her şey eğlenceli gidiyorsa takribi 13 dakika içerisinde bir KAOS çıkacağını artık anladım. O yüzden işler tıkırında gidince midem yanmaya başlıyor. 

Zemuria'nın çok keskin sınırları var ve bu sınırlar dışarısında ne olduğunu insanoğlunun aklı ve mantığı almıyor. Tanrıça tarafından konulduğu varsayılan bu sınırların ötesinde olan her şey "şeytan icadı" olarak gözüküyor. Uzay ise bambaşka bir mevzu. "ACABA SİMÜLASYONDA MI YAŞIYORUZ" sorusu teknolojilerinin zirvesine ulaşmış Zemuria halkı için rutin bir varoluşsal kriz haline gelmiş durumda. Hikayenin detaylarına çok fazla girmiyorum çünkü başta anlattığım gibi 13 oyunluk bir hikayenin kırılma noktalarından birisi bu oyun. Zaten oyun sonu ekranının en sonunda "VAN ARKRIDE'IN HİKAYESİ FİNAL BÖLÜMÜYLE SONA ERECEK" yazdı yani daha bunun da üstüne bir kırılma yaşanacakmış. Trails serisiyle ilgili konuşabileceğim kimse yok. İnternetten bulabildiğim kaynak sayısı da biraz az ama Reddit vs gördüğüm kadarıyla sıradaki oyundan itibaren Trails'in son dönemi başlayacakmış. Bu son dönemde de bi 13 oyun çıksa 26 oyunluk LİNEER bir seri yaşayabiliriz bu da beni ürkütüyor sevgili Oyungezerler...

Grim Garten 

Simülasyon dedim ya Cold Steel 1'de Thors akademisine girdiğimizden beri XP farmı yapma amacıyla konulmuş ancak sonrasında hikayenin temeline yerleşmiş bir "antrenman" alanı var. Horizon'ın bu alanına da Grim Garten demişler. Evrenin sinsi yapısı Ouroboros tarafından hacklenmiş bu sanal gerçeklik diyarını tekrar kurtarmaya çalışırken muhteşem şeyler de öğreniyoruz. Farm kısmı da güzel, tekrar oynanılabilirliği de iyi. Hatta bu Grim Garten tüm serinin en iyisi olmuş dedim oynarken. Hele ki son ana görev öncesine kadar tüm yapıyı temizlediyseniz, en son bir görev açılıyor oyun tarihinde ilk defa görebildiğiniz bir gizemli şahsiyet ile tanışabiliyorsunuz. Zaten bu seriye düştüyseniz muhakkak tüm yan görevleri yapıp ilerlediğiniz için bu epik sahneye de tanıklık edeceksiniz diye umuyorum. 

Grim Garten ödül konusunda da çok bonkör, kendine özel puanlarını bozdurup Gacha şeklinde ödüller açıyorsunuz bu daha önceki oyunlarda da vardı ama bu sefer bonkörlük artmış. Yine kendi mağazasından oyundaki tüm karakterler için silah, zırh vs alabiliyorsunuz ve burası sürekli güncellendiği için epey elinizi kolaylaştırıyor. Kısacası Grim Garten tam anlamıyla GG olmayı başarıyor. 

Yeni Yüzler

Japonların yayıncılık dünyasıyla tanışması beni çok güldürüyor. Yakın zamanda oynadığım Pokemon Legends: Z-A'da da bir streamer kız vardı. Bu sefer de Ouroboros içerisinde bir streamer kız var ve HEPSİ NEREDEYSE AYNI BASMAKALIP İNSAN... Her yayıncı tikican değildir sevgili Japonlar biraz başka şeyler de izleyin, rica ediyorum. Ulrika isimli bu yayıncı kızcenin dışında namını duyduğumuz kendini duymadığımız bir Ouroboros karakteri daha karşımıza çıkıyor ve gerçekten de bahsedildiği kadar güçlü. Ouroboros'un geldiği nokta da serinin ilk oyunlarında mutlak kötü gibi gösterilirken artık daha gri bir bölgede yer alıyorlar, evren o kadar pislik içerisinde ki kimyasal silah yapmaya çalışan insanlar bize gelip yardım ediyor... Sadece ana karakterlerin değil etraftaki neredeyse her NPC'nin bir hikayesi olması, hiçbirinin siyah-beyaz olmaması ve gri alanların çok muallak olması Trails'in yazımı konusundaki en büyük başarılardan birisi. Normal şartlarda bu tarz ARKADAŞLIK DÜNYAYI KURTARACAK temalı JPRG'ler beni sadece gameplaye itip, senaryoyu skip, skip, skip yapmama yol açıyordu ama Trails zıpkın gibi içime saplandı ve bırakamadım. Şimdi Horizon üstüne yeni oyunun ne zaman geleceği de muallaktayken aşırı boşluğa düştüm... 

Serinin kendine has Orbal teknoloji devrimin ışığında gelişen bir build mekaniği var. Tüm büyülerimiz, yeteneklerimiz bu build mekaniğiyle baştan aşağı değişebiliyor. Oyunda çok fazla karakter olduğu için de sonsuz kombinasyon yapabiliyorsunuz. Min/max yapmak da aşırı kolay olduğu için fiziksel ve büyü saldırısı kullananları ayırıp support karakterlerine özgün build yapmak da çok mümkün. Her karakterin kendine has özel yetenekleri var bunlara craft deniyor, bunun yanı sıra herkesin öğrenebileceği büyüler var bunlar da art. Art hasarı kullanan Agnes, Renne gibi karakterlerin büyü cephanesini de ayrıca plugin alıp geliştirmek mümkün. Oyun sonuna doğru her elementten terör estirecek epik saldırıları Renne'e verince başka bir karaktere ihtiyacım kalmadı bile. Hele bir de büyü atarken çevikliği %100 yapan orbamenti bulduysanız geçmiş düşmanlarınıza geçmiş olsun. Yanına bir tank bir de Fie gibi hızlı bir fiziksel saldırıcı koydunuz mu hiçbir boss sizi korkutamaz. Bu oyundaki karakter sayısına çok dedik ama Reverie oynadıktan sonra bu da az geldi gözüme. Zira Trails into Reverie'de en son baktığımda 48 tane oynanabilir karakter vardı ve evet hepsini yakından tanıyordum... 

Bu Nasıl Son?!

Benim seride bitirdiğim 9. oyun olan Horizon sonu itibariyle beni en çok dehşete düşüren oyun oldu. Normalde Cold Steel 1 hariç neredeyse tüm oyunlarda sona geldiğimi tipik bir JRPG gibi sonsuz katlı bir zindana girince anlardık. Ancak Horizon öyle bir noktada bitiş yapıyor ki NEYE UĞRADIĞIMI ŞAŞIRDIM! Cidden yani bu sonu yazmak için kalbinizin taş tutması falan lazım... Hayır bu zamana kadar oyunları oynarken devamının olduğunu bilmenin rahatlığıyla oynuyordum ve cliffhanger bitişler beni çok etkilemiyordu. Horizon'dan sonra ne geleceğini, ne zaman geleceğini nereye geleceğini bilmiyorum... İkinci oyunun remakei yolda tamam onu oynayacağız da HİKAYE NEREYE GİDİYOR SEVGİLİ NİHON?! Van'ın ve muhtemelen Calvard'ın hikayesi sıradaki oyunla bitecek ve belki de çok beklenen doğu taraflarına doğru yeni bir ülkeye geçeceğiz ama BÖYLE OLMAZ BU KADAR KALP KIRILMAZ demek istiyorum... 

Kısaca demek isterdim ama Trails serisiyle ilgili hiçbir şey kısaca olmuyor. Seriye sıfırdan başlamak istiyorsanız Horizon kesinlikle o nokta değil, ben Cold Steel'dan başladım orası ideal bir başlangıç noktası gibi gözüküyor. Hatta biraz daha beklerseniz ilk üç oyunun yeniden yapımı çıkınca doğrudan Liberl'dan her şeyin başından hikayeye başlayabileceksiniz. Ben şimdi Back to the Future misali her yeniden yapımda geçmişe yolculuk edip asırlar sonra Estelle ve Joshua'yı yeniden görmenin heyecanıyla, Renne'i ilk defa görmenin mutluluğuyla oyunları oynayacağım. Siz beklemek istemiyorsanız Cold Steel'dan sonrası başlamak için hiç ideal değil ve en az 9 adet ortalama 60 saatlik JRPG'yi bitirmeye hazır olun. Veyahut hiç bu kaosa bulaşmayıp mutlu mesut hayatınıza devam edin... 

SON KARAR

Trails serisine sıfırdan giriş yapmak için tıpkı diğer sekiz oyun gibi ideal bir nokta değil. Ancak serinin içerisinde kesinlikle en iyi oyunlardan birisi The Legend of Heroes: Trails beyond the Horizon olmuş hem hayatı kolaylaştıran geliştirmeleri hem de geri dönen karakterleriyle rafine bir Trails deneyimi sunmayı başarıyor.

The Legend of Heroes: Trails beyond the Horizon
Çok İyi
8.5
Artılar
  • Görsellik nihayet modern döneme yaklaşmış
  • Grim Garten tüm seri içerisindeki en güzel idman sahası olmuş
  • Rean ve Kevin'ın geri dönmesi ve ekipleriyle birlikte ayrı hikayelerinin olması büyük lezzet
  • Serinin 13. oyunu ve 20. yılında hikaye anlatışını ve karakterizasyonu bozmadan, ilerleterek devam ettirmesi büyüleyici
Eksiler
  • Eğer daha önceki oyunları oynamadıysanız olaylarla ilgili bulabileceğiniz kaynak sayısı çok limitli
  • Oyunun klavye-fare optimizasyonu tam bir felaket
  • BÖYLE SON OLMAZ HOCAM, OLMAZ
YORUMLAR
Stardust
27 Ocak 2026 16:36

Trails of Cold Steel'e henüz dün başlamıştım. Ondan önceki 5 oyunu da oynadım. Trails serisi biraz garip, nedense bu oyunda NPC'lerle konuştuğumda aldığım zevki başka hiçbir oyunda almıyorum. Tamamlamamız gereken göreve en uzak yerdeki NPC için bile ekstra bir diyalog yazılmış oluyor. Önemli bir şey söyledikleri de yok, ama merak ettiriyor :) Gereksiz bir bilgi: bir yerde okumuştum. Japonca Wikipedia'sındaki en uzun makale Trails karakterlerinin listesiymiş diye.

oe93
Stardust
27 Ocak 2026 16:41

Bu yorum beni aşırı sevindirdi hahahaha birebir aynı hisleri yaşıyorum bu seriyi oynarken. Çok alakasız bir yan görev için aşırı detaylı bir karakterizasyon ortaya çıkıyor ve işin en güzel yanı asırlar önce yan görevini yaptığın birinin kırk sekiz oyun sonra karşına çıkıp o olaydan bahsetmesi oluyor. Trails'in en acayip yanı bu muhteşem devamlılığı, bunu bu çapta yapan başka bir seriye rastlamadım


Parolamı Unuttum