İlk Bakış - Stranger Than Heaven

Yakuza olmayan Yakuza oyununa geri sayım…

Yakuza serisinin geliştiricisi Ryu Ga Gotoku Studio, 2024’ün sonlarında “Project Century” adıyla yeni bir proje duyurmuştu. Yeni Yakuza oyunu mu, değil mi diye teoriler de geliştirilmeye başlandı hemen. Tercih edilen renk paletinden aksiyon sahnelerine, daha farklı bir yola sapılmış gibiydi. Fakat benim için hiçbir değişiklik yoktu. Resmi olarak Yakuza oyunu olsun olmasın fark etmeyecekti. Ben yine herhangi bir Yakuza oyununa nasıl heyecanlanıyorsam, aynı heyecanla beklemeye başlamıştım bile.

Geçtiğimiz yıl paylaşılan ikinci fragmanla, bu oyunun resmi adının “Stranger Than Heaven” olduğunu öğrendik. Sonrasında da oyuna dair bilgiler yavaş yavaş paylaşılmaya başlandı. O da bir “Yakuza oyunu olmayan Yakuza oyunu” idi aslında. Projenin başlarında kullanılan isimdeki gibi 100 yıllık bir dönemi olmasa da yarım yüzyıllık bir dönemi ele alacak, farklı zaman dilimlerinde geçen bir hikâye anlatacaktı bize.

Geçtiğimiz haftalarda Xbox tarafından gerçekleştirilen yarım saatlik özel yayınla oyuna dair yeni bilgiler paylaşıldı, sonrasında da yeni fragmanlarla bu bilgiler detaylandırıldı. Oyunda rol alan isimler, ana hikâye, bu hikâyenin geçeceği dönemler ve şehirler hakkında bilgiler verildi. Bizleri nasıl bir oyunun beklediğine dair daha fazla fikir edinmiş olduk böylece.

Bu tanıtımın en dikkat çeken yanlarından birisi Snoop Dogg’un kadroda yer aldığının açıklanması oldu diyebiliriz. Üstelik tek başına değil, oğlu Cordell Broadus da ona eşlik ediyor. Snoop Dogg, hikâyenin başlangıcındaki önemli bir yeri olan karakterlerden Orpheus’u canlandırıyor. Oyunun tema müziği "Stranger Than Heaven" da Snoop Dogg, Satoshi Fujihara, Ado ve Tori Kelly tarafından seslendiriliyor. Parçanın bestecileri de Tori Kelly ve Satoshi Fujihara.

Kadrodaki diğer bazı isimler, Yu Shirota (Makoto Daito), Dean Fujioka (Yu Shinjo), Satoshi Fujihara (Takashi), Ado (Keiko Shirai), Tori Kelly (Suzy Day), Moeka Hoshi (Tae Matsumoto), Akio Otsuka (Heigo Yashima) ve Tokuma Nishioka (Kiyoshi Otsuru).

Dikkat çekebilecek bir başka isimse oyundaki karakterlerden Genzo Iwaki’nin modellendiği Bunta Sugawara. özellikle 1970’lerde rol aldığı yakuza filmleriyle RGG Studio’nun da ilham kaynaklarından birisi haline gelen Sugawara, 2014 yılında vefat etmişti. Japon sinemasının efsaneleri arasında sayılan Sugawara’nın oyunda yer alabilmesi için ailesiyle görüşülüp anlaşılmış, film şirketinden görüntüler temin edilmiş ve böylece oyundaki karakteri modellenmiş. Karakteri seslendirecek isimse Takashi Ukaji.

Kendine bir yer arayan bir adamın hikâyesi

Stranger Than Heaven’da başkarakterimiz Makoto Daito'nun hayatının 50 yılına şahitlik edeceğiz. Amerikalı bir babanın ve Japon bir annenin çocuğu olarak ABD’de dünyaya gelen Daito, ailesini çok genç yaşta kaybediyor. Bunun ardından birçok zorlukla karşılaşan, ayrımcılığa uğrayan, dışlanan karakterimiz, çareyi annesinin ülkesi olan Japonya’ya yol almakta buluyor. Bunun için gizlice bir gemiye biniyor. Kendisi gibi melez bir kökene sahip olan ve Japonya’da yeni bir hayat kurmak hayaliyle yola çıkan Yu Shinjo ile de bu gemide tanışıyorlar. Bu ikilinin hayatları iç içe geçecek, yeri gelecek yakın arkadaşlar, yeri gelecek rakip olacaklar.

Bu ikili “acımasız ve karizmatik kaçakçı” Orpheus tarafından yakalanıyor. Orpheus, onları denize atmaktan vazgeçip Japonya’ya götürmeye karar veriyor.

Gemi, önemli bir sanayi merkezi ve aynı zamanda suç yuvası olan Kokura’ya varıyor, Makoto ve Yu da yeni hayatlarına ilk adımı atıyorlar.

Orpheus, Makoto’yu yardımcısı olarak yanına alıyor. Sayısız işte çalışan Makoto, Kokura’nın karanlık yüzüyle haşır neşir olurken, Yu ise kendine farklı bir iş bulup “Japonya’da bir Batılı” olarak rahat bir yaşam sürmeye başlıyor.

Zaman içerisinde Orpheus, Makotu’nun müzik konusunda yetenekli olduğunu keşfediyor ve böylece müzik de hikâyenin önemli bir parçası haline geliyor.

Makoto ve Yu, bir süre sonra birbirleriyle ters düşüyorlar. Makoto, hayatta kalmaya ve kendine bir yer edinmeye çalışırken, Yu “Japonya’yı yeniden şekillendirme” gibi çok daha büyük hedeflere sahip. Hal böyle olunca da çatışmaya başlıyorlar ve Fukuoka’da yolları ayrılıyor. Hikâyenin ilerleyen kısımlarında “kaotik ve tahmin edilemez” bir ortamda “şov dünyası”nda ortak olarak tekrar bir araya geliyorlar.

50 Yıl, 5 Dönem, 5 Şehir

50 yıla yayılan bu hikâye, 5 farklı dönemde ve gerçek hayattaki Japon şehirlerinden esinlenilmiş, her biri kendine özgü hikâye ve kimliğe sahip beş ana bölgede geçecek.

Ziyaret edeceğimiz ilk bölge Fukouka – Kokura. 1915 yılında adım atacağımız bu mekân, ülkenin dört bir yanından iş arayan insanların akın ettiği önemli bir sanayi bölgesi. Şehir, aynı zamanda “içki, kumar, fuhuş gibi kötü alışkanlıkların yuvası” haline gelmiş durumda.

Bir sonraki durağımız 1929 yılında Hiroşima – Kure olacak. Gemi yapımı ve ağır sanayiye odaklanan bu şehir, modernleşmiş Japon eğlencesiyle ilgi çekici bir atmosfere kavuşmuş, sosyal bir merkez görevi de üstlenmiş durumda. Makoto, şehri kontrol eden çeşitli yakuza örgütleriyle ilişki kurmaya başlıyor ve sonunda Hiroşima’nın en güçlü örgütü olan Iwaki Ailesi’nin bir parçası haline geliyor. Bu noktadan sonra saygı duyulan ve korkulan “Kızıl Şeytan” olarak anılmaya başlıyor.

Sonrasında 1943 yılına, Osaka – Minami’ye geçeceğiz. Minami ışıklı, hayat dolu, canlı, coşkulu bir eğlence merkezi. Fakat perde arkasında yabancıların etkili olduğunu görüyoruz. Arka planda Yakuza ile İtalyan Mafyası hakimiyet mücadelesi içerisindeyken, ön planda yeni eğlence biçimlerinin gelişmekte olduğuna şahitlik ediyoruz. Makoto ve Yu’nun yeniden bir araya gelecekleri ve birlikte çalışmaya başlayacakları, şov dünyasında yerlerini alacakları mekân burası.

Ziyaret edeceğimiz 4. bölge, Japonya'nın en önemli turistik yerlerinden biri olan Shizuoka'nın Atami şehri. Daha az kentleşmiş ve daha az nüfusa sahip bu şehir, kiraz çiçekleriyle ve nefes kesen manzaralarıyla Japonya’nın doğal güzelliğini sergileyecek bize. Artık 1951 yılındayız ve Amerikan etkisi Japonya’ya yayılmaya başlamış; dilde, müzikte ve moda alanında yeni trendler yaratmış durumda.

Hikâye, 1965 yılında Tokya’da sona erecek. Tokyo’nun Shinjuku bölgesine düşecek yolumuz ve burada “muazzam bir sır” açığa çıkacak.

Şehir ve dönem seçimlerinin çok iyi olduğunu düşünüyorum. Japonya’nın 20. Yüzyılda, özellikle de savaş yılları ve takip eden dönemlerde yaşadığı dönüşümü arka plana alan, bir anlamda Japon toplumunun hikayesini de bizlerle paylaşan bir oyun olacak gibi geliyor bana. En azından şu ana kadar paylaşılanlardan çıkardığım sonuç böyle. Bu yönüyle de benim için çok kıymetli bir oyun.

Şov zamanı

Oyuna dair altı özellikle çizilen şeylerden birisi oyunda müziğin ve şov dünyasının önemli bir rolü olacağı. Oyunun büyük bir bölümünün Makoto ve Yu’nun şov dünyasındaki ortaklıkları etrafında döneceği belirtiliyor.

Başkarakterimiz Makoto’nun müzik konusunda büyük bir yeteneğe sahip olduğu söyleniyor. Oyunun Yönetmeni Mikonobu Abe, Makato’nun bu yeteneğini “günlük hayat içerisinde müziği keşfetme, etraftan işittiği sesleri gelecekteki besteleri için ilham kaynağı olarak kullanma” şeklinde ifade ediyor.

Bu yeteneği, oyunun mekaniklerinden birisi haline getirmişler. Makoto, etrafındaki seslere odaklanabiliyor ve bunları kayıt altına alabiliyor. Bir süpürge sesini, geçip gitmekte olan bir trenin sesini veya bir dövüş sekansında düşmanın kaldırıma çarpa sesini bu şekilde kaydedebiliyorsunuz. Bu sesler içinde bulunulan döneme, mekâna veya saate bağlı olarak değişebiliyor ve daha sonra kullanılmak üzere bir kütüphanede derleniyor.

Oyunun belirli noktalarında Makoto, bestecilerle karşılaşacak ve toplanan sesleri kullanarak farklı enstrümanlar içeren ve farklı ruh hallerini yansıtan orijinal besteler oluşturabileceksiniz.

Makoto’nun şovmenlik işinin sonraki ayağını diğer sanatçılar için konserler ve performanslar oluşturma ve bunları yönetme adımı oluşturuyor. Bu kısımda Makoto, çeşitli gösterileri organize edecek ve hangi müzisyenlerin bu performansta yer alacağına karar verecek.

Tahmin edebileceği gibi yetenek avcılığına da soyunacak Makoto. Gösterilerinizde yer alacak müzisyenleri arayıp bulmanız, bunun için de şehirde dolanıp konuşmalara kulak kabartmanız ve yetenekli kişileri tespit etmeniz gerekecek. Hikâye ilerledikçe Makoto, “benzersiz ve dikkat çekici” yeteneklere sahip çeşitli performans sanatçılarıyla ilişkiler geliştirecek.

Sadece sahnede değil, sokakta da şov zamanı

Kahramanımız Makoto, şarkı söyleyip şovlar düzenlemekle yetinmiyor, iş başa düştüğünde gayet sağlam bir dövüşçü haline de gelebiliyor. Bu dövüşleri ilginç kılmak üzere dövüş sistemi yenilenmiş; RGG Studio, Stranger Than Heaven için özel bir dövüş sistemi geliştirmiş. Oyunun Yapımcısı Hiroyuki Sakomoto'ya göre bu, "bu oyunun en büyük özelliklerinden birisi". Bu sistemi ilgi çekici kılacak şey, karakterimizin sağ ve sol taraflarını bağımsız olarak kontrol edebilecek olmamız.

Karakterinizin sağ kolunu veya sağ bacağını kontrol etmek için kontrolcünün sağ tarafındaki tetik tuşlarını, sol kolunu veya bacağını kontrol etmek için de kontrolcünün sol tarafındaki tetik tuşlarını kullanacaksınız. Bu sayede örneğin rakibi Makoto’nun sağ kolunu tuttuğunda, sol koluyla bir yumruk yapıştırabiliyor, bir kolunuzla rakibinizden gelen saldırıyı savuşturduktan hemen sonra diğer kolunuzla hızlıca karşı saldırıya geçebiliyorsunuz. Buna ek olarak saldırı tuşunu basılı tutup doğru anda bırakarak daha güçlü vuruşlar yapabileceksiniz.

Makato, dövüşlerde sadece yumruk ve tekmelerini kullanmayacak tabii. Bıçaklar, çekiçler, katanalar gibi eski usul silahların yanına “çağın yeni icatları” olarak değerlendirilen yeni silahlar da ekleniyor, oyunculara zengin bir silah yelpazesi sunuluyor. Ayrıca bu silahlar yükseltilebilecek, özel saldırılar ve pasif yeteneklerle Makoto’ya dövüş konusunda daha fazla seçenek sunulmuş olacak.

Düşmanların hareketlerini gözlemleyerek hangi hamleleri yapabileceğini öngörmek ve ortamı okuyup doğru hamleleri yapmak üzerine kurulu dinamik ve ilgi çekici bir dövüş deneyimi vadediyorlar.

Hikâyesiyle, mekanlarıyla, oynanışıyla Yakuza serisinin hayranlarını gayet güzel bir oyun bekliyor gibi görünmekte. Kış aylarında oynanacak oyunlar arasına Stranger Than Heaven’ı da not edin derim.

YORUMLAR
Parolamı Unuttum