Aralık 2025 sayısındaki OGZ'nin 2026'dan bekledikleri yazısında The Sinking City 2 demiştim. Ancak çok iyi çıkacağına inandığımdan değil, aksine içinden ne çıkacağını bilmediğimden heyecanlıydım. Ön bakış demosuyla iki saat geçirdikten sonra heyecan falan kalmadı. Çünkü daş gibin bir hayatta kalma - korku oyunu geliyor!
Pardon burası RCPD mi?
Demonun başladığı Arkham kütüphanesine adımımı atar atmaz kendimi adeta evimde, Raccon polis departmanında hissetim. Çevre tasarımından ışıklandırmaya, ortalığa saçılmış notlardan seslere kadar her şey atmosfere çok uygun ve ürkütücü.
Hani kaliteli korku oyunlarını oynarken ilerlemek istemezsiniz, kesin bir şey kaçırmışımdır bahanesiyle hali hazırda keşfettiğiniz güvenli alanları tekrar tekrar gezersiniz ya; işte demo boyunca ben de öyle hissettim. Aynı odalarda, aynı koridorlarda dolanıp durdum. Cesaretimi toplayıp ilerlediğim zamanlarda ise karşıma çıkan canavarlarla karşılaşıp korkularımın boş olmadığını teyit ettim.
Dar alanda kısa çatışmalar
The Sinking City 2 modern ve üçüncü şahıs kamerasıyla oynanan Resident Evil'ların kontrol şemasını neredeyse bire bir kopyalamış. Bu bir eleştiri değil, hali hazırda güzel çalışan mekanikleri baştan icat etmenin lüzumu yok. Benzer mekanlar, benzer kontrol şeması bir araya gelince ve karşıma benzer bir düşman çıkınca ben de benzer bir taktik uygulamaya çalıştım: zombiden mümkün olduğu kadar uzaklaşıp zayıf noktasını vurmak. Ama olay planladığım gibi gelişmedi. Raccoon sakinlerinin aksine Arkham vatandaşlar hiç de sakin değillermiş! Ben kaçtıkça dayı beni kovaladı! Daha ilk düşman canımı yarıya indirdi...
Birkaç çatışmadan sonra alıştım neyse ki. Fakat gerilmeye devam ettim çünkü mermim bitiyordu. Hem de dört zorluk seviyesinden ikincisinde oynamama rağmen! Neyse ki mermi sayısı demoda iyi ayarlanmış. Tam bitecek derken bir şarjör buluyorum, sonra karşıma bir-iki düşman çıkıyor ve yine 2 mermi ile soğuk terler dökmeye başlıyorum. İki saatim bu şekilde geçti. Oyunun kalanında da zorluk bu kadar iyi ayarlamışsa oldukça gergin saatler bizi bekliyor.
Bizim bir karo anahtarı vardı?
Kilitli kapılar için değişik anahtarlar bulma olayı The Sinking City 2'de de var. Ama tek bulmaca çeşidi bu değil. Frogwares'ın önceki oyunlarını oynamışsanız çıkarım tahtası konseptinden haberiniz vardır. Bulduğunuz ipuçlarını birleştirir, ilerlemeniz için gerekli sonuçlara varırsınız. Aynı mekanik burada da var ama hemen hemen her oyunda olduğu gibi yine birazcık değiştirmişler. Bulduğunuz ipuçları tahtaya kendiniz koyuyor ve ilgili olanları birleştiriyorsunuz. Birbiri ile ilgili olan ipuçları aynı simgeye sahip olduklarından buna bulmaca demek biraz zor gerçi. Yine de doğru sonuca varabilmek için notları ve mektupları dikkatli okumanız gerekiyor.
Geliştiricilerin söylediklerine göre bu bulmacalar tamamen opsiyonel olacakmış. Çözdüğünüz zaman hikaye ayrıntıları öğrenecek, tecrübe puanları kazanacak ve ekstra kaynaklar bulabileceksiniz. Özellikle kaynak kıtlığını düşününce zor seviyelerde bulmacaların o kadar da opsiyonel olabilecekmiş gibi hissetmedim doğrusu. Ama şikayetçi değilim tabii, oldukça sevdiğim bir bulmaca türü bu. Sadece demodakinden daha kompleks olmasını isterdim.
![]() | ![]() |
![]() | ![]() |
Tecrübe puanı demişken bir RYO misali exp kasmıyoruz tabii. Bulmacaları çözdükçe birer ikişer gelen puanları belli koşullarda hasar arttırma ya da dayanıklılık gibi hayatımızı kolaylaştıracak geliştirmelere harcayabiliyoruz.
Ben Leon S. Kennedy'ye bakmıştım, acaba burada mı yaşıyor?
The Sinking City 2'nin ilk oyun ile direkt bir bağlantısı yok. Maceraperest ana karakterimiz Calvin ve sevgilisi Faye kadim tarikatları ve tanrıları araştırmaktadırlar. Ancak yaptıkları Rüya Ayini ayin ters gider ve Faye uyanamaz. Neler olduğunu hatırlamayan Calvin sevgilisini geri getirmek için sular altında kalmış Arkham sokaklarına düşer.
Calvin özünde neşeli bir karakter olsa da hayatının aşkını kaybettiğinden Leon gibi şakalar yapmıyor. Zaten bir Lovecraft dünyasına da B sınıfı aksiyon/korku karakteri yakışmazdı. Ona rağmen Calvin'i oldukça sempatik buldum. Zaten Frogwares'ın ne kadar iyi karakterler yazabildiğini son birkaç oyunlarında görmüştük. The Sinking City 2'de de durum değişmemiş. Karşılaştığım birkaç karakteri ve genel olarak dünyayı daha yakından tanımak için sabırsızlanıyorum.
UnREal Engine
Bildiğiniz (ya da şimdi şimdi öğreneceğiniz) üzere Frogwares kendi motorunu kullanmıyor. Onun yerine AA dünyasına bir standart haline gelmiş Unreal 5'i tercih ediyor. Performans konusunda yorum yapamayacağım çünkü üstüne basa basa henüz optimizasyon yapmadıklarını söylediler. Ama ortamı, atmosferi ve karakter tasarımlarını çok beğendiğimi söyleyebilirim. Siz yine bir RE Engine seviyesinde yüz animasyonları beklemeyin tabii. Neticede Frogwares'ın yüzlerce milyon dolarlık bütçeleri yok. Ayrıca oyunu hala devam eden bir savaşın ortasında geliştirdiklerini de unutmamak lazım. Ona rağmen ortaya türünün en iyi örnekleri ile kıyaslanabilecek bir ürün geliştirmeyi başarmışlar (ya da başarıyorlar).
Demoyu oynadıktan sonra sene başında hissettiğim "içinden ne çıkacak acaba" merakı yerini "çıksa da oynasak" sabırsızlığına bıraktı. Frogwares henüz bir çıkış tarihi duyurmadı ancak yazın çıkarmayı planladıklarını açıkladılar. Şahsen gerekirse bir sene daha beklemeye razıyım. Yeter ki ortaya demoda gördüğüm kalitede bir iş çıksın.

























