Playground Games, Forza Horizon 4’ten beri oldukça iyi işler çıkartıyor. Son yıllarda seriyi görece FIFA’ya benzetiyorum zira oynanışta ufak tefek değişiklikler yaşanırken atmosfer her fırsatta değişiyor ve daha göz alıcı hale geliyor.
Yani geliştirici ekip elindeki temel oynanışı bozmak yerine bunu daha gösterişli bir ambalajla sunmayı tercih ediyor ve bu duruma asla kızmıyorum. En nihayetinde bu bir seri ve temel oynanış mekaniklerinin kemikleşmesi, aynı şekilde güçlenen ve kemikleşen bir oyuncu kitlesi anlamına geliyor.
Kısacası diyorum ki; Forza Horizon’ın oynanışı her yıl bayramda yediğiniz ve tadının iyi olduğunu bildiğiniz o meşhur çikolataya benziyor. Fakat ambalajı…
Ambalajı o çikolatayı aklınıza kazımaya yetiyor. İşte Forza Horizon 6’yı oynarken sürekli sırıtıyor olmamın nedeni de bu “ambalaj” olan Japonya.
JDM101
Okurlarımız arasında petrolhead’ler olduğunu biliyorum (Sevgili patronlarımızdan Onur AĞABEYİME buradan selam olsun). Fakat bilmeyenler için “neden Japonya?” sorusuna cevap vererek başlayalım.
Yıllardır her yeni duyuruda “Japonya” diye iç çekmemizin temel nedenleri var. Bunlardan ilki, Japonya sanayisinin otomotiv sektörü için bir Kutup Yıldızı görevi görmesi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yükselen Japon otomobil sanayisi, ilk aşamada verimlilik ve dayanıklılık odaklı modeller üretmeye başladı. Bugün hala Türkiye’de dahi “Japon = sağlamlık” anlayışının bulunmasının nedeni, Corolla gibi yıllara meydan okuyan modeller.
Fakat bölgenin bizim gibi otomobil tutkunları için farklı bir önemi daha var -ki buna dünyada artık JDM adını veriyoruz. “Japanese Domestic Market” teriminin kısaltması aslında ilk dönemlerde sadece Japonya’da satılan özel modellere verilen bir isimdi. Lakin an itibariyle JDM terimi salt performansı, benzersiz bir tasarım dilini ve sokakları temsil ediyor.
İşte Forza Horizon 6’da bu kadar önemli bir bölgeye; GT-R’ların, Supra’ların, Lancer Evo’ların anavatanına, otomobil dünyasının mabedine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.
Next Station is Shibuya!
Gelin önce bu çikolatanın ambalajıyla başlayalım.
Japonya’yı özel kılan yalnızca markalar ve otomobiller değil. Son yıllarda otomobil odaklı turistik gezilere daha fazla ev sahipliği yapan bölge, geçmişinden gelen bir sokak yarışı kültürüne sahip. Öyle ki efsane Midnight Club bile adını gerçek hayatta gece sokak yarışları yapan Midnight Club ekibinden almıştı.
Lakin bizi ilgilendiren kısım Japonya’nın, özellikle Tokyo’nun kendisi. Evet, bu harita birebir Tokyo’yu tasvir etmiyor. Daha doğrusu “sadece Tokyo’yu” tasvir etmiyor. Bununla birlikte hayalini kurduğunuz, uğruna Asetto Corsa modları yüklediğiniz efsane asfaltlar artık size ait.
Tokyo, tasarımı ve şehir planlaması açısından gerçek sokak yarışları için tasarlanmış bir bölge gibi hissettiriyor. Şehri çevreleyen Shuto Expressway, Forza Horizon 6’da da emrinizde. Doğrudan C1 Inner’a giremiyor olsak da şehrin etrafını sadece bir rota kullanarak, yoğun trafikte geçebilmek mümkün. Bunun verdiği hazzı çok ama çok az oyun verebilir.
Buraya ufak bir parantez açmak istiyorum. Şimdilik Tokyo’nun içerisi çok az trafiğe sahne olduğundan boş hissettirebiliyor. Fakat ana rotamızda trafik yoğun, keyfini rahatça çıkarabilirsiniz.
Tabii Shuto bu işin sadece bir kısmı. Wangan yani Bayshore Route da emrinize amade. Yetmedi mi? Köy yolları, kırsal kesimler, dağ tırmanışları ve Japonya doğasının her zerresini hissedebileceğiniz bir harita tasarlamışlar. Günden güne daha da “açık dünya” oyununa dönen FH serisi için Japonya bulunmaz bir nimet olmuş. Fotoğraf modundan çıktığına inanamayacağınız görseller her dakika, her saniye ağzınızın suyunu akıtır nitelikte.
Peki bu efsanevi bölgede ne süreceğiz? Hep bir ağızdan; J, D, M!
Vututututu!
Araç listesi yine olabildiğince kalabalık. Şahsen Forza’nın en sevdiğim en bayıldığım yönü de bu. Zaman zaman Alman performansı, zaman zaman İtalyan klası, zaman zaman da salt Japon tutkusu. Bunların hepsini aynı anda aynı şekilde alabileceğiniz çok nadir oyun var.
Forza Horizon 5 için bir otomobil listesi yapmıştım. Bu oyun için bunu yapmayacağım çünkü size bu satırlarda doğrudan almanız gereken araçların JDM klasikleri olduğunu söylemek benim boynumun borcu. Şaka yapmıyorum; gördüğünüz her Subaru’yu, Honda’yı, Mitsubishi’yi, Toyota’yı, Nissan’ı anında cebe indiriyorsunuz.
Dediğim gibi bu araçlar, gerçek hayatta da bu şehir ve harita için tasarlandı. Japonya’nın virajlı dağ yolları, taşraları ve dev viyadükleri WRX STI ile “yanlamanız” için var. Elbette diğer tercihlere de kızmıyorum (kızıyorum) ama bu kaymağın üzerine bal dökmek için JDM araçlardan bir süre vazgeçmemenizi öneriyorum.
Zaten oynanış kısmıyla Japonya’nın entegre olabilmesinin yegane nedeni bu. Geleneksel görevlerde otomobilleriniz arasından seçim yapabilir ve bu yarışlarda keyfinize göre hareket edebilirsiniz. Lakin açık dünyayı deneyimlemenin en iyi yolu Japonlardan geçiyor. Bu modelleri oyuna öyle bir yedirmişler ki, dağ tepe gezerken dahi “vutututu” sesleriyle gülümsemelere boğuluyorsunuz.
Daha önce de söylediğim gibi FH serisi zaten kendisine has bir oynanışa sahip. Temel oynanış yine aynı kalmış -ki şahsen bunu çok beğeniyorum. Araçların sertliğini ve yol tutuşunu dibine kadar hissedebiliyorsunuz. Ben oyunu hem Moza DD R5 Direct Drive setimle, hem de gamepad’le deneyim ettim. Şahsi fikrim direksiyon setlerinin Forza için çok “ağır” kaldığı yönünde ama bu bölgeyi gezmek için de en iyi tercih. Gamepad ise yine kurtarıcı görevi görüyor ve sürüş hissini en optimum şekilde yaşamanızı sağlıyor.
Çikolata
Bu bir Forza Horizon oyunu. Direksiyonun size ilk bırakıldığı an bunu anlıyorsunuz. Tekrar edeyim; Bundan asla şikayetçi değilim. Benimle aynı fikirde olmayanlar elbette olacaktır ama Forza’nın bu halinden oldukça memnunum.
Bana sorarsanız FH serisi simülasyon ve arcade arasında gidip gelen bir oynanışa sahip. Açık dünya odaklı bir oyunda da ne tam simülasyon ne de tam arcade bir oynanış tercih etmek yanlış geliyor. Çok simülasyon olursanız yarışların bir noktadan sonra tadı kaçıyor, tam arcade olursanız da… Eh, Need For Speed’in halini hepimiz görüyoruz. (Üzgünüm, sevmiyorum)
FH bunun ayarını çok iyi tutturuyor. Yeni oyunda da bu konuda bir şeyler kaybedilmemiş. Araçlarınızla hareketler yaparak puan kazanıp skill’ler açmaya devam ediyorsunuz. Bunun tam karşısında da sürüş tecrübesini doğrudan yansıtabilen otomobiller var. Her aracın özgül ağırlığını hissetmek, virajlardan çıkışlardaki gaz tepkilerini sezebilmek, doğru frenleme yapabilmek gibi hususlar kendisini sim dünyasına bir adım daha yaklaştırıyor.
Oynanış tarafındaki en büyük yeniliklerden biri sanırım progression sistemi olmuş. Geçmiş oyunlar gibi FH6 haritayı ayağınızın altına sererek “hadi gez” demiyor. Eski oyunlardan tanıdığımız bileklik sistemi oyuna eklenmiş. Yani yarıştıkça puan kazanıyor, puan kazandıkça yeni bileklikler açıyor, yeni bileklikler açtıkça daha sert yarışlara giriyoruz. En alttan başlayıp en tepeye çıkma işi her zaman olduğu gibi burada da var.
Fakat bu kez Legend Island isimli bir bölge de oyuna eklenmiş. Buraya yalnızca sarı bileklik seviyesine ulaşabildiğinizde girebiliyorsunuz. Çok fazla sürprizi kaçırmayayım ama siz oyunda ilerledikçe yarışların heyecanı ve adrenalini de artıyor.
Maalesef araçları kazandığımız Wheel Spin işi hala aramızda. Bunun hem süper hem de düz versiyonları yerlerini olduğu gibi koruyorlar. Buradan kazandığınız otomobiller, ilk başlarda hala tadı kaçırabiliyor.
Çok sevdiğim bir özellik de sürüş modları oldu. Biliyorsunuz, sürüş modları Forza Horizon 5’e de yeni bir ekleme olmuştu. Burada kapsamları ve hisleri daha da genişletilmiş.
Örneğin AMG One’ı kullanırken pist ve yol modları arasında geçiş yapabiliyorsunuz. Yalnız bu selefindeki gibi basit bir hız sınırlamasıyla kalmıyor. Yol moduna geçtiğinizde araç yerden yükseliyor ve arka kanadını kapatıyor. Daha da önemlisi, sürüş hissi tamamen değişiyor.
Bir diğer önemli sürüş modu da Ioniq 5 N’de karşılaştığım “drift modu”. Şimdiye dek başka araçta görmemiş olsam da bu modun verdiği keyif bambaşka.
Modifiye detayları da artırılmış. Artık camları da sticker’lar için kanvas niyetine kullanmak mümkün. Oyuncuların tasarımlarını, kendim pek yetenekli olmadığım için, merak ediyorum.
Övmeden geçemeyeceğim bir diğer detay da -yine- ses motoru. Evet, Forza Horizon 6’ya muhteşem müzikler koyulmuş yine ama hiçbir şey o çıtırtılı egzoz sesinin yerini tutamıyor. Bu konuda Playground’un bir numara olduğuna dair iddiamı her türlü ortamda herkesle tartışabilirim…
Altınıza sevdiğiniz bir otomobili çekin. Kulaklıklarınızı takın, radyoyu kapatın ve bir süre sadece motor seslerinin, egzoz patırtılarının sesini çıkartın.
Peki hiç mi kötü şey yok? Elbette var. En başta da bu “tekrar” hissi geliyor.
Dediğim gibi, aynı oyunu oynuyorsunuz. Uzun süredir FH5’e devam ediyorsanız bahsettiğim bu nüanslar sizi çok da etkilemeyecektir. Ama oyunun kendi içerikleriyle tekrara düşmesi, işte burası en büyük defosu.
FH6 bir açık dünya oyunu. Ve açık dünyayı kurallarına göre oynamak zorundasınız. Yani yeni bölgeler açmadıkça, aynı parkurlarda yarışmaya ve sık sık tekrar hissini yaşamaya başlayacaksınız. Kısacası oyun sizi doğrudan keşfe ve gezintiye itiyor. Bunu yapmamanız halinde de çok çabuk tekrara düşüyor.
Sürekli yarışma fikri de bazıları için can sıkıcı, biliyorum. Bunun için de bir şeyler düşünülmüş elbette. Japonya’nın efsanevi sokaklarında yapabileceğiniz birden fazla “hikaye görevi” var. Bu hikayeler sizi Japon kültüründe farklı anlara, önemli isimlere ve otomobillere götürüyor. Mutlaka deneyim etmelisiniz.
Takıldığım bir diğer şey ise GPS oldu. Nedendir bilmiyorum, fotoğraf moduna geçtiğinizde ya da bir şey satın aldığınızda GPS rotanız otomatik olarak kayboluyor. Basit ama oldukça rahatsız edici bir durum.
Hoşuma giden tarafta ise Japonya gezileri var. Bu gezilerde de klasik İtalyanlar, Japonlar ve diğer muhteşem araçlarla Japonya’nın gizli yerlerini keşfedebiliyorsunuz.
Yarışlar ise oldukça tanıdık. Geleneksel yarışlarımıza Japonya’nın virajlı dağ yollarını mesken tutan “Touge” savaşları eklenmiş. Bu yarışlarda da bire bir yeteneklerinizi sergilemeli ve yarışı kazanmaya çalışmalısınız.
Drift, radar ve diğer yan içeriklerimiz de olduğu gibi devam ediyor. Yalnız bu kez hem unutulmuş araçlar hem de ipuçları ile bulabildiğiniz efsane araçlar var. Bu da keşif hissini tetikleyen unsurlardan zira bahsi geçen araçlar sadece buradan alabileceğiniz klasiklerden oluşuyor.
Oyunun inceleme kopyasında bazı teknik sıkıntılar da yaşadım ama bana özgü olabileceğini düşünüyorum. Örneğin oyunu ilk açışımda asla açamadım. Her seferinde Steam’i kapatıp yeniden açıp girebildim. Bir de zaman zaman FPS düşüşleri yaşadım -ki oldukça güçlü bir PC’de oynuyorum.
Tabii bunların tamamının ilk günlerde gelecek hotfix’ler ile düzeltilmesi olası.
Hızlı ve Öfkesiz
Değinmediğim birkaç noktadan biri de yeni “ev kurma” mekanikleri. Açık konuşayım bu sistemle pek uğraşasım gelmedi zira teker teker yerleştirmeniz gereken pek çok şey var. Tabii burası önemli zira evinizi geliştirdikçe size pasif bir gelir kapısı oluyor. Değerlendirmek isteyenler için hoş bir seçenek.
Yine her zaman olduğu gibi bomba müzik istasyonları da sizi bekliyor. Klasik Japon city pop türevlerinden, Anderson.PAAK gibi yeni nesil sound’lara, müthiş teknolara kadar her şey emrinize amade. Tabii bendeniz, yine size özel listeler de hazırladım. “Tam Derman Derken” listesine buradan, “Full Send” listesine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Sonuç olarak Forza Horizon 6, o çok sevdiğimiz ve artık tadına alıştığımız bayram çikolatasını, otomobil dünyasının kutsal toprakları olan Japonya ambalajıyla önümüze koyuyor.
Playground Games, temel oynanışı bozmadan üzerine koyduğu yeni ilerleme sistemi ve Legend Island gibi ekstralarla, serinin o güvenli liman hissiyatını tazelemeyi başarmış. Bize de tebrik etmek düşüyor.
Başlıklar
Evet, oyunun temelindeki o tanıdık formül hala yerini koruyor. Hatta zaman zaman ben bunu daha önce oynamıştım bile dedirtiyor. Ancak Tokyo'nun neon ışıklarının altında ya da Shuto Expressway'in karmaşasında gazlarken bu duyguyu hızla geride bırakıyorsunuz.
- Otomobil mabedi JAPONYA
- Açık dünya formülü atmosferle güçlenmiş
- Yeni yan görevler Japon otomobil kültürünü yansıtıyor
- TOUGE mücadeleleri çok keyifli
- Sürüş mekanikleri hiç olmadığı kadar iyi
- Ses motoru hala olağanüstü
- JDM!
- Yarışlar kısa sürede tekrara düşebiliyor
- Hikaye mi, ne hikayesi?
- Şans çarkları hala duruyor
- Zaman zaman GPS saçmalayabiliyor























